Ana Sayfa Blog Sayfa 2272

Libya’da ateşkes sona erdi

Libya’da iç savaşın taraflarından Halife Hafter yanlısı Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, “ateşkesin sona erdiğini, savaşın devam edeceğini” duyurdu.

Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre, Libya merkezli yerel bir televizyona konuşan Salih, Türkiye ve Rusya’nın 12 Ocak’ta yerel saatle 00.00’da hayata geçmek üzere yaptığı ateşkes çağrısına “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin‘e saygılarından” dolayı olumlu yanıt verdiklerini söyledi.

Salih, açıklamasında ateşkesin kendileri için sona erdiğini, savaşın devam edeceğini belirtti. Temsilciler Meclisi Başkanı Salih, Trablus’taki çatışmalarda başarı elde edememelerine dair ise “Türkiye’nin müdahalesi ve Trablus’un geri alınması savaşında sonuç elde etmemizi geciktirdi” dedi.

Libya’da kim kimle savaşıyor?

Arap Baharı olayları sırasında, Muammer Kaddafi‘nin devrilmesinin ardından kaosa sürüklenen Libya’da iki hükümet bulunuyor. Tobruk’ta,  General Hafter liderliğindeki Temsilciler Meclisi ve Trablus‘ta Fayez al-Sarraj liderliğindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında süren iç savaşta, binlerce kişi hayatını kaybetti, onbinlerce kişi yerinden oldu.

Türkiye, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve uluslararası kurumlarca da desteklenen, Müslüman Kardeşler kökenli Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne destek vermek üzere tezkereyi çıkardı. Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ise Mısır, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Fransa ve Rusya‘dan destek buluyor.

 

 

Wikipedia erişime açılıyor

Anayasa Mahkemesi‘nin (AYM)  internet ansiklopedisi Wikipedia‘nın Türkiye’de 29 Nisan 2017 tarihinden beri erişime kapatılmasını hak ihlali sayan kararının gerekçesi Resmi Gazete‘de yayımlandı. Böylece Wikipedia’nın yeniden erişime açılması için süreç başladı.

AYM, oy çokluğu ve 6 üyenin karşı oy yazısıyla alınan kararı yeniden yargılama yapılması için Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi‘ne de gönderdi. Mahkemenin kararı Bilgi Teknolojileri ve İletişim kurumuna iletmesiyle birlikte Wikipedia erişime açılacak.

‘Yasakta keyfilik var’

Gerekçeli kararda, Wikipedia’nın işlevi, kullanıcı sayısı, ulusal ve uluslararası platformlarda bilinirliği, alternatifinin olmaması gibi özelliklerinin göz önünde bulundurarak, siteyi kullandıklarını belirten başvurucular Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Doç. Kerem Altıparmak’ın böyle bir kaynaktan yoksun kalmalarından dolayı mağdur sıfatı taşıdıkları kabul edildi.

Kararda, ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin kanuni dayanağı olarak 5651 sayılı Kanun’un gösterildiği ve bu kanunun keyfiliğe yol açıldığı izlenimi verildiğine de dikkat çekildi. İnternetin başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bakımından önemli bir değere sahip olduğu vurgulanırken, ifade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya AYM tarafından ortaya koyulan kriterleri karşılamayacak şekilde yapılan müdahalelerin Anayasa’yı ihlal edeceğinin altı çizildi.

‘Kavramlar geniş yorumlanıyor’

Wikipedia’da yer alan bir içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla yapılacak bir müdahalenin demokratik toplumda gerekli olduğuna ilişkin yeterli bir gerekçe konması gerektiği belirtilen AYM kararında, şu ifadelere yer verildi:

Başvurucunun erişimin engellenmesi kararına karşı yaptığı itiraz, içeriklerin ‘Devletin itibarını zedelemiş olması’ gibi hangi sebeplerle ‘Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması’ kapsamında ele alındığı anlaşılmayan bir gerekçeyle reddedilmiştir. Bu durum söz konusu kavramların geniş yorumlandığını düşündürtmektedir.”

Wikipedia’ya Türkiye’den erişimin engellenmiş olması sadece içerik sağlayıcı konumunda olan birinci, başvurucunun bilgi ve fikirleri yayma hakkına müdahale oluşturmamış, aynı zamanda Türkiye’deki kullanıcıların bilgi ve fikirlere erişime hakkını da sınırlandırmıştır.

Neden yasaklanmıştı?

Wikipedia’nın çevrimiçi tüm yayınlarına erişim, “Türkiye’yi çeşitli terör gruplarıyla aynı düzlemde ve iş birliği halinde göstermeye çalışan içerikler” nedeniyle BTK tarafından 29 Nisan 2017 tarihinde engellenmişti. Wikipedia’nın bağlı bulunduğu Wikimedia Vakfı, 5 Mayıs 2017 tarihinde Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak yasağa itiraz etmiş, ancak itiraz “iki ayrı URL adresinde bulunan içerikten dolayı” reddedilmişti.

Mahkemeye yapılan itiraz sürecinde, erişim yasağına neden olan içeriklerin İngilizce Wikipedia’da yayımlanan “Foreign Involvement in the Syrian Civil War” (Suriye İç Savaşına Yabancı Müdahalesi) ve “State-sponsored Terrorism” (Devlet Destekli Terörizm) başlıklı makalelerde Türkiye’ye ayrılan bölümler olduğu ortaya çıkmıştı.

Kurbağaların kök hücrelerinden canlı robotlar üretildi

ABD’li bilim insanları Afrika pençeli kurbağalarından aldıkları kök hücrelerle dünyanın ilk “canlı makinesini” geliştirdi.  “Xenobot” ismi verilen robotlar, kendi kendilerine hareket edebiliyor, kendi yaralarını iyileştirebiliyor ve canlı organizmalar gibi ölüyor.

Boyutları bir milimetreden daha küçük olan bu canlı robotların tıkanan damarların açılması, okyanusların mikro plastiklerden arındırılması ya da zehirli maddelerin bulunup yok edilmesi gibi alanlarda kullanılması umuluyor.

Levin: Daha önce olmayan bir yaşam formu

Guardian’da yer alan habere göre, Massachusetts Tufts Üniversitesi Allen Keşif Merkezi’nin Direktörü Michael Levin, üretilen canlı robotların “dünyada daha önce olmayan yeni bir yaşam formu olduğunu” söyledi. Robot bilimciler, robotların güçlü ve dayanıklı olması için genellikle metal ve plastik kullanmayı tercih ederken Levin ve ekibi robotlarını biyolojik dokulardan yaptı. Yaralarını kendi kendilerine iyileştiren robotlar, görevleri tamamlandığında ise ölüyor.

Mini robotlar hareket ettiklerinde arkada bir iz bırakıyor. Fotoğraf: Douglas Blackiston

Kalp hücrelerinin atmasıyla mesafe katediyor

Araştırmanın sonuçları bilim dergisi Proceedings of the National Academy of Sciences‘ta yayımlandı.  Yayımlanan makalede, robotların “evrimsel algoritma” ile geliştirildiği söyleniyor.

Buna göre program, 500-1000 arası deri ve kalp hücresiyle rastgele üç boyutlu konfigürasyonlar oluşturdu. Kalp hücrelerinin atması, canlı robotlar için bir motor işlevi görüyor ve mesafe katetmelerini sağlıyor. En fazla mesafeyi kateden hücreler ise seçilerek yeni bileşenler oluşturmakta kullanılıyor.

Etik sorunlar

Oxford Uehiro Pratik Etik Merkezi’nde kıdemli bir araştırma görevlisi olan Thomas Douglas ise canlı robotlar hakkında ilginç etik sorular olduğuna dikkat çekti. Bu canlıların ne zaman korunması gereken hakları olan canlılar olarak tanınması gerektiği sorusunun ortaya çıktığını söyleyen Douglas “Bence sadece acı yaşama yeteneği gibi bir tür zihinsel yaşamı mümkün kılan nöral doku içermeleri durumunda ahlaki bir önem kazanacaklar” dedi.

Kamu kurumları için Kürtçe hala ‘bilinmeyen bir dil’

Türkiye’de yaşayan yaklaşık 20 milyon Kürt, anadilde eğitimin yanı sıra, kamu kurumlarında anadillerinde hizmet de alamıyor. İstanbul Havalimanı, toplu ulaşım araçları ve Sağlık Bakanlığı’nın destek birimi ve çağrı merkezlerinde çok sayıda dilde hizmet verilmesine karşın, bunlar arasında Kürtçe’nin yer almaması eleştirilere neden oluyor.

Sağlık Bakanlığı Uluslararası Hasta Destek Birimi ve Çağrı Merkezi’nin hizmet verdiği altı dil arasında Kürtçe olmayışı Meclis gündemine taşındı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, Bakan Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Soru önergesinde, Sağlık Bakanlığı’nın, geçtiğimiz günlerde bakanlık bünyesinde yürütülen tercümanlık hizmetlerinin Arapça, Farsça, Rusça, İngilizce, Almanca ve Fransızca yapıldığına dair afişleri sağlık kurumlarına dağıttığını hatırlatan Güzel, bu afişler arasında Kürtçenin bulunmadığını söyledi.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre  İçişleri Bakanlığına bağlı 112 Acil Çağrı Merkezlerinde de İngilizce, Arapça, Almanca, Rusça ve engelli yurttaşlar için “engelsiz 112” hattı mevcutken bu hizmetin yine Kürtçe olarak verilmediğini hatırlatan Güzel, önergesinde şu soruları sordu:

“Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen tercümanlık hizmetlerinde Kürtçenin olmamasının gerekçesi nedir? Kürt yurttaşlar Kürtçenin sağlık hizmetleri kapsamına alınmamasını ciddi bir ayrımcılık olarak düşünmektedir. Temel görevi fiziksel, psikolojik, ruhsal her türlü sağlık halini sağlamak olan Bakanlığınız Kürt yurttaşlara ayrımcı politika mı uygulamaktadır?  Anadilleri Kürtçe olan ve Türkçe bilmeyen yurttaşların tedavi süreçleri nasıl ilerlemektedir? Hasta ve doktor arasındaki diyalog nasıl sağlanmaktadır? Bakanlığınızın bu konuya dair bir çalışması var mıdır? Anadilinde sağlık hizmeti almak her yurttaşın en temel insan haklarından biri iken Kürtçenin tercümanlık hizmetleri kapsamına alınması için yeni bir düzenlemeye gidilecek midir?”

‘İstanbul Havalimanı’nda 36 dil, 80 lehçenin arasında Kürtçe neden yok’  

HDP milletvekili Meral Danış Beştaş da Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın yanıtlaması istemi ile verdiği soru önergesinde, İstanbul Havalimanı’nda 36 dil ve 80 lehçede başlatılan çeviri hizmetlerine Kürtçe’nin neden eklenmediğini sordu. Beştaş, uçak ve diğer toplu taşıma araçlarında Türkçe’nin yanı sıra İngilizce ve Arapça anonslar yapıldığını belirterek, “Nitekim bu uygulama anadili farklı olan yurttaşlar için olduğu kadar yurtdışından gelenler için de elzem bir uygulamadır” dedi.

Çeviri sisteminin her bankoda bulunan akıllı tabletler yoluyla verildiğini anlatan Beştaş, İstanbul Havalimanı’nda başlanılan anlık çeviri sistemi ile 36 dilde ve 80 lehçede yolculara hizmet verildiğini ifade eden Beştaş, Meclis Başkanlığı’na verdiği önergesinde Bakan Turhan’dan şu sorulara yanıt istedi:

  • Kamusal alanda anadil kullanımının en kritik olduğu alanlardan birisi de toplu taşıma araçları olup neden Türkçe ve İngilizce’nin yanı sıra Kürtçe çeviri yoktur ve Kürtçe hizmet verilmemektedir?
  • Uçak anonslarının son derece kritik olduğu ve bu konuda çokça idari başvuru da olduğu halde neden bugüne değin uçaklarda ve havalimanlarında Kürtçe anons yapılmamakta ve Kürtçe çeviri hizmeti verilmemektedir?
  • İstanbul Havalimanı için geliştirilen ve 36 dil, 80 lehçede çeviri olanağı sunan sisteme neden Kürtçe eklenmemiştir?
  • Kürtler neden ayrımcılığa maruz kalmaktadır?
  • Urduca çeviri Kürtçe çeviriden daha mı elzemdir?
  • Kürtler yurttaş değil mi?
  • Kürtler yolculuk yapmıyor mu, Kürtler uçağa binmiyor mu?
  • Kürtler ulaşıma dair vergi vermiyor mu? Neden Kürt yurttaşların ödediği vergiler kendilerine kamu hizmeti olarak dönmüyor?
  • Anonsları anlamadığı için zarara uğrayan Kürt yurttaşların mağduriyetleri gideriliyor mu?
  • Uçaklar ve havalimanları başta olmak üzere toplu taşıma araçlarında Kürtçe anons yapılması ve Kürtçe çeviri olanağının sağlanması için gerekli çalışmalar nede zaman yürütülecektir?

Siemens’in yeşil yıkama hamlesi geri tepti

Almanya’daki Gelecek için Cumalar (Fridasy for Future) hareketinin öncülerinden, 23 yaşındaki iklim aktivisti Luisa Neubauer, Avustralya’da kömür madeni projesine dahil olması yüzünden birçok eleştiri alan Siemens’in kendisine yaptığı iş teklifini reddettiğini duyurdu.

Neubauer ile görüşen şirketin CEO’su Joe Kaeser, genç aktiviste gelecek nesil verimli enerji teknolojileri üretmeyi amaçlayan Siemens Enerji denetim kurulunda veya liderlik konseyinde bir pozisyon sunabileceklerini söyledi.  Teklifi reddetme gerekçesini açıklayan Neubauer, “Eğer üstlenecek olsaydım, şirketin çıkarlarını temsil etmek zorunda kalırdım ve hiçbir zaman Siemens’in bağımsız bir eleştirmeni olamazdım” dedi.

Siemens’e yoğun eleştiri

Alman mühendislik şirketi Siemens, Avustralya’da yapımı onaylanan ve Adani Group tarafından işletilen Carmichael kömür madeniyle ilişkili projesi sebebiyle yoğun eleştiri altında. Eleştirilerin sebebi ise Siemens’in bir yıl önce maden alanından kömürün taşınması için yapılan demiryolu hattına sinyal teknolojisi sağlamak için yaptığı anlaşmaya dayanıyor.

Siemens, projeye dahil olup olmayacaklarına Pazartesi gününe kadar karar vereceklerini açıklamıştı.  Bunun üzerine, geçtiğimiz Cumartesi günü genç iklim aktivisti Greta Thunberg, Siemens’e hayata geçerse 4.6 milyar ton karbon salımına sebep olacak projedeki rolünü gözden geçirmesi çağrısında bulunmuştu.

Kaeser: Paydaşların çıkarlarını göz önünde bulundurmam gerekiyor

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Kaeser şunları söyledi: “Çevresel meselelere anlayış göstersem de, yapılan iş yasal bir meşruiyete sahip olduğu sürece farklı paydaşların farklı çıkarlarını göz önünde bulundurmam gerekiyor. Bu proje hakkında öncesinde daha akıllıca davranmalıydık. Ancak şu an, müşteri yasal bir zeminde bulunduğu sürece, taahhütlerini yerine getiren bir tedarikçi olmalıyız. Çünkü müşterileri tarafından güven duyulamayan bir şirket olmak seçenek olamaz.”

Bunun üzerine Gelecek için Cumalar ve Extinction Rebellion (Yokoluş İsyanı) aktivistleri aralarında Siemens Genel Merkezi’nin de bulunduğu Almanya’nın 40 farklı bölgesinde eylem düzenledi. Aktivistler Siemens’in Adani’ye desteğini geri çekmelerini istedi.

 

Pembe Hayat KuirFest başlıyor!

Film gösterimleri ve çeşitli atölyelerle bu yıl dokuzuncusu düzenlenecek olan Pembe Hayat Kuirfest 23-26 Ocak tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek. Festivalin açılışı 23 Ocak 2019 saat 21.00’da Babylon’da düzenlenecek partiyle yapılacak.

Banu Alkan açılış partisinde

Festival organizasyonu, açılış partisinde “Beyaz Orkide” temasıyla Banu Alkan’ın da geceye katılacağını duyurdu. Partiside DJ’ler Zahter, Şevval Kılıç, Özgür Kaktüs, Asîde ve Deus ex Machina da yer alacak. Aynı zamanda Dudakların Cengi de o geceye özel sahne performansı gerçekleştirmesi planlanıyor.  

3D Afiş

Geçen sene de kesilip birleştirildiğinde karanlıkta parlayan 3 boyutlu geyik haline gelen afişiyle dikkat çeken festival, bu yıl da takipçilerini özel bir afiş ile karşılıyor. Bu yıl kullanılan afişe 3D gözlük ile bakıldığında farklı bir geyik gözüküyor. Pembe Hayat KuirFest paylaşımlarını #DönerizElbet hashtag’i üzerinden yapıyor.

Üç gün süren festival

25-26-27 Ocak tarihlerinde gerçekleşecek olan festivale bu yıl Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi, Fransız Kültür Merkezi ve Tasarım Atölyesi Kadıköy ev sahipliği yapacak. Festival bu yıl Norveç Büyükelçiliği başta olmak üzere Almanya Elçiliği, Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı, Danimarka Elçiliği, Finlandiya Elçiliği, Fransız Kültür Merkezi, İngiltere Elçiliği, Hollanda Elçiliği, Kanada Elçiliği ve Movies That Matter katkılarıyla gerçekleştirilecek.

Gökkuşağının altında

KuirFest programı bu yıl da heyecan verici gösterim ve etkinliklerden oluşuyor. Her yıl dünya festivallerinde dikkat çeken uzun metraj kurmaca filmleri izleyicilerle buluşturan Gökkuşağının Altında bölümünde bu yıl Elektrik Beden (Corpo Elétrico, 2017), Madi Nullius (Terror Nullius, 2018), Malila: Veda Çiçeği (Malila: A Farewell Flower, 2017), Minyatür (Retablo, 2017) ve Rafiki (2018) yer alıyor.

Kuir belgeseller

Festivalin Kuir Belgeseller bölümünde, Burada Demokrasi Yok (No Democracy Here, 2017), Dayks, Kamera, Ekşın! (Dykes, Camera, Action!, 2018), İnterseks (Entre Deux Sexes, 2017), Kainatla Münasebet (A Deal with the Universe, 2018), Kaliarnta: Yunan Lubuncası (2015), Lunadigas veya Çocuksuz Kadınlara Dair (Lunadigas or ‘Concerning Childfree Women’, 2016), Sevgiler, Scott (Love, Scott, 2018) ve Zırıl Lubunya (Bixa Travesty, 2018) belgeselleri gösterilecek.

Zırıl Lubunya (Bixa Travesty, 2018)

Festival programında paneller, söyleşiler, yuvarlak masa buluşmaları ve bir performatif atölye de yer alıyor. Festivalin detaylı programı için tıklayın. 

 

 

Çin, fosil yakıtla büyüme stratejisine devam

Çin‘in 2019 ham petrol ithalatı, bir önceki yıla göre yüzde 9,5 artarak 17 yıl üst üste büyüme gösteren rekor bir ithalat kalemi oldu. 2018’de ülkede yeni rafinerilerin kurulmuş olması da hali hazırda dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan ülkeyi uzun bir süre daha birinci sırada tutacak gibi görünüyor.

Euronews’den Sertaç Aktan’ın haberine göre, salı günü yayınlanan son veriler ışığında Çin, 2019’da 506 milyon ton ham petrol ithal etti. Günde 10 milyon 120 bin varile denk gelen bu miktar 2018’e kıyasla günlük 882 bin varillik artış yaşandığı anlamına geliyor.

Çin’in ham petrol ithalatı 2003’ten bu yana rekor artış gösteriyor. Talepteki artışın ana sebebi olan yeni rafinerilerin bazı bölümleri yalnızca aralık ayında çalışmaya başladı. Bu da 2020 yılında artışın devam edeceğinin göstergesi olarak yorumlanıyor.

En büyük ithalat Suudi Arabistan’dan

Çin’de 2019’da özel büyük kimya şirketlerinin rafine sektörüne girdi. Bunların başında Hengli Petrokimya ve Zhejiang Petrokimya firmaları bulunuyor. Sadece bu iki rafineri bile toplamda günlük 800 bin varil talebi yarattı. Bu da Suudi Arabistan‘ı Çin’in en fazla ithalat yaptığı ülke konumuna yükseltti ve Rusya ikinci sıraya düştü.

Artan doğal gaz ithalatı yavaşlama eğiliminde

Durum doğal gaz ve sıvı doğal gaz (LNG) için de farklı değil. 2019 yılında LNG ithalatındaki yüzde 6,9’luk artışla 96,56 milyon tona çıkan Çin bu alanda dünyanın en büyük doğal gaz ithalatçısı ünvanını iki ay üst üste Japonya‘dan almış oldu.

Ancak doğal gaz ithalatındaki büyümenin düşüş trendine girmesi bekleniyor çünkü Çin, ekonomisinin yavaşlamaması için kömürden gaza geçiş programında yavaşlatma eğilimine girdi.

 

Cannes Film Festivali’nin ilk siyah jüri başkanı Spike Lee

Kült filmlere imza atan ABD’li yönetmen, oyucu ve yapımcı Spike Lee, 73. Cannes Film Festivali jüri başkanlığına seçildi. Böylece Cannes tarihinde ilk kez siyah bir jüri başkanı seçilmiş oldu. Festivalin resmi sitesinde yer alan habere göre 12-23 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek festivalin jüri üyeleri Nisan ortasında açıklanacak.

‘Afrika diyasporasından ilk başkan’

Spike Lee, jüri başkanı olma teklifini  “Yaşadığım bu hayatta, en büyük nimetlerim beklenmedik bir şekilde geldi. 2020’de Cannes Jüri Başkanı olma fırsatına sahip olduğum çağrıyı aldığımda, şoke oldum, mutlu oldum, şaşırmış ve gururlandım” şeklinde değerlendirdi.

Cannes Film Festivali’nin dünyanın en önemli film festivali olması dışında kendisi için de anlamının büyük olduğunu söyleyen Lee, “Cannes’ın dünya sinemasında kim olduğumun gidişatını değiştirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim” dedi. Lee kaleme aldığı açıklamasını “Afrika diasporasından (ABD), Cannes jürisine ve ana film festivaline başkanlık yapan ilk kişi olmaktan onur duyuyorum. Barış ve Sevgiyle…” sözleriyle sonlandırdı.

Spike Lee kimdir?

ABD’li aktör, yönetmen, film yapımcısı ve senarist. 1957’de Atlanta‘da doğdu, New York – Brooklyn‘de büyüdü. Sanatsal, eğitime dayalı bir geçmişi var; babası caz müzisyeni, annesi ise öğretmendi. Atlanta Morehouse Koleji’nde okuldu ve film üzerine çalışmalarını Clark Atlanta Üniversitesi’nde geliştirdi. Morehouse’tan mezun olduktan sonra, Tisch Sanat Okulu lisansüstü film programına katıldı. Yönetmenliğini yaptığı “Do The Right Thing“, “Malcolm X“, “She’s Gotta Have It” ve “Jungle Fever” filmleriyle tanınıyor.

İstanbul ve İzmir’de cemevlerine ‘ibadethane’ statüsü gündemde

İstanbul‘da CHP ve İYİ Parti tarafından cemevlerinin ibadethane statüsünde tanınmasının gündeme alınmasına yönelik verilen teklif İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi‘nde oy birliği ile kabul edildi. İzmir’de ise cemevlerinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesine karar verildi.

İBB Meclisi toplantısında CHP ve İYİ Parti’nin grup başkanvekillerinin imzasıyla cemevlerinin ibadethane statüsünde tanımlanmasına yönelik gündem teklifi verildi. İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ve CHP Grup Başkanvekili İsmail Doğan Subaşı imzasını taşıyan teklifi CHP’li meclis üyesi Melendiz Dalyan İzgi okudu.

İstanbul’da 93 cemevi bulunduğunu ifade eden İzgi, cemevlerinin ibadethane statüsünde değerlendirilmediği için cami, kilise ve havra gibi ibadethanelerin faydalandığı kamu hizmetlerinden mahrum kaldığını dile getirdi. Bu durumun anayasanın eşitlik ilkesine uygun olmadığını ve toplumsal yaşamda ayrımcılığa yol açtığını aktaran İzgi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2014 ve 2016’da verdiği kararlarla cemevlerinin ibadethane statüsünde olduğunu tescil ettiğini kaydetti.

İzgi, Danıştay’ın 2017, Yargıtay‘ın ise 2015’te verdikleri kararlarla da cemevlerini ibadethane olarak tanımladığını hatırlattı; önerinin gündeme alınarak Hukuk, Sosyal Hizmetler ve Halkla İlişkiler Komisyonu’na havalesini istedi.

AKP: Konu istismar ediliyor

AKP İBB Meclis Grup Başkanvekili Tevfik Göksu ise sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının imzasıyla gündeme alınacak bir konunun istismar etmek için meclis üyelerince gündeme geldiğini söyledi, ancak konunun Hukuk Komisyonu’nda görüşülmesine müspet oy vereceklerini bildirdi. Teklif oy birliğiyle kabul edilip gündeme alınarak ilgili komisyona havale edildi.

İzmir’de ibadet alanı olarak planlara işlenecek

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi ise il genelindeki yedi  cemevinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi kararı aldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer başkanlığında yapılan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi 2020 yılı Ocak ayı birinci toplantısında,  Bornova ilçesinde iki, Aliağa, Bayraklı, Çiğli, Konak ve Selçuk ilçelerinde birer cemevinin imar planlarına ibadet alanı (cemevi) olarak işlenmesine yönelik komisyonlardan gelen raporlar görüşüldü.

Başkan Soyer, cemevlerinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesinin kamu vicdanıyla ilgili olduğunu belirterek, bunun herhangi bir kamu otoritesi tarafından geri çevrilemeyeceğini söyledi.

Rapor hakkında söz alan AKP Grup Başkanvekili Özgür Hızal da kararın hukuksal altyapıyla ilgili birtakım sorunları barındırdığını belirterek, “Bunu kabul etmemiz halinde yarın başka sorunların da doğmasına sebep verebiliriz. Önerge gündemde kalsın, bakanlıktan görüş soralım” dedi. Oylamada cemevinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi oy çokluğuyla kabul edildi.

General Hafter Libya ateşkes anlaşmasından çekildi

Libya’da iç savaşın taraflarından olan ve Libya’nın doğusunu kontrol altında tutan General Halife Hafter Türkiye ile Rusya’nın girişimiyle hazırlanan ateşkes metnini imzalamadan Moskova’dan ayrıldı.

Hafter yanlısı El Arabiya’nın dün gece ortaya attığı iddia, bu sabah Rusya Dışişleri Bakanlığı’nca da doğrulandı. Bakanlık, Hafter’in Moskova’dan ayrıldığını, tarafları uzlaştırmak için çalışmaya devam edeceklerini açıkladı.

Erdoğan: Önce ‘evet’ dedi, sonra kaçtı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise AKP Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada görüşmelerde Trablus hükümetinin son derece yapıcı bir tutum sergilediğini belirttiğini buna rağmen Hafter’in görüşmeye yanaşmadığını söyledi. Hafter’i eleştiren Erdoğan, “Darbeci Hafter ateşkesi imzalamaya yanaşmadı. Önce ‘Evet’ dedi, sonra Moskova’yı terk etti, Moskova’dan kaçtı” dedi.

Erdoğan, Libya’daki gelişmeleri dikkatle takip edeceklerini belirterek “Ülkenin meşru yönetimine ve Libya’daki kardeşlerimize saldırılarını sürdürmesi halinde, darbeci Hafter’e hak ettiği dersi vermekten de asla geri durmayacağız” ifadelerini kullandı.

Recep Tayyip Erdoğan ve Fayez Sarraj

‘Türkiye çekilsin’ talebi

Hafter’in ateşkese yanaşmama sebebi olarak anlaşmada Ulusal Ordu’nun taleplerinin göz ardı edilmesi olduğu öne sürüldü.  SKY NEWS Arabia kanalının iddiasına göre, Hafter’in Moskova’da Türkiye’nin de katılımıyla yapılan görüşmelerdeki talepleri Ulusal Birlik hükümeti kurulması, Ulusal Ordu askerlerinin başkent Trablus merkezine gitmesi oldu.

Türkiye’nin Libya’daki varlığına da şerh koyan Hafter, ateşkes için kurulması planlanan uluslararası gözetim mekanizmasına Türkiye’nin katılmamasını ve Suriye ile Türkiye askerlerinin hemen çekilmesini talep etti.

Sarraj: Askerler eski konumlarına çekilsin

Birleşmiş Milletler’in tanıdığı, iç savaşta Türkiye’den destek alan Fayez Sarraj tarafının da, Hafter güçlerinin Trablus’a savaş başlattıkları 4 Nisan 2019 günündeki mevzilerine geri dönmesini istediği belirtiliyor