Ana Sayfa Blog Sayfa 2185

Bangladeş’te 850 bin kişilik sığınma kampında koronavirüs vakası

Bangladeş‘in Cox’s Bazar adlı yerleşim yerinde bulunan ve aynı zamanda dünyanın en büyük sığınmacı kampında koronavirüs vakası tespit edildi.  855 bin kişinin bulunduğu kampın çoğunluğunu Myanmar‘daki şiddet olaylarından kaçan Arakanlı Müslümanlar oluşturuyor.

Vice News‘ta yer alan habere göre, yardım kuruluşları salgını önlemek için çalışmalara başladı. Ancak kampta çalışan yardım görevlileri, kampın çok kalabalık ve kirli koşullarda olduğunu ve hastalığın yayılmamasının ‘neredeyse imkansız’ olduğunu düşünüyor.

Yetkililer, ayrıca ülkedeki Covid-19 testi kapasitesinin sınırlı olmasından dolayı kamplarda yeterli testlerin yapılamayacağını kaydetti. Ülkede muson sezonunun da yaklaştığı ve sığınmacıların salgın döneminde şiddetli yağmur ve sel felaketlerine de maruz kalabileceği belirtildi.

 

Türkiye koronavirüs ile mücadelesinde neleri yanlış yaptı?

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi koronavirüs salgınının dünyaya ilan edilmesinden sonra, Türkiye’de salgına yönelik olarak pek çok hatalı ve eksik uygulama yapıldığını belirten ve sonrası için önerilerde bulunan bir açıklama kaleme aldı.

Önlemlerin yetersizliğine dikkat çekilen açıklamada “ülkemizde olduğu gibi özel sektörde çalışanların ücretli izin verilmeksizin çalışmaya devam etmek zorunda kaldığı koşullarda, toplumun hareketliliğinin sınırlanması (community containment) uygulamasının etkili olması beklenemez” denildi.

Neler yanlış gitti?

Türkiye’nin hemen hemen her yerinde vakalara rastlandığının söylendiği açıklamada, Türkiye’de yapılan hatalı uygulamalar şu şekilde sıralandı:

  • İran’da salgının olduğu öğrenilmesine karşın, sınır kapıları tedricen kapatıldı, gelenlere etkin karantina uygulanmadı.
  • Salgının varolduğu bilinen Avrupa ülkelerinden gelen 300 bini aşkın kişiye ateş taraması dışında herhangi bir kısıtlayıcı uygulama neredeyse yapılmadı.

‘Göçmenler sınıra taşındı’

  • AB ile ilişkiler gerginleştiğinde ülkenin çok farklı kentlerinde yaşamakta olan göçmenler-sığınmacılar-mülteciler araçlarla, kitlesel olarak Yunanistan sınırında olan illerimize taşındı. Yaklaşık bir hafta sonrasında yeniden, yine kitlesel olarak araçlarla eski ikametlerine taşındı. Böylece, yetkililer sorumluluklarının tam tersi bir uygulama ile etkenin yayılma riskini arttırmış oldu.

‘Umreden dönenlere karantina uygulanmadı’

  • Suudi Arabistan’da da salgın olduğu ve Umre’de çok farklı ülke yurttaşlarıyla temas olacağı biliniyor olmasına karşın, Umre’den dönen milletvekilleri, bürokratlar başta olmak üzere, yirmi binin üzerindeki kişinin önemli bir bölümüne karantina uygulanmadı. Bu kişiler, ülkemizin hemen bütün illerinde bulunan evlerine gittiler. Olağan dönemlerde olduğu gibi akrabalarının, komşularının kutlamalarını yakın temaslarla kabul ettiler.
  • Okullar ve üniversiteler tatil edilmesine karşın, eş zamanlı olarak askere alımlar/terhisler ile toplu ibadetler engellenmedi.

‘Testler yetersiz kaldı’

  • Sağlık Bakanı tarafından yapılan açıklamaya göre 29 Mart 2020 tarihi itibariyle test yapılan olgu sayısı ancak 65 bine ulaştı. Hastalık belirtisi olanların büyük bölümüne, temaslılara, sağlık kurumlarında hasta ve olası COVID-19’lularla teması olan sağlık emekçilerine sistemli olarak test yapılmadı. Filyasyon için hâlâ hangi adımların atıldığını bilmiyoruz. Bu nedenlerle, bilinen/tanısı kesinleşmiş hasta sayımız gün itibariye yalnızca 9 bin 217 kişi olarak açıklanabiliyor. Oysa, etkenin bilinen özellikleri ve olası hastalar ve/veya temaslılarla ilgili uygulamalar göz önüne alındığında, sayılarını söyleme olanağımız olmasa da hastalığın ülkenin hemen her yerinde ve yaygın olduğunu söyleyebiliriz.

Bundan sonra ne yapılabilir?

Öte yandan TTB açıklamasında birçok önlem için geç kalınmış olsa dahi halen alınabilecek önlemler olduğuna dikkat çekti. Öneriler şu şekilde sıralandı:

  • Epidemiyolojik veriler ışığında belirlenecek bir süre için toplum hareketliğinin kısıtlanması yaygınlaştırılarak sürdürülmeli, aktif sürveyans ve filyasyonun yanı sıra, endikasyonu olan herkese test uygulanabilmesi sağlanmalı, hastane tedavisi gerekmeyen hastaların izolasyonuna ağırlık verilmelidir.
  • Olgu sayıları ve sağlık hizmeti kapasitesi iller bazında değerlendirilerek, gerektiğinde, çalışma koşulları ve fizik mesafeyi korumayı sağlayacak önlemler il bazında alınmalıdır.
  • İşçilerin, işsizlerin, yoksulların yaşamlarının ve sağlıklarının olumsuz etkilenmesini engelleyecek desteklerin (Ücretli izin, işsizlik ödeneğinin kapsamının genişletilmesi ve tutarının artırılması, önümüzdeki üç ay boyunca ücretsiz su-ısınma-elektrik verilmesi vb.) ivedi olarak sağlanmasıdır. Türkiye’nin kaynakları bu destekler için yeterlidir.

Perşembe’den itibaren her gün 20.20’de ışıklar salgından etkilenen çalışanlar için yanıp sönecek

Tüm Çalışanlar İçin Sağlık Platformu, koronavirüs sebebiyle derinleşen krizin faturasının sağlık çalışanlarına ve emekçilere kesilmemesi talebiyle herkesi 2 Nisan Perşembe gününden itibaren her gün saat 20.20’de bir dakikalık ışık yakıp söndürmeye ve ses çıkarmaya davet etti.

Aralarında pek çok meslek odasının, kurumun, akademisyenin ve partinin bulunduğu Platform, yaptığı açıklamada koronavirüs salgınıyla ilgili tablonun herkes için ama özellikle emekçiler için yaşamsal bir tehdit boyutuna ulaştığını söyledi.

İşten çıkarmalar yasaklansın

Bunu karşın alınan tedbirlerin işçi ve emekçilerin hak kayıplarıyla ilgili bir çözüm üretmediğinin vurgulandığı açıklamada platformun talepleri şu şekilde sıralandı:

  1. İşten çıkarmalar yasaklansın. Sağlık emekçileri ve zorunlu sektörler dışında çalışan tüm emekçiler ücretli izne çıkarılsın.
  2. İşsizlik fonu sendika ve meslek örgütlerinin gözetiminde işsizler için değerlendirilsin. Güvenceli ve güvencesiz tüm işçilerin sağlığı SGK tarafından karşılansın.
  3. Tüm faturalar (su, elektrik, doğalgaz) salgın süresince alınmasın. Zorunlu ihtiyaçlardan (gıda, temizlik ürünleri vb) alınan vergi kaldırılsın. İhtiyaç sahibi herkes için bu zorunluluklar karşılansın. Ev emekçisi kadınlara asgari geçim ücreti tutarında maaş bağlansın.
  4. Bütün sağlık hizmetleri ve sağlık ürünleri (dezenfektan, maske, ilaç vb.) herkese ücretsiz ve erişilebilir hale getirilsin. Hizmet ve ürünleri sunan tüm işletmeler kamu denetimine alınsın ve ilgili meslek örgütleri, sendikalar ve uzmanların katılımıyla oluşturulacak bir konsey tarafından yönetilsin.
  5. Süreç şeffaf bir şekilde yürütülsün. TTB ve ilgili meslek örgütleri sürecin yönetiminin bir unsuru olarak mekanizmaya dâhil edilsin.
  6. KHK ve/veya güvenlik soruşturması nedeniyle işten çıkarılmış tüm sağlık çalışanları işlerine iade edilsin.
  7. İşçi-işsiz ve emeği ile geçinen herkesin vergi borçları silinsin, kredi vb borçları ertelensin.
  8. Sağlık emekçilerinin üstündeki siyasi baskı kaldırılsın. Koruyucu ekipman, dezenfektan vb ihtiyaçları hızlı bir şekilde tedarik edilsin.
  9. Halk sağlığı için işin yürütülmesinin zorunlu olduğu bütün fabrikalarda, işyerlerinde sağlık hizmetleri TTB denetiminde, sendikalar ile beraber yürütülsün.
  10. Teşhis ve tedavi için sağlık hizmetleri kamulaştırılsın. Her bölgede test yapılacak laboratuvar kurulsun ve yaygın test ile virüsün yayılım yönü tespit edilsin.
  11. Toplumsal yaşamın sürmesi için işin devamının zorunlu olduğu sektörlerde ya da yaşamsal gereklilik olmadığı için işçilerin ücretli izne çıkarıldığı işletmelerde ortaya çıkan artı maliyet tüm halkın vergileriyle oluşturulan hazineden değil sermayeye koyulacak artı vergiden karşılansın.
  12. Risk grubuna girenler ve emekliler için en düşük ücret asgari geçim ücreti olsun ve tüm sağlık, gıda ve bakım ihtiyaçları devlet tarafından karşılansın. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yaşam hakkının güvenceye alınması için gerekli önlemler alınsın. Ayrıca yaşam hakkı her insan için geçerli olduğu gibi mültecilerin için de zorunludur. Bütün mültecilerin sağlık, gıda ve temizlik ihtiyaçları ücretsiz olarak karşılanmalıdır.

İmzacılar

Platform ayrıca taleplerinin karşılanması için change.org üzerinden bir kampanya başlattı. Taleplerin altına imza atan kurum, dernek, parti, sendika ve bireyler ise şu şekilde açıklandı:

BAMİS, BATİS, Deriteks Genel Merkez, Deriteks İstanbul Avrupa Yakası Temsilciliği, Deriteks Tuzla şubesi, Dev Turizm-İş Marmara Bölge Şubesi, Dev-Tekstil, Dev-Yapı İş, DİSK Emekli-Sen Maltepe Şubesi, Eğitim İlke-Sen, Eğitim-Sen Adana Şubesi, Eğitim-Sen Sinop Şubesi, Emekliler Dayanışma Sendikası, Güvenlik-Sen, İnşaat-İş, Limter-İş, Otel ve Turizm İşçileri, Sendikası, Sağlık İlke-Sen, Sağlık-İş Sendikası İstanbul Şubeleri, Samsun,, Tarım Orkam-Sen, SES İstanbul Şubeleri, TGS, TOMİS, Turizm, Otel, Restoran, Eğlence ve Spor İşçileri Sendikası (TORES-İŞ), Tümbel-Sen Adana Şubesi , Tümbel-Sen Sinop Temsilciliği

Birleşik İşçi Kurultayı, ÇHD İşçi Komisyonu, Deri Tekstil Kundura İşçileri Derneği, Ekmek ve Onur İşçi Derneği, Genç İşçi Derneği, HDK Emek Meclisi
HDK Emekliler Meclisi, HDP Emek Komisyonu, İşçi Temsilcileri Konseyi
Metal İşçileri Birliği, Yeni Emek Çalışmaları Ofisi

Belediye-İş İzbeton İşyeri Baş Temsilcisi Veysel Ergün, Birleşik Metal İş Sendikası Gebze Şube Başkanı Selçuk Çiftçi, Birleşik Metal iş TİS Uzmanı İrfan Kaygısız, Bursa İşçi Hakları Derneği Başkanı Veysel Çakan, Eğitim İlke-Sen Başkanı Ahmet Örs, Eğitim-Sen Genel Sekreteri Vedat Kaya, Eğitim-Sen İstanbul 2 Nolu Şube Eğitim Sekreteri Nesimi Özcan, Eğitim-Sen İstanbul 2 Nolu Şube Mali Sekreteri Umut Uluç, Eğitim-Sen İstanbul 4 Nolu Şube Eski Başkanı Ahmet Korkmaz, Eğitim-Sen İstanbul 4 Nolu Şube Sekreteri Döne Gevher Koyun, Eğitim-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Varol Öztorun, Genel-İş 2 Nolu Şube Yöneticisi Alkan Okuducu, Genel-İş Anadolu 1 Nolu Şube Yönetimi
Genel-İş İzmir 8 Nolu Şube Yöneticisi Feride Konca, Haber-Sen Genel Başkanı Musa Özdemir, Hava-İş Eski Genel Başkanı Atilay Ayçin, KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, Petrol-İş Alpla İşyeri Temsilcisi Özgür Karatekin, Petrol-İş Gebze Cambro Özay İşyeri Temsilcisi Rıfat Guli, Petrol-İş Gebze Şube Başkan Yardımcısı Dönmez Aytekin, Petrol-İş Gebze Şube Başkan Yardımcısı Şivan Kırmızıçiçek, Petrol-İş Gebze Şube Nedex İşyeri Baş Temsilcisi Ferdi Gülkırmızı, Petrol-İş Gebze Şube Novares İşyeri Temsilcisi Barış Güldere, Petrol-İş Gebze Şube Novares İşyeri Temsilcisi Onur Atik
Petrol-İş Trelleborg İşyeri Baş Temsilcisi Dursun Karataş, SES Ankara Şube Sekreteri Yüksel Delice, Tüm Bel Sen İst. 1 nolu şube Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Faik Deli, Tüm Bel Sen İst. 1 nolu şube Kadın Sekreteri Meryem Göktepe, Tüm Bel-Sen İst 3, 4, 5 Nolu Şube TİS Uzmanı Oğuz Zengin, Tüm Emekliler Sendikası Genel Sekreteri İshak Kocabıyık, Tüm Emekliler, Sendikası MYK Üyesi Ahmet Çağrı Tekinci, Tüm Sağlık-Sen Eski Genel Başkanı Fevzi Gerçek, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi YK Başkanı Esin Köymen, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi YK Üyesi Aysel Durgun

CHP Adana Eski Milletvekili Elif Doğan, CHP Eski Milletvekili Gazeteci Barış Yarkadaş, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, CHP İzmir Eski Milletvekili Erdal Aksünger, CHP İzmir Eski Milletvekili Zeynep Altıoklar, CHP PM Üyesi Eren Erdem, CHP Sivas Eski Milletvekili Ali Akyıldız, CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpçu, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik, HDP Şırnak E. Milletvekili Ferhat Encü, TİP Hatay Milletvekili Barış Atay

Anarşist Akademi, Antalya Ekoloji Meclisi, Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) – Türkiye, Bakırköy Kent Savunması ,Bakirtepe Çevre Platformu
Boğaziçi Dayanışması, Çeşme Çevre Platformu, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Emek ve Adalet Platformu, Gümüşhaneliler Dayanışma Platformu, İHD İstanbul Şubesi Çalışma Yaşamı Komisyonu, Karaburun Yarımada Çevre Platformu, Koç Üniversiteler Dayanışması, Maltepe Dayanışma Ağı
Maltepe Forumu, Plaza Eylem Platformu, Seferihisar Çevre Platformu, Sinop Nükleer Karşıtı Platform, Şişli Demokrasi Meclisi, Toplumsal Bellek Platformu, Urla Çevre Platformu, Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, Yarımada Yeşilleri, Yeryüzünün Lanetlileri

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, Adana Anadolu Halkları Derneği
Adana DAD, Amazon Kadın ve Yaşam Derneği, AKA-DER (Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği), Anadolu’da Yaşam Tüketim Kooperatifi (Adana), Atasehir Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Avcılar Kültür Sanat Derneği, BEKSAV (Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı), Darıca, Emekçi Kültür Derneği, DEDEF, Devrimci Kültür ve Dostluk Derneği
Divriği Kültür Derneği, Gor Dergisi, İzmir Özgür Yaşam Eğitim ve Dayanışma Derneği, Jineps Gazetesi, Kangal Dernekleri Federasyonu, Mayıs’ta Yaşam Eğitim Kooperatifi, Sabro Gazetesi , Samsun Devrimci 78’liler Dayanışma ve Araştırma Derneği, Samsun Kuzey Kültür Sanat ve Araştırma Evi Derneği, Sinop Nükleer Karşıtı Platform Derneği, Süryani Dernekler Federasyon (SÜDEF), Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi (YÇKM), Gazete Fersude Kollektifi

Alınteri, Anarşist Gençlik, Dev-Güç, Devrimci Anarşist Faaliyet, Devrimci Çözüm Dergisi, Devrimci Gençlik Dernekleri, Devrimci Hareket, Devrimci Parti, Diren Üniversite, Emek ve Özgürlük Cephesi, ESP, HDK Gençlik, HDK İstanbul, HDP İstanbul İl İşçi Demokrasisi Partisi, İşçi Gazetesi, İşçinin Kendi Partisi, Kaldıraç, Kavga Sosyalist Dergi, MFT, Nor Zartonk, Öğrenci Faaliyeti
Öğrenci Kolektifleri, Özgürlükçü Gençlik, Partizan, Politika Gazetesi
Proleter Devrimci Duruş Dergisi, Serüven Dergi, SGDF, SKM, SMF, SODAP
Sosyalist Emekçiler Partisi, Söz ve Eylem, SYKP, TÖP, YDG, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi

Ayfer Düztaş, Ayşegül Devecioğlu, Bahadır Altan, Abdal Haluk Tolga İlhan, Ahmet Telli, Defne Halman, Emre Kovankaya, Eşref Yılmaz, Fatma Akdokur, Ferhat Tunç, Gül Büyükbeşe, Hikmet Akçiçek, Hikmet Erbilgin, İhsan Hacıbektaşoğlu, Kadrican Mendi, Kenan Güngör, Mahmut Konuk, Murad Mıhçı, Mustafa Tekik, Mücahit Göker, Oğuz Aksaç, Sakina Teyna, Selah Özakın, Temel Demirer, Tevfik Taş, Ümit Aktaş, Vedat Yeniçeri, Veli Saçılık, Zişan Kürüm

Gazeteci Ayten Akgün, Gazeteci Nejdet Saraç, Gazeteci Ruşen Takva

Akademisyen Alpkan Birelma, Akademisyen Aslı Odman, Akademisyen Aynur Özuğurlu, Akademisyen Ayşe Gözen, Akademisyen Beliz Yılmaz, Akademisyen Beyza Üstün, Akademisyen Buket Türkmen, Akademisyen Bülent Şık, Akademisyen Cemal Yıldırım, Akademisyen Ceren Özselçuk, Akademisyen Ceren Şengül, Akademisyen Çağlar Dölek, Akademisyen Emrah Günok, Akademisyen Erdoğan Boz, Akademisyen Esra Dabağcı, Akademisyen Fidan Eroğlu, Akademisyen Fikret Başkaya, Akademisyen Gaye Yılmaz, Akademisyen Hacer Ansal, Akademisyen Hakan Koçak, Akademisyen Hasan Şahintürk , Akademisyen Işıl Ünal, Akademisyen Kuvvet Lordoğlu, Akademisyen Latife Akyüz, Akademisyen Meryem Koray, Akademisyen, Mustafa Kemal Coşkun, Akademisyen Muzaffer Kaya
Akademisyen Nil Mutluer, Akademisyen Onur Hamzaoğlu, Akademisyen Özlem Özkan, Akademisyen Recep Akgün, Akademisyen Seçkin Özsoy, Akademisyen Sefa Feza Arslan, Akademisyen Seyhan Çamlıgüney, Akademisyen Sibel Özbudun, Akademisyen Süreyya Karacabey, Akademisyen Şebnem Oğuz, Akademisyen Veli Deniz , Akademisyen Yasemin Özgün, Akademisyen Yüksel Akkaya, Akademisyen Zeki Kılıçarslan

CHP Arnavutköy İlçe Başkan Yrd. Derya Ateş
CHP Arnavutköy İlçe Başkan Yrd. Durbaba Kuruçay
CHP Arnavutköy İlçe Başkan Yrd. Dursun Karakuş
CHP Arnavutköy İlçe Başkan Yrd. Erol Ergen
CHP Arnavutköy İlçe Başkan Yrd. Hasan Zengin
CHP Arnavutköy İlçe Başkan Yrd. Haşim Kırmanoğlu
CHP Arnavutköy İlçe Başkan Yrd. Onur Çoşkunoğlu
CHP Arnavutköy İlçe Başkan Yrd. Özbey Çakmakçı
CHP Arnavutköy İlçe Başkan Yrd.Dursun Gül
CHP Arnavutköy İlçe Başkanı Özlem Kutbay
CHP Arnavutköy ilçe Kadın Kolu. Baş. Rabiya Atahan
CHP Bahçelievler E. Belediye Meclis Üyesi Bahar Karabulut
CHP Bahçelievler İlçe E. Başkan Vekili Özgür Ağbulut Çölaşan
CHP Bahçelievler İlçe E. Başkan Yardımcısı Gülçin Akyıldız
CHP Bahçelievler İlçe E. Başkan Yardımcısı Mecit Çakır
CHP Bahçelievler İlçe E. Kadın Kolları Başkanı Elif Yılmaz
CHP Bahçelievler İlçe E. Sekreteri Serpil Kahraman
CHP Fındıklı Belediye E. Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu
CHP E. İstanbul İl Başkan Yardımcısı Murat Akbaş
CHP İstanbul İl Saymanı Bahar Günçiçek

Felsefeciler Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Hulusi Zeybel
Halkevleri Eş Genel Başkanı Nuri Günay
HDP MYK Üyesi Alp Altınörs
HDP Onursal Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü
PSAKD Ayvalık Şubesi Denetleme Kurulu Başkanı Mehmet Doğan
SODEV Yönetim Kurulu Üyesi Yavuz Okçuoğlu

Danıştay’a dava: Yoksul halka kömür değil ücretsiz elektrik dağıtılsın

Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri, Adana Tabip Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası, Aile Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yoksul halka ücretsiz kömür dağıtılmasını durdurması yönünde başvuruda bulundu.

Başvuruda kömür yerine ailelere ücretsiz elektrik verilmesi ve yoksul semtlere güneş enerji sistemleri kurulması önerildi. Aralık ayında yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine ise bir araya gelen kurumlar Danıştay’a dava açtı.

‘Artık kömür tüketme lüksümüz yok’

Konuyla ilgili Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri’nden gönüllü Avukat İsmail Hakkı Atal bir açıklama yayınladı.  Açıklamada koronavirüsün mutasyona uğramasının sebebi olarak iklim değişikliğinin gösterildiği, artan nüfus ve hayvanların yaşam alanlarının işgal edilmesi sebebiyle virüsün hayvanlardan insana yayıldığı ve küresellik sebebiyle tüm dünyaya ulaştığının belirtildiği akademik çalışmalara referans verildi.

Açıklamada buna ek olarak hayvanlardan insanlara yayılan domuz gribi, SARS, kuş gribi ve ebola gibi virüslerin dünya genelinde artış gösterdiği belirtildi.

İklim sisteminin bozulmasının başlıca sebebinin kömür ve petrol tüketimi olduğunun söylendiği açıklamada “Artık kömür tüketme lüksümüz yok” denildi. Çevre ve ekoloji mücadelesinde kazananın da kaybedenin de insanlık olduğuna vurgu yapılan açıklama “Sistemi dönüştürmek, iklim sistemini ve gezegeni korumak, kömür-petrol kartellerine ve onların uzantılarına karşı mücadele etmek zorundayız. Kaybedecek zaman yok” ifadeleriyle son buldu.

 

[Korona İzolasyon Notları] Gerçek umut çaresizlikten doğar

(Bugün biraz fazla öğretiyor, o nedenle yazı uzun)

Karantinadan önce bir gün otobüste giderken film seyredeyim dedim. Drakula filmini açtım. Sahnelerden birinde daha Kont Drakula vahşinin kan iksirini içmeden bir karşılaşma yaşıyor mağarada (metaforlara gel). Vahşi soruyor: Seni mezarında bile umutlu yapan şey nedir? Bizimki cevap veriyor: Çaresizlik.

Gerçek umut, gerçek çaresizlikten doğar.  Ne kadar çaresizseniz o kadar umutlu olabilirsiniz.

****

Şimdi yazacaklarımın hedef kitlesini açıklıyorum: Aramızda “Amaan günümüzü gün edelim zaten bir tane hayatımız var, yaşayalım gitsin, zaten bir gün herkes ölmeyecek mi?” diyenler varsa hemen diğer yazılara geçebilir. Vakit kaybetmesin.

Lakin eğer ömrünü bir şeylere vakfetmiş, bugününü herkesin geleceğini düşünerek yaşayan, çocuğu olmasa da geleceğe bir şeyler bırakmak isteyen veya yaşamın fiziksel varlığın ötesinde bir şey olduğunu bilen, gören, düşünen varsa, buyursun sofraya.

****

Virüs ÇARESİZLİK nedir, onu öğretiyor: Fragman bitti. Filme geçtik. Ancak seyirci değiliz. Ya oyuncu kadrosunda olacağız bu filmin, ya da kamera arkasında. Seçim sizin. Başka bir seçenek de yok. Devlet yapsın, o, bu yapsın, şirketler yapsın, sivil toplum kuruluşları yapsın, yok.

“Sen” yapacaksın, hala anlamadın mı?

“Yaparım da para yok, tesis yetersiz, beceriksizim, tarlam toprağım yok” yok. Ağzımı bozma geleneğim olsa güzel laflar var burada söylenecek. Parasız yapacaksın, tesissiz yapacaksın. Elinden geleni değil, elinden gelenin en iyisini yapacaksın, ölümüne yapacaksın. Can havli ile yapacaksın.

Olacaklara dair uzatmalara girmeden bu ömrümüzde görebileceklerimizi netleştiriyor virüs: Panik artacak, insanlık daha da zıvanadan çıkacak, tahammül sınırını geçecek. İnsanın vahşi yönünü daha da açık şekilde göreceğiz. İnsani bir vahşilik, kapitalizm vahşiliği değil, bildiğin vahşi hayvan vahşiliği. İçinde can havli olan bir vahşilik. Parçalama, yakma, yıkma, çalma, yağmalama.

Hiç tahmin edemeyeceğiniz insanlar bunu yapacak. Şiddetsiz iletişim tekniklerinin maharetlerini göreceğiz bakalım o zaman.  Görünen o ki bu karantina kaçınılmaz olarak daha da derinleşecek. Olan şey sistemik bir şok. Geçici ya da yerel bir durum değil. Bu, üretimin aksaması hatta durması, üretilen ürünlerin taşınıp evimize kadar gelmesi ve alım gücü için para bulma konusunda sorunlar yaşayacağız demek. Pek çoğumuz para kaynaklarını kaybedecek. Birikimi olanlar cepten yemeye başlayacak, vicdanı olanlar yardımlaşarak parasını bitirecek. Gerçek zaman akışıyla yüzleşmemiz gibi parayla da yüzleşeceğiz. Para ile olan ilişkilerimiz tel tel elimize gelecek. Survival moduna bağlayacağız hep beraber.

Kırsalda yaşayanlar da güvende değil daha büyük tehdit altında, çünkü millet bir vadede üretimin olabileceği yerlere doğru göç edecek.

Ciddi olun. Bir ergen halinden çıkarak yetişkin ruh haline girin. Evlerde kriz bitsin de çıkalım demeyi bırakıp ne halt edeceğini düşünen kaç kişi var? Çocuklara durumu nasıl sakince anlatacağınızı ya da eve tıkıldıkları için nasıl oyalayacağınızı değil, bu durumlarda nasıl davranacaklarını öğretmeniz gerekiyor. Ama tabii biz de bilmiyoruz nasıl davranacağımızı değil mi? Acı olan bu.

Yeryüzünü oyun alanı gibi gören (burada oyunu “game” olarak kullanıyorum “play” olarak değil) çocukların büyümüş hali nedeniyle buralardayız. Oyun şımarıklığı bitti. Mızıkçılık, oyun bozanlık bitti. Har vurup harman savurma dönemi bitti. Çocukluk dönemi bitti. Gezegencek ergenlik bitti, yetişkinler gibi davranmamız gerekiyor.

Durumu ciddiye alın. Geçici diye düşünmeyin. Daha büyük dalga gelmedi. Ve büyük dalga virüsle değil, açlık, kıtlık, kuraklık ile gelecek. Bunların da neye yol açacağını ben söylemeyeyim artık.

Şimdi daha önce bağrınıp çağrınıp söylediğimiz konuları bağlayalım. Önem sırasına göre değil elime geldiği gibi sıralıyorum:

  • “Küçük üreticileri, aile tarımı yapanları, yerel tohumları koruyun” demiştik. Bu dönemde onlar besleyecek herkesi. Ama önce kendilerini ve yakın çevrelerini. Gıda topluluğu kurmanın önemi burada belirginleşiyor.
  • “Kentlerin su kaynaklarını koruyun, doğal alanları bozmayın” demiştik. Elleri şakır şakır dezenfektanlarla yıkayacağımızı düşünmüş müydük? Şimdi bir su sıkıntısı olsa ne olacak dersiniz?
  • “Emisyonları azaltın” demiştik. Temiz havaya, sağlıklı bir doğal döngüye, acil durumda kullanacağımız doğal yutaklara ihtiyacımız var. Ama bunları büyüme derdine düştüğümüz için bol keseden harcadık değil mi?
  • “Tüketim alışkanlıklarınızı değiştirin, temel ihtiyaçlarınıza odaklanın ve onları da doğa dostu yollarla edinin” demiştik. “Atıkları azaltın, endüstriyel üretimleri dönüştürün” demiştik. “Gezegene şöyle zarar veriyor, sağlığa böyle zararlı” diyorduk. Şimdi evde her şey tükenince, yerine de yenisini alamayınca, bakalım nasıl değişiyor o alışkanlıklar?. Zehirli zehirsiz demeden her şeye muhtaç olabiliriz. Açlık bu, bir şeye benzemez.
  • “Kişisel gelişim, kendini tanıma, kendinle barışma olanaklarını araştır, geliştir” demiştik. Çünkü şu anda dayanışma toplulukları kurulması gerekecek ve bir dayanışma topluluğunun kurulması önündeki en büyük engel bireylerin korkuları, egoları, kendini koruma yöntemleri. Yoksa herkes kendi kişisel, içsel, gelişimsel problemlerinde boğulup gidebilir, sorun yok.

Virüs bize GERÇEK UMUT nedir? Onu öğretiyor: Eğer sağlıklı iseniz ve çok büyük yaşamsal sorunlarınız yoksa (mülteci değilseniz mesela, evinizdeyseniz, sevdiğiniz insanlar etrafınızda ise vs) daha fazla sorumluluğunuz, yapmadıklarınızın da büyük vebali var, unutmayın.

Benden liste isteyenler, buyursunlar:

  • Ölümü kabullenin. Ölümle olan ilişkinizi bir gözden geçirin. Her ne yapıyorsanız günün birinde öleceğinizi bilerek yapın. Umudun esas ve sonsuz kaynağı bu nokta.
  • Az konuşun. Gerekmedikçe gevezelik yapmayın. Kendinizi gerçek durumdan uzaklaştırmayın.
  • Az yiyin. Gereksiz kekler, artisanal ekmekler, pastalar, börekler yaparak ve yiyerek bedeninizi yormayın, çok yakın bir zamanda çok kıymetli olacak malzemeleri boşa harcamayın. Hele hele bunları sosyal medyada, orada burada hiç paylaşmayın. Marifet değil, bilin. (İlla evde kendinizi yemeğe verecekseniz fermente gıdalar konusunda bilginizi artırın. Zira az alanda üreterek yüksek besleyiciliği haiz gıdalar üretmenin yolu bu.)
  • Egzersiz yapın, hareket edin. Doğru nefes almayı refleks haline getirin. Yapay şekilde ısınmayı ve ışıklandırmayı kısıtlayın. Uykunuza dikkat edin.

  • Sosyal medya ortamından uzak durun. Zihninizi oyalamasına, kafanızı dağıtmasına izin vermeyin. Zihniniz şu anda kontrol edilmeyi bekliyor. Kafanız ise toparlanmayı. Meditasyon, nefes, namaz, dua, artık bildiğiniz, öğrendiğiniz ne varsa düzenli olarak yapmanızın tam zamanı.
  • Bir doğa günlüğü tutun. Pencerenizden olsun, her gün aynı saatte dışarıya, bulutlara, ağaçlara ve kuşlara bakın. Kuş seslerini dinleyin. Bunu güzel vakit geçirmek için değil, yaşam döngüsünü kavramak için yapın. (Ama güzel de vakit geçireceksiniz).
  • Okunacak kitap listesi, seyredilecek film listesi falan paylaşıp durmayın. Buna vakit yok. “Ben okumadan duramam” diyorsanız nasıl bahçe kurulur, nasıl bitki yetiştirilir gibi yaşamsal konularda okuyun.
  • Hangi gıdaya ne kadar ihtiyacınız var? Bunu bilin. Nereden tedarik edeceksiniz? Bunu bilmeye çalışın. Eğer üretecek yeriniz varsa üretin, yoksa bir saksı alın, bir tohumla başlayın. Diğer ihtiyaç sahipleriyle bir araya gelin, üretenlerle iletişime geçin. Ortak üretim için planlar yapın. Örgütlenin.
  • Suyunuz nereden geliyor, öğrenin. Yakınlarda sağlıklı su bulabileceğiniz kaynak yönetim tarafından satılmış ya da kirletilmek üzere planlar yapılıyor olabilir. Bu konuda çalışanlarla iletişime geçin.( #KazdağlarıEvimiz)
  • Ayrıştırıcı ne varsa terk edin. Tüm inançlar, tüm ideolojiler, sınır çizen düşünsel her şeyi içinizden yaşayın. Çünkü şu anda yardımınıza koşacak olan insanlar aynı fikirde olduklarınız değil, aşağı katta kapısını çalmadığınız komşunuz.
  • Gelecek için planlar yapmayın. Geçmiş için pişmanlık duymayın. Şimdide kalın.
  • Edip eyleyenlere “iyi ki varsınız, umut aşılıyorsunuz” gibi laflar etmeyin, siz de yapın ve iyi ki var olun. Yaptıklarınızdan kaç kişi etkileniyor bunu bir düşünün.
  • Bütün varoluşa iyi davranın.
  • Bunları yapmayı kişisel bir tercih olarak ya da yapmasam da olur diye düşünmeyin. Bunlar bir seçenek değil, boynumuzun borcu ayrıyeten.
  • Son olarak, internette canınız sıkılıyor diye kıyafet ısmarlamayın, kargo görevlilerini düşünün. Marketteki portakalları da bitirmeyin. ;o)

(Not: Bütün bunları zaten yapıyorum diyorsanız, kusuruma bakmayın )

Gerçek umut, bizim ellerimizle, çabalayarak yarattığımız, yoktan var ettiğimiz umuttur, insan içindir, bedavadır ve sonsuz potansiyeli harekete geçirir.

 

Dezenfeksiyonu ne kadar doğru yapabiliyoruz?

Yaklaşık 120 nanometre büyüklüğü ile elektron mikroskobunda bile zar zor görülebilen yeni koranavirüs, yarattığı COVID 19 pandemisi ile tüm dünyayı derinden sarstı. Birçok ülkede sokağa çıkma yasaklandı, sınırlar kapatıldı; ‘güçlü’ oldukları düşünülen birçok ülkenin sağlık sistemleri iflas etti, çok sayıda insan işini, aşını kaybetti. Yeni koranavirüs ile tanışan insanların %85’i COVİD 19 hastalığını çok hafif belirtilerle geçirirken özellikle yaş almış olanlar virüsün akciğerlerine inmesi ile hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde yaşam mücadelesi veriyor. Çin’de aralık ayında başlayan salgın günden güne dünyayı küçülten hava yolu ulaşım ağını kullanarak kısa sürede bu ülkeden tüm dünyaya yayıldı ve pandemi halini aldı. Artık COVID 19 pandemisi 1918-20 yıllarında yaşanan ve son 100 yılın en büyük pandemisi olarak kabul edilen İspanyol gribi salgını ile karşılaştırılıyor. H1N1 virüsünün neden olduğu İspanyol gribi pandemisinde; üstelik o dönem insanları bugünküne oranla hemen hemen hiç yer değiştirmemesine rağmen; 500 milyon insana bulaşmış ve bunlardan bazı kaynaklara göre 50; bazı kaynaklara göre ise 100 milyona yakını yaşamını yitirmişti.

Medyada yeni koranavirüs pandemisi nedeniyle her gün, her dakika hastane ve yoğun bakım görüntüleri var. Bu görüntülerin yanı sıra biraz da toplumlardaki paniği önlemek için yolların, sokakların, kamuya açık toplu alanların, toplu ulaşım araçlarının; hatta özel apartman ve gökdelenlerin dezenfeksiyon görüntüleri de yayınlanmaya başladı. Bu görüntülerin yayınlanmasıyla çok yüksek sesle olmasa da tartışmalar da başladı: Dezenfeksiyon gerekli mi; dezenfeksiyonda hangi kimyasallar kullanılıyor ve bu kimyasalların çevre üzerine etkileri var mı?

‘Standart temizlik yeterli’

Bazı uzmanlara göre bu alanların ‘standart temizliğinin’ yapılması, sıklığının artırılması şartı ile yeterli. Peki, standart temizlik nasıl yapılıyor? Bir alanın yüzeylerinin standart temizliği iki aşamada yürütülüyor. Öncelikle alanın kaba kuru temizliği ve üstüne sabunlu suyla silinmesi… İşte bu standart temizliğin yeterli olduğunu savununlar bunu yeni koranavirüsün dış yüzeyinin ince bir yağ tabakası ile kaplı olmasına dayandırıyor. John Hopkins Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalarda ‘virüsün çok kırılgan ve onu koruyan tek şeyin sabun ve deterjanla kolayca parçalanan ince bir yağ tabakası olduğu’ gösterilmiş. Bu nedenle 20 saniye süreyle bol sabun veya deterjanlı suyla yüzeylerin yıkanması ve silinmesinin yeterli olacağı inanılıyor. Zaten ellerimizi yıkarken de bu bilimsel gerçekten hareket ediyoruz.

Dezenfeksiyon ise yüzeylerde mikroorganizmaların etkisiz hale getirilme sürecine verilen genel bir isim. Bu işlem için kullanılan kimyasallara ‘dezenfektan’ deniyor. Kimyasal yapıları ve etki mekanizmalarına göre gruplandırılan dezenfektanların içinde en tanınmışları klor ve klor bileşikleri, alkoller, hidrojen peroksit, amonyum bileşikleri ve aldehitler… Bu arada sabun ve deterjanın da temel olarak bir dezenfektan olduğunu unutmayalım.

Şimdi gelelim; son yaşadığımız COVID 19 pandemisine ve bulaş zincirini kırabilmek adına yerel yönetimler tarafından yapılan dezenfeksiyona… Belediyeler sokak ve caddeleri klorlu dezenfektanlarla yıkamakta ve kamuya açık kapalı alanları ise hidrojen peroksit ve gümüş nitrat karışımı ile dezenfekte etmektedir. Ancak virüsün dışının ince bir yağ tabakası ile kaplı olması ve bu tabakanın sabun ve deterjanla kolayca kırılabilmesi nedeniyle yolların ve caddelerin sabunlu suyla yıkanması yeterli.

Okul, iş yeri, konaklama yerleri, bekleme salonları gibi kamuya açık kapalı alanlarda ise önce kaba temizlik yapılıp daha sonra su ve sabun veya deterjanla standart temizlik yapılmalı. Başka bir ifade ile dezenfektan olarak sabun veya deterjan kullanılmalı. İkamete açık, çok katlı binaların temizliği de yine sabun veya deterjanlı su ile yapılmalı. Özellikle ikamete açık apartmanların merdiven boşluklarının klorlu sıvılar gibi kimyasallarla temizlenmesi bu binalarda oturanlarda başta solunum sistemi olmak üzere sağlık şikâyetlerine yol açabilir. Merdiven tırabzanı, kapı kolu, toplu ulaşım araçlarındaki tutma kolları gibi çok kişinin dokunduğu alanların standart temizliği de çok daha sık yapılmalı.

Kullanılmış maske ve eldivene dikkat!

Peki, su ve deterjan dışında diğer dezenfektanların kullanım alanı nereler? Musluk, lavabo, tuvaletler gibi daha riskli bölgelerin dezenfeksiyonunda öncelikle sabunlu veya deterjanlı su ile temizlenip daha sonra ise klorlu dezenfektanlarla dezenfekte edilebilir. Bu işlemi uygulayan kişi uygulama sırasında mutlaka eldiven giymeli ve basit cerrahi maske takmalıdır. Bu bölgelerin dezenfeksiyonu eğer evde yapılacaksa çamaşır suyu kullanılarak hazırlanan basit bir dezenfektan kullanılabilir. Genelde bu sulandırma oranı 5 litre suya bir fincan çamaşır suyu eklenerek hazırlanabilir. Belediyeler genel alanlarda elle ulaşılamayan yerleri gaz dezenfektanlarla dezenfekte edebilir. Eğer bu pandemi günlerinde dezenfeksiyon işlemi sırasında yoğun kimyasal maddeler kullanmak yerine zaten yeterli olan su ve sabuna öncelik verebilirsek çevre kirliliği riskini de en aza indirebiliriz.

Dezenfeksiyon kadar, hatta ondan daha önemli bir konu ise kullanılmış maske ve eldivenlerin yerlere, gelişi güzel çöplere atılması. Belediyeler son günlerde iyice artan bu krize dikkat etmeli. Üzüntüyle belirtmek gerekirse insanlarımızın önemli bir bölümü kullandıkları maskeleri ve eldivenleri sorumsuzca gelişigüzel sokaklara, caddelere atıyor. Bu atık maskeler ve eldivenler bir tıbbi atıktır.  Enfeksiyon kaynağı olabilir ve yeni koranavirüs için yayılma odağı oluşturabilir. Bu nedenle belediyeler, dezenfeksiyon çalışmalarından önce, bu konuyu gündemine alarak özellikle o bölgelerde yaşayan insanları eğitip  kullanılmış maskeleri ve eldivenleri gelişigüzel atmasının önüne geçmeli. Verilecek eğitimle insanların en azından yanında taşıyacağı naylon torbanın içine usulüne uygun olarak çıkarttığı maskesini ve eldivenini koymasını ve daha sonra o sıra bir sağlık kurumundaysa tıbbı atık kutusuna, yoksa torbanın ağzını bağlayarak katı atık bidonuna atmasını sağlamalı yerel yönetimler…

Tarih boyunca yaşanan her salgın, salgın eğrisini tamamlayarak er veya geç bitmiştir. COVİD 19 pandemisi de bir süre sonra bitecektir. Bu dönemde atılacak adımların gelecekteki günler düşünülerek atılması önemli. Dezenfeksiyon yapma düşüncesi ile doğa için uzun erimde zararlı olacak, su kaynaklarını, toprağı kirletecek, ekosistemlere zarar verebilecek kimyasalların bol ve sık sık kullanılmasından kaçınılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki; doğa için zararlı olabilecek atık kimyasalların ekosistemler üzerindeki olumsuz etkileri salgınlar gibi birkaç ay değil, yıllar sürebilir.

Kaos GL: 2019’da yayınlanan LGBTİ+ haberlerinin yarısı ayrımcı veya nefret söylemi içeriyor

Kaos GL Derneği, LGBTİ+’ların gazetelerde nasıl yer aldığına ilişkin 2019 Medya İzleme Raporu’nu yayınladı.  Rapora göre LGBTİ+’ları ve haklarını hedef gösteren gazete sayısı arttı, yazılı basında yayınlanan tüm metinlerin yüzde 56’sı ayrımcıydı ya da nefret söylemi içerdi ve LGBTİ+ örgütlerine çok az mikrofon uzatıldı.

On bir yıldır medyada LGBTİ+ temsilini mercek altına alan derneğin 2019 yılı raporu için araştırmayı Ali Erol, Ali Özbaş, Aslı Alpar, Gözde Demirbilek ve Yıldız Tar yürüttü. Raporu ise derneğin Medya ve İletişim Program Koordinatörü Yıldız Tar yazdı.

2675 metin incelendi

Yirmiden fazla değişken ile yazılı basını inceleyen araştırma kapsamında yazılı basında yayınlanan 2675 metin incelendi. Bu metinlerin yaklaşık yüzde 54’ü (1452 metin) ulusal medyada yayınlanırken; yüzde 46’sı (1223 metin) yerel medyadaydı.

2019-yilinda-lgbti-lari-sistematik-hedef-gosterme-yayginlasti-2

İncelenen metinlerin 32’sinde (yüzde 1) LGBTİ+’lar metnin konusu değildi, sadece isim olarak yer alıyordu. Bu haberler çıkartıldığında 2019 yılında toplam 2643 haber, söyleşi ya köşe yazısında LGBTİ+’lar yer aldı.

Metinlerin yüzde 56’sı ayrımcı ya da nefret söylemi içeriyor

Metinlerin yüzde 44’ü (1150) hak haberciliği kapsamında değerlendirildi. Bütün metinlerin yarısından fazlasını (yüzde 56) oluşturan 1493 metin ise hak haberciliğine aykırı bulundu. Bu metinlerde ya LGBTİ+’ların temel haklarının ihlal edildiği, nefret söylemi ve/veya ayrımcı dil içerdiği ya da metinlerin LGBTİ+’lara ilişkin önyargıları beslediği tespit edildi.

2019-yilinda-lgbti-lari-sistematik-hedef-gosterme-yayginlasti-3

2018 yılında bu oranlar neredeyse yarı yarıya iken, 2019’da LGBTİ+’ların haklarını ihlal eden, nefret söylemini yayan, ayrımcı dil kullanan, önyargılı içerik sayısında hem rakamsal hem de oransal anlamda bir artış yaşandı.

Sadece saygıyla yetiniliyor

Hak haberciliği kapsamında değerlendirilen 1150 metnin büyük bir çoğunluğunda (400 metin) sadece LGBTİ+’ların temel insan haklarına saygılı bir habercilikle yetinildiği açığa çıktı.

2019’da hak haberciliği kapsamında değerlendirilen haberlerin yüzde 50’sinde (583 metin); yayınlanan bütün haberlerin ise sadece yüzde 22’sinde LGBTİ+’ların yaşadığı ayrımcılık, nefret saldırısı gibi hak ihlallerini hak temelli habercilik ilkeleri çerçevesinde görünür kılındı. 357 haberde bu ihlallere karşı mücadele yöntemlerinden bahsedildi.

Ayrımcılığı görünür kılmada artış var

2018 yılına göre LGBTİ+’ların yaşadığı ayrımcılığı görünür kılma noktasında bir artış gözlemlendi. 2018’de hak haberciliği kapsamında değerlendirilen haberlerin yüzde 33’ünde (384 metin); yayınlanan bütün haberlerin ise sadece yüzde 16’sında LGBTİ+’ların yaşadığı ayrımcılık, nefret saldırısı gibi hak ihlallerini hak temelli habercilik ilkeleri çerçevesinde görünür kılınmıştı. Sadece 93 haberde bu ihlallere karşı mücadele yöntemlerinden bahsedilmişti.

LGBTİ+ örgütlerine mikrofon uzatılmıyor

LGBTİ+ örgütlerinin LGBTİ+ haklarına ilişkin görüşleri 2019’da yazılı basında kendisine ancak 55 metinde yer bulabildi. Bu, hak haberciliği kapsamında değerlendirilen haberlerin yüzde 5’ini oluştururken, bütün haberlerin ise sadece yüzde 2’sine tekabül ediyor. Yazılı basında yer alan LGBTİ+ örgütlerinin LGBTİ+ haklarına ilişkin görüşlerinin yarısına yakınını ise Kaos GL Derneği’nin çalışmaları ve dernek temsilcilerinin basına verdikleri demeçler oluşturuyor.

2019-yilinda-lgbti-lari-sistematik-hedef-gosterme-yayginlasti-4

Öte yandan 2019’da LGBTİ+’ların konu edildiği haberlerin büyük bir çoğunluğunda LGBTİ+ kişilerden ya da örgütlerinden çok uzman ve akademisyenlerin görüşlerine başvuruldu. Metinlerin büyük bir çoğunluğunda kaynak yoktu ya da köşe yazarı sadece kendi fikirlerinden bahsetti.

Ayrımcılık, nefret söylemi ve önyargı

2018 yılında ise bu oranlar şöyleydi: LGBTİ+ örgütlerinin LGBTİ+ haklarına ilişkin görüşleri 2018’de yazılı basında kendisine ancak 70 metinde yer bulabildi. Bu, hak haberciliği kapsamında değerlendirilen haberlerin yüzde 6’sını oluştururken, bütün haberlerin ise sadece yüzde 3’üne tekabül ediyor.

2019 yılında 1419 haber, söyleşi ve köşe yazısında LGBTİ+’lar ayrımcı bir dille temsil edildi. Bu, LGBTİ+’ları konu edinen bütün içeriklerin yüzde 50’sini oluşturuyor. Bütün metinlerin yüzde 28’ine tekabül eden 751 metinde nefret söylemi tespit edildi. 446 metinde ise LGBTİ+ kişiler ya da dernek, kurum ve kuruluşları hedef gösterilerek nefret suçu işlendi.

1040 metinde (LGBTİ+’ları konu alan metinlerin yüzde 39’u) lezbiyen, gey, biseksüel, trans ya da interseks olmak “suç” gibi gösterildi. 944 metinde (yüzde 35) LGBTİ+’lar “ahlaksız” olarak işaretlendi.

2019 yılı yazılı basında LGBTİ+ kimlik ve varoluşunun “suç” olarak gösterildiği bir yıl oldu. Yazılı basında ayrımcı dil çok sık bir biçimde kullanıldı. Metinlerin yarısı ayrımcıydı. 2018 yılında ayrımcı dil oranı yüzde 34 iken; 2019’da dramatik bir artışla bu oran yüzde 50’ye yükseldi.

İfade ve örgütlenme özgürlüğü hedefte

2019 yılında 2018’den farklı olarak çok fazla metinde LGBTİ+’ların ifade ve örgütlenme özgürlüğü ihlal edildi. 2018’de sadece 341 metinde bu ihlal yaşanırken; 2019’da 1077 metinde yaşandı. Sistematik olarak LGBTİ+ etkinliklerinin hedef gösterilmesi, etkinliklerin yasaklanması için basın yoluyla çağrı yapılması, etkinlik yasaklarının meşrulaştırılması bu artışın sebebi olarak görülebilir. Ülke genelinde birçok şehirde Onur Haftası ve Onur Yürüyüşleri’nin yasaklanmasında basının yasakları olumlayan ve bu şekilde LGBTİ+’ların örgütlenme özgürlüğünü ihlal eden bir yaklaşım sergilediği gözlemlendi.

Söyleşi ve röportajlar sadece yüzde üç

LGBTİ+’ları konu edinen içeriklerin yüzde 56’sını (1473) haberler oluşturdu. LGBTİ+’lar 1037 köşe yazısında (yüzde 40) yer alırken söyleşi ve röportajlar için bu oran 82 ile yüzde 3’te kaldı. Köşe yazısı ve haberin aksine öznelerin seslerini daha fazla duyurabilmesini sağlayan söyleşi ve röportajlarda LGBTİ+’lar çok az yer alabildi.

LGBTİ+’ları konu edinen haber, söyleşi ve köşe yazıları en çok gazetelerin güncel/gündem sayfalarında (1314 içerik ile yüzde 50) yayınlandı. LGBTİ+’lar dış haberlerde 237 haber ile yüzde 9 oranında yer alırken; gazetelerin eklerinde 171 metin (yüzde 7) yer aldı. Haberlerin yüzde 7’si politika/siyaset sayfalarında yayınlandı.

Gazete bazlı değerlendirme

2019-yilinda-lgbti-lari-sistematik-hedef-gosterme-yayginlasti-5

Ulusal medyada 2019 yılında LGBTİ+’ların yer aldığı 1452 haber, söyleşi ve köşe yazısı yayınlandı. Yayınladıkları haber, köşe yazısı ve söyleşilerin ayrımcılık, nefret söylemi, önyargı veya LGBTİ+’lara yönelik herhangi bir hak ihlali içerip içermediğine bakılmaksızın LGBTİ+’ları sayfalarına taşıyan ilk 10 gazete şöyleydi:

  • Yeni Akit, 194 metin, yüzde 13
  • Hürriyet, 122 metin, yüzde 8
  • BirGün, 104 metin, yüzde 7
  • Cumhuriyet, 101 metin, yüzde 7
  • Doğru Haber, 80 metin, yüzde 6
  • Evrensel, 70 metin, yüzde 5
  • Milliyet, 65 metin, yüzde 4
  • Diriliş Postası, 56 metin, yüzde 4
  • Milat, 52 metin, yüzde 4
  • Yeni Şafak, 47 metin, yüzde 3

2019 yılında en çok haberin yayınladığı Yeni Akit, Doğru Haber, Diriliş Postası, Milat ve Yeni Şafak gazetelerinde neredeyse hiç LGBTİ+ haklarını gözeten haber yayınlanmadı. Haberlerin neredeyse tamamında LGBTİ+’lar ve hakları hedef gösterildi.

Biseksüel ve interseksler medyada görünmez

Bir yıl boyunca üretilen 2643 içeriğin büyük bir çoğunluğunda genel olarak LGBTİ ya da LGBTİ+ ifadesi kullanıldı. Haberlerde kendisine en çok yer bulabilen grup 348 içerikle geyler oldu.  LGBTİ+ toplumunun içinde en görünmez gruplar ise biseksüeller ve intersekslerdi. Medyada intersekslere ilişkin sadece 8 metin yer aldı. Biseksüeller ise sadece 47 metinde yer aldı. 2018 yılında biseksüeller için bu sayı 107 idi. Biseksüeller medyada temsilinde ciddi bir azalma gözlemlendi.

En çok siyaset haberlerinde yer aldı

2019-yilinda-lgbti-lari-sistematik-hedef-gosterme-yayginlasti-6

LGBTİ+’lar 2019’da en çok siyaset (1081 metin) haberlerinde yer aldı. Siyaseti 431 metinle kültür sanat takip etti. LGBTİ’+’ların en çok temsil edildiği haberler arasında 461 metinle nefret suçlarına ilişkin haberler de yer alıyor. Temel hak alanlarından olan eğitim, sağlık ve barınma alanlarında ise LGBTİ+’lar kendine çok az yer bulabildi. Mültecilere ilişkin haberlerde de mülteci LGBTİ+’lar görünmezdi. Onur Yürüyüşleri ise yazılı basında 139 haberle temsil edildi.

Araştırma yöntemi

Ajanspress tarafından günlük olarak süzülen haberler, oluşturulan ölçeğe göre tasnif edildi. Ölçeklendirmede metinler; başlık, yayınlandığı gazete, yayınlandığı sayfa, metnin konusu, metnin türü (haber, söyleşi ya da köşe yazısı) gibi teknik özelliklerin yanı sıra LGBTİ+ odaklı habercilik ve hak haberciliği kapsamında değerlendirildi.

Araştırma yöntemine göre bir metnin hak haberciliği kapsamında değerlendirilebilmesi için aşağıda sıralanan niteliklerden en az birisini taşıması gerekiyor:

  • LGBTİ+’ların insan haklarına saygılı haber yapılmış
  • LGBTİ+ örgütlerinin LGBTİ+ haklarına ilişkin görüşlerine yer verilmiş
  • LGBTİ+ örgütlerinin diğer hak alanlarına ilişkin görüşlerine yer verilmiş
  • Kaos GL’nin LGBTİ+ haklarına ilişkin görüşlerine yer verilmiş (Dernek ya da dernek adına konuşan bir kişinin görüşleri haberde çarpıtmadan yer almış)
  • Kaos GL’nin diğer hak alanlarına ilişkin görüşlerine yer verilmiş (Dernek ya da dernek adına konuşan bir kişinin görüşleri haberde çarpıtmadan yer almış)
  • LGBTİ+’ların yaşadığı ayrımcılık, nefret saldırısı gibi hak ihlallerini hak temelli habercilik ilkeleri çerçevesinde görünür kılmış
  • Başarı hikayesi doğru biçimde aktarılmış
  • LGBTİ+ örgütlerinin düzenlediği etkinlikler doğru bir biçimde görünür kılınmış
  • LGBTİ+’lara yönelik insan hakları ihlallerine karşı mücadele yöntemlerinden bahsedilmiş

Hak haberciliği kapsamında değerlendirilmeyen metinler ise 3 ayrı başlıkta incelendi. Bu başlıklar sırasıyla şöyle: “Bu metin, konu edindiği LGBTİ+’ların temel hak ve özgürlüklerini ihlal ediyor mu?”, “Bu metin LGBTİ+’lara yönelik önyargıları besleyen içerikte mi”, “Görsel temsil”.

Bir metinde homofobik, bifobik ya da transfobik nefret söyleminin olması; LGBTİ+ kimlik ve varoluşların “hastalık”, “suç”, “günah”, “ahlaksızlık”, “sapkınlık” olarak tanımlanması; metnin dilinde ayrımcılık olması o metinde hak ihlalini tespit ederken kullanılan alt başlıklardan birkaçı.

Önyargı başlığında ise LGBTİ+’ların stereotipler üzerinden temsil edilip edilmediğine bakıldı. Bu başlık karikatürleştirme, marjinalleştirme gibi yöntemleri tespit edip görünür kılmayı amaçlıyor.

Raporun online haline ulaşmak için tıklayın.

[Yeşil Gazete Tv] Orhan Esen: Salgınla demokrasi içinde mücadele etmek mümkün

Yeşil Gazete Tv‘nin üçüncü yayınında, Berlin‘de yaşayan tarihçi, mekan politikaları araştırmacısı Orhan Esen, dünyanın hemen bütün ülkeleri gibi koronavirüs salgınıyla savaşan Almanya‘da, Merkel hükümetinin tutumunu ve  halkın alınan önlemlere tepkisini anlattı.

Ümit Şahin, Koray Doğan Urbarlı ve Alev Karakartal’ın gerçekleştirdiği Karantina Günleri programına konuşan Esen, salgına karşı dünyada iki tür tepki oluştuğunu belirterek Çin‘deki gibi katı ve sert önlemlerin karşısında batı tipi mücadelenin anlamına dikkat çekti. “Salgınla demokrasiyi zedelemeden, demokratik yollarla da savaşmanın mümkün olduğunu Almanya en iyi biçimde gösterdi” diyen Esen, Başbakan Angela Merkel’in halkını paniğe sevk etmeyen, cesaretlendiren ve dayanışmayı öne çıkaran konuşmasını,, tarihi nitelikte bir sesleniş olarak nitelendirdi.

Esen, ülkede güçlenen aşırı sağ dahil, salgın karşısında ne umreye gidenlerin ne azınlıkların ne de başka grupların ötekileştirilmesi ve hedef gösterilmesi konularında azami dikkat gösterildiğine dikkat çekti; Yeşillerin iktidarda olduğu bölgelerde “gerilla yöntemiyle” yapılan bisiklet yollarını ve toplumsal dayanışma pratiklerini anlattı.

 

Pandemi hastanesi ilan edilen özel hastanede bir aileye dört bin liralık fatura

Sağlık Bakanlığı’nın koronavirüs salgınına karşı ‘pandemi hastaneleri’ olarak kullanılmasına dair düzenleme yaptığı özel hastanelerin hastalara binlerce liralık faturalar oluşturduğu ortaya çıktı.

Cumhuriyet’ten Sena Yaşar’ın haberine göre, İstanbul’un Maltepe ilçesindeki özel bir hastanede, koronavirüs belirtileriyle tedavi altına alınan ve testi pozitif çıkan O.Ş. ve ailesine tedavinin ardından 4 bin TL’ye yakın fatura kesildi.

Yetkililerin, Covid-19’a yakalanan O.Ş’nin aile bireylerine de test yapılması gerektiğini belirtmesi sonrası anne ve babasına da test yapıldı. İleri yaştaki anne ve babanın da koronavirüs belirtileri gösterdiği ve testi pozitif çıktığı gerekçesiyle onlar da hastaneye yatırıldı. Üç hastanın da tedavisinin ardından, hastane yönetimi, hasta yakınlarına 3 bin 979 TL’lik fatura çıkardı.

Alo 184: Para almayacaklar demedik

Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi Alo 184 hattına “özel hastanelerin pandemi hastanesi ilan edilmesine karşın tedaviyi parayla yaptığı” için şikâyette bulunan hastaya ise Bakanlıktan, “Pandemi hastanelerine ilişkin genelgede, özel hastanelerden para alınmayacağına dair düzenleme yok” yanıtı verildiği öğrenildi.

 

Koronavirüs uyarısında bulunan HDP’li vekile soruşturma açıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Diyarbakır’ın bazı ilçe ve mahallelerinde halkı, koronavirüse karşı önlem amacıyla evde kalmaları yönünde anonsla uyaran HDP Milletvekili Remziye Tosun hakkında soruşturma başlattı.

Hükümetin tedbir almadığı ve yetersiz kaldığının söylendiği anonsun sosyal medyada tepki görmesi sonrasında Milletvekili Tosun ve anons yapan kişi “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamasıyla gözaltına alındı.

Başsavcılık, Türk Ceza Kanunu’nun 216’ncı maddesi uyarınca başlattığı soruşturmanın gerekçesini “HDP’li grubun Diyarbakır’ın merkez Sur ve Yenişehir ilçelerindeki bazı mahallelerde yeni tip koronavirüs (covid-19) ile ilgili yaptırdığı anonsta kullanılan bazı ifadeler” olarak açıkladı.

Tosun: Hükümet halkı için tedbir almıyor

Milletvekili Tosun’un Sur ve Yenişehir ilçelerinde ve mahallelerinde yaptığı ve soruşturmaya gerekçe gösterilen anonsta şu ifadeleri kullanmıştı:

Korona virüsü tüm dünyaya yayıldı. Virüsü birbirimizden kapıyoruz. Hastalar bu virüsü etraflarına yayıyorlar. Hükümet halkı için tedbir almıyor. Alınan tedbirler yetersizdir. Ailelerimiz ve halkımız için tedbir almamız, dışarıya çıkmamamız gerekiyor.

Ellerinizi sık sık sabunla yıkayın ve ellerinize kolonya dökün. Birbirimize sarılmamalı ve el ele tutuşmamalıyız. Unutmayın, kendimizi ve halkı korumak bizim elimizdedir. Lütfen evden çıkmayın.

HDP: Halkı uyarmak suç değil görev

HDP Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada ise “Halkın evde kalması, tedbirli davranması ve kendisini koruması çağrısını yapan Diyarbakır Milletvekilimiz Remziye Tosun’a yönelik iktidar trolleri tarafından ahlaksızca sürdürülen linç kampanyasını en sert biçimde kınıyoruz. Gerçekleri söylemek, halkı uyarmak suç değil, görevdir” paylaşımında bulundu.