İklim KriziManşet

Almanya, İngiltere, Çin ve BM’den ‘yeşil teşvik’ çağrısı

Berlin’de 27-28 Nisan’da yapılan Covid-19 salgınından sonraki ilk uluslararası iklim buluşmasında Almanya Başbakanı Angela Merkel, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in elçisi Huang Runqiu “Koronavirüs ile mücadele kapsamında sağlanan ekonomik iyileştirme programları, çevreye ve Paris İklim Değişikliği Anlaşması’na saygılı olmalı” çağrısı yaptı. 

Yaşanan pandemi nedeniyle ilk kez çevrimiçi olarak gerçekleştirilen Petersberg Diyaloğu’nda liderler, diğer hükümetleri, ekonomilerini iyileştirmek üzere yaptıkları planların emisyon artışına neden olmayacak şekilde gerçekleştirmeye davet etti.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi, 2020 yılının, kaydedilen en sıcak yıllardan biri, hatta en sıcağı olabileceğini bildirmişti.  

Petersburg İklim Diyaloğu, 2009’daki Kopenhag Zirvesi’nin başarısızlığından bu yana her bahar Almanya tarafından düzenleniyor. 

Toplantı, Climate Action Tracker analistlerinin COVID-19 kaynaklı küresel ekonomik çöküşün, fosil yakıtlardan ve sanayi kaynaklı emisyonların 2020 yılında 2019’a kıyasla %4-11 düşeceğini ve 2021 yılında 2019 seviyelerine kıyasla %1-9 düşüş yaşanacağını öngörmeleriyle aynı zamana denk geliyor.  Bahsi geçen raporun yazarlarından olan ve New Climate Enstitüsü‘nde görev yapan Niklas Höhne, “Hükümetler iklim değişikliği için ayrılmış kaynaklarını pandemiye yönlendirirse, COVID-19 sonrasındaki ekonomik iyileşme süreci, dünyayı daha ciddi bir iklim krizine sürükleyecektir” diye konuştu.

Vivid Economics tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan analiz ise , küresel destek paketlerini incelemiş ve ABD ile Çin‘deki destek paketlerinin, fosil yakıtlara en çok teşvik sağlayan planlar olduğunu ortaya koymuştu. Rapor, teşvik paketlerinin %10’undan fazlasının iklim değişikliği ya da biyolojik çeşitlilik açısından önem taşıyan alanlarla çeliştiğini tespit etmenin yanı sıra her ülkenin mevcut teşvik paketlerini sınıflandırıyor.

‘Devletlerin refahı diğerlerininkiyle ilişkili’

Yapılan çağrıyla ilgili konuşan liderlerin ifadeleri şöyle:

Almanya Başbakanı Angela Merkel:  Korona virüsü salgını bizlere, uluslararası iş birliğinin önemini ve devletlerin refahının diğer devletlerin refahıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. AB Komisyonu, Avrupa Yeşil Düzeni ile bir yol haritası çizerek geleceğe ışık tutuyor. Avrupa, 2050 yılı itibarıyla iklim nötr hedefine ulaşan ilk kıta haline gelecek. Bu nedenle, 2030 yılına kadar Avrupa Birliği’nin sera gazı emisyonlarının, 1990’daki seviyelerine kıyasla %50-55 azaltılması hedefini memnuniyetle karşılıyorum.

İklim değişikliğine karşı mücadelemizi, yeni ekonomik perspektiflerle ve yeni iş olanaklarıyla destekleyeceğiz. Fon tahsisi konusunda zor bir tartışmanın bizleri beklediğini belirtmem gerekiyor. Ancak kurtarma programlarının iklimi daima göz önünde bulundurması önem arz ediyor, iklimi ikinci plana atmamalı, iklim dostu teknolojilere yatırım yapmalıyız.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson adına Dominic Raab: Bizler başka konuları önceliklendirirken, aşırı hava olayları mola vermiyor. Bu ay Harold Kasırgası’nın Güney Pasifik‘te oluşturduğu hasarda gördüğümüz gibi, dünyanın en savunmasız toplumları acı çekmeye devam ediyor. Koronavirüs tehdidi ciddiyetini korusa da bu tehdidin gerilemeye başlayacağı dönem gelecek.

Uluslar karantina döneminden çıktıklarında, ekonomilerini canlandırmaya başlayacaklar. Bu durum gerçekleştiğinde, ekonomilerimizin gelecekte oluşabilecek zorluklara dayanıklı şekilde canlandırıldığını ve inşa edildiğini görmek her sorumlu hükümetin görevi olacak. Bu, iklim değişikliğinin gidişatını değiştirebilecek sanayilere ve altyapılara yatırım yapmak anlamına geliyor. Ekonomilerimizin, her türlü doğa olayına ve doğal sürece dirençli şekilde dayanıklılığını artırmak için elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Emisyonları azaltmak ve ekonomimizi büyütmek arasında bir seçim yapma şansımız bulunmuyor. İngiltere bu ikilemin aşılmasına son on yıldır destek veriyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres: Günümüzde İklim Değişikliği Taraflar Toplantısı başkanlığını üstlenen Şili’nin de aralarında bulunduğu birçok ülke Ulusal Katkı Beyanları’nı güçlendirdi. 114 ülke de yakın zamanda beyanlarını sunacağını açıkladı. 121 ülke 2050 yılına kadar karbon nötr olma taahhüdünü verdi. İklim kriziyle mücadele etmenin temelinde, emisyon artışına sebep olanlar yatıyor.

G20 ülkelerinin, küresel ekonominin yüzde 85’inden fazlasını oluşturduğunu ve küresel emisyonların yüzde 80’inden fazlasından sorumlu olduğunu unutmayalım. Bu ülkeler, 2050 yılında karbon nötr olma taahhüdü vermeliler. Paris Anlaşması büyük ölçüde ABD ve Çin’in katılımıyla mümkün oldu. Emisyon artışından sorumlu olanların katkısı olmadan, tüm çabalarımız yetersiz kalacak.

Çin Ekoloji ve Çevre Bakanı Huang Runqiu: Çok taraflılığın önemli destekçilerinden olan Çin, Paris Anlaşması’nın tam, dengeli ve etkin şekilde uygulanmasını sağlamak için diğer ülkelerin arasına katılacak. Proaktif iklim değişikliği ulusal stratejimizi uygulamaya koyacağız ve küresel iklim değişikliğini ele almak için iş birliğine katkı sunacağız.

Az gelişmiş ülkeleri temsilen Butan Dışişleri Bakanı Dr. Tandi Dorji: Küresel emisyonlardaki herhangi bir düşüş, iklim taahhütleriyle desteklenmediği sürece bir anlam ifade etmeyecek ve uzun vadeli olmayacaktır. Bu yıl, yüksek emisyona sahip ülkelerin, Ulusal Katkı Beyanlarını sunarken ya da güncellerken mümkün olduğunca iddialı olmaları gerekiyor. Bu durum aynı zamanda Paris Anlaşması uyarınca gerekli adil sorumluluk ilkesini da temsil edecektir.

Kategori: İklim Krizi