Ana Sayfa Blog Sayfa 2555

Ardanuç’ta köylüler kazandı, ÇED iptal

Artvin’in Ardanuç ilçesinde ‘7-8 HES Projesi’ne karşı yıllardır süren hukuk mücadelesi sonuç verdi. Mahkeme, projenin ÇED olumlu kararını iptal etti.

Artvin’in Ardanuç ilçesindeki Aydın deresi üzerine yapılmak istenen “7-8 HES Projesi” için verilen ÇED onayı, halkın mücadelesi sonucunda iptal edildi. Rize İdare Mahkemesi’nde görülen davada büyük bir bölümü ormanlık alanı kapsayan HES’in bölgede yaratacağı tahribata dikkat çekildi. Hem derenin suyunu yok edecek hem de ormanı tahrip edecek projeye yargı dur dedi.

Birgün Gazetesi’nden Demet Sargın’ın haberine göre, 2015 yılından beri hukuki mücadele sürdüren Artvin halkı ÇED raporunun; iklim, orman yangınları, yeraltı suları çalışmaları, toz emisyonu, gürültü ve depremsellik açısından eksik olduğunu ve gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle itiraz etti. Bilirkişi raporu da yapılan tespitleri destekledi. Heyelan bölgesinde olan alanda projede hiçbir jeoteknik çalışmanın yapılmadığını belirten avukatlar, derenin kuruma olasılığına ve sucul ekosistemin etkilenme durumunu da kayıtlara geçti.

‘Dereyi tehlikeye sokar’

Yöre halkının ve avukatlarının taleplerini dikkate alan mahkeme heyeti, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca verilen ÇED onayını iptal etmeye karar verdi. Mahkeme kararının gerekçesi özetle şöyle:  “Proje sahasında gerçekleşecek olan ağaç kesimi ve yol yapımı orman ekosistemine olumsuz etki yapacaktır. Proje nedeniyle dere yatağının kuruyup kurumama olasılığının bilirkişi raporunda genel anlamda olumsuz olarak değerlendirilmiştir. Kuruyan sucul ekosistemde sudaki canlı varlığının bitmesi söz konusudur. Bölgedeki heyelan riskinin hesaba katılmamış ve gerekli çalışmalar yapılmamıştır.”

Kadınların ısrarı zafer getirdi

Yöre halkı adına davayı sürdüren Şavşat Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Av. Halis Yıldırım,  mücadelede kadınların ısrarının önemli olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “Davanın başından sonuna kadar bütün aşamalarda ve özellikle keşif ve bilirkişi incelemelerinde sabırlı, ısrarlı ve kararlı mücadele sürdüren yöre halkının bu mücadelesi davanın kazanılmasında tayin edici faktörlerden birisi olmuştur. Aydın köyünde keşif sırasında hakime “Bu su bizim için candır, bunu alırsanız biz ne yapacağız nereye gideceğiz” ve “Bunu asla veremeyiz” diyen kadınların bu feryadı ve kararlılığını bu sonuçla bir kez daha saygıyla selamlıyoruz. Onların doğalarına sahip çıkması köydeki direnişte çok önemliydi.”

Ardanuç Derelerin kardeşliği gönüllü yürütmesi Elyase Uygun ise yargının gerekçeleri ve taleplerine kulak asmasının hukukun toplumu gözetmesinin sevindirici olduğunu kaydetti, “Bu kararları diğer talan projelerinde de görmek istiyoruz” dei.

Mezopotamya Su Forumu: Yaşam için su, barış için su!

Süleymaniye Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Mezopotamya Su Forumu’nda alandaki su kaynaklarında gözlemlenen tahribata dikkat çekildi, bölge ülkelerine işbirliği çağrısı yapıldı.

Irak Kürdistan Bölgesel yönetiminin Süleymaniye kentinde gerçekleştirilen 1. Mezopotamya Su Forumu’nun (MSF) sonuç deklarasyonu yayınlandı. Deklarasyonda forumda yapılan tartışmaların özeti “Yaşam için su, barış için su” şeklinde özetlendi.

15 ülkeden 150’yi aşkın katılım

Evrensel Gazetesi’nde yer alan habere göre, 6-8 Nisan 2019 tarihlerinde düzenlenen MSF’ye aralarında Dicle’yi Yaşatma Kampanyası ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nin de bulunduğu bir çok sivil toplum örgütü katıldı. İki yıllık bir hazırlığın ardından Süleymaniye Üniversitesi’nde gerçekleştirilen forum, çok sayıda sunum, atölye, müzikli bildiri ve fotoğraf sergilerine ev sahipliği yaptı. 15 ülkeden 150’nin üzerinde katılımcının yer aldığı MSF’nin ikincisinin Diyarbakır’da yapılması kararlaştırıldı.  

Su saldırı altında

“Mezopotamyada su saldırı altında” başlığını taşıyan sonuç bildirgesinde sulara yönelik tehdit ve tahribatlar şu şekilde ifade edildi:

“Aşırı su çekilmesi, sulak alanlar ve bataklıkların kurutulması, ormansızlaştırma, çok fazla sulama projeleri, yetersiz drenaj edilmiş araziler, yüzeysel pestisit ve gübre akışı, endüstri ve konutlardan gelen atık suların yetersiz veya hiç arıtılmaması sonucu oluşan kirlilik, akarsulara yaygın şekilde büyük ve üst üste yapılan küçük (HES’lı ve HES’siz) baraj ve setler, yer altı sularının artan şekilde sömürülmesi, akarsuların kanallara yönlendirilmesi, su havzaları arası su transfer sistemleri ve fosil yakıtlara dayalı iklim değişikliğinin tahribatları kaygı verici şekilde su döngülerini bozup yerel ve bölgesel düzeyde ciddi su kıtlığına neden oldular.”

Bu saldırıların insan ve bütün canlıların kolektif varlığı açısından tehdit oluşturduğuna dikkat çekilen bildirgede, Mezopotamya’da suyun savunulması ve tüm canlıların suya erişiminin kritik bir sorumluluk olduğuna vurgu yapıldı.

MSF’nin sonuç bildirgesinde yer alan bazı maddeler şöyle:

Yıkıcı ve sömürücü su politikalarına karşı durulması, özellikle kadınların ve diğer bastırılan kimliklerin üzerindeki yükün görünür kılınarak, bunun altındaki nedenlere dikkat çekilmesi,
-Fırat ve Dicle sularının adil şekilde insan ve tüm varlıkların yaşamı için paylaşılmasının sağlanması amaçlı, yasal bağlılığı olan uluslararası hukuka göre müzakere edilmiş sözleşmeler için desteğin harekete geçirilmesi,
-Suyun hegemonya kurulması amaçlı silah olarak kullanılmasına karşı çıkılmasının yanı sıra suyun işbirliği ve sürdürebilir barışın aracı olmasının sağlanması,

-Suyun kullanılmasının küçük bir azınlığın değil herkesin kolektif haklarının temel alınarak sağlanması.

-Su yönetimini demokratikleştirecek siyaset ve uygulamaları geliştirmek için ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde ittifakların kurulması.
-Türkiye ve İran devletlerine, son yıllarda artan şekilde Suriye ve Irak’a akan suların kesilmesinin durdurulması,

-12 bin yıl geçmişi olan antik kent Hasankeyf’i su altında bırakacak Ilısu Barajı’nın durdurulmasını ve benzersiz bir doğal ve kültürel mirasa sahip olan Güney Irak’taki Mezopotamya Sulak Alanlarının yok olmasının önüne geçilmesi çağrısını yapıyoruz

Su Forumu’na katkı sunan ana kuruluşlar ise şunlar:

•    Dicle’yi Yaşatma Kampanyası (Save the Tigris Campaign – STC)
•    Humat Dijla (Dicle Savunucuları), Irak
•    Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Kuzey Kürdistan
•    Irak Sivil Toplum Dayanıima Girişimi (ICSSI), Irak
•    Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Türkiye
•    Cömert Zağros’u Halk Savunma Kampanyası, İran
•    Waterkeepers Iraq (Irak Su Savunucuları), Irak Kürdistan Bölgesi
•    Make Rojava Green Again (Rojava’yı Yeniden Yeşillendir) Kampanyası, Rojava/Kuzeydoğu Suriye
•    Ekoloji Birliği, Türkiye
•    Dağları İzleme (Mountain Watch), İran
•    DOZ Enternasyonal, Kuzeydoğu Suriye
•    TMMOB Diyarbakır Şubesi, Türkiye
•    KAREZE Çevre Örgütü, İran
•    Lübnan Eko Hareketi, Lübnan
•    Sınır Tanımayan Nehirler (Rivers Without Boundaries), Kuzeydoğu Asya
•    Su, Toprak ve Çevreyi Savunma Hareketi (MODATIMA), Şili
•    Un Ponte Per, Italya
•    Corner House, Birleşik Krallık
•    Uluslararası Nehirler (International Rivers), ABD 
•    Su Gaspı İzleme Kuruluşu (Water Grabbing Observatory), Italya
•    İtalya Su Hareketi Forumu, Italy

Sözcü davasında istenen cezalar belli oldu

Emin Çölaşan, Necati Doğru, Gökmen Ulu, Metin Yılmaz, Mustafa Çetin, Yücel Arı, Yonca Yücekaleli için 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istendi.

Gazetenin sahibi Burak Akbay’ın savunması alınamadığı için dosyası ayrıldı.

‘Sözcü Gazetesi davası’nda, sanıklar Emin Çölaşan, Necati Doğru, Gökmen Ulu, Metin Yılmaz, Mustafa Çetin, Yücel Arı, Yonca Yücekaleli hakkında FETÖ’ye yardım ve yataklıktan 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istendi.

Gazetenin sahibi Burak Akbay ve yazarlarının ‘FETÖ soruşturması’ kapsamında yargılandıkları davada, savcı mütalaasını hazırladı. Akbay’ın savunması alınamadığı gerekçesiyle dosyasının ayrılması istenen mütalaada, Çölaşan, Doğru, Ulu, Yılmaz, Çetin, Arı ve Yücekaleli için “FETÖ/PDY’nin içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte bu örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçlaması yöneltiliyor.

Bence alnımıza bir damga vurulması daha doğru olur! -Murat Sevinç

Bitemeyen seçim sürecinde olduğumuz için Diken yazılarına bir süre ara vermiştim ama bugün iktidar partisi genel başkan yardımcısı bıyıklı kişinin olağanüstü güzellikte bir açıklamasını okuyunca, “Nayır nayır nayır, bunu yazmadan olmaz artık” sözleri döküldü dudaklarımdan. Mutlaka bir yazı olarak kalmalı bir köşede. Mutlaka.

Oysa ne kadar çok yazacak şey birikti. Asgari ücreti övmek için ‘çay simit’ güzellemesi; avukat döven cumhurbaşkanlığı korumaları; Diyarbakır’da ‘yanlışlıkla’ öldürülen genç; ‘Pek delil yok ama öyle hissediyoruz ki büyük bir oyun var bu seçimde’açıklamaları…

İşte özellikle bu sonuncusu, değerli Ali Duran Topuz’un ‘anti-hukuk’ dediği şeye şahane bir örnek; ‘his yoluyla hukuk yaratmak.’ Yasaya aykırılık olmayabilir, ama aykırılık olduğu yolunda güçlü his varsa… Eh hassas, daha doğrusu hassasiyetleri olan bir milletiz nihayetinde!

Yazacak (bazen de gülüp eğlenecek) çok şey var da, bugünkü açıklama gibisi uzun süredir yapılmamıştı sanki.

Genel başkan yardımcısı bıyıklı kişi demiş ki; “KHK ile kamu hizmetinden atılanlar bence oy da kullanamamalı. Bunun illa mahkeme kararıyla alınması gerekmiyor. Bence KHK’lılar oy kullanmamalı.”

Hahayt… Şahane. Hatta nefis. Bülent Ersoy’un özlü sözleriyle, ‘fevkaladenin fevkinde!’

Yok vallahi değerli okur, bu kez yazıyı hiç uzatmayacağım. Eskiden sinirleniyordum böyle açıklamalara, bir süredir büyük memnuniyet duymaya başladım. Yüz yıl çabalasak, kütüphanelerce yazılıp çizilse, bu ideolojiyi böyle güzel anlatmak mümkün olmazdı. Sağolsunlar, varolsunlar.

Diyor ki, “Bence KHK’liler oy kullanmamalı.” Üyesi olduğu TBMM’de KHK’li milletvekilleriyle yan yana oturan bıyıklı kişi, söylüyor bunu. “Bence” diyor. Benim açımdan en etkileyici olan bu sözcük. Ekliyor, “Bunun için illa mahkeme kararına gerek yok.” Nefis. Şahane. Fevkaladenin fevkinde. ‘Bence’ çok yerinde tespitler bunlar. ‘Bence’ müthiş bir birikimden, medeniyet tasavvurundan süzülüyor. ‘Bence’ yani. Siz katılmayabilirsiniz. ‘Bence’ öyle.

Fakat KHK’lileri oy hakkından da mahrum edeceklerse, öyle sıradan bir düzenleme yetmez. Bence, yetmez. Bence, onların araya kaynamaması için bir ‘işaret’ bulunması çok önemli. Kıyafetleri özel olabilir, misal. Hani şu cezaevleri için düşünülen tek tip tulum var ya, onun gibi. Tabii kesinlikle aynı renk olmak zorunda değil, bence daha açık, ferah bir renk düşünülebilir.

Ya da, garanti olsun, gidip çaktırmadan oy kullanmasınlar deniyorsa; en doğrusu bedenlerinin görünen bir yerine işaret konulabilir. Örneğin, benin kelim giderek enseme doğru yol alıyor. Geniş bir alında belirgin bir işaret bütün sorunu çözer bence. Bence çözer, siz katılmayabilirsiniz.

Bence bu konu TV’lerde tartışmaya açılmalı, parlak takım elbiseli ve yakası mendilli birbirinden değerli hukukçuların, yandaş düşünürlerin görüşlerine başvurmalı. Ay harika, heyecanlandım vallahi.

Öyle önüme gelene, yeni tanıştıklarıma, işimi soranlara ya da ‘‘Neden yurt dışına çıkamıyorsun?’’ sorusunu yöneltenlere, KHK’lilik hâlini açıklamak zor, zahmetli oluyordu. Şimdi alnımdaki bir işaret bütün sorunu çözecek. Sağolasın AKP, hakikaten çözüm odaklı olmak, sorunlara pratik yaklaşım bu işte. Hayaller değil, hayal dahi edilemeyenler gerçek olsun. Hadi inşallah!

Son seçimde oy verirken, sandık kurulundaki görevli Boğaziçi’nden öğrencim çıktı. Sağolsun hâl hatır sordu, karşılıklı teşekkürleştik. Eve yürürken, ‘‘Ulan inşallah çocuğun başı derde girmez; KHK’li olmamakla birlikte bir KHK’lıya hâl hatır sorma yoluyla iltisaklı durumuna düşer mi acep’’ diye düşündüm. Oysa alnımda bir işaret olsaydı ve oy hakkım bulunmasaydı, böyle bir endişe yaşamayacaktım. Değil mi ama? Bence öyle.

Büyük bir zevkle, ibretle, kahkahalar eşliğinde seyrediyorum gelinen yeri, ‘geldikleri’ durumu. Bence ileri demokrasi, ileri hukuk devleti, ileri yargı bağımsızlığı tam da bu işte. Bence. Ha gayret…

(diken.com.tr’den alınmıştır)

Bu pazar tohumlar toprakla buluşacak

İstanbul Beyoğlu’nda doğal tarımın simgelerinden Roma Bostanı’nda, bu pazar yaza davet partisi var. Doğaya tohum toplarıyla yeni filizler serpilecek etkinlikte, doğal tarım sohbetleri de yapılacak

Roma Bostanı İnsanları, 21 Nisan Pazar günü Beyoğlu’ndaki bostanda gerçekleştirilecek etkinlik için bir çağrı yayınladı. Etkinlikte, Kutlukhan Özdemir’in de katılacağı “Doğal Tarımın Yolu, Felsefesi ve Uygulaması” üzerine bir sohbet yapılacak. “Bir doğal tarım çiftliği nasıl kurulur, nereden başlanır, nasıl bir yol haritası çizilebilir?’ ve “Tohum topları nasıl yapılır, ne zamanlarda saçılır?” gibi konuların konuşulacağı sohbetin ardından, doğaya tohum topları serpilecek.

Davet metninde, şu ifadeler yer alıyor:

“Toprak işlemenin, gübrelemenin, yabani ot temizliğinin yapılmadığı ve tarım ilaçlarının kullanılmadığı doğal tarım anlayışında, doğanın kendine yeterliliğine ve müdahalesizliğe inanılır, bu anlayışla en çorak yerlerde bile kendine yeten gıda ormanları kurulabileceği kanıtlanmıştır.  Ekinlerin ihtiyacı olan tek şey, doğanın ellerine emanet edilmektir. Bu nedenle, insan alçakgönüllülükle doğanın bilgeliğine teslim olmalıdır. “

“Biz sadece tohum topları yaparsak ve sonra bunların içine çok çeşitli, ormanlık ağaç, meyve ağaçları, sebze, tahıl ve alfa alfa, yonca gibi yeşil gübre bitkilerinin tohumlarını koyarsak, yağmurlar başlamadan önce bu tohum toplarını saçıp gerisini doğaya bırakabiliriz. Bütün bitkilerin tohumlarını içeren çok çeşitliliği kullanmamız gerekiyor. Bu şekilde büyük bir tohum çeşitliliğine sahip olarak ekim yapabilir, çorak dağları ve çölleri yeşillendirebiliriz. Doğal tarım çiftlikleri kurabiliriz ve kendine yeterlilik amaçlı sebze bahçeleri yapabiliriz’ diyor Özdemir.”

İnsan, tohum ve toprak bir araya geldiğinde büyülü bir şeyler olduğuna dikkat çeken düzenleyiciler, “Kendine yeten bir gıda ormanı olma yolunda ilerleyen Roma Bostanı’nda umudun ve sevginin tohumlarını yapmaya ve onları her yere  serpmeye gelsenize!” diyor.

Kutlukhan Özdemir kimdir?

5 yıldır dünyanın çeşitli yerlerinde Fukuoka’nın öğrencilerinin doğal tarım çiftliklerini ziyaret eden ve oralarda gönüllü olarak çalışan Kutlukhan Özdemir 3 yıl önce de Fukuoka’nın öğrencisi Panos’un Edessa’daki doğal tarım merkezini devraldı. Bir yandan çiftçiliğe devam edip tüm canlılar için doğal gıdalar üretirken bir yandan da başta Avrupa ve Türkiye olmak üzere dünyanın birçok yerinde doğal tarım seminerleri düzenliyor, tohum topları yapıp saçıyor.

Ayşe öğretmen’ cezaevine, ÖSYM Başkanı evine

Beyaz Show’da sarf ettiği “Çocuklar ölmesin” sözleriyle ‘terör örgütü propagandasıyaptığı gerekçesiyle bir yıl üç ay hapis cezası alan ve infazı ertelenen öğretmen Ayşe Çelik yeniden cezaevine girdi. FETÖ soruşturmasında gözaltına alınan eski ÖSYM Başkanı Ali Demir ise ev hapsinde tutulacak.

Ayşe Çelik kızı Deran’ı annesine bırakarak yeniden Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne girdi.

Kanal D’de yayınlanan Beyaz Show’da “Çocuklar ölmesin” dediği için hakkında “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla dava açılan öğretmen Ayşe Çelik, yeniden cezaevine kondu. Çelik’e verilen bir yıl üç ay hapis cezası 2 Ekim 2017’de onanmış ve altı aylık infaz erteleme süresi dolduğu için 20 Nisan 2018’de altı aylık kızıyla birlikte Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne konmuştu.

Ayşe öğretmenin isteği üzerine, daha sonra altı aylık kızı cezaevinden çıkarılarak ailesine teslim edildi. Avukatının başvurusunu değerlendiren Diyarbakır İnfaz Hakimliği de infaz erteleme talebini kabul ederek Çelik’i 4 Mayıs 2018’de tahliye etti. Çelik’in infazı 19 Ekim 2018’de ikinci kez ertelenmişti.

Ayşe Çelik, dün erteleme süresinin dolmasının ardından adliyeye gitti. Tutuklanan öğretmenin kızı Deran’ı annesine bıraktığı öğrenildi.

Eski ÖSYM Başkanı Demir, adli kontrol kapsamında elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulacak.

Şifre skandalına adli kontrol

Öte yandan FETÖ soruşturmasında gözaltına alınan eski Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ali Demir adli kontrolle serbest bırakıldı. Demir’in ev hapsinde tutulacağı belirtildi.

Cemaatin ÖSYM başkanlığındaki yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, 8 Nisan’da Bursa Kestel’de Organize Sanayi Bölgesi’ndeki bir tekstil firmasında yakalanan Demir, ‘silahlı terör örgütüne üyelik’ suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmişti.

Prof. Ali Demir Eylül 2010’da ÖSYM başkanı olarak atanmış ve süresinin dolduğu 29 Mart 2015’e kadar bu görevi yürütmüştü. Demir’in görevde olduğu 2011 yılında üniversite sınavında matematik sorularının yanıtlarının bir şifrelemeyle verildiği ortaya çıkmıştı.

Özgür basın yine hayal…

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün Basın Özgürlüğü Endeksi’nde bu yıl da 157’nci sıradaki yerini korudu. Türkiye’ye demokrasinin gerilemesi konusunda sert eleştiriler getiren RSF, raporunda “hukukun üstünlüğü, olağanüstü cumhurbaşkanlığı yetkilerinin bulunduğu Yeni Türkiye’de kaybolmakta olan bir hatıra” dedi

Paris merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü 2019 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni açıkladı. Türkiye 180 ülkenin yer aldığı listede bu yıl da yerini korudu; 157’nci sırada yer aldı.

Darbe girişiminin ardından cadı avı

Raporda, Türkiye’ye hukukun üstünlüğü ve demokrasinin gerilemesi konusunda sert eleştiriler getirildi. “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetinin medyadaki eleştirel seslere karşı yürüttüğü cadı avı 2016’daki başarısız askeri darbeden sonra zirve yaptı” denilen raporda şu ifadeler kullanıldı:

 “Onlarca medya kuruluşunun ortadan kaldırılması ve Türkiye’nin en büyük medya grubunun hükümet yanlısı bir şirket tarafından alınmasından sonra yetkililer, çoğulculuktan geriye kalan çok az şey üzerindeki baskıyı artırıyor. Geriye kalan az sayıdaki medya kuruluşu taciz altında ve marjinalize ediliyor.”

Cezaevinde uzun süreler, yeni kural

En büyük medya grubunun hükümet yanlısı bir holding tarafından satın alındığına dikkat çeken RSF raporunda, kalan birkaç eleştirel yayın organın üzerindeki baskının da sürdüğüne vurgu yapıldı. Türkiye için ‘dünyada en çok gazetecinin hapse atıldığı ülke’ tespitini yineleyen RSF, “Mahkemeye çıkarılmadan önce cezaevinde bir yıldan uzun süre geçirmek yeni kural ve uzun cezalar da yaygın” denildi.

‘Hukuk, kaybolan bir hatıra’

Pelin Ünker

Tutuklu gazetecilere ve kapatılan medya kuruluşlarına yasal temyiz haklarının verilmediğini belirten RSF raporunda şu ifadeler kullanıldı: “Hukukun üstünlüğü, olağanüstü cumhurbaşkanlığı yetkilerinin bulunduğu ‘Yeni Türkiye’de kaybolmakta olan bir hatıra. İnternet sitelerine ve sosyal medyaya karşı sansür görülmemiş boyutlara ulaştı ve yetkililer şimdi, internetteki video sitelerini kontrol altına almaya çalışıyor.” Aynı başlık altında Ankara’nın her yıl binlerce yazıya internette erişimi engellediği ve insanları sosyal medyada yaptıkları bir ‘like’ (beğenme) nedeniyle hapse attığı kaydedildi.

Erol Önderoğlu

RSF, Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu’nun kapatılan Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma eylemine katıldığı için ‘terör propangadası yapmakla’ suçlandığını ve Türkiye’nin ‘Cennet Belgeleri (Paradise Papers)’ konusundaki haberleri nedeniyle gazeteci Pelin Ünker’e gazeteciye dava açılan tek ülke olduğu hatırlattı. Ünker’in 13 ay hapse mahkûm edildiği ve ağır para cezasına çarptırıldığı hatırlatılan raporda; hükümetin ‘vatansever değil’ diye nitelediği araştırmacı gazeteciliğin cezalandırıldığı belirtildi.

İlk üç sıra değişmedi

RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde ilk üç sıradaki ülke de değişmedi. Basın özgürlüğünü en iyi tesis eden üç ülke sırasıyla Norveç, Finlandiya ve İsveç oldu.

Listenin son sıralarında ise değişiklik yaşandı. 2017 ve 2018’de son sırada yer alan Kuzey Kore bir basamak yükselerek 179’uncu basamağa yerleşti, son sırada ise Türkmenistan yer aldı. Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinden sorumlu tutulan Suudi Arabistan da üç basamak gerileyerek 172’nci sıraya indi.

İstanbul’da devir-teslim tamam

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı kesinleşen Ekrem İmamoğlu, görevi devraldı. Belediye önünde toplananlara seslenen İmamoğlu, “Bu şehrin nimetlerini ganimet yapmak yok, paylaşmak var. Size dünyanın en demokrat belediye başkanlığını vaat ediyorum” dedi.

Devir-teslim törenine basın alınmadı, tek kare fotoğraf servis edildi.

Mazbatasını öğle saatlerinde davet edildiği İl Seçim Kurulu’ndan alan İmamoğlu, daha sonra Saraçhane’deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasına gitti.  Belediye binası önünde toplananlar tarafından İzmir Marşı’yla karşılanan İmamoğlu, devir teslim töreni öncesinde şunları söyledi: “İstanbul’daki bir süreç biraz değişik bir biçimde işledi. Mevlüt Uysal’dan görevi devralacağım fakat basın mensuplarının oraya çıkmasını istemiyoruz. Biz fotoğraf servis edeceğiz. Makam odası küçük. Cumartesi ya da pazar herkesi Saraçhane’ye bekliyoruz diyeceğiz.  Mazbatamızı aldık mutluyum, gururluyum. Mazbatayı 16 milyon insanımız adına devraldım. Asla vazgeçmediğimiz değerlerimiz var, haktan hukuktan adaletten asla vazgeçmedik. Toplumun demokrasiye olan inancından asla vazgeçmedik. Kimsenin hakkını yemedik, bu şehirde yaşayan 16 milyon insanın hakkını yedirmeyiz dedik, bundan da vazgeçmedik.”

CHP lideri Kılıçdaroğlu, devir-teslim törenini Genel Merkez’de izledi.

‘Talepleri biliyoruz

“Bu şehirde yaşayan herkesin taleplerini biliyoruz” diyen İmamoğlu, “Devam eden süreçler var, bunların farkındayız. Bu sürecin netleştirilmesini ilgili kurullardan bekliyoruz. Bu şehre hizmet eden kim varsa minnet duygularımı belirtmek istiyorum. Sıra bizde, Allah mahcup etmesin” ifadelerini kullandı.

Daha sonra Mevlüt Uysal’dan görevi devralan Ekrem İmamoğlu, “Sayın başkanımıza teşekkür ediyorum. Geçmişten bu yana kimin emeği geçmişse teşekkür ediyorum. Bize de inşallah aynı centilmenlikle görevi devretmek nasip olur” dedi.

İmamoğlu, görevi devraldıktan sonra İBB binası önünde toplanan vatandaşlara hitap etti.

‘Kadın dostu şehir olacak’

Görevi devralan Ekrem İmamoğlu, parti otobüsü üzerinden belediye binası önünde toplananlara seslendi. İmamoğlu, “Biz bu güzel insanlara barış, sevgi, saygı getiriyoruz. Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı selamlıyorum, bu şehrin Sünnilerini, Alevilerini, Hıristiyanlarını, Ermenilerini, Rumlarını selamlıyorum. Bu şehirde yaşayan herkesi selamlıyorum” diye konuştu.

İmamoğlu herkese eşit hizmet vereceğini belirtti; “Bu şehrin nimetlerini ganimet yapmak yok, paylaşmak var. Bu şehrin ezileni olmayacak. Ben herkese hizmete edeceğim. Bu şehir kadın dostu bir şehir olacak” dedi.

Konuşmasında oyların sayımı sürecinde, 17 gün boyunca çuvalların başında bekleyen partililerine de teşekkür eden İmamoğlu şunları söyledi: “Size katılımcılık, şeffaflık vaat ediyorum. Size dünyanın en demokrat belediye başkanlığını vaat ediyorum.”

Binali Yıldırım: Körüklenen gerilimin gereksizliği görüldü

AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım da Twitter’dan bir açıklama yaptı. Yıldırım’ın açıklaması şöyle:

“İstanbul seçiminde süreç işlemiş, İl Seçim Kurulu mazbatayı Sayın İmamoğlu’na vermiştir. Kararın hayır getirmesini temenni ediyorum. Demokrasi ve hukuk işlemiş; körüklenen gerilimin gereksizliği görülmüştür. Partimiz hukuki haklarını kullanmaya devam ediyor. Son söz YSK’nındır.”

Şimdi ne olacak?

İmamoğlu mazbatasını alarak resmen İstanbul Büyükşehir Başkanı olsa da seçim sonuçlarıyla ilgili hukuki süreç devam ediyor. YSK, önümüzdeki günlerde AKP’nin İstanbul seçiminin iptali ve yenilenmesi talepli olağanüstü itirazını ele alacak.

AKP’nin kurula verdiği dilekçe ve üç bavul içindeki delillerin somut veri olduğu kabul edilirse, seçim sonuçlarını etkileyip etkilemediği incelenecek. Sonuçların etkilendiğine karar verilirse, YSK seçimlerin iptali ve yenilenmesine karar verebilir.

HDP açıklamasına müdahale: Bir vekilin omurga kemiği kırıldı, diğerinin gözünde görme kaybı oluştu

TOMA’ların sıktığı tazyikli su yüzünden yaralanan Remziye Tosun, hastaneye kaldırıldı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP)  İmrali Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan’a yönelik tecride ve Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) KHK kararına karşı yapacağı basın açıklaması için Diyarbakır’daki Koşuyolu Parkı’nda toplanan milletvekilleri ve vatandaşlara polis müdahale etti. Müdahalede yaralanan HDP Milletvekili Remziye Tosun’un omurga kemiğinde kırık olduğu tespit edildi. Hastaneye kaldırılan bir diğer HDP’li vekil Musa Farisoğlu’nun da bir gözünde görme kaybı olduğu bildirildi. DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel de polislerce darp edildi.

Bağlar ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nı zırhlı araçlarla çeviren polisin müdahalesinden çok sayıda vatandaşın da etkilendiği belirtildi. TOMA araçlarının sıktığı tazyikli su yüzünden yaralandığı bildirilen ve baygınlık geçiren Tosun, çağrılan ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Ekrem İmamoğlu mazbatasını aldı

Maltepe seçim sonuçlarının kesinleşmesi ve birleşme tutanaklarının sunulmasının ardından CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, mazbatasını sunmak üzere İl Seçim Kurulu’na çağrıldı. İmamoğlu, partililerin eşliğinde geldiği Çağlayan Adliyesi’nde, seçimlerden 17 gün sonra mazbatasını aldı.

17 gündür süren yeniden sayım ve itiraz süreci, istanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanan Ekrem İmamoğlu’na mazbatasının verilmesiyle sonuçlandı. Maltepe ilçe seçim kurulu görevlilerince oy sayımının ardından hazırlanan birleştirme tutanaklarının İl Seçim Kurulu’na sunulmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığı kesinleşti.

İmamoğlu İstanbul İl Seçim Kurulu görevlilerince hazırlanan mazbatayı almak üzere Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na geldi. Eşi Dilek İmamoğlu’nun da eşlik ettiği İmamoğlu’nu adliyenin C kapısı önünde partililer karşıladı. Burada bekleyenleri selamlayan İmamoğlu, mazbatasını almak üzere il Seçim Kurulu’nun bulunduğu kata çıktı.


Kapıda gazetecilere bir açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Ekrem İmamoğlu mazbatasını aldı. Şimdi hep birlikte Saraçhane’ye gidiyoruz, onu makamına yerleştiriyoruz. Biz önden gidiyoruz, onu orada karşılayacağız” dedi.

Devir teslim hazırlıkları başladı

Öte yandan, Ekrem İmamoğlu’nun mazbatayı aldıktan sonra geleceğinin belirtilmesinin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesinde hareketlilik yaşandı.

Bina çevresine güvenlik önlemleri artırılırken, içeride ise devri teslim hazırlık yapılıyor.

CHP’nin hem eski hem de yeni meclis üyeleri Ekrem İmamoğlu’nu karşılamak için binaya geldi. Partinin eski İBB Grup Başkanvekili Ertuğrul Gülsever yapılan hazırlık çalışmaları ile ilgili bilgi verdi. Eski ve yeni meclis üyelerinin İmamoğlu’nu karşılayacaklarını söyleyen Gülsever, “Mevlüt Uysal ile görüşüldü. Ekrem İmamoğlu’nun gelişine denk gelen saatte burada olacak. İmamoğlu burada önce eski ve yeni CHP’li meclis üyelerine teşekkür konuşması yapacak. Daha sonra Uysal’ı makamında ziyaret edecek ve devir teslim gerçekleştirilecek” dedi.


Oy farkı: 13 BİN 729

31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu 4 milyon 169 bin 765, AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım 4 milyon 156 bin 36 oy aldı.

CHP adına seçim süreçlerini takip avukat Mehmet Süleyman Türker, il seçim sonuçlarına ilişkin birleştirme tutanaklarını basın mensuplarıyla paylaştı. Tutanağa göre, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu için 4 milyon 169 bin 765, AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım için 4 milyon 156 bin 36 oy kullanıldı.

Ayrıca Saadet Partisi Adayı Necdet Gökçınar 103 bin 364, Bağımsız Türkiye Partisi Adayı Selim Kotil 27 bin 87, Türkiye Komünist Partisi Adayı Zehra Güner Karaoğlu 10 bin 349, Vatan Partisi Adayı Mustafa İlker Yücel 15 bin 428, Demokrat Parti Adayı Ersan Gökgöz 22 bin 268, Demokratik Sol Parti Adayı Muammer Aydın da 30 bin 884 oy aldı.