Ana Sayfa Blog Sayfa 1696

Şırnak’ta kaçak avcılık yapan 9 kişiye 192 bin 843 TL ceza

Şırnak kent merkeze bağlı İkizce köyü Cudi Dağı mevkiinde kaçak avcılık yaptığı tespit edilen 9 kişiye 192 bin 843 TL lira idari para cezası kesildi.

Mezopotamya Ajansının aktardığına göre İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Müdürlüğü ekipleri ihbar üzerine çalışma başlattı.

Yaban keçisi avladıkları tespit edilen dokuz kişiye “4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununa muhalefet”ten işlem uygulandı. Avda kullanılan dört adet av tüfeğine de el konuldu.

450’ye yakın dağ keçisi öldürüldü

Öte yandan Kasrik Beldesi ve Koçbey köyünün Cudi Dağı mevkiinde de çok sayıda dağ keçisinin öldürüldüğü belirtildi.

Yeterli düzeyde denetim yapılmadığı için bugüne kadar 450’ye yakın dağ keçisi öldürüldü.

Türkiye’deki gençlerin yüzde 73’ü iş bulamayacağını düşünüyor

Habitat Derneği ve Infakto RW ortaklığı ile gerçekleştirilen Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Raporu’nun üçüncüsü yayınlandı.  Türkiye’de 16 ilde, yaşları 18 ila 30 arasında 1230 genç ile yapılan yüz yüze görüşmeler ardından hazırlanan rapora göre gençlerin yüzde 73’ü iş bulamayacağını düşünüyor.

İlki 2017 yılında yayımlanan ve literatüre “ev genci” kavramını kazandıran rapor, 75’e yakın başlıkta gençlerin yaşamdan memnuniyetlerini ve geleceğe dönük umutlarını ölçüyor.

75 başlıkta gençlik değerlendirmesi

Raporda sağlık, maddi durum, eğitim gibi birçok farklı pencereden gençlerin yaşam kalitesi, refah durumu ve memnuniyet beklentileri 2017 ve 2019 yılı sonuçlarıyla karşılaştırmalı olarak değerlendirildi.

Yeni araştırmanın sonuçları, 26 Ocak’ta, Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Infakto RW’nin Kurucusu Prof. Dr. Emre Erdoğan’ın katılığı çevrimiçi bir toplantı ile kamuoyu ile paylaşıldı. Araştırmadan öne çıkan başlıklar şu şekilde:

  • Rapora göre maddi durumundan memnun olan gençlerin oranı önceki araştırmalara göre büyük bir azalmak göstererek 2017’deki yüzde 61 düzeyinden yüzde 47’ye düştü.
  • İş arayan gençlerin oranı 2019’a göre 5 puan yükselerek yüzde 18’e çıktı.
  • Çalışan gençlerin yüzde 69’u işyerinden çalışmayı tercih ediyor. Esnek çalışma ve uzaktan çalışma biçimlerini tercih ettiğini söyleyenlerin oranı ise sırasıyla yüzde 23 ve yüzde 4.

‘Yüzde 66’sı aldığı eğitimden memnun değil’

  • Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 66’sı ise aldıkları eğitimden memnun olmadıklarını ifade ediyor. Gençlerin yüzde 73’ü yüz yüze eğitimi uzaktan eğitimden daha faydalı gördüğünü belirtiyor.
  • Koronavirüs döneminde hane halkı geliri 3 bin TL ve altında olan gençlerin yaklaşık yarısı ödeyemediği kira, elektrik, su gibi masrafları olduğunu ifade ediyor. Yine bu dönemde toplam aylık hane halkı geliri 3 bin TL ve altında olan gençlerin yaklaşık üçte biri bankadan ya da tanıdıklardan borç almış. Ayrıca 3 bin TL ve altı geliri olan gençlerden Koronavirüs döneminde işini kaybetmiş olanların oranı yüzde 26 olarak görünüyor.
  • Başka bir ülkeye yerleşmeyi düşünen gençlerin oranı 2019’da yüzde 25 iken bu çalışmada yüzde 31’e yükselmiş durumda. Bu gençlere sebebi sorulduğunda , birinci sırada yüzde 57 ile yurtdışında daha iyi iş olanaklarının bulunması diyor.

BM anketi: Dünyadaki insanların üçte ikisi iklim değişikliğini acil durum olarak görüyor

Birleşmiş Milletler (BM) Gelişim Programı iklim değişikliği üzerine yaptığı ve 50 ülkeden çoğu gençlerden oluşan 1,2 milyon kişinin katıldığı ankete göre, dünyadaki insanların üçte ikisinin iklim değişikliğini küresel acil bir durum olarak gördüğünü ortaya çıkardı.

Anket, insanların çoğunluğunun koronavirüs salgınına rağmen iklim krizini acil durum olarak gördüğü, gerekenin en kısa sürede yapılmasını düşündüklerini gösterdi.

Şu ana kadarki en büyük anket

Verileri geçen yıl ekim-aralık aylarında toplanan anketin, iklim değişikliği üzerine şimdiye kadar yapılan en büyük anket olduğu kabul ediliyor.

Ankete katılanlar, iklim krizinin önüne geçmek için sırasıyla ormanları korumak ve zarar görenleri yeniden ağaçlandırmak, yenilenebilir enerji ve iklim dostu tarımın uygulanması gerektiğini belirtti.

Yaş önemli bir faktör olmadı

Ankete katılan 14-18 yaş grubundaki gençlerin yüzde 69’u iklimin acil bir durum olduğunu belirtti. 60 yaş üzerindekilerde ise bu oranın yüzde 58 olduğu açıklandı. Bu iki veri de nesiller arasında büyük bir fark olmadığının işareti.

Öte yandan, 16 ülkede yüzde beş oranında erkek, iklim krizini acil bir durum olarak tanımlarken, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avustralya, Kanada, Birleşik Krallık‘ta en çok kadınlar ve kız çocuklar iklim konusundaki endişelerini belirtti. Bu durum da bazı ülkelerde cinsiyet faktörünün görüşlerde rol oynadığını gösterdi.

Ayrıca, iklim krizini acil durum olarak nitelendirme oranının eğitim düzeyiyle arttığı da görüldü.

En yüksek oran İtalya ve Birleşik Krallık’ta

İklim krizinin acil durum olduğunu en fazla belirten ülkeler yüzde 81’lik oranla İtalya ve Birleşik Krallık oldu. En düşük oran ise yüzde 50 ile Moldova oldu.

Türkiye‘de 18 yaş altında iklimin acil durum olduğunu düşünenlerin oranı da yüzde 73.

2032 Yaz Olimpiyatları ev sahipliğine Finlandiya’dan başvuru: Merak etmeyin, 12 yıl içinde buzlar gidecek

2032 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapma yarışına ‘dünyanın en soğuk şehri’ olarak bilinen Finlandiya’daki Laponya Bölgesi’nde bulunan Salla şehri de katıldı. Şehir, halihazırda Cakarta, İstanbul ve Seul’un yarıştığı ev sahipliği adaylığı için, iddialı bir video hazırladı.

Yayınlanan tanıtım videosunda bir bölge sakini “Daha önce hiç sıcaklık hissetmemiştim ama eminim ki gelecektir” ifadelerini kullandı. Bir başkası ise “12 yıl içerisinde buzlar yok olacak ve bu mükemmel bir göl olacak” dedi. Sörf tahtasıyla kadraja giren üçüncü kişi ise “Karların erimesini sabırsızlıkla bekliyorum” temennisinde bulundu.

Kuzey Kutbu manzarası yerine yaz aktiviteleri

Yarışan diğer şehirlerin elinde altyapı gibi bir avantaj varken Salla’da ise iklim krizi var. Resmi Salla 2032 internet sitesinde logo olarak eriyen bir dağ manzarası ve olimpiyat halkaları yer alıyor.

Salla diğer şehirlere kıyasla eşi benzeri olmayan bir şey vadediyor: Kuzey Kutbu manzarasının yerini geleneksel yaz aktivitelerinin aldığı bir şehir.

The Guardian’ın aktardığına göre Salla Belediye Başkanı Erkki Parkkinen “İklim değişikliğinden endişe duyduğumuz ve Arktik çemberinde yaşadığımız ve meydana gelen değişiklikleri gördüğümüz için bu fikri sevdik” ifadelerini kullandı.

‘Değişiklikler daha hızlı’

Şu anda Lapland’da, dünyanın hayal gücünde kışı çağrıştıran bozulmamış görüntüleri çekmeye yetecek kadar kar var. Ancak Kuzey Kutbu, küresel ısınmanın getirdiği en radikal iklim değişikliklerini yaşıyor ve Finlandiya’nın Salla kasabası da bir istisna değil.

Parkkinen, “Kışlar öncekinden daha geç geliyor ve hava durumu daha öngörülemez hale geldi. Bazı günler -30C’ye ulaşabiliriz ve iki gün sonra artı derecelere çıkabilir. Değişiklikler eskisinden daha hızlı” ifadelerini kullandı.

Salla 2032 Yaz Olimpiyatları için seçtiği maskotu ise artan sıcaklıklarla nesli tükenmiş bir ren geyiği.

Yeni araştırma: Hava kirliliği körlük riskini artırıyor

Birleşik Krallık’ta yapılan yeni bir çalışma, kalıcı görme kaybı riskiyle hava kirliliğine uzun süre maruz kalma arasındaki bağlantının güçlendiğini tespit etti. Araştırmanın sonuçları, dünya çapında yoğun sanayileşmiş ülkeler için endişe verici sonuçlar barındırıyor.

British Journal of Ophthalmology’de yayınlanan makale 115 binden fazla kişi üzerinde yapılan araştırmalar üzerinden, hava kirliliği ile glokom ve katarakt gibi hastalıklar arasındaki bağlantıyı gösteren çalışmaların yanında, havada asılı kalan partiküllerle makula dejenerasyonu (AMD) başlangıcı arasındaki bağlantıyı ortaya çıkardı.

Çalışma, yüksek seviyelerde hava kirliliğine maruz kaldığında ölmeyenlerin kör olma riskinin artabileceğini gösteriyor.

‘2040 yılına kadar 300 milyon insan etkilenebilir’

Araştırmada, gözlere giden ve gözlerden gelen yüksek kan akışını havadaki küçük parçacıkların neden olduğu hasara karşı çok daha savunmasız hale getirdiği ve hava kirliliğinin zaman içinde görme yetisini büyük ölçüde azalttığı belirtiliyor.

Bu durum, 2040 yılına kadar AMD’den 300 milyon kişinin etkileneceği anlamına geliyor.

Çalışmada, araştırmacılar trafik kirliliği, azot oksit seviyeleri ve küçük partikül madde verilerini bir araya getirerek katılımcıların evlerinde maruz kaldıkları yıllık ortalama hava kirliliği seviyesini oluşturdular.

Yapılan ölçümler sonucunda, katılımcılar 14 yıl sonra yeniden bir göz muayenesinden geçtiler ve 1286’sına AMD tanısı kondu.

Nedensel bağlantı yok

Araştırmada, “Genel olarak, bulgularımız, ortam hava kirliliğinin, özellikle ince (partikül madde) veya yanma ile ilgili partiküllerin AMD riskini etkileyebileceğini gösteriyor. Bulgularımız, hava kirliliğine düşük oranda maruz kalınması halinde bile kirliliğin zararlı etkilerinin arttığına dair kanıtları destekliyor” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan, araştırma hava kirliliği ile AMD arasında nedensel bir bağlantı kuramasa da, ikisi arasındaki korelasyonu ortaya çıkan gözlemsel bir niteliğe sahip. Bu nedenle, nedenselliği kesin olarak kanıtlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de, hava kirliliğinin yılda yaklaşık yedi milyon ölümle doğrudan bağlantılı olduğunu tahmin ediyor.

Hollanda’da Covid-19 önlemleri protestosu büyüyor

Hollanda’da pandemi tedbirlerine karşı pazar gecesi 10 kente yayılan gösteriler dün gece de devam etti. Amsterdam‘ın yanı sıra Lahey ve Rotterdam gibi birçok kentte yağma olayları yaşandı, göstericiler polisle çatıştı. Sokağa çıkış yasağına az bir süre kala kent merkezlerinde toplanan göstericilerin vitrin camlarını kırarak mağazalardaki malları yağmaladığı, ateş yaktığı ve otobüs duraklarına zarar verdiği öğrenildi.

Hollanda polisi en az 151 göstericinin gözaltına alındığını açıkladı, vatandaşlardan ellerindeki video görüntülerini soruşturmalarda kullanılmak üzere paylaşmalarını istedi.

Rotterdam’da olağanüstü hal

Rotterdam kentinde yaklaşık 100 göstericinin polise taş ve havai fişek ile saldırdığı belirtilirken, polisin de göstericilere su ve göz yaşartıcı gaz ile müdahale ettiği öğrenildi. Hollanda basını olayları izleyen basın mensuplarının da göstericilerin hedefi olduğunu yazdı. Rotterdam Belediye Başkanı Ahmed Aboutaleb kentte olağanüstü hal ilan ederek polisin gözaltına alma yetkisini genişletti.

De Telegraaf gazetesinin haberine göre göstericiler için “utanmaz hırsızlar” tanımını kullanan Aboutaleb, “Henüz durum tespiti yapabilmiş değiliz ancak bilanço vahim” dedi.

NOS televizyon kanalı da Den Bosch kentinde de olayların kontrolden çıktığını duyurdu. Haberde havai fişek gösterisinin ardından büyük bir grubun kent içerisinde dükkanları yağmaladığı, ateş yaktığı ve otomobillere zarar verdiği belirtildi. Göstericilerin burada hastanelere de girmeye çalıştığı ve polisin hastane girişlerini kapattığı kaydedildi.

Polisin ve kent belediye başkanlarının yaptığı açıklamalarda göstericilerin arasında holigan ve neonazi grupların bulunduğu belirtiliyor.

Bunlar arasındaki Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar Örgütü (Pegida) üyelerinin Eindhoven’deki gösterilerde “Kuran yakmayı planladığı” ve bu yüzden de belediyenin yasakladığı kaydedildi. 

Aşırı sağcı örgüt üyelerine, organizasyondan bağımsız olarak, açık havada kahve içme bahanesiyle Eindhoven kent merkezine gelebilecekleri çağrısı yaptı.

“Hollanda Direniyor” adlı koronavirüs önlemleri karşıtı grup da Pegida’ya katılarak, sokağa çıkma yasağını protesto etmek için kent merkezinde toplandı. Öğleden sonra polisin müdahalesi nedeniyle olaylar başladı.

Polisin tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandığı göstericiler, bir TOMA’nın lastiğini patlatarak polisle çatıştı.

Gece sokağa çıkma yasağı ve sert tedbirler

Hükümetin açıkladığı sertleştirilmiş korona tedbirleri ve cumartesi akşamından itibaren geçerli olan sokağa çıkma yasağının gösterilere neden olduğu belirtiliyor.  Saat 21.00 ile 04.30 arasında sokağa çıkma yasağının olduğu Hollanda’da yasağı ihlal edenlere 95 euro para cezası veriliyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ülkede ilk kez yürürlüğe giren sokağa çıkma yasağı 9 Şubat tarihine kadar geçerli olacak.

Aralık ayında Avrupa’da koronavirüs vakalarının artmasının ardından Hollanda zaten sıkı bir tecrit altındaydı. Barlar, restoranlar, okullar ve gerekli olmayan dükkanlar kapalı.

Hükümet ayrıca, varyantların ülkeye ulaşmasını önlemek amacıyla İngiltere, Güney Afrika ve Güney Amerika’dan uçuşları yasakladı.

BBC, Hollanda polisinin birçoğu hızla ayaklanmaya dönüşen protestoları kırk yılın en kötü kargaşası olarak tanımladığını belirtti. John Hopkins‘e göre ülkede yaklaşık bir milyon Covid-19 vakası ve 13.500’den fazla ölüm gerçekleşti. 

Başbakan: Bu kriminal şiddet

Başbakan Mark Rutte de Twitter’da yaptığı açıklamada, “Kabul edilemez. Bütün normal insanlar buna dehşetle bakar” dedi ve ekledi: “Bu insanları motive eden şeyin protesto etmekle hiçbir ilgisi yok, bu kriminal şiddet ve biz buna böyle davranacağız.”

İstanbul 95 cm: Tüm çocuklar için eşit bir başlangıç

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 0-3 yaş arası çocukların gelişimini desteklemek üzere “İstanbul95” programını hayata geçirdi.

Program daha önce dünyada erken çocukluk gelişimi çalışmalarıyla tanınan Hollanda merkezli sivil toplum kuruluşu Bernard van Leer Vakfı (BvL) yürütücülüğünde Brezilya, Fildişi, Hindistan, Hollanda gibi çeşitli ülkelerde uygulanmıştı.

Program kapsamında, İstanbul genelinde ilk yıl toplam 1500 aileye hamilelikten başlamak üzere, doğum öncesi ve sonrası kaygılar, depresyon, beslenme, 0-3 yaş arasında çocukların bilişsel, fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimi, aile-çocuk ilişkisinin önemi gibi pek çok konuda rehberlik hizmeti verilecek.

İstanbul’a bir çocuğun boyundan bakmak

Program süresince ayrıca İstanbul’a 3 yaşında sağlıklı bir çocuğun boyundan, yani 95 cm’den bakabilmenin sağlayacağı faydalar ve bunu yapmanın yöntemleri tartışılacak.

Bu amaçla, Türkiye’de sayılı örneği bulunan 0-3 yaş arası çocuklar ve ailelerine yönelik park ve yeşil alanlar tasarlanırken, gerçekleşecek bilgilendirme toplantıları ve atölye çalışmaları ile erken çocukluk döneminin önemine dikkat çekilecek.

Program tanıtımı yapıldı

Program kapsamındaki çalışmalar, blog yazarı Elif Doğan’ın (blogcuanne.com) moderatörlüğünde düzenlenen çevrimiçi bir lansmanda kamuoyuna tanıtıldı.

Etkinliğe İBB Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Yavuz Saltık, İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanı Prof. Dr. Yasin Çağatay Seçkin, BvL Yerel Yönetimler Danışmanı Fikret Toksöz ve BvL Program Koordinatörü Neslihan Öztürk katıldı.

Toksöz: İnsana yatırım anne karnında başlamalı

BvL (BvL) Yerel Yönetimler Danışmanı Fikret Toksöz düzenlenen toplantıda “İnsana yatırım olmadan, insani gelişim desteklenmeden toplumsal kalkınma mümkün olamaz. Bu yatırıma da daha anne karnında başlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Vakıfın bu kapsamda çocuğun beyin gelişiminin yüzde 85’inin tamamlandığı, uzmanların ‘altın çağ’ olarak tanımladıkları 0-3 yaş dönemine odaklandığını belirten Toksöz şunları söyledi:

Erken çocukluk dönemine harcanan her 1 dolarlık yatırım, ekonomiye 7 ila 10 dolar olarak geri dönüyor. Ancak bu yatırımın yapılmadığı durumlarda hem bireyler hem de toplumlar ağır bedeller ödüyor. Programda özellikle sosyal ve ekonomik açıdan dezavantajlı ailelerin desteklenmesi üzerinde duruyoruz. Yaşamakta olduğumuz Covid-19 pandemisi sosyal ve ekonomik dezavantajları daha fazla yoğunlaştırdı. Dolayısıyla İstanbul95 programının öneminin daha da arttığına inanıyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile bu programın emin ellerde olduğunu biliyoruz.”

Öztürk: Dileğimiz diğer kentlerde de uygulanması

BvL Program Koordinatörü Neslihan Öztürk ise, “İstanbul95 dezavantajları avantaja dönüştürmeyi hedefleyen bir projedir. Programın içeriği Boğaziçi Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, TESEV ve Superpool’un önemli katkıları ile oluşturuldu. Pilot uygulaması son iki yılda İstanbul’da Sultanbeyli, Beyoğlu, Maltepe ve Sarıyer ilçelerinde toplam 480 ailenin katılımıyla yürütüldü. Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesinde büyüyen bir ölçekte yoluna devam ediyor” dedi.

Covid-19 pandemi koşullarına rağmen programın aksamadan sürdürülmesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği kararlı desteğin büyük katkısı olduğunu belirten Öztürk, “Bunun için kendilerine teşekkür ediyoruz. En büyük dileğimiz, Türkiye’nin diğer kentlerinde de bu programın uygulanmasıdır” açıklamasında bulundu.

Saltık: Tüm çocuklar eşit olsun diye çalışıyoruz

İBB Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Yavuz Saltık yaptığı konuşmada, program kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Saltık şunları söyledi:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yeni döneminde ‘Bu şehrin çocukları eşit olacak’ diye yola çıktık. İstanbul’u tam anlamıyla çocuk ve ebeveyn dostu bir şehir haline getirmek niyetindeyiz. İstanbul’un adil bir şehir olması yolunda, tüm çocukların hayata eşit şartlarda başlamalarını son derece önemsiyoruz. Aynı zamanda, çocukların sadece gelecekte değil bugün de eşit şartlarda yaşamaları için; mutlu, sağlıklı bir şekilde gelişip büyüyebilmeleri için çalışıyoruz.”

‘Gerekli ortamı sunmaya destek oluyoruz’

Çalışmalarında özellikle, bilim insanlarının yıllardır önemini vurguladığı erken çocukluk dönemine odaklandıklarını belirten Saltık, “0-3 yaş çocuklar ve anne-babalarını destekleyen İstanbul95 programımızla, erken çocukluk dönemine yönelik çalışmalarımızı anne karnından itibaren başlatıyoruz. Bebek95 ebeveyn rehberliği ve HOP seyyar oyun parkları hizmetlerimizle çocukların sağlıkla, sevgiyle büyümesi için gerekli ortamı sunmaya destek oluyoruz” ifadelerini kullandı.

0-3 yaş sonrasını da ihmal etmediklerini belirten Saltuk, “Gerek Yuvamız İstanbul, gerekse Halk Süt gibi geniş ölçekli projelerimizle, çocukların hayatlarının ilk yıllarını beslenmeden, eğitime pek çok alanda bütüncül bir yaklaşımla destekliyoruz” dedi.

Seçkin: Çocuk ve kent etkileşimini sağlamak istiyoruz

İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanı Prof. Dr. Yasin Çağatay Seçkin ise projeye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

Hepimiz, oyunun çocukluk döneminin en önemli işi olmasının yanı sıra, çocukların zihinsel ve bilişsel gelişimini destekleyen önemli bir araç olduğunu biliyoruz. Fakat, çocukluk döneminin başlangıcı, belki de en önemli dönemi olan 0-3 yaş arası çocuklar ile ailelerinin ihtiyaçlarını, kentlerimizde gerektiği kadar dikkate almıyoruz. İstanbul95 projesi kapsamında bir yılı aşkın bir süredir, İBB olarak, 0-3 yaş grubuna özel bir ilgi gösteriyor; İstanbul’a 3 yaşındaki bir çocuğun gözünden bakma refleksini edinmeye çalışıyoruz.

Bu ilgi ve çalışmamız, sadece oyun parklarımızla sınırlı değil. Tüm kentsel açık alanlarımızı, her yaştaki çocuklarımıza göre tasarlamayı, çocuk ve kent etkileşimini en üst düzeyde gerçekleştirmeyi, bilgi ve becerilerini geliştirme sürecinin önemli bir aşaması olarak görüyoruz. Kent büyüdükçe çocuklar için ayrılan yerlerin azalması yaklaşımını tersine çevirmek için tüm yeşil alanlarımızı, bu bakışla ve katılımcı bir anlayışla tasarlamak ve inşa etmemizin zorunluluk olduğu inancındayız. Bu inancımızda bizimle birlikte olan ve özellikle İstanbul 95 projesiyle bize önemli katkılar sağlayan BvL’ye çok teşekkür ediyor ve işbirliğimizin sürmesini temenni ediyorum.”

ÇİSİP: İklim değişikliği viral hastalıkların yayılımını artırıyor

Çevre, İklim ve Sağlık için İşbirliği Projesi (ÇİSİP) Türkiye’de ilk kez “Tek Sağlık” yaklaşımıyla Covid-19 pandemisi ve iklim değişikliği ilişkisini inceleyen bir bilgi notu yayınladı.

Pandemilerin önüne geçmek için “Tek Sağlık” yaklaşımının şart olduğunu belirtilen uzmanlar Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı işbirliğine davet etti.

Yeni salgın hastalıklar artışta

Bilgi notunda, iklim değişikliğinin 2030-2050 yılları arasında her yıl 250 bin ölüme neden olacağı ve bunun yarısından daha fazlasının ishal ve sıtma gibi viral hastalık kaynaklı olacağının tahmin edildiği belirtildi. Yapılan açıklamada ayrıca, 1980’den bu yana yeni salgın hastalıkların sayısında artış görüldüğünün altı çizildi.

Dünyanın farklı noktalarında sıcaklık ve basınçta değişimler yaratan iklim değişikliğinin hayvanları göçe zorladığı ve patojenlerin yayılmasını tetiklediği belirtilen bilgi notunda “Örneğin küresel sıcaklık ortalamasındaki 2-3ºC’lik artış sivrisineklerin göç rotalarına etki edeceğinden, sıtma riski altındaki insan nüfusunu yüzde 3-5 oranında artırması bekleniyor” ifadeleri yer aldı.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Tek Sağlık’ yaklaşımı

“Tek Sağlık” yaklaşımı, sağlığın korunması için insanların, hayvanların, bitkilerin ve ortak çevrelerinin bir bütün olarak ele alınmasına, işbirliğine ve disiplinlerarası bir yaklaşıma dayanıyor. Geçmişi 19. yüzyıla kadar uzanan yaklaşımın ilk defa patolojist Dr. Rudolf Virchow tarafından kullanıldığı biliniyor.

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Çiğdem Çağlayan, “Tek Sağlık” yaklaşımına dair  “Sağlık ve çevre alanında çalışan uzmanlar disiplinlerarası bir yaklaşımla tüm canlıların iyi olma halini kapsayıcı bir biçimde ele almalı. Bunun için en büyük görev bizlere sağlık uzmanlarına düşüyor, özellikle veteriner hekimler ve doğa koruma kuruluşlarıyla bir arada olmalıyız” ifadelerini kullandı.

Salgınların yüzde 75’i hayvandan insana bulaşıyor

Klinik Mikrobiyolog ve Virolog Prof. Dr. Selim Badur, bu etkiyi “Su ve ormanların kötü kullanımının enfeksiyon etkeni, taşıyıcılarının kontrolden çıkmasına neden oluyor. Tarım alanlarının gereksiz genişletilmesi ve ormanların tahrip edilmesi, burada bulunan canlıların ve taşıdıkları mikroorganizmaların kentlere göçüne sebep olabiliyor” sözleriyle özetledi.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’ndan, veteriner hekim Ahmet Emre Kütükçü, bulaşıcı hastalıkların niteliğini “Bugüne kadar bilinen bulaşıcı hastalıkların yüzde 75’ini hayvanlardan insanlara bulaşan (zoonoz) hastalıklar oluşturuyor. Yeni görülen bulaşıcı hastalıkların yüzde 60’ı ise yaban hayvanları kaynaklı zoonozlar. HIV/AIDS, SARS, ebola, kuduz, leptospirozis, Batı Nil virüsü dahil pek çok etkenin de hayvanlardan insana geçtiği, milyonlarca ölüme ve hastalığa yol açtığı unutulmamalı” diyerek açıkladı.

Fotoğraf: Shutterstock

Tolunay: Ormansızlaşma önlenmeli

Çevre tahribatı, habitatın parçalanması ve ormansızlaşma da iklim üzerinde çok etkili. İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay “Bundan sonraki salgınların olmaması için ormansızlaşmanın önlenmesi, vahşi hayvan ticareti ile kaçak avcılığın yasaklanması ve kontrol altına alınması gereklidir. Ekosistemlerin sağlığıyla insanların sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez”dedi

Bu kapsamda, özellikle bakanlıklar ve karar verenler için hazırlanan öneriler de sıralandı. Buna göre, uzmanların önerileri şöyle:

  • Sağlık Etki Değerlendirmesi (SED) yönteminin hayata geçmesi,
  • Yaban hayatı avlanması ve ticaretinin durdurulması,
  • Kirletici ve madencilik gibi sektörlere yönelik kamu harcamalarının kaldırılması,
  • Ayrıca, halk sağlığı, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre gibi farklı alanlarda çalışan kişilerin ortak çalışmalar yaparak kapasiteleri güçlendirmesi.

ÇİSİP hakkında

ÇİSİP projesi, Sağlık ve Çevre Birliği, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından Türkiye’de çevre sağlığı alanında çalışan tüm aktörleri buluşturmayı amaçlayarak oluşturuldu.

Nisan 2020 tarihinde başlayan çalışmalarla Türkiye’deki sağlık uzmanlarının çevre ve iklim politikaları alanında desteklenmesi hedefleniyor.

Buzullar rekor düzeyde eriyor, sonuçları ciddi olacak

Avrupa Uzay Ajansı‘nın (ESA) yürüttüğü bir çalışma, dünyanın rekor düzeyde ve giderek ivme kazanan bir şekilde buzul kaybettiğini ortaya çıkardı.

The Cryosphere dergisinde yayınlanan araştırmada, 1994 ile 2017 yılları arasında dünyada toplam 28 trilyon ton buzulun eridiği belirtirken, bunun Birleşik Krallık büyüklüğünde ve 100 metre kalınlığında bir buzul tabakasına karşılık geldiği vurgulandı.

DW Türkçe‘nin aktardığına göre, 90’lı yıllarda dünyada yılda 0,8 trilyon ton buzul erirken, bu oran 2017 yılında 1,2 trilyon tona çıktı.

Bilim insanları da buzul erime oranının giderek arttığını, atmosfer ve okyanusların da gittikçe ısındığının altını çizdi.

Buzulların erimesinin sonuçları büyük

Araştırmanın baş yazarı Thomas Slater, buzulların erimesi sonucu deniz seviyesinin yükselmesiyle ilgili bu yüzyılda kıyılarda yaşayan toplumlar üzerinde çok ciddi bir etkisinin olacağını kaydetti.

Çalışmanın yazarlarından Isobel Lawrence da “Deniz buzulu azaldıkça, okyanuslar ve atmosfer daha fazla güneş enerjisi emiyor. Bu da Arktik’in gezegenin diğer yerlerine göre daha hızlı biçimde ısınmasına neden oluyor” dedi.

‘Dört yılı telafi etmek için elimizden geleni yapacağız’

Dünya liderleri ise yıl sonunda İskoçya‘nın Glasgow kentinde düzenlenecek Dünya İklim Konferansı COP 26‘ya hazırlık için iki günlük online zirvede bir araya geldi.

Pazartesi günü başlayan İklim Uyum Zirvesi‘ne Almanya Başbakanı Angela Merkel, İngiliz ve Fransız mevkidaşları Boris Johnson ve Emmanuel Macron, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yeni İklim Özel Temsilcisi John Kerry katıldı. Kerry, ABD’nin Trump döneminde iklim mücadelesinin dışında kalmasından üzüntü duyduğunu ancak geri döndükleri için mutlu olduklarını belirtti:

Üç yıl önce bilim insanları bize oldukça sert bir uyarıda bulundu. İklim değişikliğinin en kötü sonuçlarından kaçınmak için 12 yılımız olduğunu söylediler. Şimdi dokuz yılımız kaldı ve ülkem bu üç yıl boyunca mevcut olmadığı için çok üzgünüm.

Başkan Biden, iklim değişikliğiyle mücadeleyi en büyük önceliklerinden biri olarak belirledi.

Geri döndüğümüz için çok gururluyum, geri geliyoruz, ve şunu bilmenizi isterim, son dört yılı telafi etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.”

Merkel’den daha fazla işbirliği çağrısı

Merkel de küresel ısınmaya karşı daha fazla uluslararası işbirliği çağrısında bulunarak şu ifadeleri kullandı:

İklim değişikliği dünyanın dört bir yanında çevreyi, ekonomiyi ve güvenliğimizi tehdit ediyor. Ancak işbirliği yaptığımız takdirde iklim değişikliğinin yol açtığı sonuçları kontrol altına almak bizim elimizde.”

İtalya’da hükümet krizi: Başbakan Giuseppe Conte istifasını sundu

İtalya‘da dörtlü koalisyonun bozulmasıyla başlayan hükümet krizi sonucunda Başbakan Giuseppe Conte ve hükümeti istifasını sundu.

13 Ocak tarihinde koalisyonun küçük ortağı eski Başbakan Matteo Renzi‘nin Italia Viva (Iv) partisi, Conte’nin Avrupa Birliği iyileşme fonundan 200 milyar eurodan fazla harcama planına karşı çıkarak hükümetten ayrılmıştı.

Böylece 2’nci Conte Hükümeti parlamentodaki çoğunluğunu kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmıştı.

İstifasını sundu

Conte, bu sabah Başbakanlık Ofisi’nde kabinesini topladı ve istifa edeceğini açıklayıp bakanlarına çalışmalarından ötürü teşekkür etti. Bakanlar Kurulu’nun ardından cumhurbaşkanlığı sarayı Quirinale‘ye giden Conte, Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella‘ya hükümetinin istifasını verdi.

AA’nın aktardığına göre Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Mattarella’nın, Conte’nin istifasını aldığı ve yarından itibaren parlamentoda temsil edilen siyasi partilerle istişarelere başlayacağı bildirildi.

Fotoğraf: AA

Muhtemel senaryolar

Cumhurbaşkanı Mattarella, yürüteceği istişarelerde, teamüller gereği erken seçim seçeneğinden önce mevcut parlamento aritmetiğinde hükümet kuracak çoğunluk olup olmadığını değerlendirecek.

İtalyan basınında yer alan haberlerde, Conte’nin kendi liderliğinde parlamentoda daha sağlam çoğunluğa sahip geniş katılımlı bir koalisyon kurulması ve bu konuda istişareleri Cumhurbaşkanı’nın yapabilmesi için istifa ettiği belirtildi.

Iv ile bir araya gelme fikrine olumsuz yaklaşılıyor

Conte’nin 3. kez hükümet kurma görevini üstlenmeyi beklediği, koalisyon ortakları 5 Yıldız Hareketi (M5S), Demokratik Parti (PD) ile Özgürler ve Eşitler‘in (LeU), bu sabahki kabine toplantısında Conte’nin liderliğinde yeni hükümet kurulması görüşüne destek verdikleri belirtildi.

Parlamentodaki sandalye sayısı bakımından özellikle üst kanat Senatoda salt çoğunluk sayısına yetişemeyen M5S, PD ve LeU’nun bu durumda yeni bir grubun desteğine ihtiyacı var. Bu üç parti, koalisyonu bozan Iv ile yeniden bir araya gelme fikrine ise olumlu yaklaşmıyor.

Teknokrat bir hükümet ihtimali

Buna karşın basında yer alan senaryolarda, Conte’nin hükümeti kuramaması halinde, M5S, PD ve Iv’nin başka bir teknokrat isimle yeni bir hükümet kurabileceği ya da birkaç partinin destek vermesiyle teknokrat bir hükümetin kurulmasının gündeme gelebileceği de yer aldı.

Basında, eski Avrupa Merkez Bankası Başkan Mario Draghi ve eski IMF Türkiye Masası Şefi ekonomist Carlo Cottarelli‘nin isimleri de başbakan adayları arasında geçiyor.

Son ihtimal erken seçim

Bütün bu ihtimallerin olmaması halinde ise normalde 2023’te sona ermesi gereken yasama döneminin Cumhurbaşkanı tarafından sonlandırılıp, erken seçime gidilmesi ihtimali de bulunuyor.

Ülkedeki kamuoyu yoklamalarında ilk üç sırada gözüken muhalefetteki aşırı sağcı partiler Lig ile İtalya’nın Kardeşleri (FdI) ise erken seçim çağrısı yapıyor.

2’nci Conte Hükümeti

M5S, PD, LeU‘nun üçlü koalisyon olarak başladığı, PD‘nin bölünüp içinden Iv‘nin çıkmasıyla dörtlü koalisyona dönüşen “2. Conte Hükümeti”, yine Giuseppe Conte liderliğindeki M5S ile aşırı sağcı Lig partisinin oluşturduğu koalisyon hükümetinin yerine 5 Eylül 2019’da kurulmuştu.

Dünya Savaşı’nın ardından 1946’dan bu yana cumhuriyetle yönetilen İtalya’da 2. Conte Hükümeti, ülkedeki 66. hükümet idi.

Hükümet krizi nasıl başladı?

Koalisyonun küçük ortaklarından Iv, 13 Ocak’ta Avrupa Birliği’nden gelecek kurtarma fonuna ilişkin başbakanlığın hazırladığı planı ve Conte’yi sert şekilde eleştirerek hükümetten çekilmişti.

Bu çekilmeyle başlayan hükümet krizinde, 2. Conte Hükümeti 18 Ocak’ta parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisinden salt çoğunlukla, 19 Ocak’ta üst kanat Senatodan ise salt çoğunluk olmadan güvenoyu almıştı.

Senato’da salt çoğunluğun olmaması hükümeti, kırılgan hale getirmiş, bazı komisyonlarda azınlığa düşmesine yol açmıştı.

Conte ve diğer koalisyon ortakları, 20 Ocak’tan bu yana hükümeti, parlamentoda güçlendirecek ortak arayışına girmiş ancak temaslarından bir sonuç alamamıştı.