Ana Sayfa Blog Sayfa 2760

Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi: 2017 kayıtlardaki en sıcak 3 yıldan biri

Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) meteorolojik kayıtların tutulduğu 19. yüzyılın sonlarından bu yana en sıcak dört yılın geride kaldığını açıkladı. 65 ülkeden 500 araştırmacının katıldığı çalışmaların sonuçlarının yer aldığı 300 sayfalık raporda 2017 yılının en önemli küresel iklim trendleri yer alıyor.

2017 ölçümlerin başlamasından sonra kaydedilen üçüncü en sıcak yıl oldu. NOAA’nın iklim araştırmacısı Deke Arndt iklim fenomeni El Nino’nun etkilemediği yıllar açısından ise 2017’nin en sıcak yıl olarak kayıtlara geçtiğini söyledi. Aralıklarla ortaya çıkan El Nino Pasifik Okyanusu’nun ısınmasına yol açıyor.

Sera gazları miktar olarak 2017 yılında rekor düzeye çıktı

Rapor ısınmakta olan gezegenimizin kısmen artan iklim trendlerine açıklık getiriyor. Karbondioksit ve metan gibi sera gazları miktar olarak 2017 yılında rekor düzeye çıktı. Deniz suyu seviyesi ise 1993’e kıyasla ortalama 7,7 santim yükseldi. Buna göre denizlerin seviyesi her on yılda bir üç santim yükseliyor.

Yer küredeki ısınma Kuzey Kutup Bölgesi’nde de etkilerini gösteriyor. Uzmanlar, Kutup bölgesindeki buzların eriyerek uzun vadeli yaz dönemi ortalamasının dörtte üçüne indiğine dikkat çekiyor. NOAA’nın raporunda kutup bölgelerindeki buz tabakasının inceldiği ve kolay kırılıp çabuk eridiği belirtiliyor. Kalın buz tabakasının kapladığı bölgenin hızla küçüldüğü ve son on bir yılda en düşük buz değerlerinin Eylül ayında ölçüldüğü de raporda yer alıyor. 

Küresel ısınma renkli mercan resiflerini de tehdit ediyor. Işık, besin ya da sıcaklık gibi değişim sonucu mercanlar renklerini kaybediyor.

Mercan resifleri büyük tehlike altında

Deniz suyu seviyesinin yükselmesi öncelikle mercan kayalıklarına zarar veriyor. NOAA uzmanları 2014 Haziran’dan 2017 Mayıs ayına kadar süren mercan solukluğunun aşırı uzun sürdüğüne ve renk solukluğunun El Nino’dan etkilenmeden uzamasının endişe verici olduğunu belirtiyorlar.

Bilim insanları mercan resiflerini, dar bir alanda çok sayıda canlı türü barındırdıkları için yeryüzündeki yağmur ormanlarına benzetiyorlar. Uzmanlar mercanlarda yaşayan balık ve diğer canlı türlerinin bir milyar insanın gıda ihtiyacını karşıladığını hesaplamışlar. Sahilleri fırtına ve yüksek dalgalardan koruyan mercanlık alanlar aynı zamanda çeşitli kıyılardaki kumsalların ham maddesini de oluşturuyor. 

Özellikle Guam, Samoa ve Hawaii mercanlarında aşırı soluklaşma tespit edilmiş. 2014 – 2017 yılları arasında renk soluklaşmasının mercanları tehdit edecek boyutlara vardığı ve kısa aralıklarla kendini gösterdiğinden mercanların toparlanıp sağlığa kavuşmasının giderek zorlaştığı da Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin raporunda yer alıyor.

 

(DW Türkçe)

Cinsel şiddete ağır ceza getirilen Fransa’da sokakta laf atmak artık resmen suç

Fransa’da uzun süredir tartışılan “cinsel şiddet ve tecavüzün önlenmesine” ilişkin teklif Meclis’in her iki kanadından da geçerek yasalaştı.

Arzu Çakır’ın VOA’dan çıkan haberine göre, yasadan “15 yaşın altındaki tüm cinsel ilişkilerin tecavüz sayılmasını öngören” önemli değişiklik çıkarıldı ve bu konuda takdir yetkisi hakime bırakıldı.

Ancak yasayla, sokakta laf atma eylemi de suç olarak tanımlandı ve bu yeni suç tanımı için 90 Euro’dan 750 Euro’ya kadar para cezası getirildi.

Meclisin yılın son çalışma gününde kabul ettiği yasa, Senato ile uzlaşmaya vardığı son haliyle kabul edilerek kesinleşti. Meclis Genel Kurulu’nda yapılan son görüşmelerin ardından yapılan oylamada, hiçbir milletvekili yasaya karşı oy kullanmadı ancak oylamaya katılım düşük oldu. Yasanın Genel Kurul’daki son oylamasında 92 milletvekili ‘Evet’ oyu kullandı.

Eylül ayından itibaren yürürlüğe girecek yasayla, çocuğa yönelik tecavüz ve cinsel şiddet suçlarına verilen cezalar ağırlaştırılıyor. Hükümet tasarıda “rıza karinesi” bölümünde “rızaya bağlı ilişkiye 15 yaş sınırı getiren ve bunun altındaki tüm ilişkileri otomatik olarak tecavüz olarak kabul eden” bir düzenlemeye yer vermişti. Ancak tasarının çok tartışılan bu maddesi, anayasaya aykırılık içermesi nedeniyle, yasa metninden çıkarıldı ve kesinleşen son metinde yer almadı.

Yasak yerine 15 yaşından küçükler için, “kısıtlama ve sürpriz kavramları” yasa maddesine eklendi. Buna göre, “15 yaşından küçük tecavüz mağdurlarının, cinsel ilişkiye rıza göstermek için yeterli takdir yetkisine sahip olup olmadığı ve savunmasızlığı hakim tarafından gözönünde bulundurulur” cümlesi kabul edildi. Hakime ayrıca, taraflar arasındaki yaş farkının büyük olması durumunda da kanaatte bulunma yetkisi verildi.

Yasayla tecavüze uğrayan şahısların suç duyurusunda bulunma süresi ergenlik yaşından itibaren 20 yıldan 30 yıla çıkarıldı. Böylece, tecavüze uğrayan bir kişiye, 48 yaşına kadar suç duyurusunda bulunabilme hakkı getirildi.

Sokakta laf atmak suç oldu

Yeni düzenlemede, çok tartışılan “sokakta laf atma” suçuna da yaptırım getiriliyor. Hafta başında kendisine laf atan bir şahsa yanıt verdiği için sokak ortasında dayak yiyen genç kadının video görüntüsüyle yeniden gündeme gelen laf atma eylemi, kesinleşen yasa metninde suç olarak tanımlandı. Laf atan kişinin suçüstü yakalanması durumunda, eyleminin ağırlığına bağlı olarak 4 aşamada, 90 euro ila 750 euro arasında para cezası ödemesi öngörülüyor. Kadın-Erkek Eşitliğinden Sorumlu Bakan Marlene Schiappa, sonbahardan itibaren göreve başlayacak “yakın mahalle polisleri” aracılığıyla suçüstü cezaları kesileceğini belirtti.

Uyuşturucu kullanarak tecavüze ağır ceza

Yeni yasayla ayrıca, ilaç ya da uyuşturucu vererek tecavüz suçuna 5 yıla kadar hapis, 75 bin euro da para cezası getirildi. Tecavüz ya da cinsel ilişki gibi anları filme alanlar hakkında da yeni bir suç tanımı yapılarak, bu suçu işleyenlere 1 yıla kadar hapis ve 15 bin euro para cezası verilmesi kabul edildi.

15 yaş hayal kırıklığı

Yasayı savunan Kadın-Erkek Eşitliğinden Sorumlu Bakan Marlene Schiappa, “Cumhurbaşkanının seçim kampanyasında verdiği söz, çok güçlü bir şekilde metinde yer alıyor. Bu yasayla çocuklarımızın cinsel şiddet ve tecavüze karşı korunması yolunda önemli adımlar atılmıştır” dedi.

Fransa’da 11 yaşındaki iki ayrı kız çocuğuyla cinsel ilişkiye giren iki sanığın bırakılması sonucu yaşanan büyük tartışma sonrası getirilen yasayla, ergin olmayan çocuklarla rızaya bağlı cinsel ilişkiye bir sınırlama getirilmesi bekleniyordu. Ancak kadın haklarını savunan dernekler gibi “15 yaş sınırını savunan” muhalefet milletvekilleri de bu maddenin yasada yer almamasından duydukları üzüntüyü dile getirdi. Kendisi de cinsel şiddete uğrayan Başkaldıran Fransa Hareketi (LFI) milletvekili Clementine Autain “Çok önemli bir fırsat kaçırıldı” derken, merkez sağ UDI milletvekili Sophie Auconie de yasanın son hali hakkında “büyük hayal kırıklığı” yorumunu yaptı.

 

(Voice of America)

ODTÜ’de gökkuşağı bayrağına soruşturma açıldı

ODTÜ’de LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne katıldığı iddia edilen öğrencilere açılan disiplin soruşturmasının ardından bu sefer de yürüyüş sırasında binalara asılan gökkuşağı bayrağına da soruşturma açıldı.

Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, 11 Mayıs LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde Fizik bölümü binasına gökkuşağı bayrağı astığını iddia ettiği öğrencilere disiplin soruşturması başlattı.

Yıldız Tar’ın Kaos GL’den çıkan haberine göre Dekanlık, öğrencilere soruşturmaya ilişkin yolladığı bilgilendirme mailinde, “bahar şenlikleri kapsamında fakültemiz fizik bölümü başkanlığının çatısına ‘gökkuşağı’ olarak tabir edilen LGBT isimli oluşumun simgesi olan flamaları asmaları iddiasıyla” ifadelerini kullandı.

Üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Mimarlık Fakültesi dekanlıkları ile Yabancı Diller Yüksek Okulu Müdürlüğü ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne katıldığını iddia ettiği öğrencilere de disiplin soruşturması başlatmıştı.

8. ODTÜ Onur Yürüyüşü

Ankara Valiliği ve ODTÜ Rektörlüğü’nün hukuksuz yasağına karşı yüzlerce ODTÜ’lü 11 Mayıs’ta kampüsü gökkuşağına boyadı.

ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması kampüste Onur Haftası ve Yürüyüşü düzenlemeye hazırlanırken üniversite yönetimi bütün öğrencilere “etkinliklere izin verilmeyecektir” diyen bir mail attı.

ODTÜ Rektörlüğü, üniversite olarak kültür, sanat ve bilim alanlarında faaliyet yürüten öğrenci topluluklarını desteklediklerini iddia etti. Rektörlük açıklamasına şöyle devam etti:

“Sosyal medyada kendilerini ‘ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması’ olarak tanıtan grup, ilgili Yönerge kapsamında kurulmuş bir topluluk değildir. Dolayısıyla söz konusu grup tarafından 7-12 Mayıs 2018 tarihleri arasında yapılacağı duyurulan etkinlikler tamamen bu çerçevenin dışındadır.”

Rektörlük, Ankara Valiliği’nin 18 Kasım 2017’de ilan ettiği süresiz “LGBTİ+ etkinlik yasağına” da değinerek, “İdari makamlar tarafından 18 Kasım 2017’de duyurulan LGBT etkinliklerine yönelik süresiz yasak kapsamında söz konusu etkinliklere izin verilmeyecektir” dedi.

22. Yıl Onur Haftası etkinlikleri 7 Mayıs’ta “Gökkuşağını boyama” etkinliği ile başladı. Adnan Yücel’in “Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” dizelerinin yer aldığı gökkuşağı afişinin boyamak için çimlerde buluşan öğrenciler kolluk kuvvetleri ile karşılaştı. Üniversite yönetiminin engelleme çabalarına rağmen etkinlikler gerçekleşti.

 

(Kaos GL)

Papaz Brunson kriziyle gerilen Ankara-Washington ilişkilerinde uzlaşma arayışı

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo, Ankara-Washington ilişkilerinin en zorlu dönemlerinden birinin yaşandığı günlerde bir araya geldi.

Singapur’daki görüşmenin ardından açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, “Birçok konuyu konuştular. Ülkelerimiz arasındaki sorunları çözmeye çalışmayı sürdürme konusunda mutabık kaldılar” dedi. Nauert, görüşmeyi “yapıcı” olarak tanımladı.

Çavuşoğlu: Tehdit diliyle sonuç alınamayacağını yineledik

Çavuşoğlu da Pompeo ile mevcut sorunları nasıl çözeceklerini ele aldıkları görüşmenin “son derece yapıcı” geçtiğini ve çözüm için “birlikte adım atmaya ve çalışmaya devam edeceklerini” söyledi. Çavuşoğlu, “Tehdit diliyle, yaptırımlarla hiçbir sonuca varılamayacağını başından beri söyledik. Bugün yine bunu tekrarladık. Bunun da çok iyi şekilde anlaşıldığını düşünüyoruz” dedi.

“Bugünkü görüşme yapıcı bir ortamda sorunları çözme odaklı bir görüşme oldu” diyen Çavuşoğlu, “Tabii ki bir görüşmede bu krizlerin ya da sorunların hepsinin birden çözülmesi beklenemez. Ama sorunların çözülmesi için bundan sonraki süreçte de yakın işbirliği, diyalog içinde yakın çalışma konusunda mutabık kaldık” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmek için Menbiç’teki yol haritası, PKK’ya yönelik çalışma grubu ve İdlib gibi konularda da hangi adımların atılabileceğini görüşmede değerlendirdiklerini sözlerine ekledi.

Pompeo: Yaptırımlar ciddiyetimizi gösteriyor

Pompeo ise Malezya’dan Singapur’a geçerken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD’nin İzmir’de ev hapsinde olan ABD’li papaz Andrew Brunson’ın durumu nedeniyle Türkiye Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında aldığı yaptırım kararlarına değindi. Pompeo, “Türkleri zamana oynama döneminin bittiği ve Pastör Brunson’ın geri dönme vaktinin geldiği konusunda uyardık. Umarım bunun çok ciddi olduğumuzun göstergesi olduğunu anlayacaklar” dedi.

“Türk hükümeti tarafından tutulan diğer tüm Amerikalılar gibi Brunson’ın da eve dönmesi lazım” ifadesini kullanan Pompeo, “Bu apaçık ortada. Bu vatandaşlarımızı uzun süredir tutuyorlar. Bunlar masum insanlar” diye ekledi.

Çavuşoğlu ve Pompeo, Singapur’da yapılan 51’inci Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamında görüştü. TSİ 07.30’da başlayan ikili görüşme yaklaşık bir saat sürdü.

Yaptırım gerginliği

ABD Hazine Bakanlığı önceki gün aldığı kararla, Türkiye’de casusluk suçlamasıyla yargılanan Brunson’ın serbest bırakılmaması nedeniyle uygulanan yaptırımlar çerçevesinde Gül ve Soylu’nun ABD’deki mal varlıklarını bloke ederken, ABD’li kişi ve kurumların iki bakanla iş yapmasını da yasaklamıştı. ABD’nin yaptırım kararı Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından “şiddetle protesto edilirken” karşılığının “gecikmeksizin aynıyla” verileceği açıklanmıştı.

Yirmi yılı aşkın süredir Türkiye’de yaşayan ve 9 Aralık 2016’da tutuklanan ABD’li Protestan din adamı Brunson, Gülen yapılanmasının üst düzey yöneticileriyle bağlantı kurmakla ve PKK’ya destek vermekle suçlanıyor. Brunson hakkında “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği” gerekçesiyle 15 yıla kadar, “casusluk yaptığı” suçlamasından ise 20 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Papaz Brunson’ın yargılandığı dava Türkiye ve ABD arasında uzun süredir gerginliğe neden olan konulardan biri. İzmir’deki mahkemenin 25 Temmuz’da Brunson’ın tutukluluk hâlini ev hapsine çevirmesi üzerine 50 yaşındaki papaz cezaevinden çıkmıştı. Brunson’ın avukatının müvekkilinin ev hapsinin kaldırılması için yaptığı itiraz ise reddedilmişti.

 

(DW Türkçe)

İklim değişikliğinin yıkıcı etkisi Rize’yi vurdu: Aşırı yağış toprak kaymalarına yol açtı

İklim değişikliği yıkıcı etkisini yurt genelinde göstermeye devam ediyor.

Marmara Bölgesi’nde geçen ay sel baskınları yaşanırken dün Rize’den de benzer haberler geldi.

Rize’de aşırı yağışlar bölgedeki tarım arazilerinde toprak kaymalarına yol açtı.

Dereler taştı, yurttaşlar binalarda mahsur kaldı.

Rize’nin merkeze bağlı Kömürcüler köyündeki derenin taşması sonucu Muradiye beldesi ile şehir merkezi arasındaki ulaşımı sağlayan yol kapandı.

Bazı araçlar akıntıya kapılarak sürüklendi, bazıları sular altında kaldı.

Dere kenarında bulunan 7 katlı bir bina, yıkılma tehlikesine karşı tahliye edildi.

Merkeze bağlı Güzelyurt, Güneysu ilçesine bağlı Yukarıislahiye köyleri ile Kalkandere ilçesinde bazı vatandaşların heyelan ve taşkın sonucu ev ve derede mahsur kaldıkları öğrenildi.

İhbar üzerine AFAD, jandarma ve ilgili kurumların ekipleri, mahsur kalanlara müdahale etti.

Rize Valisi: Can kaybı yok

Rize Valisi Erdoğan Bektaş, yağmur ve toprak kaymasına bağlı can kaybı yaşanmamasının sevindirici olduğunu belirterek, “Güzelyurt’ta mahsur kalan vatandaşlarımızı AFAD ve jandarma ekiplerimiz güvenli bölgeye aldı. Gerekli çalışmalar sürdürülüyor.” dedi.

Bektaş, yağışların ardından bölgedeki tarım arazilerinde toprak kaymaları meydana geldiğini söyledi.

Bektaş, “Derelerin taşması ve yollara rüsubat taşıması sonucu özellikle Muradiye bölgesinde yolun belli bölümlerinde kapanmalar oldu. Bölgede incelemelerimizi sürdürüyoruz, ekiplerimiz de çalışmalarına devam ediyor” diye konuştu.

Bektaş, Güneysu ilçesine bağlı Yukarı islahiye bölgesinde ormana gidenlerin mahsur kaldığı yönünde ihbar olup olmadığı sorusu üzerine, “Herhangi bir can güvenliği sıkıntıları yok. Yolun kapalı olması nedeniyle güvenli bölgede bekliyorlar. Arkadaşlarımız onları da bulunduğu bölgeden alacaklar” yanıtını verdi.

Öte yandan, bölgede mahsur kalan 6 kişinin ekipler tarafından kurtarıldığı, bazı kişilerin ise kendi imkanlarıyla güvenli bölgeye ulaştıkları öğrenildi.

Muradiye Belde Belediye Başkanı: Felaketle karşı karşıyayız

Muradiye Belde Belediye Başkanı Musa Süreyya Balcı, “Köprü ve menfezler yok oldu. Zor durumdayız, felekatle karşı karşıyayız. Şu anda can kaybımız yok, mahsur kalanlar var” diye konuştu.

Yedi katlı bir binanın tahliye edildiğini ifade eden Balcı, “Binanın çökme riski yok. Tedbir olarak binadakileri tahliye ettik. Dere kenarındaki bu binanın çaresine bakılmalı. Tarım arazilerinde büyük hasar var. Her ağustosta bunu yaşıyoruz. Bu derenin yeniden ele alınması gerekiyor” dedi.

Karadeniz’de yağışlar devam ederken, Muradiye Belediye Başkanı Musa Süreyya Balcı sosyal medya hesabından, “Allah’ım yardım et batıyoruz” diye yazdı.

 

(NTV)

Bedelli askerlik düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi

Yapılan düzenlemelere göre 1 Ocak 1994’ten önce doğanlar 15.000 Türk Lirası ödeyerek bedelli askerlik hakkından yararlanabilecek.

Resmi gazetede yayımlanan düzenlemelerde bedelli askerlik kapsamında yapılacak askerlik süresi ise 21 gün olarak belirlendi.

Yurt dışında ikameti olanlar ise 2.000 euro karşılığında bedelli askerlik imkanından yararlanabilecek. Daha önce bu tutar 1.000 euroydu.

Yurt dışından bedelli askerliğe başvuranlardan 21 günlük temel eğitim şartı istenmiyor. Daha önce yurt dışında yaşayan 38 yaş ve üstündeki kişilerin başvurabildiği bedelli askerlikte bu yaş sınırı da kaldırıldı.

Bedelli askerlikten yararlanmak isteyenlerin üç ay içerisinde askerlik şubelerine başvurmaları gerekiyor.

 

(BBC Türkçe)

Barış İçin Akademisyenler’den pasaport yasağına karşı Twitter’da kampanya

2016 yılında “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için “Terör örgütü propagandası” ile suçlanan ve OHAL döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle üniversitelerinden ihraç edilen Barış İçin Akademisyenler (BAK), seyahat özgürlüğünü engelleyen pasaport tahditlerinin kalkmasına yönelik bir kampanya başlattı.

Barış İçin Akademisyenler, Twitter’dan “Herkesi, KHK ile ihraç edilen barış akademisyenlerinin seyahat özgürlüğünü engelleyen pasaport tahdidinin kalkmasına yönelik mücadeleye destek olmaya davet ediyoruz. 2 Ağustos, 20:00’de Twitter eylemi. Hashtag:#PasaportlaraÖzgürlük #FreedomforPassports Barış İçin Akademisyenler” açıklamasıyla kampanyaya çağrı yaptı.

 

(Duvar)

Türkiye’nin kuir olimpiyatları “Queer Olympix 2018” programı belli oldu

Türkiye’nin kuir olimpiyatları “Queer Olympix 2018” programı belli oldu. İlki geçen yıl Ağustos ayında düzenlenen “Queer Olympix” bu yıl 10-12 Ağustos tarihleri arasında İstanbul, Heybeliada ve Kalamış’ta sporcularla buluşacak.

Heybeliada’da başlayacak Queer Olympix için 10 Ağustos Cuma günü saat 09:50’de Kadıköy İskelesi’nde buluşulacak ve etkinliklerin gerçekleşeceği Heybeliada’ya gidilecek.

Queer Olympix’in ilk etkinliği saat 12:00’daki bisiklet turu. Aynı gün tanışma pikniği, yoga ve yüzme etkinlikleri gerçekleşecek.

Queer Olympix Kalamış’ta

Heybeliada’ya veda eden Queer Olympix etkinlikleri Kalamış’ta devam edecek.

İkinci gün saat 11:00’da başlayacak olan bayrak yarışını, uzun atlama, plaj voleybolu ve jonglörlük takip ediyor. İkinci gün bu etkinliklerin yanı sıra, üç farklı atölye ile açık hava film gösterimi de yapılacak.

Queer Olympix’in son günü

Queer Olympix’in son gününde, frizbi ve futbol antrenmanlarının ardından saat 15:00-21:00 arası futbol turnuvası gerçekleşecek. Queer tango ve işaret dili atölyelerinin de olduğu program 21:30’daki ödül töreni ve kapanış partisi ile son bulacak.

 

(Kaos GL)

Kırklareli Ovası’na termik santrale tepki: Çocuklarımızın zehirlenmelerini istemiyoruz

Kırklareli’de 31 Mart 2018 günü özel bir şirket, Tarımsal SİT Alanı ilan edilen ve ilin sebze, meyve, hayvansal üretiminin yaklaşık yüzde 30’unu karşılayan, en verimli ayçiçeği ve buğday tarlalarının bulunduğu Kırklareli Ovası‘na sıfır noktada, kömürlü termik santral kurmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na başvurdu.

Bakanlık, 27 Haziran günü resmi internet sitesinden duyuru yaparak, termik santral için ÇED sürecinin başladığını bildirdi. Bakanlık ve özel şirket yetkilileri, yarın santralin kurulacağı bölgenin çevresindeki vatandaşlarla İnece Beldesi’nde bilgilendirme toplantısı düzenleyecek.

Kırklareli il merkezine 19 kilometre mesafede Tarımsal SİT Alanı’nın yanı başına kurulması planlanan termik santrale, başta çevreciler, köylüler ve üreticiler sert tepki gösterdi. Cuma günü yapılacak ÇED bilgilendirme toplantısı öncesinde Kırklareli’de örgütlenen çevreciler, bazı belediyeler ve sivil toplum örgütleri, sık sık köylüleri bilgilendirme toplantısı düzenleyerek, termik santralin kurulmaması için yapılacak mücadeleyi tartışıyor.

“Torunlarımızın, çocuklarımızın kanser olmasına izin vermeyeceğiz”

İnece Beldesi Belediye Başkanı Şehabettin Vardar, kurulacak termik santralin yaklaşık 800 bin kişiyi olumsuz etkileyeceğini belirterek, bölgede tarım ve hayvancılığın biteceğini söyledi. Vardar, “Termik santralin yapılmasını istemiyoruz. Çünkü burası birinci sınıf tarım arazisi. Türkiye’de ve bölgede Kırklareli ovasında, Kırklareli halkının yüzde 50 sebze ve meyve ihtiyacını karşılayan bir alan burası. Buralar, doğal yaşam alanları. Buranın halkı tarım ve hayvancılıkla geçiniyor. Çocuklarımızın geleceği ve canlılar yok olacak. Su kaynaklarımız bitecek. Bu santral kurulursa 122 yerleşim alanı etkilenecek. Yaklaşık 700-800 bin kişi yaşıyor bu alanda. Bunların zehirlenmesine izin vermeyeceğiz. Torunlarımızın, çocuklarımızın kanser olmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

“Termik santral istemiyoruz” 

Termik santralin kurulacağı Dokuzhöyük Köyü Muhtarı Nazmi Kavcin, köylerinin girişindeki tabelada, ‘meyve, sebze, un diyarı’ diye yazdığını belirterek, “Aynı o tanıtıma uygun bir yerdir burası. Burası, Kırklareli’nin gıda ihtiyacı olan, sebze, meyve, peynir ve unu karşılayan bir yerdir. Ayrıca Dokuzhöyük bulunmasıyla tarihi bir yer burası. Bizi derinden etkileyen köyümüze bin 800 metre mesafede kurulmak istenilen bir termik santrali var. Burada 1 saate 178 ton kömür yanacak. Bunun hiç mi külü olmayacak. Burada yanan kömürde 1 saat içinde bir olimpik yüzme havuzunu dolduracak, suyun buhar olup havaya karışacak. Bunun bir anlamı var, iklimi değiştirecek. Burada yaşamı yok edecek. Geleceğimize hastalık, geleceğimize kötü bir miras bırakacağız. Belki gelecekte burayı terk edecek. Buraya bu termik santralin yapılması bizi katletmek anlamını taşıyor. Buraya termik santral istemiyoruz. Buraya yapılacak termik santral buraya konulmuş bir bombadır.”

“Kullanılacak olan su ovanın olmazsa olmazı”

Kırklareli Kent Konseyi Çevre Komisyonu Başkanı ve Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Göksal Çiğdem, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 27 Haziran 2018 yılında yaptığı duyuruda, Tarımsal SİT Alanı ilan edilen Kırklareli Ovası’nın hemen girişine termik santral duyurusu yaptığını belirterek, duyuru yapılan 500 dekarlık alanın tamamı, tarımsal üretimin yapıldığını ve yüzde 84’ü tarım, yüzde 16’sı da orman arazisi olduğunu söyledi. Tarımsal SİT Alanı ilan edilen Kırklareli Ovası’nın yaklaşık 84 bin dekar alan olduğunu belirten Çiğdem, “Termik santral kurulacak alan tamamı tarım alanı ve buradaki yapılması düşünülen faaliyetler de yeraltı suyu yaklaşık 2 bin ton günde su kullanacak. Ama kullanılacak olan bu suda kurumsal SİT olarak ilan edilen ovanın olmazsa olmazı” dedi.

Kırklareli Ovası’nın 30 bin yıl sürede oluşan bir ova olduğunu söyleyen Göksal Çiğdem, “30 yıllık bir proje için böyle bir alanın yok edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Biz de bunu kabul etmiyoruz. ÇED sürecinin sonlandırılması için her türlü girişimi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bu topraklar yaklaşık 8 bin 500 yıl önce Avrupa’nın yerleşik tarıma geçtiği topraklar. Bu da bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Burada yürütülecek faaliyetler sonucunda saatte 358 ton kömür yakıp, 71 ton külün 61 tonu uçucu, 11 tonu da taban külü olarak çıkacak. Burada devasa bir kül dağları oluşacak. Bu kül dağları da burada yaydığı radyasyonla, buradaki yaşamı tamamen yok edecek. Biz bunun olmaması için her türlü faaliyeti yürüteceğiz” dedi.

CHP’li vekil araştırma önergesi verdi

CHP Kırklareli Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, bölgeye kurulacak termik santral için TBMM’de araştırma önergesi ve soru önergesi verdi. Termik santralin bölgeye büyük zarar vereceğini belirten Gündoğdu, şöyle konuştu:

“Hem sağlık anlamında, hem de çevresel anlamda etki değerleri de çok fazla olacağına inanıyoruz. Ve neticede baktığınızda, bununla ilgili geçtiğimiz günlerde Enerji Bakanlığı’na direkt olarak araştırma önergesi verdik. Bu sadece canlıyı yok edecek birilerinin para kazanmasıyla ilgili, alakalı bir şey değil. Yaşayan her canlıya ister çiçek, böcek, insan olsun. Zarar vereceği kesin. Netice itibarıyla bu bölge Dokuzhöyük’teki kısım baktığınızda, tarımsal alan olarak zaten işaretlenmiş. Ve o tarımsal alanın hemen sıfır noktasına yapılacak bir termik santral. Orası kırmızı biberiyle ünlü her sebzenin yetiştiği bir bölge. Kırmızı biber tarhanası burada yetiştirilip Türkiye’nin çeşitli bölgelerine gönderiliyor. Bu tamamen yanlış. Bölgesel anlamda bir yanlış var. Kurulduğunu düşündüğümüzde biz çocuklarımıza hesap veremez duruma geliriz. Bu santralin buraya kurulmaması için elimizden geleni yapacağız. Avrupa’da bu termik santraller kaldırılırken, Türkiye’de verimli toprakların bulunduğu ovaya termik santral yapmak istiyorsunuz, bu tartışılır.”

“Çocuklarımızın bizim gibi doğal yiyecek ile bizim gibi yaşlanmalarını istiyoruz”

Termik santralin kurulması planlanan bölgede buğday, ayçiçeğinin yanı sıra sebze, meyve üreten, hayvancılık yapan üreticiler, gün boyu tarlalardan topladıkları ürünleri traktörleriyle evlerine taşıyor. Üretici kadınlar, termik santrale karşı olduklarını ve istemediklerini dile getirerek, tarlalardan yetiştirdikleri organik ürünlerin yok olacağını ve üreticiliğin de biteceğini anlattı. Kadınlardan Hatice Pınar, “Köyümüzde termik santral istemiyoruz. Termik santral kurulursa doğamız katledilir. Toprağımızın kirlenmesini istemiyoruz. Çocuklarımızın bizim gibi doğal yiyecek ile bizim gibi yaşlanmalarını istiyoruz. Zehirlenmelerini istemiyoruz. Biz genç yaşta ölmek istemiyoruz. Kanser olmak istemiyoruz. Termik santral suyumuzu kirletip toprağımızı zehirleyecek” dedi.

 

(T24)

Uluslararası Matematikçiler Birliği’nden Prof. Dr. Ali Nesin ve Prof. Dr. Koçer Birkar’a ödül

Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen Uluslararası Matematikçiler Kongresi’nde Gauss, Nevanlinna ve Leelavati olmak üzere üç ödül; Fields ve Chern olmak üzere iki madalya verildi.

Bu yıl dört kişiye verilen ve “Matematiğin Nobeli” olarak bilinen Fields madalyası sahiplerinden biri Cambridge Üniversitesi’nden geometri uzmanı Prof. Dr. Koçer Birkar olurken, Leelavati Ödülü de Prof. Dr. Ali Nesin’nin oldu.

Törende Fields madalyası Birkar’ın yanı sıra Alessio Figalli, Peter Scholze ve Akshay Venkatesh’e de verildi. Diğer ödüller ve sahipleri ise şöyle:

-Gauss Ödülü – David Donoho

-Chern Madalyası – Masaki Kashiwara

-Nevanlinna Ödülü – Constantinos Daskalakis

Birkar’ın madalyası çalındı

Ödül töreninden sonra madalyasını içine koyduğu çantasını salonda bırakan Birkar, daha sonra madalya ile cep telefonunun çantanın içinde olmadığını fark etti.

Salonda yapılan aramalara rağmen madalya bulanamazken, Fransa haber ajansı AFP’ye konuşan bir organizatör ödülün çalındığı haberini doğruladı.

Birkar: Umarım 40 milyon Kürt’ü mutlu etmişimdir

Birkar ödülü farklı türde polinom denklemlerini kategorize etme konusundaki çalışmalarından ötürü kazandı. Bu denklemlerin sonsuz çeşitliliğinin, aritmetik geometri alanında büyük bir atılım olan sınırlı sayıda sınıflandırmaya bölünebileceğini kanıtladı.

Ödülle ilgili bilim dergisi Quanta’ya konuşan Birkar, “Umarım bu ödül ile 40 milyon Kürdü mutlu etmişimdir” diye konuştu:

“Matematik bölümüne gittiğim zaman Fields Madalyası’nı kazananların fotoğrafları duvarda asılıydı. Onlara bakarak acaba, ‘kendi kendime ben de bir gün onlardan bir olabilir miyim diye’ konuşuyordum. İran’dayken bir gün Avrupa’ya gideceğimi bilmiyordum.”

Uluslararası Matematikçiler Birliği, 4 senede bir yapılan Uluslararası Matematikçiler Kongresi’nde 2, 3 ya da 4 matematikçiye Fields Madalyası veriyor. Kanadalı matematikçi John Charles Fields’in adını taşıyan ödül 1936 yılından itibaren veriliyor ve bilim dünyasında matematiğin Nobel’i olarak biliniyor

Koçer Birkar kimdir?

Akademisyendir, Cambridge’s Department of Pure Mathematics and Mathematical Statistics üyesidir.

İran (Rojhilat), Merivan’da doğdu. Tahran Üniversitesi Matematik Bölümü’nden mezun olduktan sonra İngiltere’ye gitti. 2004’te Nottingham Üniversitesi’nde “Topics in modern algebraic geometry” (Modern Cebirsel Geometride Konular) teziyle doktorasını tamamladı. Kariyeri boyunca ikilemeli geometri ana ilgi alanı olarak öne çıktı.

2010’da, Paris Vakıf Bilimlerinde Matematik ile ödüllendirildiği yıl Birkar, Paolo Cascini (Imperial College London), Christopher Hacon (Utah Üniversitesi) ve James McKernan (Kaliforniya Üniversitesi, San Diego) ile birlikte bir yazı yazdı. “Existence of minimal models for varieties of general log type” (Genel log türlerinin çeşitleri için asgari modellerin varlığı) başlıklı makale, alanın devrim niteliği taşıyordu. Makale, 2016’da dörtlüyü AMS Moore Ödülü’nü kazandırdı.

Ali Nesin kimdir? 

Akademisyendir, Bilgi Üniversitesi Matematik Bölümü Başkanı, Nesin Yayınevi genel yönetmeni, Hrant Dink Vakfı danışma kurulu üyesi, Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHAK) kurucu üyesi ve Şirince’deki Matematik Köyü’nün de kurucusudur.

2003 senesinden beri üç ayda bir yayımlanan ve Türk Matematik Derneği’nin sahibi olduğu Matematik Dünyası isimli derginin sorumlu yazı işleri müdürü. Yağlıboya resim, desen ve portre çalışmaları da yapan sanatçı.

1956’da İstanbul’da doğdu. Paris VII Üniversitesi’nden mezun oldu. Matematikten “maitrise” derecesini aldı.

Yale Üniversitesi’nde matematiksel mantık ve cebir konularında doktora yaptı. 1985-1986 yılları arasında Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kampüsü’nde öğretim üyesi olarak çalıştı.

1987-1989 seneleri arasında Notre Dame Üniversitesi’nde yardımcı doçent, ardından 1995’e kadar Kaliforniya Üniversitesi Irvine Kampusü’nde doçent ve daha sonra profesör olarak görev yaptı.

Babası Aziz Nesin’in 1995’de ölümü üzerine yurda kesin dönüş yaptı ve Nesin Vakfı yöneticiliğini üstlendi.

Eserleri

Matematik ve Korku, Matematik ve Doğa, Matematik ve Sonsuz, Matematik ve Oyun, Develer ve Eşekler, Matematik Canavarı, Matematik ve Gerçek adlı birçok matematik kitabının yanı sıra, Önermeler Mantığı, Sayma ve Sezgisel Kümeler Kuramı gibi yarı akademik matematik kitapları ve henüz birinci, ikinci ve dördüncü ciltleri yayımlanan Analiz kitapları var. Ayrıca çeşitli dergilerde çıkmış bilimsel makaleleri ve Alexander Borovik ile birlikte yazdığı İngilizce bir kitabı (Groups of Finite Morley Rank), babası Aziz Nesin’in Osmanlıca el yazılarından çevirileri bulunuyor.

 

(Bianet)