Ana Sayfa Blog Sayfa 2179

CHP’li Demirtaş: Termik santrallerle çevrili Zonguldak’ta koronavirüsün yayılması ölümcül olur

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 1 Nisan günü açıkladığı illere göre koronavirüs vaka dağılımına göre Zonguldak vaka sayısının en yüksek olduğu ilk 10 il arasında yer alıyor. Aynı açıklamada, ilde koronavirüs salgını sebebiyle beş kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

Medyascope’tan Caner Polat’ın haberine göre Zonguldak’ta bu kadar vaka görülmesinin ise üç sebebi var: umreciler, kentin göç alması ve limana gelen gemiler. Konuyla ilgili açıklama yapan CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş ise başka bir tehlikeye dikkat çekti: Termik santraller.

‘Kronik akciğer hastalıklarının çok yoğun olduğu bir kent’

Demirtaş’a göre kentin öznel koşulları salgını daha da riskli hale getiriyor: “Zonguldak termik santraller ve kömür madenleri yüzünden akciğer kanseri, kronik akciğer hastalığı (KOAH) ve astım hastalığının çok yoğun olduğu bir kent. Bu sebeple koronavirüsün burada yayılmasının ölümcül sonuçları çok yüksek olacaktır.”

Zonguldak’ta en başta 2 bin 790 MW gücünde faaliyet gösteren Zonguldak Eren Santrali olmak üzere Çatalağzı Termik Santrali ve Oyka Kağıt SEKA Çaycuma Termik Santrali uzun yıllardır şehrin hava kalitesine zarar veriyor.

‘İki madencinin testleri pozitif çıktı’

TTK madenlerinin işçilik faaliyetlerinin üç gün önce durdurulduğunu söyleyen Demirtaş, bunun olumlu bir adım olduğunu ancak geç kalındığını, iki madencinin testlerinin pozitif çıktığını belirtti. Demirtaş “Tek çözüm sokağa çıkma yasağı” diye konuştu.

‘Sağlık çalışanlarının koruyu ekipmanı yok’

Zonguldak’taki hastanelerin yatak sayılarının yetersiz olduğunu vurgulayan Demirtaş, 25 sağlık çalışanının koronavirüs testinin pozitif çıktığını ve bunun sağlık çalışanları açısından koruyucu ekipman eksikliğini gösterdiğini belirtti.

Demirtaş, “İlk etapta ciddi malzeme eksikliği olduğu bilgileri geliyordu. Şu anda bu eksiklikler biraz daha giderilmiş görülüyor ancak doktorlar ve hemşirelerin ulaşabildiği koruyucu ekipmana tüm sağlık işçilerinin de ulaşması gerekiyor” dedi.

 

Mavi ışıklar Dünya Otizm Farkındalık Günü için yandı

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü‘nde, “Otizme Mavi Işık Yak” (Light It Blue) Kampanyası kapsamında, İstanbul’un simge yapıları, otizme dikkati çekmek ve bu konuda farkındalığı arttırmak amacıyla mavi renkle ışıklandırıldı.

Birleşmiş Milletler‘in (BM) otizme karşı kamuoyunun dikkatini çekmek ve tüm ülkelerin gündemine taşımak için ilan ettiği Dünya Otizm Farkındalık Günü 2008 yılından bu yana kutlanıyor.

Simge yapılar maviye büründü

Eş zamanlı düzenlenen mavi ışık yapma kampanyasında İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Galata Kulesi ve Kız Kulesi gibi birçok simge yapı, maviye büründü.

Dünya genelinden destek

Dünya genelinde de eş zamanlı gerçekleştirilen bu kampanyaya New York’ta Empire State, Kanada’da Niagara Şelaleleri ve Mısır’da Büyük Piramitler gibi simge yerler mavi ışıklarıyla destek verdi.

Çorlu tren katliamında oğlunu kaybeden Mısra Sel’e ‘kamu görevlisine hakaretten’ dava açıldı

Çorlu tren katliamında yaşamını yitiren 9 yaşındaki Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz Sel’e “üç maymunu oynamayı tercih eden bir heyet” dediği gerekçesiyle “Kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret” suçundan dava açıldı.

Mısra Sel, uzun süredir tren katliamındaki sorumluların bulunması ve katliamın arkasındaki ihmalin aydınlatılması için bir yandan hukuki mücadelesini sürdürüyor bit yandan da diğer yakınını kaybedenlerle birlikte eylemler düzenliyordu.

‘Uzatarak unutturmak istiyorlar’

Cumhuriyet’ten Zehra Özdilek’in haberine göre  Sel, ocak ayında kendine açılan iki soruşturma kapsamında ifade verdiğini belirterek, “Cumhurbaşkanına hakaretten henüz dava açılmadı ama onu da bekliyorum. Mahkeme heyetine ‘üç maymun’ demişim. Ben de tesadüfen e-Devlet’e baktığımda gördüm” dedi. Özdilek konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

Tanıkların huzurda dinlenilmesine yönelik taleplerimizi mahkeme heyetine iletmiştik. İfadenin huzurda alınmadığı takdirde yaşadığımız hukuksuzluğu anlattık. Biz bu ifadenin mahkeme heyeti olmadan mahkeme kalemi tarafından alındığına şahit olduk. Hatta tanığa önceden soruların verildiğine şahit olduk. Bunu bizzat ben de yaşadım. Biz bunları mahkeme heyetine anlattık.

25 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı bu katliamda gerçek sorumluları yargılamak yerine bu olayı uzatarak unutturmak istiyorlar. Alt düzey çalışan üç dört tane memura ihaleyi yıkıp gerçek sorumluları aklamak istiyorlar. Gerçek sorumlular yargılansın.

İlk duruşma 17 Eylül’de

Gerçeği peşinde koşup olayları deşifre ettiği için onu susturmaya çalıştıklarını söyleyen Sel, “Sus, konuşma, hiçbir şey söyleme diyorlar. ‘Üç Maymun’ demek bir hakaret değildir. Benim ifademi alan savcı ‘mahkeme heyetine maymun mu demek istedin’ diye sordu. Maymun bir hakaret olamaz, ben burada bir deyim kullandım. Haliyle öfkeliyim. Heyet benim yüzüme nasıl bakacak” diye sordu.

İlk duruşmanın 17 Eylül’de gerçekleşeceğini söyleyen Sel, şöyle devam etti: “Sanık olmak çok can sıkıcı. Ben kimseyi öldürmedim, kimseye zarar vermedim, sadece evladımı kaybettim. Buna sebep olanlar hakkında gerçeklerin ortaya çıkmasını istedim. Beni suçlu konumuna getirenler için bu ülke adına utanç duyuyorum.”

 

3 Nisan dijital iklim grevinde bizi neler bekliyor?

3 Nisan Cuma günü küresel çağrıyla birlikte 5’inci İklim Grevi gerçekleşecek. Dijital ortamın verdiği imkanlarla sınırları aşacak grevde Türkiye’nin dört bir yanından iklim aktivistleri “Bu evde iklim grevi var” diyecek.

Dünya da Fridays for Future hareketinin çağrısıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek iklim grevinin Türkiye’deki ayağının düzenleyicisi ise Sıfır Gelecek. Kampanya iklim acil durumu ilan edilmesini, sera gazı emisyonlarının sıfırlanmasını ve adil dönüşüm talep ediyor. 3 Nisan’da gerçekleşecek program akışı ise şu şekilde:

Basın açıklamaları ve konuşmalar

Saat 16.00’da başlayacak canlı yayında Fridays for Future ve Sıfır Gelecek adına basın açıklamaları okunacak. Ardından Ömer Madra, Mert Fırat ve Kerem Kabadayı konuşmalar gerçekleştirecek. Konuşmaların video konferans yoluyla gerçekleştireceği buluşma, Sıfır Gelecek Youtube hesabından canlı olarak takip edilebilecek.

Aktivist buluşması

Saat 17.00’a gelindiğinde ise geniş katılımlı bir video konferans planlanıyor. Burada pankartlarıyla bir araya gelen iklim aktivistleri hem konuşmalar yapacak hem de birlikte sloganlar atacak. Katılımcılar burada sorularını yöneltebilecek. Bu video konferansa katılım buradaki linkten yapılabileceği gibi gene YouTube hesabından canlı olarak da izlenebilecek.

Saat 19.00’dan itibaren de konserler gerçekleşecek.  Canlı yayın üzerinden mini konserler düzenleyecek sanatçılar şu şekilde: Arya Su Gülenç, Yarkın Duo, Teneke Trampet’ten Cem Pulathaneli ve Oğuz Tarihmen, Kardeş Türküler’den Feryal Öney, Banu Kanıbelli, Gülinler, yokyer, Metin Türkcan ve Zeytin Band’den Melisa Lara. Konserlerin haberi gene Sıfır Gelecek sosyal medya hesaplarında duyurulacak.

Bütün bunlara ek olarak, gün içerisinde greve destek vermek isteyenler pankartlarıyla #dijitaliklimgrevi # buevdeiklimgrevivar ve #sıfırgelecek etiketleri üzerinden paylaşım yapabilecek.

Son olarak da saat 22.00’da bir gündem kampanyası düzenlenecek. Gün içerisinde hesaplardan duyurulacak etiket üzerinden insanlar iklim kriziyle ilgili düşüncelerini, duygularını ve taleplerini paylaşarak Twitter gündeminde birinci sıraya çıkmaya uğraşacaklar.

Zoom programıyla nasıl katılınabilir?

Dijtal İklim Grevi basın açıklaması ve konuşmalara bilgisayarınızdan, tabletinizden veya cep telefonunuzdan bağlanabilirsiniz. Bilgisayara için adresine tıklamanız yeterli. Zoom programı kurulumu otomatik gerçekleştirecektir. Kurulum sırasında programın mikrofonunuza ve kameranıza ulaşmasına izin vermeniz gerekiyor.

Cep telefonu ve tablet için ise Zoom programını Google Play’den veya App Store’dan indirmeniz gerekiyor. Ardından bağlantı adresine tıkladığınızda program otomatik olarak sizi etkinliğe yönlendirecek.

Sıfır Gelecek sosyal medya hesapları:

https://www.youtube.com/c/SıfırGelecek

https://twitter.com/sifirgelecek

https://www.facebook.com/sifirgelecek/

https://www.instagram.com/sifirgelecek/

Mart ayı enflasyon rakamları: Önceki yıla göre yüzde 11,8; aylık ise 0,57 artış

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), aylık enflasyon rakamlarını açıkladı. Martta tüketici fiyat endeksi (TÜFE) 2020 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,57 artış yaşandı.

Bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 2,29 bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,86 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 13,33 artış gerçekleşti.


En düşük artış haberleşme grubu

Yıllık en düşük artışı yüzde 2,52 ile haberleşme grubunda gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, yüzde 6,18 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 6,72 ile eğlence ve kültür ve yüzde 7,69 ile ev eşyası oldu.

Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 40,19 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 17,21 ile çeşitli mal ve hizmetler ve yüzde 15,31 ile konut oldu.

TÜFE ana harcama gruplarına göre yıllık değişim oranları (yüzde), Mart 2020

En yüksek azalış yüzde ulaştırma grubunda

Ana harcama grupları itibarıyla 2020 yılı Mart ayında azalış gösteren diğer grup ise yüzde 0,05 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, ana harcama grupları itibarıyla 2020 yılı Mart ayında artışın yüksek olduğu gruplar sırasıyla, yüzde 2,78 ile sağlık, yüzde 1,95 ile gıda ve alkolsüz içecekler ve yüzde 1,24 ile çeşitli mal ve hizmetler oldu.

Mart 2020’de, endekste kapsanan 418 maddeden, 98 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 32 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 288 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Özel kapsamlı TÜFE göstergesi yıllık yüzde 11,65, aylık yüzde 0,77 arttı

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’de 2020 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,77, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 1,12, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,65 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 12,61 artış gerçekleşti.

Bursa’da bir köy koronavirüsten değil maden protestosu yüzünden karantinaya alındı

Yeni tip koronavirüs salgını sebebiyle insanlara evde kalma uyarıları verilirken Bursa Yenişehir ilçesindeki Kirazlıyayla Köyü’nde maden şirketinin saha geliştirmek için köydeki ağaçları kesmesi köylüler tarafından tepkiyle karşılandı.

2013’ten itibaren bölgede kurşun, bakır ve çinko ocağı işleten Meyra Madencilik’in ağaç kesimlerini durdurmak üzere alana giden köylülere jandarma tarafından uygulanan müdahale kameralara yansıdı.

‘Madenciler işlerini rahat yapsınlar diye bekliyorlar’

Protestoların artması üzerine polis, köylülere destek için gitmek isteyen eylemcilerin yolunu kesti. Burada polis barikatı önüne açıklama yapan bir eylemci ise tepkilerini şu sözlerle dile getirdi:

Burada bir yasak var, köylere gitme yasağı. Bu yasak koronavirüs hastalığı yüzünden ola bir yasak değil. Bu yasak iktidarın yağma ve talan politikasının devamı olarak madencilere sağladığı olanaklar yüzünden kaynaklanan bir yasak. Gördüğünüz emniyet görevlileri madenciler işlerini rahat yapsınlar diye, ağaçları talan etsinler diye, tarım alanlarını yok etsinler diye, köylülerin yaşam alanlarını yok etsinler diye burada bekliyor.

Bugün burada Meyra denilen bir şirketin orada çinko, bakır çıkaracağım, zengin olacağım diye yağma ve talan ettiği ağaçlarımızın, topraklarımızın ve köylülerimizin koruması için gittiğimiz yerde bizim yolumuz kesiliyor. Halkın yolu kesiliyor. Halka ‘madenciler istediğini yapar’ deniliyor.

 

 

Korona Krizi: Son 24 saatte 79 kişi daha yaşamını yitirdi, 2 bin 456 yeni tanı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınıyla ilgili güncel verileri Twitter hesabından paylaştı.  Son 24 saatte 79 kişinin virüs nedeniyle hayatının kaybettiği açıklanırken, ölenlerin yüzde 82’sinin 60 yaşını aşmış kişiler olduğu belirtildi.

Ayrıca, 18 bin 757 tanı testinin sonuçlandığı, 2 bin 456 kişiye tanı konduğu kaydedildi.

Bakan Koca’nın paylaşımı şöyle:

“Test sayımız düne göre 4.000’in üstünde artış gösterdi. Test sayısına oranla pozitif vaka sayımız ise azaldı. İyileşen 82 yeni hastamız var. Son 24 saat içinde kaybettiğimiz hastaların %82’sinin 60 yaşını aşmış kişiler olması yine dikkat çekici”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 10 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana toplam vaka ve hayatını kaybeden kişi sayıları şöyle:

10 Mart: 1 vaka
13 Mart: 5 vaka
14 Mart: 6 vaka
15 Mart: 18 vaka
16 Mart: 47 vaka
17 Mart: 98 vaka, 1 ölü
18 Mart: 191 vaka, 2 ölü
19 Mart: 359 vaka, 4 ölü
20 Mart: 670 vaka, 9 ölü
21 Mart: 947 vaka, 21 ölü
22 Mart: 1236 vaka, 30 ölü
23 Mart: 1529 vaka, 37 ölü
24 Mart: 1872 vaka, 44 ölü
25 Mart: 2 bin 433 vaka, 59 ölü
26 Mart: 3 bin 629 vaka; 75 ölü
27 Mart: 5 bin 698 vaka; 92 ölü
28 Mart: 7 bin 402 vaka; 108 ölü
29 Mart: 9 bin 217 vaka; 131 ölü
30 Mart: 10 bin 827 vaka; 168 ölü
31 Mart: 13 bin 531 vaka; 214 ölü
1 Nisan: 15 bin 679 vaka; 277 ölü
2 Nisan: 18 bin 135 vaka; 356 ölü

 

 

İstanbul Tabip Odası’ndan özel hastaneler raporu

İstanbul Tabip Odası ( İTO) koronavirüs salgını sürecinde İstanbul’daki sağlık hizmetleriyle ilgili yayımladığı raporlar kapsamında, özel hastanelerdeki durumu ele aldığı son raporunu yayımladı.

30 Mart’ta kamu hastaneleriyle ilgili tespit ve önerilerini paylaşan İTO, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda PCR testi pozitif çıkan “vaka”ların esas alındığı; hastanelerde yatan ya da ayaktan takip edilen “şüpheli/olası vaka” sayıları yer almadığı için gerçek tabloyu göstermekte çok eksik kaldığını belirtti.

İstanbul genelindeki hekimlerden toplanan bilgilerle hazırlanan raporda, kent genelindeki özel hastanelerde öne çıkan tespitler şöyle:

  • 02 Nisan 2020 günü itibarı ile İstanbul’daki özel hastanelerde kesin ya da şüpheli/olası Covid-19 tanısıyla yatırılarak izlenen/tedavi edilen hasta sayısı binin üzerindedir.
  • 02 Nisan 2020 günü itibarı ile İstanbul’daki özel hastanelerde kesin ya da şüpheli/olası Covid-19 tanısıyla yoğun bakım ünitelerine yatırılan vaka sayısı yüz civarındadır.
  • İstanbul’daki özel hastanelerde bugüne kadar enfekte olan hekim sayısı yüzü, toplam sağlık çalışanı sayısı ise iki yüzü geçmiştir.
  • Covid-19 pandemisi sürecinde kadrosunda göğüs hastalıkları, iç hastalıkları ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarından ikisini bulunduran hastaneler pandemi hastanesi ilan edilmiştir. Ancak kamu hastanelerine benzer şekilde İstanbul’daki özel hastaneler de çoğunlukla pandemiye hazırlıksız yakalanmıştır.
  • Tıpkı kamu hastanelerinde olduğu gibi özel hastanelerde de görülen ve halen devam etmekte olan maske, önlük, eldiven, gözlük, vb. kişisel koruyucu malzeme eksikliği bu hazırlıksızlık durumunu ve organizasyon eksikliğini, bozukluğunu açık olarak göstermektedir.

  • İstanbul’daki pandemi hastanesi olarak ilan edilen özel hastanelerde COVİD-19 hastaları için ayrı katlar/servisler ayrılmıştır. Covid-19 hastalarıyla ilgili testler, normalde, Bakanlığın belirlediği merkezlere gönderilmektedir. Ancak test sonuçları geç gelmekte; hastalar daha çok klinik ve radyolojik olarak tanı almaktadır. Tanı konulan hastalar için ilaçlar Sağlık Müdürlüğü aracılığı ile temin edilmektedir.
  • Özel hastanelerde sadece Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği merkezlere gönderilen testlerden ve yoğun bakım yatışlarından ücret alınmamaktadır. Bunun dışındaki tüm işlemlerden pandemi öncesindeki gibi ücret alınmaya devam edilmektedir. (Bazı özel sigortalar kesin tanı almayan vakaların ücretini karşılamaktadır.)
  • Bazı hastanelerde kaynağı bilinmeyen testler parası olan hastalara uygulanmaktadır
  • Yurtdışı hasta işlemlerinin durdurulması, müracaat eden hasta sayıları ve elektif işlemlerin büyük ölçüde azalması özel hastane gelirlerinin önemli ölçüde düşmesine yol açmıştır.
  • Yıllardır bütün itirazlarımıza karşın özel hastanelerde uzunca bir süredir doktorlara şirket kurdurularak hizmet satın alma şeklinde iş gördürülmekte, doktorlar bu şekilde 4857 sayılı İş Kanununa tabi olmadan çalışmaya zorlanmaktadır. Bu nedenle sabit bir maaş alamayan, ancak baktığı hasta, yaptığı işlem sayısına göre özel hastaneye fatura veya serbest meslek makbuzu keserek “hak ediş” üzerinden gelir elde eden hekimlerin gelirleri bugünlerde hızla azalmakta, neredeyse ücretsiz olarak çalışmaya zorlanmaktadırlar.
  • Bu şekilde çalıştırılan hekimler hastalanmaları durumunda ise bütün gelirlerini kaybetmektedir.
  • 4857 sayılı İş Kanununa bağlı çalışan statüsü dışında şirket kurdurularak hizmet sözleşmesi ile çalışan hekimlerin bu durumda uğradığı hak kayıplarından birisi de COVİD-19 hastası olmaları durumunda iş kazası/meslek hastalığı olarak tanımlanmasının zorluğudur.
  • Sabit ücretle çalışan hekimlerin (ve diğer sağlık çalışanlarının) ise ücretsiz izne çıkarılması veya yarı zamanlı çalıştırılması söz konusudur.
  • Yıllardır hekimlerin, sağlık çalışanlarının emekleri üzerinden servetlerine servet, kârlarına kâr katan özel hastane patronları bu süreçte elini taşın altına sokmaktan kaçınmakta, “kriz”in bedelini gene emekçilere ödetmeye çalışmaktadır. Özel hastane patronlarından gelen “Devlet üç, beş ay özel hastanelere el koysun, sonra gene bize devretsin.” sözleri esasında “Bu sürecin mali yükü özel hastane bütçelerinden, öz sermayelerinden değil, büyük oranda emekçilerin ödediği vergilerden oluşan devlet bütçesinden karşılansın.” anlamına gelmektedir.
  • Bazı özel hastaneler ise salgını fırsata dönüştürmeye çalışmakta, COVİD-19’lu hasta bakmayıp, temiz hastane olduklarını belirten reklamlar yaparak diğer hastanelerin “müşteri”lerini kapmaya çalışmaktadır.
  • Covid-19 pandemisinin daha başlangıcında özel hastanelerin içine düştüğü bu yetmezlik ve acizlik durumu yıllardır kamu kaynaklarıyla beslenerek büyütülen özel hastanecilik sisteminin Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermekten ne kadar uzak olduğunu; bütün itirazlarımıza rağmen uygulanan sağlıkta özelleştirme politikalarının toplum sağlığı için ne kadar zararlı olduğunu açık olarak göstermektedir.

İTO Yönetim Kurulu adına hazırlanan raporda, “02 Nisan 2020 günü itibarı ile İstanbul’daki özel hastanelerde Covid-19 pandemisiyle mücadelede büyük bir kaos ve yetmezlik yaşanmaktadır” denildi.

Raporda bu durumdan çıkılabilmesi için alınabilecek önlemler de sıralandı:

  • Dünyada ve Türkiye’de Covid-2019 pandemisine karşı yürütülen mücadelenin insanlık için ne kadar hayati olduğu, ister kamu ister özel hastane olsun her bir sağlık kurumuna ne kadar çok ihtiyaç duyulduğu açıktır. Bu süreçte özel hastanecilik sisteminden kaynaklanan zaaflar ve yetmezliklere tahammül edilemez.
  • Covid-19 pandemisiyle mücadele için bütün özel sağlık kuruluşları hızla kamu kontrolüne geçirilmeli, yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimi istisnasız ve ön koşulsuz bütünüyle parasız olmalıdır.
  • Pandemi hastanesi olarak ilan edilen özel hastaneler pandemi süresince gerekli standartlara sahip olup olmadıkları ve organizasyon yönünden Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmelidir.
  • Özel hastanelerin yoğun bakım odaları, yatakları ve yoğun bakım ekipmanları gözden geçirilerek gerçek bir envanter çıkarılmalı, eksiklikler Sağlık Bakanlığı tarafından hızla giderilmelidir.
  • Özel hastanelerdeki hekimlerin, sağlık çalışanlarının kişisel koruyucu ekipman eksiklikleri Sağlık Bakanlığı tarafından hızla giderilmelidir.
  • Test yapılması ve sonuçlarının takibi için kaynakların doğru ve yerinde kullanılacağı gerçekçi ve bilimsel bir akış şeması hazırlanmalı, sonuçlar şeffaf olarak ve hızlı bir şekilde hastanın doktoruna iletilmelidir.
  • Sosyal Güvenlik Kurumu, Sağlık Uygulama Tebliğinde yapacağı bir ekleme ile bedeli gerçekçi biçimde belirlenecek COVİD-19 paketi oluşturmalı; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda yapılacak değişiklikle olası/şüpheli vakalar da dahil olmak üzere COVİD-19’lu hastalardan özel hastaneler tarafından ilave ücret alınması engellenmelidir.
  • Hekimlerin özel hastanelerde muvazaalı şekilde, şirket üzerinden veya serbest meslek makbuz keserek çalışmaya zorlanması uygulamasından vazgeçilmeli, özel hastanelerde çalışan bütün hekimler 4857 sayılı İş Kanuna tabii 4-a çalışan olarak kadroya geçirilmelidir.
  • Bu süreçte özel hastane hekimlerinden isteyenlerin kamu sağlık kurumlarına geçişine izin verilmelidir.
  • Özel hastanelerde çalışan hekimlerin gelirleri kamuda çalışan hekimlere sağlandığına benzer şekilde ve düzeyde garanti altına alınmalıdır.
  • COVİD-19 dışı hastalıklar için hastaneye başvuruların azalması ve böylece elektif işlemlerin ertelenmesi nedeniyle yaşanan ciro kayıpları bahane edilerek hekimlerin, sağlık çalışanlarının ücretsiz izne çıkarılması, işten çıkarılması yasaklanmalıdır.
  • Ülkemizin bu süreçte ister kamu ister özel olsun her bir sağlık kurumuna, her bir hastane yatağına ne kadar çok ihtiyacı olduğu açıktır. Hiçbir özel hastanenin “batmasına” seyirci kalınmamalı, her ne sebeple olursa olsun kapanma durumuna gelecek özel hastaneler derhal Sağlık Bakanlığı tarafından devralınmalı, bütün çalışanları Bakanlık kadrosuna geçirilmelidir.

Raporun sonuç bölümünde şu ifadeler yer aldı: “Dünyada ve Türkiye’de Covid-19 pandemisine karşı yürütülen mücadele sağlığın kamusal bir hizmet olmasının ne kadar hayati olduğu ve piyasanın vahşi koşullarına terk edilemeyeceğini bir kez daha bütün çıplaklığıyla göstermiştir. Bu süreçte ülkemizin gerçekleriyle hiçbir şekilde bağdaşmadığı halde Dünya Bankası, IMF tarafından dayatılan ve tamamen ideolojik, politik saiklerle uygulanan özelleştirmeci”Sağlık Reformu” politikalardan vazgeçilerek kamucu sağlık politikalarına dönülmeli; Türkiye ve İstanbul’daki özel hastaneler de bu perspektifle değerlendirilip faydalanılmalıdır.”

İTO’nun Aile Sağlığı Merkezleri, ilçe Sağlık Müdürlükleri ve işyeri hekimlikleriyle ilgili raporlarını da önümüzdeki günlerde yayımlaması bekleniyor.

İtalyan belediye başkanından korona günlerine özel para birimi

Avrupa’nın koronavirüs salgınından en çok etkilenen ülkesi İtalya‘da, ülkenin güney batısındaki Santa Marina belediye başkanı, salgından ötürü geçim sıkıntısı yaşayanlar için alternatif para birimi uygulamasını hayata geçirdi. Dört farklı değerde tasarlanan “banknot”lar, bölgede yaşayanlar için kullanıma girecek.

Başkan Giovanni Fortunato, kendi bastığı 50 cent, bir, beş ve on euro değerindeki banknotların fotoğrafını Facebook hesabından “Bu para komün içinde kullanılabilir ve klasik kupon işlevi görecektir” sözleriyle paylaştı.

Belediye Başkanı, “İçinden geçtiğimiz son derece zor zamanlarda, ekstra desteğe ihtiyaç duyanlara” yardım etmeyi amaçladığını belirtti. Fortunato ayrıca, yerel bir hastaneye beş bin euro bağış yapacağını duyurdu.

Dünyada Korona Krizi: OHAL kısıntıları, maske zorunluluğu, yağmur ormanlarından ilk vaka

Dün ölen 4.883 kişiyle birlikte Covid-19 nedeniyle tüm dünyada hayatını kaybedenlerin sayısı 48.276’ya yükseldi. ABD, Kanada ve Avrupa’da yönetimler fiili sokağa çıkmama yasağı uygular ya da maske zorunluluğu getirirken Rusya gibi bazı ülkeler karantinayı delenlere karşı hapis cezalarını da içeren daha radikal yöntemlere başvuruyor.

ABD

ABD halihazırda Covid-19 ile enfekte olan kişi sayısının en yüksek olduğu ülke. Yapılan açıklamlara göre, 5.005’i kritik olmak üzere 215.357 vaka görüldü. Bugün ölen 11 kişiyle birlikte ölümlerin sayısı da 5.113’e yükseldi. ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz gün Beyaz Saray’da yaptığı basın açıklamasında, gelecek iki hafta içinde virüs kaynaklı ölümlerin artacağının öngörüldüğünü söylemişti.

85 yaşındaki caz efsanesi Ellis Marsalis Jr da koronavirüs kaynaklı zatürre nedeniyle hayatını kaybetti.

İtalya

Covid-19’dan en çok etkilenen Avrupa ülkesi olan İtalya’da görülen vaka sayısı 110.574’e ulaştı. Ölü sayısının 13.155’i bulduğu ülkede sokağa çıkma yasağı sürüyor.

İspanya

İspanya’da virüs kaynaklı can kaybı artmaya devam ediyor. Dün ölen 950 kişiyle birlikte ülkede Covid 19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 10.003’e yükseldi.

Birleşik Krallık

Başlangıçta virüsü yayılmaya bırakıp toplumun bağışıklığını yükseltme stratejisi izleyen İngiltere’de, 24 Mart’ta ilan edilen kısmi sokağa çıkma yasağının ilanının ardından vakalarda düşüş gözlemlendi. Halihazırda görülen vaka sayısı 29.474 Öte yandan başkent Londra‘daki hastanelerde oksijen stoklarının tükenmekte olduğu bildiriliyor.

Almanya

Şimdiye kadar 931 kişinin hayatını kaybettiği Almanya’da kısmi sokağa çıkma yasağı 19 Nisan’a kadar uzatıldı. Yasak Paskalya tatilini de içeriyor.

Yunanistan

Şimdiye kadar görülmüş vaka sayısının 1.415 ve ölü sayısının 51 olduğu Yunanistan’da, başkent Atina’nın kuzeydoğusunda bulunan Ritsona mülteci kampında kalan 20 kişinin Covid-19 testinin pozitif çıktığı öğrenildi. Karantina iki hafta boyunca karantina altında kalacak.

Avusturya

10.927 vakanın görüldüğü ve şimdiye kadar 158 kişinin hayatını kaybettiği ülkede, İtalya’ya sınırı olan Tirol eyaletinde eğitime ara verilmişti. Öte yandan dün ülke genelinde süper marketlerde maske takmak zorunlu hale getirildi. Maske zorunluluğunun genişletileceği tahmin ediliyor.

İsrail

Şimdiye kadar 31 kişinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiği, toplam vakanın 6.211 olarak tespit edildiği ülkede Sağlık Bakanı Yaakov Litzman ve eşi Chava Litzman’ın virüs ile enfekte olduğu açıklandı. İsrail Başbakanı Netanyahu da parlamentodaki bir danışmanın virüse yakalandığının açıklamasından sonra geçtiğimiz günlerde test yaptırmış, testin sonucu negatif çıkmıştı.

Slovenya

897 vakanın görüldüğü Slovenya’da ölü sayısı 17. Ülkede sokağa çıkma yasağı yok, ancak maske takmak zorunlu.

Slovakya

426 vakanın görüldüğü Slovakya’da virüs dolayısıyla bir kişi hayatını kaybetti.

Hindistan

58 kişinin hayatını kaybettiği Hindistan’da 93 yaşındaki bir adamın 88 yaşındaki eşiyle birlikte Covid-19’a yakalandığı ve iyileştiği öğrenildi.

Rusya

Rusya’da vaka sayısı (3.548) Avrupa’dakine oranla düşük seyrediyor, ancak uzmanlara göre bu, ülkedeki bürokratik engeller dolayısıyla testlerin yavaş yapılmasınndan kaynaklı bir durum ve gerçek sayı bunun çok üzerinde. Vakaların çoğu başkent Moskova merkezli. 12 milyon nüfuslu kentte, hafta başı itibarıyla istisnalar haricinde dışarı çıkma yasağı getirildi.

Şimdiye kadar 30 kişinin hayatını kaybettiği ülkede, Devlet Başkanı Vladimir Putin‘in getirdiği yeni müeyyideler neticesinde, karantinayı ihlal ederek iki ya da daha fazla insanın ölümüne yol açan kişilere yedi yıldan başlamak üzere hapis cezası getirildi. Ayrıca koronavirüs hakkında yalan habere de yaptırımlar öngörülüyor.

Kamboçya

Kamboçya hükümeti, insan hakları örgütleri tarafından, gücünü mutlaklaştırmak için salgını bahane etmekle suçlanıyor. Uluslararası Af Örgütü‘ne göre salgına karşı yapılan düzenlemeler orantısız ve insan haklarına kalıcı olarak zarar verebilecek maddeler içeriyor.

Düzenlemeler arasında iletişim araçlarının sınırsız izlemeye tabi tutulması, sosyal medya ve basın üzerinde tam kontrol gibi maddelerin yanı sıra, “Olağanüstü hal dolasıyıla ihtiyaçlar doğrultusunda uygun önlemler alınabilir” gibi ucu açık ifadeler de var. Olağanüstü hal önlemlerine karşı çıkanlar için ise on yıl hapis cezası öngörülüyor.

Başbakan Hun Sen‘in insan hakları karnesinin iyi olmadığının altını çizen insan hakları örgütleri, bu ifadenin muhalifleri hedef almak için kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.

Çin

Virüsün ilk kez ortaya çıktığı ve yayıldığı, vaka sayılarının giderek azalmasıyla birlikte hayatın yavaş yavaş normale dönmeye başladığı ülkede, dün ve bugün toplam 35 yeni vaka görüldüğü bildirildi.

İran

124 ölümle birlikte ülkede ölü sayısı 3.136’ya ulaştı. Sağlık Bakanlığı’nın geçen salı yaptığı açıklamaya göre ülke genelinde 50 bin 468 vaka görüldü.

Uganda

Uganda’nın başktenti Kampala‘da evlere yapılan baskınlarda, 20 LGBTİ+’ların sosyal mesafeyi gözardı etme ve koronavirüs yayma şüphesiyle gözaltına alındı. İnsan hakları aktivistlerinin iddiasına göre, yönetim, salgını bahane ederek cinsel azınlıkları hedef alıyor.

Brezilya

Amazon Yağmur Ormanları‘ndan ilk vaka bildirildi. Sağlık Bakanlığı dün bölgede yaşayan 300 kabileden biri olan Kokama kabilesinden 20 yaşında bir kişinin virüs ile enfekte olduğunu duyurdu. Kolombia sınırındaki bölgede dört vaka daha olduğu belirtildi.