Ana Sayfa Blog Sayfa 2471

30 günde 740 kilometrekare yağmur ormanı yok edildi

‘PRODES’in Temmuz 2018’e kadar 12 ay boyunca aldığı görüntüler, Brezilya’nın Amazon bölgesinde neredeyse Porto Riko büyüklüğünde, 7900 kilometrekarelik bir ormanın yok olduğunu gösterdi.’

Erken uyarı uydu sisteminin verilerine göre, Brezilya‘daki Amazon yağmur ormanlarının ormansızlaştırılması Mayıs ayında son on yıldaki en yüksek orana ulaştı. Uzmanlar, Başkan Jair Bolsonaro’nun yönetiminde çevre koruma önlemlerinin hafifletilmesiyle teşvik edilen yasa dışı kayıt şirketlerinin faaliyetlerine dikkat çektiler. Brezilya Uzay Araştırma Enstitüsü’ne (INPE) göre DETER alarm sistemi, yağışlı sezondan sonra ağaç kesme oranının yükselme eğiliminde olduğu üç ayın ilki olan Mayıs ayında 739 kilometrekarelik ormansızlaştırmayı kaydetti.

Brezilya’nın kuzey eyaletlerinden biri olan Para’da bulunan Novo Progresso’ya yakın ormansızlaştırılmış bir alan.

Bu, Mayıs 2018’deki 550 kilometrekareden ve iki yıl önce tespit edilen ormansızlaştırmanın iki katından fazla. INPE uydu izleme programı başkanı Claudio Almedia Salı günü yaptığı açıklamada, ‘’Bu yükseliş eğrisi devam ederse, Amazon ormanı için kötü bir yıl geçirebiliriz’’ dedi; “Bu, önümüzdeki iki kritik ay boyunca denetimin ne kadar sağlandığına bağlı olacak’’ diye ekledi.

Veriler, Bolsonaro’nun beş aylık hükümetinin çevre koruma kurumlarını dağıttığı, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda şüpheci bir tavır sergilediği ve ülkenin kuzeyindeki bölgesel kalkınma politikası karşılığında çevre yasalarını yürürlüğe koymak için bütçeyi azalttığı uyarısında bulunan çevrecilerin endişelerini artırıyor. 

Son yıllarda fonlardan mahrum bırakılan Brezilya çevre ajansı IBAMA, Bolsonaro Ocak ayında göreve geldiğinde otoritesini kaybetti ve orman komisyonu, tarım endüstrisi müttefikleri tarafından yönetilen Tarım Bakanlığı’na taşındı. Greenpeace koordinatörü Marcio Astrini’ye göre Bolsonaro hükümeti “çevre karşıtı’’ ve ormansızlaşma ile mücadele için bir plan sunmadan orman korumalarının azaltılmasını sağladı. Astrini, “ormanları yok eden insanlar Bolsonaro ile kendilerini güvende, ormanları koruyanlar ise tehdit altında hissediyor’’ dedi.

Bolsonaro’nun Çevre Bakanı Ricardo Salles, Brezilya’nın ormanları koruma konusunda her zaman olduğu gibi kararlılığını sürdürdüğünü ifade etti. Salles, ‘’Hiçbir şeyi kaldırmayacağız. Daha fazlasını ekleyeceğiz’’ diyerek, Folha de SP gazetesinde pazartesi günü yayınlanan ve INPE tarafından gözlemlenen sayıların maniple edildiğini, uydu görüntülerinin özel bir firma tarafından yönetilen uydu görüntüleme sistemi ile kolayca değiştirilebileceğini belirtti.

Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro (ortada) bakanlarıyla birlikte, geçtiğimiz hafta Bölgesel Kalkınma ile ilgili bir kararname imzalama törenine katıldı.

Salles, gerçek zamanlı olarak yüksek çözünürlüklü görüntüler sağlayabilecek bir şirketi işe almak için bir kamu ihalesinin düzenleneceğini söyledi. Bakan, ‘uygulama işlemlerini daha iyi hedeflemek için, gerçek zamanlı görüntüler sağlayabilen bir sistem istiyoruz ki böylece uygulama işlemleri daha etkili olabilsin’’ diye konuştu. Yetkililer, Mayıs ayında hızlanan ormansızlaşmayı gösteren ön DETER verilerinin , hükümetin nirengi noktası olan PRODES adlı daha isabetli bir uydu programıyla onaylanıp onaylanmadığını bu yıl içinde görecekler.

Ibama müfettişleri Brezilya’nın Amazon havzasındaki Para eyaletinde bulunan Munduruku yerli topraklarına indikten sonra yasa dışı madencilikten etkilenen bir alanda yürüyorlar.

PRODES’in Temmuz 2018’e kadar 12 ay boyunca görüntüleme yapması Brezilya’nın Amazon bölgesinde neredeyse Porto Riko büyüklüğünde 7900 kilometrekarelik bir ormanın yok olduğunu gösterdi.

Yine de, ormansızlaşma Brezilya’nın ormansızlaşmayla mücadele kampanyası başlatmasından önce 2000’lerin başlarında seviyelerin oldukça altında kalmaya devam ediyor Örneğin, 2004 yılında Haiti boyutunda bir alan olan 27.000 kilometrekareden daha fazlası ormansızlaştırılmıştı. 

Makalenin İngilizce Orijinali

Yeşil Gazete için çeviren: Şehnaz Güven

 

Rusya nükleer denizaltı iddiasını doğruladı

Rusya’da geçtiğimiz pazartesi günün 14 denizcinin yaşamını yitirdiği denizaltı aracının nükleer yakıtla çalıştığı teyit edildi. Kremlin’den yapılan açıklamaya göre yangın akü bölümünde çıktı, nükleer reaktör hasar almadı.

Rusya’da 14 denizcinin yaşamını yitirdiği denizaltı yangınına ilişkin ayrıntılar netleşiyor. Aracın nükleer yakıtla çalıştığı iddiası teyit edildi. Kremlin’den yapılan açıklamada, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bir toplantıda verdiği bilgiler paylaşıldı. Buna göre Şoygu Putin’e, ‘araçtaki nükleer reaktörün tamamen yalıtılmış olduğu ve çevresinde insan bulunmadığı’ bilgisini verdi. “Şu an sorunsuz çalışmakta olan reaktörü korumak için mürettebat tarafından gerekli tüm önlemler alındı” denilen açıklamayla, nükleer iddiası da dolaylı olarak teyit edilmiş oldu.

‘Akü bölümünden yayıldı’

Şoygu’nun, yangının denizaltıdaki akü bölümünde çıktığı bilgisini de Putin’e ilettiği açıklandı. Kremlin açıklamasına göre Şoygu, “Olayın ana nedeni belirlendi: Akü kompartmanında yangın çıktı ve yayıldı” dedi. Putin’in, araçtaki mürettebatın devlet nişanı ile onurlandırılması talimatı verdiği ve ölenlerin ailelerine tüm yardımların yapılacağı da belirtildi.

Söz konusu yangın pazartesi günü çıkmış ancak 14 denizcinin ölümü kamuoyu ile salı günü paylaşılmıştı. Rusya Kuzey Filosu’nun Barents Denizi’ndeki Severomorsk üssüne çekilen denizaltının nükleer yakıtla çalıştığının iddia edilmesi ancak Kremlin’den bu konuda açıklama yapılmaması nükleer sızıntı iddialarını da beraberinde getirmişti.

Kıbrıs’ta kadın cinayetlerine ‘kırmızı ayakkabılı’ protesto

Kıbrıslı kadınlar, kadın cinayetlerine karşı, ‘kan’ı simgeleyen kırmızı ayakkabılarıyla protesto eylemi yaptı.

Kıbrıs’ta, Rum Teğmen Nikos Metaksas‘ın birlikte olduğu beş kadını boğarak öldürdüğünün ortaya çıkmasının ardından 26 yaşındaki bir kadın da eski sevgilisi tarafından öldürülünce kadınlar sokağa çıktı. Sofia Zinonos isimlı kadının öldürülmesi sonrasında Kıbrıs’taki kadın örgütleri, kadın cinayetlerini protesto etmek amacıyla Rum Polis Genel Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Eylemde cinayet kurbanı kadınların ‘kanını simgeleyen’ kırmızı ayakkabılar kaldırıma dizildi.

‘Aşk zarar vermemeli’ 

 ‘Daha nereye kadar’ pankartlarıyla sokağa çıkan kadınlar, cinayetlerin bir an önce engellenmesi gerektiğini ifade etti. Kadınların yanına gelen Rum Polis Genel Müdürü Kipros Mihailidis de kadınların korunması ve eksiklerin giderilmesi için tüm çabayı göstereceği sözünü verdi. Kadınlar da, “aşk zarar vermemeli” sloganları eşliğinde emniyetin önünden ayrıldı.

Son 20 yılda 37 kadın öldürüldü

Kıbrıs’ta seri katil olduğu ortaya çıkan Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) Subayı Nikos Metaksas, birlikte olduğu beş  kadını öldürdükten sonra bavullarla ülkedeki farklı göllere atmış, bu kadınlardan ikisinin çocuklarını da öldürmüştü. Rum Subay, 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Geçen hafta da Petros Papandoniu, tartıştığı eski sevgilisi Sofia Zinonos’u öldürüp, intihar etmişti. Güney Kıbrıs’ta son 20 yılda 37 kadın cinayete kurban gitti

 

YHT kazasının bilirkişi raporu: Proje bitmeden hat açıldı, trafik yönetim sistemi yanlış, makasçılar eğitimsiz…

Dokuz kişinin hayatını kaybettiği Ankara’daki Yüksek Hızlı Tren kazasıyla ilgili bilirkişi raporunda çarpıcı tespitler var. Bilirkişiler, ‘hızlı tren kazası’ değil, geleneksel hatta hızlı tren setinin yaptığı kaza” tanımlaması kullandı. Bu da akla, 2004’te Pamukova’daki ‘hızlandırılmış tren kazası’nı getirdi. Pamukova’da 41 kişi hayatını kaybetmişti.

Ankara’da 13 Aralık 2018’de dokuz kişinin öldüğü Yüksek Hızlı Tren kazasıyla ilgili soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu tamamlandı. Raporda, kazanın üç ana nedenden kaynaklandığı belirtilirken, dönemin TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın’ın da aralarında bulunduğu dokuz üst düzey yönetici kusurlu bulundu.

Ankara-Konya seferinin yapıldığı YHT ile raylarda kontrol için bulunun kılavuz trenin çarpışması sonucu meydana gelen kazayla ilgili Eskişehir Teknik Üniversitesi Raylı Sistemler Programı öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinin 12 sayfalık raporu savcılığa gönderildi. Raporda, kazaya ‘hızlı tren kazası’ demenin doğru olmadığı belirtilerek, ‘konvansiyonel (geleneksel) hatta 110 kilometre hızla hızlı tren setinin yaptığı bir kaza’ tanımlaması kullanıldı.

Bu tanım 2004’te 41 kişinin hayatına mal olan Pamukova tren kazasını hatırlattı. Ankara-İstanbul tren hattında hızlı trene uygun olarak döşenmemiş rayların üzerinde, “hızlandırılmış” tren çalıştırılmak istenmiş;  ancak yetersiz altyapıya rağmen aceleyle yapılan geçiş yüzünden Pamukova mevkiinde meydana gelen kazada 41 kişi hayatını kaybetmişti. Dönemin Ulaştırma Bakanı, bugün AKP İstanbul milletvekili olan Binali Yıldırım, kamuoyundan gelen yoğun tepkilere rağmen istifa etmemiş ya da görevden alınmamıştı.

‘Hat eksikleriyle, proje tamamlanmadan açıldı’

Sputnik’te yer alan YHT kazası raporunda, kazanın üç ‘kök’ nedeninin bulunduğu, birinci ‘kök’ nedenin hattın eksikleri olduğu halde işletmeye açılması olduğu belirtildi. Ankara-Sincan hattında kullanılması planlanan trafik yönetim sisteminin ‘ETCS/ERTMS’ olduğuna dikkat çekilerek, yolun, imalat tamamlanmadan proje kapsamı bitmeden ve gerekli zaman tanınmadan işletmeye açıldığı kaydedildi.

Raporda, “Ankara-Sincan hızlı tren hattını imalatı tamamlanmadan, ETCS/ERTMS sistemi gerekleri olmadan işletmeye açtığı için TCDD Genel Müdürü İsa A. kusurludur. Kazanın birinci ‘kök’ nedeni, hattın eksikleri olduğu halde açılması, diğer bir ifadeyle hattın açılması için acele edilmesidir” denildi.

‘Yeni trafik yönetim sistemi literatürde yok’

TCDD hatlarının yarıdan fazlasında trafiğin Trenlerin Merkezden İdaresi Sistemi (TMİ) ile yönetildiği, yönetmeliklere ve uluslararası talimatlara uyulduğu sürece YHT setlerinin sinyalsiz hatlarda işletilmesinin mümkün olduğu belirtildi. Raporda, şunlar kaydedildi:

“Ancak yeni geliştirilen trafik yönetim sisteminin söz konusu düzenlemelere uygun olması zorunluluktur. Yanlış bir trafik yönetim sistemi kurulması kazanın ikinci ‘kök’ nedenidir. Hattın erken açılmasından kaynaklı ETCS/FRTMS ile yönetilemeyeceğinden, bunun yerine Genel Müdür Yardımcısı Ali İhsan U, TCDD Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mükerrem A. imzalı yazı ile yeni trafik yönetim sistemi kurulmuştur. Bu sistem daha önce uygulanan bir sistem değildir. Olası riskleri bilinmemektedir ve literatürde karşılığı yoktur. Bunun uluslararası düzenlemelerde ve uluslararası demiryolu ağında karşılığı bulunamamıştır. Yeni bir trafik yönetim sistemi kurulması emniyet açısından büyük bir değişikliktir. Bu nedenle, Ali İhsan U. ve Mükerrem A. ile Trafik ve İstasyon Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü Recep K. kusurludur.”

‘Risk analizi yapılmadı’

 

Yeni trafik yönetim sisteminin birçok değişikliğe de tabi tutulduğunun anlaşıldığı belirtilen raporda, “Hattın açılması kararı ile ilgili yapılması gereken ilk risk analizi yapılmamıştır. Eğer hattın ETCS/FRTMS olmaksızın işletmeye açılması ile ilgili bir risk analizi yapılsaydı muhtemelen açılmaması yönünde karar verilecek ve bu başlık altında sonradan yapılması gerektiği düşünülen hiçbir risk analizine gerek kalmayacaktı” tespitinde bulunuldu.

‘Manevralar kaydırıldı’

Raporda, 6 Aralık 2018 tarihli yazı ile trenlerin Ankara batıda bulunan makasların elle tanzim edilerek, kabul ve sevk edilmesinin talep edildiği ve bunun onaylandığına dikkat çekildi. YHT manevralarının doğudan batıya kaydırılmasından dört gün sonra kazanın meydana geldiği belirtilerek, şöyle denildi:

“YHT manevraları doğuda yapıldığı zamanlarda doğrudan etkili en az 3-4 kişinin kusuruyla kaza olma riski varken, batıda yapılmaya başlayınca bu sayı 1-2 kişiyi düşmüştür. Değiştirme nedeniyle kazaya neden olan manuel olarak kullanılan M74 makası, manevraların doğudan batıya alınmasıyla çok önemli hale gelmiştir. Manevraların doğudan batıya alınması kazanın üçüncü ‘kök’ nedenidir. Bu kararın alınmasında sorumluluğu bulunan TCDD Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ç, 8. Bölge Müdürü Duran Y, 8. Bölge Servis Müdürü Ünal S, 8. Bölge Servis Müdür Yardımcısı V. Ergün T. kusurludur.”

‘Makasçı yolu yanlış hattan verdi’

Soruşturma kapsamında üç tutukludan biri olan tren teşkil memuru (makasçı) Osman Yıldırım‘ın, hat-1’den vermesi gereken yolu hat-2’den vermesi nedeniyle kusurlu olduğu belirtildi. Sinyalsiz işletmecilik yapılan hatlarda, makasın, istasyonun hangi yoluna düzenlendiğini gösteren makas feneri olması gerekirken, Ankara- Sincan hattında makas feneri bulunmadığına değinildi.

Raporda, “Kamera görüntülerinden Osman Yıldırım’ın makasa uzaktan baktığı ve doğru yolda olduğunu düşünerek geri döndüğünün kanaati oluşmuştur. Kazada ölen makinist Adem Yaşar‘ın, hat-1’den gitmesi gerekirken hat-2’den gittiğinin farkında olmaması ya da bunu önemsememesi kazaya neden olmuştur. Adem Yaşar, 6 dakika boyunca yanlış hattan gittiğini fark etmemesi, fark etse bile bunu önemsemeyerek treni durdurmaması nedeniyle kusurludur” ifadesi yer aldı.

Yönetmelikte; YHT hattında 2 makinist bulunması gerektiği, trende ise makinistler Adem Yaşar, kazada ölen Hulusi Böler ve Ahmet Turan Demir’in bulunduğu, görevli olmamasına rağmen Hulusi Böler’in trende olduğu, görevli olan Ahmet Turan Demir’in ise trende bulunmadığı belirtilerek, “Böler ve Demir’in kusurlu olup olmadığı adli makamların taktirine bırakılmıştır” denildi.

‘Makasçıya eğitim verilmedi’

Makasçı Osman Yıldırım’a, işbaşı eğitimi verilmeden işbaşı yaptırıldığı için Ankara Gar Müdürü Talip Ü. ve Müdür Yardımcısı Vekili Kadir O.’nun kusurlu olduğu da raporda belirtildi. Emniyet yönetim sisteminin doğru çalışmadığı için TCDD Genel Müdürlüğü EKAY Daire Başkanı Tuna A.’nın da kusurlu olduğu vurgulandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, tren teşkil memuru (makasçı) Osman Yıldırım, hareket memuru Sinan Yavuz ve kontrolör Emin Ercan Erbey mahkemece tutuklanırken, TCDD 8. Bölge Müdürü Duran Y., YHT Gar Müdür Yardımcısı Kadir O. ve YHT Gar Bölge Müdürlüğü Trafik ve İstasyon Yönetimi Servis Müdürü Ünal S.’nin de şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmıştı.

 

Eşcinsellik karşıtı vekil, ofisinde erkek arkadaşıyla yakalanınca istifa etti

Kendini, ‘aile değerlerini savunan, doğal evlilik taraftarı, muhafazakar’ olarak tanımlayan Cumhuriyetçi milletvekili Wes Goodman, ofisinde erkek arkadaşı ile cinsel ilişki yaşarken yakalandı. Goodman sosyal medya hesaplarını kapatarak istifa etti.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) LGBTİ+ karşıtı Cumhuriyetçi milletvekili ofisinde erkek arkadaşıyla cinsel ilişki sırasında basılınca istifa etti. 33 yaşındaki evli Ohio eyaleti milletvekili Wes Goodman, seçim kampanyası boyunca “aile değerlerini” savunduğunu söyledi. Goodman ofisinde erkek arkadaşıyla yakalanmasının ardından internet sitesinden bu ifadeleri kaldırdı.

NBC’nin haberine göre, Goodman’ın ‘gizli eşcinsel hayatı’ bazı Cumhuriyetçiler tarafından da biliniyordu. Goodman vekil olmadan önce eşcinsel evliliğine karşı çıkan ABD Kongre üyesi Jim Jordan için çalıştı.

Goodman twitter hesabındaki biyografisinde “Hıristiyan. Amerikan. Muhafazakar. Cumhuriyetçi.” olarak tanıtıyordu. Goodman kadın ve erkek arasında yapılan “doğal evlilik” taraftarı olduğunu belirtiyordu. İstifası sonrası Goodman’in twitter hesabı “özel”e dönüşürken Facebook hesabı da kapandı.

Ali İsmail Korkmaz ölümünün altıncı yılında anılacak

Eskişehir’deki Gezi olaylarında öldürülen Ali İsmail Korkmaz, ölümünün altıncı yıl dönümünde ailesi ve sevenleriyle birlikte anılacak.

2013 yılında Taksim Gezi Parkı protestolarına destek amacıyla Eskişehir’de katıldığı yürüyüş sırasında darp edilerek henüz 19 yaşındayken hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz, ölümünün altıncı yıl dönümünde ailesi ve sevenleriyle birlikte anılacak. Ali İsmail Korkmaz’ın düşlerini hayata geçirmek amacıyla kurulan Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV) tarafından düzenlenen Ali İsmail Korkmaz Anma Gecesi, 10 Temmuz 2018 Çarşamba günü Hatay‘da gerçekleşecek. Saat 18:00’da Ekinci Mezarlığı’ndaki kabir ziyaretinin ardından, saat 20:00’da Sümerler Amfi Tiyatro’da düzenlenecek olan anma gecesinde ALİKEV Müzik Topluluğu ile Moğollar sahne alacak.

Ali İsmail’in düşleri ALİKEV’le yaşam buluyor

Henüz 17 yaşındayken “Toplum İçin Gençlik” isimli bir hareket başlatmış olan Ali İsmail Korkmaz, arkadaşlarıyla örgütlenerek yaşlılar, öğrenciler, engelliler ve çevre için birçok gönüllü proje gerçekleştirmişti. Ali İsmail’in 19 yaşında hayattan koparılmasının ardından, ailesi onun hayallerini, miras olarak devralarak Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nı kurdu. Üçüncü yılını dolduran ALİKEV, destekçi ve gönüllüleri ile birlikte Ali İsmail Korkmaz’ın düşlerini hayata geçirmek amacıyla yoluna devam ediyor. ALİKEV’in faaliyetleri hakkında detaylı bilgiye www.alikev.org adresinden ve ALİKEV’in sosyal medya hesaplarından erişilebiliyor.

‘Taksim, halkın fikri alınarak herkesin zevk alacağı bir alana dönüştürülecek’

İmamoğlu: Ben yaptım oldu zihniyeti bizde yok. Yarışma usulü ile Taksim’e yeni bir proje yaptıracağız. Ayrıca demokratik katılım ile bu projeleri halka soracağız.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, araç trafiğine kapatıldıktan sonra baştan sona betonla kaplanan Taksim Meydanı’na ilişkin, “Taksim’i herkesin zevk alacağı bir alana dönüştüreceğiz” dedi.

Halk TV‘ye konuk olan İmamoğlu, Çorlu’daki tren kazasında hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel‘in Beylikdüzü’ndeki yaşam vadisini gördükten sonra ‘Ekrem amca keşke İBB Başkanı olsa’ sözünün hatırlatılması üzerine, “Bunu söylediğini o zaman bana söylemişti annesi. Talihsiz bir kaza. Hak, hukuk adalet diyoruz ya adalet duygusunun yerine gelmediği zaman neyi tartışsanız boş” diye konuştu.

Taksim Meydanı’nı dönüştürürken halkın fikrini alacaklarını belirten İmamoğlu’nun açıklamaları özetle şöyle: “Herkesin zevk alacağı bir alana dönüştüreceğiz Taksim’i. Elbette ki mevcut imkanlarla. Gençlerin, kadınların, çocukların fikirlerini kullanacağız.

İstanbul’un önceliği simgesel bir anlamda Taksim Meydanı. Beşiktaş Meydanı da dokunulması gereken bir yer. Buralar simgeler anlamında bir buluşma, aynı zamanda toplumsal uzlaşma için buluşma yeri. Büyük kentlerin meydanlarını çok önemseyeceğiz. Meydanın toplum tarafından sorgulanmasına sebep olduk. Bu bence ciddi bir gelişim… Ben yaptım oldu zihniyeti bizde yok. Yarışma usulü ile Taksim’e yeni bir proje yaptıracağız. Ayrıca demokratik katılım ile bu projeleri halka soracağız.

Biz belediyenin binalarının halka açılmasını istiyoruz. Saraçhane‘deki bu yapı mimari açıdan da çok önemli bir eser. Bu binaya çok nitelikli bir kütüphane yapacağız. Ayrıca gönüllülerden kuracağımız İstanbul Kurulları bu binada çalışacak.”

Seçim zamanında olduğu gibi gönüllülerle çalışacaklarını söyleyen İmamoğlu, teknokentlerin şehir dışına yapılmasını da eleştirdi; “Böyle bir kitleyi şehrin dışında, sosyal yaşamdan uzak, kültürden uzak, kitapçıdan uzak bir yere getiremezsiniz. Kentin içinde bunu kaynatacaksınız. Bu bağlamda biz, birkaç yeri ana merkez gibi, örneğin Kartal-Pendik aksı gibi, Esenler gibi, hatta Esenyurt-Beylikdüzü aksında bile buna dönük projelerimizin olduğu alanlar var.”dedi.

‘Kurtköy ve Hadımköy’e yeni otogar’

Ekram İmamoğlu, Esenler Otogarı’nın 28 yıllık olduğuna ve yap-işlet-devret süresinin görevi geri almasından 2-3 gün önce dolduğuna da dikkat çekerek, “Kurtköy‘de Anadolu yakası garı, bir tane de Hadımköy bölgesinde bir otogar yapacağız. İstanbul içinde de mini otogarlarla desteklenecek. Sağda solda duyuyoruz orayı vermeyiz falan. Orayı akla ve bilime peşkeş çekeceğim. Üretim ve istihdam merkezi haline getireceğim orayı” diye konuştu.

‘Kadın üniversiteleri’ geliyor

Erdoğan YÖK’e kadın üniversiteleri için talimat verdi: Ülkemizde kız ve erkek liseleri vardı, sonra karıştırdılar. Şimdi yeniden bunları toparlama dönemine girmiş bulunuyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün uluslararası öğrenciler mezuniyet töreninde konuştu. Japonya gezisinde gördüğü ve sadece kadın öğrencilerin devam ettiği üniversiteye değinen Erdoğan, Türkiye’nin de aynı sistemi uygulaması gerektiğini savundu.

Erdoğan şöyle konuştu:

Japonya’daki 800 üniversitenin 80 tanesi kadın üniversitesi. Sadece kızlardan oluşan üniversite. Bu üniversite şahsıma fahri doktora verdi. Kreşten alıp ilk-orta-lise-üniversite olmak üzere farklı bir yapıyı oluşturmuş durumdalar.

Bütün bunlarla beraber bu alanda atılan adımın bizler için önem arz ettiğini şu anda YÖK Başkanı’na hatırlatıyorum. Çalışmanı buna göre yap. Çok önemli bir şey. Türkiye de benzer bir adımı atmalı. Lise yıllarında ülkemizde kız ve erkek liseleri vardı. Sonra karıştırdılar. Şimdi yeniden bunları toparlama dönemine girmiş bulunuyoruz. Ülkemizde halen eğitim göre 182 ülkeden 150 bin öğrenciye ev sahipliği yapıyoruz. Hedefimiz 2023 yılında uluslararası öğrenci sayımızı 200 bine çıkarmak.”

 

Ankara’da köpekleri zehirleyenlere beş yıl hapis cezası istendi

Ankara Batıkent’te geçen Nisan ayında 16 köpeğin zehirlenerek öldürülmesiyle ilgili gözaltına alınan Aydın Gölge, Levent Özcan ve Musa Devran hakkında hazırlanan iddianame Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.  Üç sanık, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

İddianamede, sanıkların, müşteki Buket Özgünlü‘nün sahibi olduğu Tarçın, Fıstık ve Ceviz adlı köpekleri ile diğer sokak köpeklerine hiçbir neden yokken tavuk etiyle birlikte metomil (böcek ilacı) verdikleri belirtildi. Bu maddenin köpeklerin zehirlenmesi dışında insan, hayvan ve bitkiler açısından kalıcı nitelik oluşturacak şekilde çevrenin kirletilmesi kapsamında bir sonuç doğuracağına dikkat çekildi.

Tutuksuz sanıklar, Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianame kapsamında 24 Eylül’de hakim karşısına çıkacak. Sanıklar, ‘haklı bir neden olmaksızın, sahipli hayvanı öldürmek, işe yaramayacak hale getirmek veya değerinin azalmasına neden olmak’ ve ‘çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten zarar vermek’ suçlarından beş yıl dört ay hapis cezası istemiyle yargılanacak.

Rus medyası, denizaltı faciasını Çernobil’e benzetti

Rus medyası, yetkilileri dün meydana gelen ve 14 denizcinin hayatını kaybettiği denizaltı yangını ile ilgili bütün detayları açıklamamakla suçlayıp  hükümetin tutumunu 1986’daki Çernobil olayında takınılan tavra benzetiyor. Kremlin’den hala ses yok.

Kuzey Buz Denizi (Arktik bölge) yakınında meydana gelen olayda, söz konusu denizaltının nükleer güç ile çalışıp çalışmadığı, açıklığa kavuşmuş değil. Rusya Savunma Bakanlığı’nın, denizaltındaki yangının pazartesi günü meydana geldiğini açıklamasına karşılık, olayın ancak salı akşamı duyurulmuş olması da soru işaretlerine neden oluyor. Denizaltındaki yangının nedeni de halen belirsiz.

Rus medyası, Kremlin yetkililerinin olayla ilgili ‘şeffaf olmadığını’ belirterek, hükümetin tutumunu 1986’daki Çernobil nükleer felaketi sırasında Sovyet hükümetinin takındığı sessizliğe benzetmeye başladı.

Yangın çıkan denizaltının bağlı olduğu Kuzey Buz Denizi yakınlarındaki Severomorsk deniz üssü. Yangın çıkan denizaltı, 31 Temmuz 2016’da düzenlenen bir törende yer almıştı. 

Ekho Moskvy radyosu programcısı Yevgeny Buntman, olayla ilgili Reuters’a şunları söyledi: “Olay sırasında kimin ne yaptığını bilmek, mutlak olarak mümkün değil… Ancak şunu anlamıyorum: Neden bir gün beklendi ve neden ancak bir gün sonra ölenlerle ilgili açıklama yapıldı. Üstelik, halen ölenlerin kimliklerini dahi bilmiyoruz. bu, normal mi?”

Bazı Rus medya yayınlarında, olay sırasında denizaltıda olduğunu kimliği gizli bazı askeri kaynaklara dayanılarak, denizaltının nükleer güçle çalışan AS-12 sınıfı denizaltı olduğu ve ‘son derece gizli’ özel operasyonlar için tasarlandığı bilgisine yer verildi. Reuters, yangın yaşanan denizaltının adının ‘Losharik’ olduğunu, 2003’de denize indirildiğini ve Rus deniz filosunun en gizli denizaltılarından biri olduğunu bildirdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov ise denizaltının nükleer güçle çalışıp çalışmadığı hakkındaki sorulara, bu bilginin gizli olduğu ve uygun bir zamanda gereken açıklamanın yapılacağı yanıtını verdi.

Rus devlet medyasında ise yangın olayı ve ölümlerle ilgili bilgi verilirken, olayla ilgili hükümeti eleştiren herhangi bir yayına yer verilmediği gözleniyor.

‘Anormal radyasyon seviyesi tespit edilmedi’

Olayla ilgili olarak bölgede nükleer sızıntı olup olmadığı da tartışılıyor. Rus yetkililerden bu konuda da bir açıklama gelmezken, olayın yaşandığı yere sınırları yakın olan Norveç Radyasyon ve Nükleer Güvenlik Kurumu (DSA), bölgede yangın sonrası radyasyon seviyesinde herhangi bir anormal yükseliş tespit edemediklerini açıkladı. Norveç Dışişleri Bakanlığı da, Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan olayla ilgili bilgi istendiğini bildirdi.

Norveç kazanın hemen ardından, Rus yetkililerin kendilerine denizaltıda bir gaz patlaması olduğunu söylediğini belirtmişti. Ancak Rusya, bunu da yalanladı, “Norveç’e böyle bir şey söylemedik” dedi.

Greenpeace’in Norveç temsilcisi Moskova’daki yetkililerin ‘tamamen şeffaf’ olmasını isteyerek, “Rusya’nın ve Norveç gibi komşu ülkelerin çıkarlarının güvenliği açısından, bu gerekiyordedi.