Ana Sayfa Blog Sayfa 2566

Ruanda, 25. yıldönümünde soykırımı törenlerle anıyor


Ruanda’da en az 1 milyon insanın öldürüldüğü soykırımın 25’inci yıldönümününde, 100 gün boyunca ulusal törenler düzenlenecek. Soykırımcıları desteklemekle suçlanan Belçika özür diledi; Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron da 7 Nisan’ı Tutsi Soykırımı Anma Günü olarak ilan etti, ülkesinin yaşananlardaki rolünü anlamak için bir Tarih Komisyonu kurulacağını belirtti.  


Anma törenleri Ruanda Cumhurbaşkanı Kagame, Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ve AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in anma meşalesini birlikte ateşlemeleriyle başladı.
Soykırım anmasına binlerce Ruandalı katıldı.

Orta Afrika’da yer alan Ruanda Cumhuriyeti’nde Nisan 1994’te başlayan ve yaklaşık 3 ay süren soykırımda Hutuların katlettiği Tutsi kabilesine mensup kişiler törenlerle anılıyor. 100 gün sürecek törenler, Devlet Başkanı Paul Kagame’nin başkent Kigali’de, 250 bin kişinin mezarının bulunduğu Gisozi’ye çelenk koyması ve burada 100 gün boyunca yanmaya devam edecek bir ateş yakmasıyla başladı. Meşale, 100 gün boyunca sürecek ulusal yas için, 100 gün boyunca yanmaya devam edecek.

Kagali burada yaptığı konuşmada, “1994’te yalnızca cesetler vardı, şimdi ışıklar altındayız. Nasıl bu noktaya ulaştık ? Artık Ruandalılar bir aile. Hiçkimse ve hiç birşey artık, bir Ruandalı’yı öbürüne karşı getiremeyecek. Bu bizim kararlı hedefimizdir. 25 yıl sonra hepimiz hala buradayız, yaralı, kalbi kırık ama yenilmeden bir aradayız” ifadelerin kullandı. Konuşmanın ardından mezarlığa çiçekler konuldu, şarkılar söylendi, mumlar yakılarak yaşamını yitirenler anıldı.

Belçika Başbakanı özür diledi

Törende konuşan Belçika Başbakanı Charles Michel ise, 1994’de uluslararası toplumun büyük hatası olduğunu kabul ederek Ruanda halkından ülkesi adına özür diledi. Michel, Burada tarihteki hatasını gözlerinizin içine bakarak, olanlarda kendi payını ve sorumluluğunu kabul etmek isteyen bir ülke adına konuşuyorum. Ülkem adına sizden özür diliyorum. Burada yaşananlar uluslararası toplumun bir başarısızlığıdır” diye konuştu.

Soykırıma karşı Mücadele Ulusal Komisyonu Başkanı Jean-Damascene Bizimana da, uluslararası toplumun soykırımdaki rolüne parmak basarak, “Her türlü işarete rağmen, kimse kılını kıpırdatmadı. Şimdi de suçluları iade etmeyi ya da yargılamayı reddediyorlar. Bu ülkelerden bazılarında soykırımcılar rahatça yargılanmadan yaşamlarını sürdürüyorlar” ifadelelerini kullandı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ülkesindeki soykırım suçlularının yakalanıp yargılanması için elinden geleni yapacağına söz verdi.

Fransa 7 Nisan’ı anma günü ilan etti

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’da Paris’te, Elysee Sarayı’nda bir açıklama yaptı. Ruanda halkı ile dayanışma duygularını ifade eden Macron, 7 Nisan’ı Fransa’da da Tutsi soykırımını anma günü olarak ilan ettiğini söyledi.  Macron, Fransa’nın soykırımdaki rolünün belirlenmesi için bir Tarihçiler Komisyonu kurulacağını belirtti; ülkedeki soykırım suçlularının yakalanması ve yargılanması için polisin ve Paris Soykırım Mahkemesi’nin elinin güçlendirileceğine söz verdi.  

Hutu kabilesine mensup sivillerin Tutsilere saldırırken kullandıkları silahlar arasında en çok pala, balta, kılıç ve bıçaklar bulunuyordu.

25 yıl önce ne olmuştu?

Ruanda’da bugün hala yaraları kapanmayan olaylarda, Nisan ve Temmuz 1994 yılında 3 ay boyunca, BM’ye göre geneli Tutsi olan yaklaşık 1 milyon kişi vahşice öldürüldü. Tanzanya’dan, isyancı milisler Ruanda Yurtseverler Cephesi (RYC) ile barış müzakerelerinden dönen dönemin Cumhurbaşkanı Juvenal Habyarimana’nın uçağının, bir füzeyle düşürülmesinin ardından başlayan olaylarda, Hutu hükümetinin talimatıyla Tutsi soykırımı başladı.

Katliamlar, Ruanda Silahlı Kuvvetleri (FAR) ve Interahamwe Hutu milislerinin yanı sıra Tutsi karşıtı propagandayla kontrolden çıkan çok sayıda Hutulu sivil tarafından gerçekleştirildi. Yaklaşık 100 gün süren katliamlar sonucu 800 bin ila 1 milyon Tutsi katledildi. Soykırım, 4 Temmuz’da, Paul Kagame liderliğindeki Ruanda Yurtsever Cephesi’nin önderliğindeki Tutsi güçlerinin Kigali’ye girmesiyle sona erdi. O zamandan beri Ruanda’nın güçlü adamı olan Kagame, ülkesinin bu korkunç hafızayı aşması için çalışıyor.

Fransa’nın soykırımdaki rolüne ilişkin ise halen aydınlatılmayan pek çok soru işareti var. Fransa, soykırımı yapan Hutu hükümetinin uzun süre destekçisi olduğu için uluslararası kamuoyunda ve ülke içinde eleştiriliyordu. Soykırımı engellemek yerine saldırganlara silah ve mühimmat desteği sağlayarak, RYC’nin ilerleyişini kısıtladığı için pek çok kez uluslararası arenada kınandı.

Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand, Le Figaro gazetesine 1998’de “O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil” demişti.

İstanbul’da geçersiz oyların yüzde 90’ı sayıldı

YSK verilerine göre geçersiz oyların yüzde 90’ının sayıldığı İstanbul’da İmamoğlu ile Yıldırım arasındaki oy farkı 15 bin 823.


CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İstanbul’da geçersiz oyların sayımıyla ilgili son verileri paylaştı. Tanrıkulu’nun ekran görüntüsünü de paylaştığı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verilerine göre İstanbul’da son durum şöyle:

Ekrem İmamoğlu’nun oy sayısı: 4 milyon 171 bin 216

Binali Yıldırım’ın oy sayısı: 4 milyon 155 bin 393

Aradaki oy farkı: 15 bin 823

Geçersiz oylardan sayılan sandık oranı: Yüzde 90

Erdoğan’dan İstanbul açıklaması: Bütünü usulsüz, kamera tespitleri var

Rusya ziyareti öncesinde açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul yerel seçimlerinin bütününün usulsüz olduğunu öne sürdü. Ellerinde belge, bilgi ve kamera tespitleri olduğunu söyleyen Erdoğan, “10 milyonluk bir kentte, 13-14 bin oyla seçimi kazandım havasına girmeyin” uyarısı yaptı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ziyareti öncesi İstanbul Havalimanı’nda yaptığı açıklamada, yerel seçimlerdeki ‘örgütlü usulsüzlük’ iddialarına ilişkin, “Neredeyse bütünü usulsüz” dedi. Erdoğan, “Bu organize suçun örgütlü bazı eylemlerin yapıldığını tespit etmiş durumdayız, dolayısıyla YSK’ya da giderken bu belge, bilgi ve hatta ve hatta televizyon tespitleri var, kamera tespitleri var” diye konuştu.

Seçimin yenilenmesi sinyali mi?

Seçim sürecinin bittiğini, bundan sonraki adımın yargı süreci olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı, YSK’yi adres gösterdi; “Yargı sürecinde de bu işin patronajı Yüksek Seçim Kurulu. Burada YSK özellikle tüm siyasi partilerin, bu sadece Ak Parti’ye ait olan bir şey değil. Bizler bize gönül vermiş tüm halkımızın özellikle demokratik haklarını kullanma notasında onların hukukunu da bizim yine hukuk çerçevesinde koruma mecburiyetimiz var” diye konuştu.

Erdoğan 30 bin civarında geçersiz oy olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bunun sayımını yapamayız diyorsanız o zaman bunun ötesinde bir şey var. Bunları bizim YSK’dan beklememiz en doğal hakkımızdır. Geçmişte Türkiye’de Yalova’da Ağrı’da bunların örnekleri var. Yapılan seçimler var. E dünyaya bakıyorsunuz dünyada bırakın itirazları Amerika’da yüzde  gibi sıkıntılı bir oy miktarı olsa erken seçime gidiyorlar. Erken demeyeyim seçimin yenilenmesine gidiyor. Bazı eyaletlerde yüzde 2 olsun, çünkü bunu şey görüyor, bu kadar az bir farkla seçimi kazanması halkı rahatlatmaz diye düşünüyor. 10 milyonu aşkın bir seçmenin girmeye de olduğu İstanbul’da kalkıp de herhalde şöyle 13-14 bin oy farkla seçimi bir kazandım havasına kimsenin hakkı yoktur”

Erdoğan, İstanbul’un çeşitli semtlerinde Binali Yıldırım’la birlikte asılan ‘Teşekkürler’ pankartlarının ve muhalefetin astığı pankartların yasalara aykırı olmadığını da öne sürerek, “Bizim İstanbul halkına teşekkür etmekten daha doğal ne olabilir?” dedi.

‘Filistinlilerin yanındayız’

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçim vaaadi olarak Filistin’in Batı Şeria bölgesini ilhak etme niyetini eleştiren Erdoğan , “Yaptığı her iş uluslararası hukuka aykırıdır. BM’nin almış olduğu kararlara da aykırıdır. Seçim öncesi bir seçim yatırımı noktasında böyle bir adımın atılması, Ortadoğu’ya yeniden karanlık bir gelecek hazırlamaları kabul edilebilecek bir şey değildirKesinlikle Batı Şeria Filistinlilerin topraklarıdır. Filistinlilerin yanında olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Erdoğan Rusya seyahatinin gündeminin de ikili ilişkiler, Suriye ve ticaret hacmini artırmak olarak açıkladı.

Yerel seçim sonrası Sinop Nükleer Karşıtı Platform’un ilk kongresi yapıldı

Türkiye’nin ikinci nükleer santral tesisinin kurulması planlanan Sinop’ta 6.Olağan Kongresini gerçekleştiren Sinop Nükleer Karşıtı Platform bileşenleri kararlı: Ne Sinop’ta ne Akkuyu’da ne de Türkiye’nin bir başka yerinde nükleer santral yapılmasına izin vereceğiz.

31 Mart 2019 Yerel Seçimi’nin ardından Türkiye’nin ikinci nükleer santral tesisinin kurulması planlanan Sinop’ta, Sinop Nükleer karşıtı Platform (SNKP) olağan kongresini gerçekleştirdi. 6 Nisan 2019 Cumartesi günü Sinop Merkez Belediye Başkanı seçilen nükleer karşıtı hareketin aktif üyelerinden Barış Ayhan’ın da katılımıyla Sinop Nükleer Karşıtı Platform’un ev sahipliğinde Sinop Belediyesi’ne ait salonda toplanıldı.



Açılış konuşmasında dünyanın hızla yenilenebilir enerji üretimine yönelirken Türkiye’deki hükümetin nükleer santral kurma planlarından vazgeçmediğine vurgu yapıldı; “Biz Sinop NKP ve Ekoloji grubu olarak! Ne Sinop’ta, ne Akkuyu’da ne de Türkiye’nin bir başka yerinde nükleer santral yapılmasına izin vereceğiz” denildi.

‘Yeni yasa ve uygulamalar hak ihlali’

Türkiye genelindeki nükleer santral projelerine yönelik oluşturulan yeni yasa ve uygulamaların yurttaşların hak ihlali anlamına geldiğine değinildi. 09.07.2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 702 sayılı Nükleer Düzenleme Kurulu (NDK)’nun görev ve yetkilerine diğer yasal düzenlemelerle idari yapıların üzerinde mutlak yetki tanındığı belirtildi. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu’nun radyolojik etkilerle ilgili bölümlerin NDK tarafından belirleneceğine ve düzenlemeler yapılarak Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği alanına da müdahale edildiğinin altı çizildi.

Bununla birlikte 1/100.000’lik Sinop Kastamonu Çankırı Çevre Düzenleme Planı için 15 Ocak 2019 tarihinde askıya çıkartılan “plan notları” incelendiğinde Sinop İnceburun Yarımadası’nın atık depolama merkezi olarak kullanılacağına ilişkin kuvvetli bulgular tespit edildiği paylaşıldı.

‘Mücadeleyi sürdüreceğiz’

Sinop CHP teşkilatının aday gösterdiği ve yeni Belediye Başkanı seçilen Barış Ayhan da Platform kongrede konuşmacılar arasındaydı. Ayhan, konuşmasına 1996 yılında Belediye Başkanı seçilmiş olan Ali Karagülle’yi anarak başladı. “Bendeki ekoloji mücadelesininilk kıvılcımını yakan Sinop eski Belediye Başkanı Ali Karagülle’nin”cesedimi çiğnemeden buraya nükleer santral kuramazsınız” sözleri olmuştur diyen Ayhan şöyle devam etti: “Bundan sonra da Sinop Belediye Başkanlığı ve Sinop Nükleer Karşıtı Platform omuz omuza mücadelesine devam edecektir. Bunları seçime hazırlık sürecinde dile getirmiştim, seçimin sonrasında da imkan buldukça her yerde nükleer santral karşıtlığımızın kırmızı çizgim olduğunu belirterek Ali Başkan gibi cesedimi çiğnemeden nükleer santrali kuramayacaklarını söylemekteyim. Bu anlamda taşıdığım kimlik sokak mücadelesinde olmama, sizlerle omuz omuza dayanışmamıza mani değil. Dün nasıl şehir meydanında gaz yediysek, cop yediysek bugün de belediye başkanı olmam yine sizinle o meydanlarda kol kola omuz omuza yürümemize mani değil. Yine sokak mücadelesi vermemiz gerekirse en ön saflarda sizlerle omuz omuza yürüyeceğimi bilmenizi istiyorum”.

Ayhan üstlendiği pozisyonun hukuki sorumlulukları olduğuna da değinerek “İşin hukuki boyutunda vekaletnamemizi vererek nükleer karşıtılığı sürecine resmi olarak da müdahil olacağız. Ayrıca bilmenizi isteriz ki nükleer karştı hareket adına katılmamız gereken yerel, ulusal, uluslararası sempozyum, panel, konferans gibi çalışmalarda Sinop Belediyesi olarak maddi manevi şekilde yanınızdayız” ifadelerini kullandı.

6 Şubat 2018’de Sinop Üniversitesine ait Uygulama Oteli’nde düzenlenen Sinop NGS için ÇED başvurusu ve “ Halkın Katılımı Toplantısı”na halkın katılımı engellenmiş, Valiliğin önünde toplanarak bilgi talep eden topluluğa biber gazı sıkılmıştı. Barış Ayhan ve Gerze eski Belediye Başkanı Osman Gürbüz de Sinoplular ve tüm nükleer karşıtlarıyla birlikte şiddete karşı direnmişti. İlgili haberimize şuradan ulaşabilirsiniz .

(Yeşil Gazete)

‘İstanbul sevdası’ bitmiyor: AKP tüm oyların tekrar sayılmasını istedi


AKP Genel Başkan yardımcısı Yavuz, İstanbul’un 38 ilçesinde oyların tümünün yeniden sayılmasını, Büyükçekmece seçimlerinin de iptalini istediklerini söyledi. Yavuz, ‘maddi hataların ötesinde organize bir durumla’ karşı karşıya olduklarını öne sürdü.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Yavuz, seçimlerde organize bir usulsüzlük ve suistimal olduğunu iddia etti.

Sütlüce’deki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, 31 Mart yerel seçimlerinde Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kayıtlarına dayanarak sonuç değerlendirmesi yaptıklarında, maddi hataların ötesinde organize bir durumla karşı karşıya olduklarını iddia etti.  

İtiraz süreçlerinin yasal olduğunu belirten Yavuz, Maltepe’de kamu görevlisi olmayan kişilerin sandık başında görevlendirildiğini, Büyükçekmece’de ise seçimler öncesinde seçmen kaydırıldığını öne sürdü. Yavuz şunları söyledi: “En yetkili kişiler belirlenirken bu kadar usulsüzlük yapılmışsa, bu kadar kanuni çerçevenin dışına çıkılmış ise soruyorum: Bunun adı nedir? Bunun adı şaibedir ama şöyle de diyebiliriz. Organize bir usulsüzlük ve bir suistimal var. Bunlar, hata ötesi şeylerdir. Nereye elimizi atsak gerçekten elimizde kalıyor. Araştırdıkça çok vahim tablo ve verilere ulaşıyoruz. Gerçekten birileri bu işi çok özel planlamış diye düşünüyoruz. Birileri de şimdi bu işi kapatmaya çalışıyor ve çamura yatıyor, bu işin özeti budur.

Ali İhsan Yavuz akşam saatlerinde de bir tweet atarak,  ”Büyükçekmece hariç, tüm oyların sayımına ilişkin talebimizi reddeden İl Seçim Kurulu kararlarına karşı bugün YSK’ye itiraz ettik. Büyükçekmece’de ise seçimin iptaliyle ilgili bir talebimiz var” dedi. Bir diğer paylaşımında da, İstanbul’un 4 ilçesinde (Çatalca, Silivri, Maltepe ve Çekmeköy) tüm oylar, 2 ilçenin sadece ikinci ilçe seçim kurullarında (Kartal ve Ataşehir) oyların tamamı, kalan tüm ilçelerde sadece geçersiz oyların sayıldığını kaydetti

İmamoğlu YSK’ye çağrı yaptı: Tarihi bir sorumluluğunuz var. Ülkeyi ve 82 milyonu rahatlatın.

İmamoğlu: Aradaki fark 16 bin 380’dir

Resmi olmayan sonuçlara göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan Ekrem İmamoğlu da CHP 2. Bölge Seçim Koordinasyon Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Şu ana kadar yapılan sayımlara göre, aradaki oy farkının 16 bin 380 olduğunu ve  sayımın yüzde 78’inin bittiğini vurgulayan İmamoğlu, YSK’ye seslendi: “Tarihi bir sorumluluğunuz var. Hepimizin gözü kulağı YSK’de, başkanında ve heyetinde. Lütfen siz de bu kararı alırken tarihi sorumluluğu taşıma adına bütün hassasiyet ve adalet duygularınızla Türkiye’de var olan süreçte çifte standart yaratmayacak uygulamalar dışında doğru bir karar verme hususunda sizden bu ülkeyi ve 82 milyonu rahatlatacak bir karar bekliyoruz.”

Oy çuvallarının başında bekleyen partililere teşekkür eden İmamoğlu, bu bekleyişin devam edeceğini kaydederek özetle şöyle konuştu: “Süreç bitmiştir. Toplumun vicdanı kimin kazandığını biliyor. Sayılarla aldatmaya çalışıyorlar. Toplum zannediyor ki sadece rakibimiz lehine bir şey ekleniyor. Hayır, oraya da ekleniyor bize de ekleniyor. Yapmayın. Yormayın bu toplumu. İlk defa Türkiye seçim yapmıyor. Türkiye’nin demokrasisinin en önemli günüdür seçim günü ve sonrası. AK Partili hemşehrilerimin vicdanının da bunu kabul etmediğini ve benim kazandığımı bildiklerinin farkındayım. Ben sahadayım.”

İmamoğlu, kaybedenlerden bazılarının bedel ödeyeceğini bildiğini ifade etti. 

Ankara’da bir ret daha

AKP Ankara İl Başkanlığı tarafından Başkent’in 25 ilçesinde kullanılan oyların yeniden sayımına ilişkin yapılan başvuru sonuçlandı. YSK, Ankara’nın 13 ilçesinde oyların yeniden sayımına ilişkin başvuruyu reddetti. 12 ilçeye ilişkin yapılan başvurunun da YSK tarafından görüşüldüğü belirtildi.

Bergama’da CHP İlçe Başkanı Canbaz’ın itirazı üzerine 220 sandıktaki geçersiz oylar yeniden sayılıyor.

Bergama’da geçersiz oylar yeniden sayılmaya başlandı

CHP İlçe Başkanı Mehmet Ecevit Canbaz, 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde toplamda 220 sandıkta belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği için kullanılan geçersiz oyların yeniden sayılmasını istedi. İtirazın reddedilmesinin ardından Canbaz, konuyu İzmir İl Seçim Kurulu’na taşıdı. İtirazı değerlendiren İl Seçim Kurulu, toplam 220 sandıktaki belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği geçersiz oylarının yeniden sayılmasına karar verdi. 

Söz konusu sandıklardaki geçersiz oyların yeniden sayımına başlandı.

‘Nasıl bir şey bu performans sanatı?’ atölyesi Circuit Istanbul’da

Body in Perfom kurucusu ve performans sanatçısı Ayça Ceylan6-7-13-14 Nisan tarihlerinde Circuit Istanbul‘da “Nasıl bir şey bu performans sanatı?” isimli bir performans atölyesi gerçekleştirecek.

Nasıl bir şey bu performans sanatı?”, 2017 yılından beri devam eden, SALT, Zorlu PSM, Studio-X Istanbul gibi çeşitli mekânlarda gerçekleşen, 12 saatlik bir performans atölyesi. Atölye; katılımcıların izleyici ile paylaştıkları performans taslakları ile son bulmaktadır. Atölye katılımcıları 3 ay boyunca Ayça Ceylan’dan performans projeleri için danışmanlık alabilecek.

Pratik Detaylar: En az 3, en fazla 15 kişi ile yapılır. Tam katılım gerekmektedir. Daha önceden performans sanatları deneyimi gerektirmez. Atölye katılımcıları atölyede geliştirdikleri performans projeleri için Ayça Ceylan’dan 3 ay sürecek bir danışmanlık hizmeti alacaklardır. Atölye sürecinde taslak haline gelen projeler atölyenin son günü izleyici-izlenilen ilişkisinin organik bir şekilde deneyimlenebilmesi adına izleyici ile paylaşılacaktır.

Tanım

“Nasıl bir şey bu performans sanatı?” ile katılımcılar ritüellerden günümüze gündelikteki performe halleri, performans sanatının tarihi, performans sanatının barındırdığı türler ve bu türlerin analiz yöntemleri, bir performans inşa ederken dikkat etmemiz gereken hususlar hakkında bilgi sahibi olup, bedenin ve mekanın birbirini nasıl anlamlandırıp yapılandırdığı üzerine bedensel bir bellek araştırmasını deneyimleyeceklerdir. Atölye katılımcıların taslak projelerini izleyici ile paylaşabileceği bir etkileşimle son bulacaktır. Atölye katılımcıları atölyede geliştirdikleri performans projeleri için Ayça Ceylan’dan 3 ay sürecek bir danışmanlık hizmeti alacaklar.

1.Gün: Performans tarihi, Performans türleri, Bir performans nasıl okunur? 

Paganizm ve ritüel kavramlarının performe haline etkileri, Hristiyanlığın ve Müslümanlığın beden algısı üzerindeki etkileri, Karnavalesk kavramı, Beden-zihin-algı üçlüsü, 20. yüzyılın ilk yarısının sosyokültürel yapısı hakkında bilgi vermek, 1960-1970 dönemleri toplumsal hareketlerin performans sanatına yansımaları, Postyapının beden ve mekan algılaması üzerindeki etkileri, Video art ve performans sanatı arasındaki etkileşim, 1980’lerden itibaren Balkanlardaki toplumsal yapının performans sanatına etkileri ve Balkanlar’dan performans sanatı örnekleri, Android beden kavramı ve performans sanatında örnekleri, İzleyen-izlenilen ilişkisi, Pagan ritüelleri (ay dönümü, mevsim geçişi, kurban türleri), karnavallar, bale, opera, kabare, konser, kukla, klasik tiyatro, çağdaş tiyatro, dans tiyatrosu, modern dans, butoh happening  örnekleri atölyelerde verilir. Beden ve mekân kavramlarından yola çıkıp performans okumasına zamanın, aksesuarların, izleyicinin, sesin, ışığın, kameranın da katıldığı analiz süreci. Atölye esnasında 2 örnek analiz edilecektir.

2. ve 3. Gün: Bir performans nasıl inşa edilir?

Bir performans inşa edilirken nelere dikkat edilir bölümünde önceki günlerde öğrenilenler destekleyici durumdadır. Katılımcılara üretmek istedikleri performansın yapısının nasıl oluşturulacağı konusunda destek verilecektir.

4. gün: Katılımcılar tarafından üretilen taslakların izleyici ile paylaşımı

Ayça Ceylan

Performans sanatçısı & koreograf Ayça Ceylan dans, psikoloji ve teknoloji gibi disiplinleri bir arada kullanarak insan bedenindeki algılama süreçleri hakkında deneyler üretmektedir. Deneylerinde bedenin ve mekânın birbirini nasıl inşa ettiği üzerine araştırmalar yapar. Bu araştırma süreci seyircinin ve performansçının değişebilir rol biçimlerini içeren performanslar ve atölyeler aracılığıyla yapılır. Sanatçı performanslarında ve atölyelerinde insanın arketipsel hafızasını etkileyecek kamusal alan, terkedilmiş alan ve antik kent gibi birçok alanı tercih eder. İstanbul ağırlıklı olmak üzere yurt içi ve yurt dışında birçok performans etkinliğine katılmıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra eğitim sürecine İstanbul Bilgi Üniversitesi Performans Sanatları Bölümü’nde devam etmiştir. Bodyinperform(BiP)’un kurucusudur. Performans belgeleri çeşitli özel koleksiyonlarda yer almaktadır. Contemporary Istanbul, bomontiada, Zorlu PSM, SALT, Casa Dell Arte Bodrum gibi birçok alanda performanslar ve atölyeler gerçekleştirmiştir. (Yeşil Gazete)

Megilat Ester/Ester’in Öyküsü Sergisi açıldı

Sergi 3 Nisan’da 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi’nde açıldı.

Muhafazasından çıkarılarak Purim Bayramında okunan Megilat Ester (Ester’in Öyküsü) Tevrat gibi rulo şeklindedir ve parşömen üzerine elle yazılır.  Bazen çok özenli bir şekilde resimlerle süslenirdi. Bazı yörelerde evlilik öncesinde hediye olarak kızın ailesi tarafından damada verilirdi.

500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi, bir yıldır yaptığı duyurularla sandıklarda unutulmuş ya da güncel olarak kullanılmakta olan Megilat Ester’leri sergilemek amacıyla topladı.

3 Nisan’da açılışı yapılan sergi için Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden tarihçeleri yüz yılı aşkın fildişi, kemik, tahta, filigranlı, gümüş ve altın kaplamalı, pirinç birçok Megila sahiplerinden sergilenmek üzere teslim alındı.

Sergi 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi Baler Midraş’ı bölümünde 13 Mayıs 2019 tarihine kadar ziyaretçilere açık olacak.

(Yeşil Gazete)

Aras’tan yeni kitap: Gavroşname

19. yüzyılın sonlarından itibaren İstanbul kültür hayatında gazeteci ve tiyatro sanatçısı olarak önemli bir yeri olan Yervant Tolayan, başta Mardiros Mınakyan tarafından yönetilen Osmanlı Dram Tiyatrosu olmak üzere, dönemin önemli tiyatro kumpanyaları ve sanatçılarıyla çalışmış veya onların çalışmalarına yakından tanıklık etme fırsatı bulmuştur. Çıkardığı Gavroş adlı mizah dergisiyle geniş bir okur kitlesine de ulaşan Tolayan, çok yönlü sanatçı kimliğiyle payitaht İstanbul’un en dikkat çekici simalarından biridir. Okurun Beyoğlu, Şehzadebaşı, Galata, Kadıköy tiyatroları hakkında heyecan verici anılara ulaşacağı kitabın başlıca karakterleri Mardiros Mınakyan, Dikran Çuhacıyan, Arşag Benliyan, Serope Bengliyan, Kel Hasan, Abdi, Ahmet Fehim, Peruz Hanım, Vahram Papazyan, Muhsin Ertuğrul, Reşad Rıdvan, Margaret Fehim Paşa vs. olurken, Osmanlı panoramasını oluşturan Ermeni, Türk, Rum, Yahudi toplumlarının ortak kültürel yaşantısı sayfalar boyunca olanca canlılığıyla gözler önüne seriliyor. Tolayan’ın, Paris’e göç ettiği 1926’ya kadar Cumhuriyet’in ilk yıllarını da kapsayan ve dönemin popüler kültürüne bir bakış niteliğinde olan bu önemli eseri, sadece tiyatro tarihine ilgi duyanlar için değil, Osmanlı döneminin çokkültürlü hayatını merak edenler için de bulunmaz bir kaynak. Gavroş’un hayatının son dönemini geçirdiği Erivan’da kaleme aldığı bu anılar ilk kez okuyucuyla buluşuyor.

Yervant Tolayan

1883’te İstanbul Feridiye’de dünyaya gelen Yervant Tolayan, babası gazeteci ve eski tiyatrocu Hovhannes Tolayan’ın da etkisiyle, çocukluğundan itibaren gazete ve dergilerde yazıp, Mınakyan tiyatrosunda sahneye çıkmaya başladı. Hugo’nun Sefiller romanından aldığı Gavroş adını kendisine mahlas yapan ve bu isimle aynılaşan Tolayan, yayımladığı mizahi Gavroş dergisi ve makaleleriyle geniş bir kitleye ulaşmayı başardı. 1915’te diğer Ermeni aydın ve yazarlarla beraber Anadolu’ya sürgün edilen Tolayan, ölümden kurtulup İstanbul’a döndükten sonra çalışmalarına devam etti. 1926’da Paris’e, 1936’da ise Sovyet Ermenistanı’nın başkenti Erivan’a göç eden Tolayan, anılarını yazdıktan sonra Stalin dönemi kovuşturmalarının kurbanlarından biri olarak Sibirya’ya sürgün edildi ve hayatını kaybetti. (Yeşil Gazete)

26. İstanbul Caz Festivali programı açıklandı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, 22 yıldır Garanti Bankası sponsorluğunda gerçekleştirilen İstanbul Caz Festivali, bu yıl 29 Haziran – 18 Temmuz 2019 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Yıldız isimlerden yeni keşiflere 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’un 27 farklı mekânında ağırlayacak. Festivalde, cazın usta isimlerinden güncel müziğin tanınmış ekiplerine, yeni keşiflerden sevilen yıldızlara, farklı mekânlarda gerçekleştirilecek 50’nin üzerinde konserle, bu yaz da Haziran ve Temmuz aylarında keşiflerle dolu bir festival deneyimi yaşatacak. 

Festivalin Yıldızları

Festivalin bu yılki sürprizleri arasında saksafoncu, besteci, yapımcı ve grup lideri kimlikleriyle çağdaş cazın efsane isimlerinden Kamasi Washington, ünlü basçı Michael League’in liderliğinde sofistike besteleri çığır açıcı bir emprovizasyon stiliyle birleştiren Snarky Puppy, virtüöz piyanist ve besteci Aydın Esen, müziğini caz, R&B ve hip-hop unsurları etrafında ören besteci ve vokal José James, bestelediği, söylediği ve kendi enstrümanlarıyla çalıp kaydettiği şarkıları sayesinde yıldız haline gelen Jacob Collier, çağdaş cazın önde gelen piyanistlerinden Bill Charlap, caz piyanonun bir diğer yıldızı ve parlayan isimlerinden Shai Maestro, trompette öncü bir isim Paolo Fresu’nun Lars Danielsson ile ikili projesi Summerwind, caz, blues ve soul melodilerini ustalıkla bir araya getiren Mélanie de Biasio, genç neslin en yaratıcı caz müzisyenlerinden, yapımcı, besteci ve davulcu Makaya McCraven, reggae, soul, afro-beat ve latin ritimleriyle örülü, caz emprovizasyonları ile tanınan genç grup Nubiyan Twist, Azerbaycan folk müziğini cazla harmanlayarak modern bir dil yakalayan piyanist ve besteci Elchin Shirinov ve daha birçok isim bulunuyor.

Yerli Sahnenin Başarılı İsimleri Vitrin Sahnesi’nde

Festival kapsamında bu sene üçüncüsü gerçekleştirilecek, yerli sahnenin başarılı müzisyen ve topluluklarını merkezine alarak daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak amacıyla SOCAR Türkiye desteğiyle hayata geçirilen “Vitrin: Türkiye Güncel Müzik Buluşması” 3-6 Temmuz tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak. Vitrin kapsamında, dört günde gerçekleştirilecek 30’un üzerindeki konseri, festival izleyicisi ile beraber yurt dışından önde gelen uluslararası festival ve etkinlik yöneticilerinden oluşan kalabalık bir delege topluluğu da izleyecek.

Festival Parklardan Boğaza ve Sokaklara İstanbul’un İki Yakasına Yayılıyor

Festival bu yıl da ücretsiz gerçekleştirilecek etkinlikleri ile dinleyicilere farklı deneyimler sunmaya devam ediyor. Festivalin ücretsiz etkinliklerinden “Parklarda Caz” gelenekselleşen mekânı Fenerbahçe Khalkedon ve Fenerbahçe Parkı’nın yanı sıra Beylikdüzü Yaşam Vadisi Parkı’nda gerçekleşecek konserler ile de devam edecek. Ayrıca bu sene ilk defa Haliç kıyısında bulunan Halıcıoğlu Parkı’nda düzenlenmesi planlanan “Ah Şu Cazlar Blues’lar”, yerli ve yabancı brass band ve caz topluluklarının performanslarıyla müziğin enerjisini parka taşıyacak.

Kadıköy yakasında festival içinde festival deneyimi yaşatan “Gece Gezmesi” bu yıl da devam ederken, bu sene ilk defa gerçekleştirilecek Vitrin Turu ile Şişhane’deki üç farklı mekânda cazseverler yerli sahnenin farklı isimlerini sahnede canlı dinleme şansını yakalayacak. Festival bu yıl da “Çocukça Bir Gün” ile minik’ cazseverleri mutlu edecek.

İstanbul Caz Festivali’nin efsaneleşmiş etkinliklerinden bir tanesi de bu sene geri dönüyor. 2003-2010 seneleri arasında festivalin en sevilen etkinliklerinden biri olan, müzikseverlerin unutamadığı hatıralar biriktirdiği “Caz Vapuru” dokuz yıl aradan sonra tekrar müzik dolu boğaz seferine çıkıyor. Festival izleyicilerinin uzun zamandır tekrarını beklediği Caz Vapuru’nun İstanbul Boğazı boyunca yapacağı seferde, Türkiye’den ve yurtdışından çeşitli caz gruplarının konserleri ve caz DJ’lerinin çalacağı müzikler de yer alacak. (Yeşil Gazete)

Türkiye Yayıncılar Birliği’nden yeni bir platform: OKUYAY

Türkiye’de okuma kültürünü yaygınlaştırmayı amaçlayan, sivil toplumla ve kamuyla ortaklıklar ve ağlar kurarak faaliyetini sürdürecek olan OKUYAY Platformu (Okuma Kültürünü Yaygınlaştırma Platformu)Türkiye Yayıncılar Birliği öncülüğünde kuruldu.

T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı tarafından yürütülmekte olan Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı kapsamında hibe almaya hak kazanan Türkiye Yayıncılar Birliği’nin OKUYAY Platformu, okuma kültürünü desteklemeye çalışan STK’lere, aktivistlere ve gönüllülere destek vererek Türkiye ve Avrupa’daki iyi örnekleri Türkiye geneline yaymayı hedefliyor.

Çalışmalarını, Türk Kütüphanecileri Derneği (TKD), Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Kadıköy Belediyesi ve Kingston Üniversitesi (Birleşik Krallık) ortaklığıyla gerçekleştirecek olan OKUYAY Platformu; okuma kültürünü yaygınlaştırmak için Türkiye’nin seçilecek 4 bölgesinde çocukları, ebeveynleri, öğretmenleri, kamu kuruluşlarını, kütüphaneleri ve sivil toplumu, yayıncılık paydaşlarıyla bir araya getirerek pilot uygulamalar yapacak. Proje sonunda hazırlanacak olan “Okuma Kültürünü Geliştirmeye Yardımcı Kılavuz”un ise bu alanda önemli bir başvuru kaynağı olması ön görülüyor.

OKUYAY Platformu, İstanbul Taksim’deki çalışma ofisinde düzenleyeceği toplantılar ve etkinliklerle, okuma kültürünü geliştirmeye destek olabilecek STK, aktivist ve gönüllüleri bir araya getirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda platform bünyesinde kurulacak “Okuma Kültürü” konulu kitaplık ise araştırmacıların kullanımına açık olacak. 2 yıl sürecek projenin tamamlanmasının ardından OKUYAY Platformu’nun Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından sürdürülmesi hedefleniyor. (Yeşil Gazete)