Ana Sayfa Blog Sayfa 2141

İstanbul Tabip Odası’ndan Bilim Kurulu üyelerine açık mektup

İstanbul Tabip Odası’ndan (İTO) hekimler, Yönetim Kurulu adına açık bir mektup yazarak, Sağlık Bakanlığı’nın oluşturduğu Bilim Kurulu üyesi meslektaşlarına seslendi.

Kurulun çok önemli bir görevi üstlendiğine dikkat çekilen mektupta gerek kendilerinin gerekse kamuoyu tarafından iletilen bazı sorular paylaşıldı. Bakanlığın, bölgesel dağlımı, yaş, cinsiyet gibi demografik özellikleri ve yapılan testlerin ayrıntılarını açıklamadığına değinilen mektupta, üretimin durdurulmaması, hastaların telefonla takibi, salgının kontrol altına alındığı açıklamaları gibi konularda ne düşündükleri soruldu.

İTO’nun Bilim Kurulu’na yazdığı mektup şöyle:

“Değerli meslektaşlarımız,

Türkiye’nin COVİD-19 Pandemisine karşı mücadele sürecinde çok önemli bir sorumluluk üstlendiniz, fevkalade önemli bir görevi yerine getiriyorsunuz. Öncelikle bu süreçteki yoğun emekleriniz için mesleğimiz ve meslektaşlarımız adına teşekkürlerimizi sunuyoruz.

İstanbul Tabip Odası olarak çalışmalarınızı yakından izlemeye, kıymetli fikirlerinizden yararlanmaya çalışıyoruz.

Ancak alınan “kararlar” doğrudan Bilim Kurulunuz (ya da bir sözcüsü) tarafından basın ve kamuoyuyla paylaşılmadığı için sizin adınıza açıklamalar yapan siyasi yetkililerden ya da “Kurul” üyelerinizin verdiği “kişisel” beyanatlardan öğrenebilmekteyiz.

Bu nedenle gerek meslektaşlarımız gerekse kamuoyu tarafından bizlere iletilen bazı soruları bu açık mektupla Kurulunuza paylaşmak istiyoruz:

1-Sürecin yönetimi açısından sağlık çalışanlarının ve toplumun güvenini sağlayacak bilgi paylaşımının önemini takdir edersiniz. Oysa Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda vakaların bölgesel dağılımı, yaşı, cinsiyeti gibi demografik özelliklerine yer verilmemekte; yapılan testlerin ne kadarının hastalık belirtisi gösteren kişilerden, ne kadarının temaslılardan, ne kadarının mükerrer testlerden oluştuğu gibi hasta izlemi açısından hayati öneme sahip bilgiler paylaşılmamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın bu tutumu Bilim Kurulunuz tarafından nasıl değerlendirilmektedir?

2-Dünya Sağlık Örgütü’nün COVİD-19 için önerdiği kodların ülkemizde kullanılmamasını ve tarafınızdan hazırlanan rehber doğrultusunda COVİD-19 tedavisi görmelerine karşın PCR testi pozitif çıkmayan vakaların COVİD-19 olarak kabul edilmemesini bilimsel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

3-Emek, meslek örgütlerinin ısrarlı çağrılarına karşın acil, temel, zorunlu sektörler dışındaki üretimin durdurulmamasının salgının yayılmasında etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?

4-Kesin tanılı ya da olası olmakla birlikte hastaneye yatırılmayan COVİD-19 vakalarının izolasyon merkezlerinde/hastanelerinde takibi yerine evde izolasyonu ve telefonla takibini yeterli görüyor musunuz?

5-İstanbul’da yaşayan ve mesleklerini icra eden bizler COVİD-19 vakalarının yüzde altmışa yakınının şehrimizde olduğunu, Türkiye’de ilk vakanın tespit edildiği tarihten yirmi iki gün sonra, 1 Nisan günü öğrenebildik. İstanbul’un öncesi ve sonrasıyla, Sayın Bakan’ın ifadesiyle “Türkiye’nin Wuhanı”na dönüşmesi süreci Kurulunuzun bilgisi dahilinde miydi, bu süreçte İstanbul için özel tedbirler alınması öneriniz oldu mu?

6-İlk COVİD-19 olgularının 31 Aralık’ta Çin’de bildirilmesine, Türkiye’de 10 Mart’ta tespit edilmesine ve hastanelere yoğun başvuruların Mart ayı ortasında başlamasına rağmen hastanelerimizin bu sürece ne yazık ki fevkalade hazırlıksız yakalandığını üzülerek yaşadık. Aradan geçen bu iki buçuk aylık süreçte gerekli tedbirlerin alındığını düşünüyor musunuz, bu konuyla ilgili önerileriniz, uyarılarınız oldu mu?

7-Salgın yönetiminde fevkalade önemli olan birinci basamak sağlık hizmetlerinde de bu süreçte gerekli hazırlıkların yapılmadığına, ancak vakalar çığ gibi büyümeye başladığında alelacele tedbirlerin alınmaya, filyasyon ekiplerinin bile bu aşamadan sonra kurulmaya çalışıldığına tanık olduk. Bu durum da bilginiz dahilinde miydi, gerekli uyarılar, öneriler tarafınızdan yapıldı mı?

8-SARS COV-2’nin kuluçka süresinin on dört güne kadar uzayabildiği bilinirken ve salgının yayılmasını önlemek için “sokağa çıkma yasağı/kısıtlaması” birçok ülkede uzun süreli uygulanırken ülkemizde “aralıklı” uygulanması Kurulunuzun önerisi midir, gerekli ve yeterli düzeyde etkili olacağını düşünüyor musunuz?

9-Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın pandeminin kontrol altına alındığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir ay sonra “çifte bayram yaşayacağımız” şeklindeki açıklamalarına katılıyor musunuz?

10-Bilim Kurulunuz COVİD-19 Pandemisine karşı mücadele sürecinin bütününden sorumlu ve yetkili bir kurul mudur, yoksa görev tanımınız sadece Sağlık Bakanı ve diğer siyasi yöneticilere “danışmanlık” sunmakla mı sınırlıdır?

Bu soruların ülkemiz için son derece kritik bir süreçte fevkalade önemli bir sorumluluk üstlenen Kurulunuz tarafından cevaplanmasının meslektaşlarımız ve hastalarımızın aydınlanması açısından yararlı olacağı inancıyla,

Bilimsel ve dostça selamlarımızla.”

Sağlık Bakanlığı’nın oluşturduğu Bilim Kurulu’nda şu üyeler bulunuyor: 

Ateş Kara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları
Levent Akın Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Epidemiyoloji
Tevfik Özlü Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları
Ayşegül Füsun Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları
Recep Öztürk İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Firdevs Aktaş Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Serhat Ünal Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Alpay Azap  Ankara üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Yeşim Taşova Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Hasan Tezer Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları
Şebnem Erdinç Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Aydın Yılmaz SBÜ Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları
Rahmet Güner Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Canan Ağalar SBÜ Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Müşerref Şule Akçay Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları
Akın Kaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları
İlhami Çelik  Kayseri Şehir Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Levent Yamanel SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım ve İç Hastalıkları
Zeliha Tufan Koçak YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Serap Şimşek Yavuz İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Mehmet Doğanay Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Figen Çizmeci Şenel Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü Başkan
Mehmet Ceyhan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları
Gülay Korukoğlu Ulusal Viroloji Laboratuvarı Sorumlu
Ayla Aydın Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Dairesi Başkan
Ali Göktepe Sağlık Bakanlığı Sağlık Tehditleri Erken Uyarı ve Cevap Dairesi Başkan
Selçuk Kılıç Biyolojik Ürünler Dairesi Başkan
Cemil Güneş   Hukuk Müşaviri

Uzaktan eğitim 31 Mayıs’a kadar uzatıldı

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk koronavirüs salgını nedeniyle 30 Nisan’a devam edeceği açıklanan uzaktan eğitimde sürenin 31 Mayıs’a kadar uzatılacağını açıkladı.

Selçuk’un açıklamalarından başlıklar şöyle:

Elimizdeki tek seçenek: 16 Mart 2020 itibariyle okullara ara verme ile birlikte bir hafta gibi kısa bir süre içinde uzaktan eğitimi hayata geçirdik. Salgının başladığı tarihten itibaren uzaktan eğitime geçmenin faydalarını da görüyoruz. Uzaktan eğitimin 31 Mayıs’a kadar devam etmesi kararlaştırılmıştır. Uzaktan eğitim şu anda elimizdeki tek seçenek. Tüm çocuklarımızdan ve velilerimizden ricam uzaktan eğitime sıkıca tutunmaları.

EBA’da kayıt 1 milyona yaklaştı: Sınavlara hazırlanan öğrenciler en hassas olduğumuz konudur. 11 ve 12. sınıfta eğitim gören öğrencilerimizin yapay zeka destekli eğitim sistemine yoğun talebi var. EBA Akademik Destek Platformu‘na kayıt olan öğrenci sayısının 1 milyona yaklaştığını söyleyebilirim. 13 Nisan 2020’den itibaren EBA canlı sınıf uygulamasında ilk 15 günde ders sayısı 650 bini aştı. Bu derslerin sadece 150 bini ilk hafta yapıldı, ikinci hafta ise bu ders sayısı 500 bin oldu. Bu derslerin yaklaşık 200 binini ise hafta sonu yaparak eğitime yeni bir zaman boyutu da kazandırmış olduk.

LGS’yi Erdoğan açıklayacak

Selçuk merkezi sınav tarihinin değişikliği ile ilgili öngörüsü olup olmadığıyla ilgili soruya “LGS ile ilgili hafta başında yapılacak kabine toplantısı sonrası Cumhurbaşkanımız bir açıklama yapacak” yanıtını verirken, telafi eğitimiyle ilgili de şunları söyledi: 

“Takvim değişken. Durum değiştikçe takvimi de değiştiriyoruz. Telafi eğitiminin her yaş grubu için her bölge için ayrı ayrı özellikleri dikkate alınarak oluşturulduğu bir dönemi yaşıyoruz. Sürecin normalleşmesinden sonra telafi eğitimleriyle ilgili süreci planladık.”

Milli Eğitim bakanı, sınıf geçme ile ilgili yaptıkları planlamaya ilişkin de “Birinci dönemde alınan notlar geçerli olacak. Not ortalamaları kaç olursa olsun sorumlu olarak bir üst sınıfa geçecekler. Öğrencilerimiz sıkıntıya girmesin. Diyelim ki zayıf not varsa sorumlu olarak üst sınıfa geçecekler” dedi. 

Almanya, İngiltere, Çin ve BM’den ‘yeşil teşvik’ çağrısı

Berlin’de 27-28 Nisan’da yapılan Covid-19 salgınından sonraki ilk uluslararası iklim buluşmasında Almanya Başbakanı Angela Merkel, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in elçisi Huang Runqiu “Koronavirüs ile mücadele kapsamında sağlanan ekonomik iyileştirme programları, çevreye ve Paris İklim Değişikliği Anlaşması’na saygılı olmalı” çağrısı yaptı. 

Yaşanan pandemi nedeniyle ilk kez çevrimiçi olarak gerçekleştirilen Petersberg Diyaloğu’nda liderler, diğer hükümetleri, ekonomilerini iyileştirmek üzere yaptıkları planların emisyon artışına neden olmayacak şekilde gerçekleştirmeye davet etti.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi, 2020 yılının, kaydedilen en sıcak yıllardan biri, hatta en sıcağı olabileceğini bildirmişti.  

Petersburg İklim Diyaloğu, 2009’daki Kopenhag Zirvesi’nin başarısızlığından bu yana her bahar Almanya tarafından düzenleniyor. 

Toplantı, Climate Action Tracker analistlerinin COVID-19 kaynaklı küresel ekonomik çöküşün, fosil yakıtlardan ve sanayi kaynaklı emisyonların 2020 yılında 2019’a kıyasla %4-11 düşeceğini ve 2021 yılında 2019 seviyelerine kıyasla %1-9 düşüş yaşanacağını öngörmeleriyle aynı zamana denk geliyor.  Bahsi geçen raporun yazarlarından olan ve New Climate Enstitüsü‘nde görev yapan Niklas Höhne, “Hükümetler iklim değişikliği için ayrılmış kaynaklarını pandemiye yönlendirirse, COVID-19 sonrasındaki ekonomik iyileşme süreci, dünyayı daha ciddi bir iklim krizine sürükleyecektir” diye konuştu.

Vivid Economics tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan analiz ise , küresel destek paketlerini incelemiş ve ABD ile Çin‘deki destek paketlerinin, fosil yakıtlara en çok teşvik sağlayan planlar olduğunu ortaya koymuştu. Rapor, teşvik paketlerinin %10’undan fazlasının iklim değişikliği ya da biyolojik çeşitlilik açısından önem taşıyan alanlarla çeliştiğini tespit etmenin yanı sıra her ülkenin mevcut teşvik paketlerini sınıflandırıyor.

‘Devletlerin refahı diğerlerininkiyle ilişkili’

Yapılan çağrıyla ilgili konuşan liderlerin ifadeleri şöyle:

Almanya Başbakanı Angela Merkel:  Korona virüsü salgını bizlere, uluslararası iş birliğinin önemini ve devletlerin refahının diğer devletlerin refahıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. AB Komisyonu, Avrupa Yeşil Düzeni ile bir yol haritası çizerek geleceğe ışık tutuyor. Avrupa, 2050 yılı itibarıyla iklim nötr hedefine ulaşan ilk kıta haline gelecek. Bu nedenle, 2030 yılına kadar Avrupa Birliği’nin sera gazı emisyonlarının, 1990’daki seviyelerine kıyasla %50-55 azaltılması hedefini memnuniyetle karşılıyorum.

İklim değişikliğine karşı mücadelemizi, yeni ekonomik perspektiflerle ve yeni iş olanaklarıyla destekleyeceğiz. Fon tahsisi konusunda zor bir tartışmanın bizleri beklediğini belirtmem gerekiyor. Ancak kurtarma programlarının iklimi daima göz önünde bulundurması önem arz ediyor, iklimi ikinci plana atmamalı, iklim dostu teknolojilere yatırım yapmalıyız.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson adına Dominic Raab: Bizler başka konuları önceliklendirirken, aşırı hava olayları mola vermiyor. Bu ay Harold Kasırgası’nın Güney Pasifik‘te oluşturduğu hasarda gördüğümüz gibi, dünyanın en savunmasız toplumları acı çekmeye devam ediyor. Koronavirüs tehdidi ciddiyetini korusa da bu tehdidin gerilemeye başlayacağı dönem gelecek.

Uluslar karantina döneminden çıktıklarında, ekonomilerini canlandırmaya başlayacaklar. Bu durum gerçekleştiğinde, ekonomilerimizin gelecekte oluşabilecek zorluklara dayanıklı şekilde canlandırıldığını ve inşa edildiğini görmek her sorumlu hükümetin görevi olacak. Bu, iklim değişikliğinin gidişatını değiştirebilecek sanayilere ve altyapılara yatırım yapmak anlamına geliyor. Ekonomilerimizin, her türlü doğa olayına ve doğal sürece dirençli şekilde dayanıklılığını artırmak için elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Emisyonları azaltmak ve ekonomimizi büyütmek arasında bir seçim yapma şansımız bulunmuyor. İngiltere bu ikilemin aşılmasına son on yıldır destek veriyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres: Günümüzde İklim Değişikliği Taraflar Toplantısı başkanlığını üstlenen Şili’nin de aralarında bulunduğu birçok ülke Ulusal Katkı Beyanları’nı güçlendirdi. 114 ülke de yakın zamanda beyanlarını sunacağını açıkladı. 121 ülke 2050 yılına kadar karbon nötr olma taahhüdünü verdi. İklim kriziyle mücadele etmenin temelinde, emisyon artışına sebep olanlar yatıyor.

G20 ülkelerinin, küresel ekonominin yüzde 85’inden fazlasını oluşturduğunu ve küresel emisyonların yüzde 80’inden fazlasından sorumlu olduğunu unutmayalım. Bu ülkeler, 2050 yılında karbon nötr olma taahhüdü vermeliler. Paris Anlaşması büyük ölçüde ABD ve Çin’in katılımıyla mümkün oldu. Emisyon artışından sorumlu olanların katkısı olmadan, tüm çabalarımız yetersiz kalacak.

Çin Ekoloji ve Çevre Bakanı Huang Runqiu: Çok taraflılığın önemli destekçilerinden olan Çin, Paris Anlaşması’nın tam, dengeli ve etkin şekilde uygulanmasını sağlamak için diğer ülkelerin arasına katılacak. Proaktif iklim değişikliği ulusal stratejimizi uygulamaya koyacağız ve küresel iklim değişikliğini ele almak için iş birliğine katkı sunacağız.

Az gelişmiş ülkeleri temsilen Butan Dışişleri Bakanı Dr. Tandi Dorji: Küresel emisyonlardaki herhangi bir düşüş, iklim taahhütleriyle desteklenmediği sürece bir anlam ifade etmeyecek ve uzun vadeli olmayacaktır. Bu yıl, yüksek emisyona sahip ülkelerin, Ulusal Katkı Beyanlarını sunarken ya da güncellerken mümkün olduğunca iddialı olmaları gerekiyor. Bu durum aynı zamanda Paris Anlaşması uyarınca gerekli adil sorumluluk ilkesini da temsil edecektir.

Salda İçin Türkiye’den çağrı: Millet Bahçesi projesini iptal edin!

“Türkiye’nin Maldivleri” olarak anılan Salda Gölü‘ne yapılmak istenen Millet Bahçesi’ne karşı itirazlar sürüyor. Yerel dernek ve platformların çatısı altında bir araya geldiği Salda İçin Türkiye de, Millet Bahçesi projesi kapsamında bölgeye yapılacak olan 140 bin m2 inşaata karşı bir çağrı yayınladı. 

‘Akla ziyan bir projedir’

Çağrıda, göl ve çevresinde 20’si endemik olmak üzere 301 bitki, 114 omurgalı canlı ve 69 kuş türünün olduğu belirtildi. Millet Bahçesi projesiyle zarar göreceği kaydedilen Göl’ün kendine özgü özellikleri vurgulandı:

Sahip olduğu 184 m. derinlik ile Türkiye’nin üçüncü en derin gölü olup, temiz, oligotrofik özellikte, az tuzlu, yüksek alkalin değerine sahip jeomorfolojik özellikleriyle, dünyaya 225 milyon km uzaklıkta bulunan Mars gezegeninin yüzey özelliklerini taşıyan dünyamızdaki iki bölgeden birisi olma özelliğini taşımaktadır.

Salda’ya çivi bile çakılmaması gerektiği ifade edilen çağrıda Millet Bahçesi Projesi “akla ziyan bir proje” olarak nitelendirildi. 

Metnin imzacıları arasında şu isimler yer alıyor:

A Platformu (Antalya Isparta Burdur Denizli Kaş Platformu), Salda Gölü Koruma Derneği, Kent Hareketleri Forumu, Batı Akdeniz Çevre Platformu (BAÇEP), 350 Ankara, Karadeniz Çevre Haberleri Portalı, GANÇEP- Gaziantep Çevre Platformu, Validebağ Gönüllüleri, Hayvanlar Eşittir Yaşam Platformu- Alanya, İmece Evi Doğal Yaşam ve Ekolojik Çözümler Merkezi, Van –ÇEVDER, Kocaeli Çevre Savunması, Arzu Kır (İstanbul Barosu Avukat), GÜBÇED Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği Merkez Bursa ve Şubeleri, TÜRÇEP, Ziraatçılar Derneği Antalya Şubesi, Kemer Doğa Gönüllüleri, Antalya Parkur Doğa Sporları, Koşuyolu Çevre Gönüllüleri, Mersin Nükleer Karşıtı Platform(NKP), Antalya Nükleer Karşıtı Platform(NKP), Ekoloji Forumu, Tarım Orman İş, Birleşik Yeşil Hareket, Korkuteli İmecik Köylüleri, Silivri Çevre Derneği, Sinop Nükleer Karşıtı Platform, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği, Uşak Murat Dağı Yokolmasın Platformu, Fethiye Yerel Tohumlar Derneği, Tüm Öğretim Elemanları Derneği-TÜMÖD, Aydın Çevre Mücadelesi (AYÇEM), İzmir Yaşam Alanları Uluslararası Çevre Gazetecileri Derneği, Yenifoça Forum Munzur Koruma Kurulu (DEDEF), Edremit Çevre Platformu (EDÇEP), İmece Dostluk Dayanışma Derneği, İzmir Karaman Ekoloji Derneği Peri Suyu Koruma Platformu (Kardef), Burhaniye Çevre Platformu, İzmir Yerel Tohum Derneği, Ekoloji Kollektif, Mustafa Kemal Mahalleleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Karşı Kapı Derneği, Konak Kent Konseyi, Efes Selçuk Kent Konseyi, Ege Kent Konseyleri Birliği, Şişli Kent Konseyi, Maçka Dayanışma Derneği, Uluslararası Çevre Gazeteciler Derneği, Mezitli Kent Konyesi Mersin, İzmit Kent Konseyi, Bakırköy Kent Konseyi, Şişli Kent Konseyi, Komşu Kapısı MAÇKA dayanışma derneği, Uluslararası Çevre Gazeteciler Derneği, Muğla Menteşe Kent Konseyi, Memleket Sevdalıları Derneği Eskişehir Şubesi, İzmir Çevre Gönüllüleri Platformu (İZÇEP), Bodrum Kent Konseyi, Bahçeşehir Gölet Gönüllüleri, İzmir Kent Konseyi, Karabağlar Kent Konseyi, ADDK Antalya Dağcılık ve Doğa Sporları Klubü, Karaman Doğa ve Hayvanları Koruma Derneği–Kardohak, Karadeniz İsyandadır Platformu.

2020 tüm zamanların en sıcak yılı olabilir

 
 
2020 bugüne kadar ölçülen en sıcak yıl olabilir. Guardian Gazetesi‘nin aktardığına göre, NASA Goddard Uzay Çalışmaları Enstitüsü Müdürü Gavin Schmidt tarafından yapılan araştırmaya göre bu durumun gerekleşme olasılığı yüzde 60 olarak belirlendi.

İklim krizinin net işareti

Dönüşüm Endeksi Araştırması: Türkiye fiili diktatörlük

Alman Bertelsmann Vakfı’nın 2004 yılından bu yana iki yılda bir yayınladığı “Dönüşüm Endeksi” (BTI) araştırması, dünya genelinde demokrasilerin zayıfladığını ortaya koydu. Demokrasinin zayıfladığı ülkeler arasında Türkiye de yer aldı.

DW Türkçe’nin aktardığı, çarşamba günü yayınlanan raporun Türkiye ile ilgili bölümünde, 2017’deki anayasa değişikliği referandumunun ardından Haziran 2018’de yeni sisteme geçilmesiyle “Türk siyasetinde yeni bir dönemin başladığına” atıfta bulunularak “Parlamenter sistemin yerine aşırı güçlü bir cumhurbaşkanının mevcut olduğu yeni bir başkanlık sistemi geldi. Bu de facto diktatörlüğün, Türk demokrasisi ve dış politikası üzerinde etkileri oldu” ifadelerine yer verildi.

Endekste “yeni bir Türkiye’nin” oluştuğunun gözlemlendiği kaydedilirken, “Ülkenin iç politikası ve uluslararası ilişkilerinde radikal bir dönüşüm gerçekleşti” sözlerine yer verildi.  Raporda, son dönemde yaşanan gelişmeler ışığında “Türkiye’nin artık bir demokrasi olarak sınıflandırılamayacağı” belirtildi.

‘Ilımlı otokrasi’

İncelenen ülkeler arasında Türkiye, “Demokrasi Statüsü” sıralamasında 10 üzerinden 4,9 puanla 77’nci sırada geldi. Bu puan ile Türkiye, orta kategori olan “ılımlı otokrasiler” grubunda sınıflandırıldı. Böylece Türkiye, Bertelsmann tarafından ilk kez “otokrasi” olarak sınıflandırılmış oldu. Buna gerekçe olarak da basın özgürlüğünün kısıtlanması, insan haklarının ihlal edilmesi ve güçler ayrılığı ilkesinin saf dışı bırakılması gösterildi.

Türkiye, söz konusu statü derecelendirilirken göz önüne alınan faktörler olan “devletin temel işlevlerini yerine getirme kabiliyetinde” 10 üzerinden 7, “siyasi katılım” alanında 5,80 ve “siyasi ve toplumsal entegrasyon” alanında 5,30 puan ile derecelendirildi. “Hukuk devleti” ve “demokratik kurumların istikrarlılığı” kalemlerinde ise Türkiye sırasıyla 3,50 ve 3 puan aldı.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika grubuna dahil edilen Türkiye’nin “Ekonomi Statüsü” değerlendirmesindeki puanı ise 10 üzerinden 6,1 oldu. Bu listede 50’nci sırada gelen Türkiye, orta seviye olan “sınırlı” ülkeler arasında yer aldı.

Raporda koronavirüs salgınının otokrasiye kayma trendini güçlendirmesine örnek gösterilenlerden biri de Macaristan’daki Orban iktidarı.  

Salgının etkisi

Bertelsmann araştırması, güçler ayrılığı ilkesinin son 10 yılda 60 ülkede gözle görülür biçimde zarar gördüğünü kaydetti. Değerlendirmeye alınan 137 ülkeden 74’ü demokrasi ve 63’ü otokrasi olarak nitelendirildi. Buna göre bu raporda demokrasilerin oranı yüzde 54 oldu. Bu oran, 2010 yılında yüzde 57 idi.

Araştırmayı yürüten uzmanlar, korona virüsü pandemisinin de bu trendi şiddetlendireceği görüşünde. Bazı devlet liderlerinin otoriter yapıları sağlamlaştırmak için krizi kullanacağını savunan Bertelsmann uzmanları, “Covid-19 ile mücadele, yürütmenin daha da güçlü hale gelmesini teşvik ediyor” ifadesini kullandı.

Bağımsız Maden İş: Soma’da 200 maden işçisi koronavirüs pozitif

Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Kamil Kartal, Soma kömür havzasında çalışan 200 maden işçisinin koronavirüs testinin pozitif çıktığını belirtti.Soma’da yaklaşık 12 bin maden işçisi çalışıyor.

Salgının yayılması durumunda büyük bir felaket yaşanacağını söyleyen Kartal, Soma’daki tüm maden işçilerine ve ailelerine test yapılması gerektiğini belirtti. 

Sekiz saat çalışmaya bir maske

Kartal’a göre, maden işçilerinin ağırlıklı bir bölümünde KOAH ve akciğer hastalıkları var, buna rağmen fabrikada salgına karşı alınan önlemler yetersiz:

Tam mekanizasyon ile çalışıyor madenler. Daha yoğun bir taş ve kömür tozu oluştuğu için işçiler daha çok etkileniyor. Sekiz saat madende çalışan işçiye sadece bir maske veriliyor. İşçiler bu maskeyle hem toza hem de salgına karşı kendilerini korumaya çalışıyor.

Salgından bu yana üç bin maden işçisinin kronik rahatsızlık sebebiyle izne çıktığını söyleyen Kartal’ın aktardığına göre işyerinde ateş ölçümü dışında alınan bir önlem yok, kalabalık servislerde ise sosyal mesafeye uymak mümkün değil.  

700 işçi bir konteynırda

Kartal ayrıca, bazı işletmelerin sokağa çıkma yasağında özel izinler alarak işçileri çalıştırdıklarını kaydetti. Bu işletmelere yönelik denetim de yok: 

Polyak işletmesi hiçbir kurala uyulmuyor. Orada kömür üretimi yok ama işletme Temmuz ayında açılacağı için hazırlık yapılıyor. Toplamda bin 50 civarında işçi çalıştırılıyor. Ama şu anda 700 işçiyi maden sahasına yerleştirdikleri konteynerlere tıkadılar. İşçiler, 30 Haziran’a kadar orada kampa alındı. Ocağın bulunduğu arazide konteynerlerla odalar yaptılar. Küçücük odalarda işçiler birlikte kalıyor. Hiçbir sağlık önlemi veya denetim yapılmıyor.

Ücretli izne çıkarılan ya da testi pozitif çıkan işçilerin, sağlık durumlarından ötürü işten atılma kaygısı yaşadığını söyleyen Kartal, devletin işçiler için ücretli izin talebini yerine getirmesi gerektiğini söyledi ve “Bu dönemde işçilere açlığı, ölümü dayatmaktan vazgeçilmeli” diye konuştu. 

Almanya’da ‘Eşcinsellik hastalıktır’ diyen Türk doktor görevden alındı

Almanya’da kalp cerrahı olarak çalışan Metin Çakır’ın sosyal medya hesabından eşcinselliğin ‘hastalık‘ olduğunu söylemesi üzerine görevinden uzaklaştırıldığı açıklandı. Karlsruhe’deki Helios Kliniği’nde 20 yılı aşkın süredir görev yapan Çakır, sosyal medya hesabından, ‘‘Bir hekim olarak eşcinselliğin, transseksüelliğin hastalık olduğunu belirtmek isterim” yazmış; ancak gelen tepkiler üzerine paylaşımını silerek hesabını kapatmıştı. 

Helios Kliniği yönetimi cerrahın açıklamalarının kurumun değerleriyle bağdaşmadığını belirterek, Çakır’la birlikte geçici olarak görevden uzaklaştırma kararı alındığını duyurdu. Klinikten Alman medyasına yapılan açıklamada da ”Çalışanımızla oturup geçici olarak görevden ayrılmasını kararlaştırdık. Tabib odası ile durumu inceleyip bir değerlendirmede bulunacağız. Kendisi 20 yıldır hastanemizde görev yapıyor” ifadeleri kullanıldı. Kurum, yasal süreç başlatma haklarının saklı olduğunu belirtti.

Karlsruhe’deki LGBTI+ örgütlerinden ise tepki yağdı. Sözcü Axel Hochrein, LGBTI+ bireylere Helios Kliniği’nden hizmet almama çağrısı yaparak “LGBTI+ bireylerin ayrımcılığa maruz kalmadan, profesyonel bir tedavi alamayacak olmasından derin bir rahatsızlık duyuyoruz” ifadelerini kullandı. Hochrein, Çakır’ın ulusal ve uluslararası etik sözleşmeleri de ihlal ettiğini kaydetti.

Ekonomik Güven Endeksi yüzde 44 düştü

 

Ekonomik Güven Endeksi mart ayındaki yüzde 91,8 değerinden nisanda %44,1 oranında azalarak 51,3’e düştü. Endeksteki düşüş, tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı.

Tüketici güven endeksi bir önceki aya göre nisan ayında %5,8 oranında azalarak 54,9 değerini, reel kesim güven endeksi bir önceki aya göre %36,8 oranında azalarak 62,3 değerini, hizmet sektörü güven endeksi %50,1 oranında azalarak 46,1 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi %26,0 oranında azalarak 75,2 değerini, inşaat sektörü güven endeksi %42,2 oranında azalarak 44,7 değerini gördü. 

Türkiye’de koronavirüs: 92 kişi daha yaşamını yitirdi, toplam vaka 114 bin 653

 

Son 24 saatte 5.000’den fazla hastamız iyileşti. İyileşen toplam hasta sayımız 40.000’e yaklaştı. Yoğun bakım ve entübe sayısında düşüş sürüyor. Yeni vaka sayısı öngörülen seyirde. Çok yakında 1 milyon testi aşmış olacağız. Bu başarıyı riske atmayalım.”