Ana Sayfa Blog Sayfa 1309

Taliban’dan kadınlara: Kötü muamele görmemek için geçici bir süre evde kalın

Afganistan‘da yönetimi ele geçiren Taliban, çalışan kadınların “geçici bir süre” evden çıkmaması gerektiğini açıkladı.

Kabil‘de düzenlenen basın toplantısında konuşlan Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahit,  “Güvenlik güçlerimiz kadınlarla muhatap olma konusunda eğitim almamıştı, bazıları kadınlarla nasıl konuşulacağını bilmiyor. Bu karar kadınların kötü muamele görmesini engellemek için” dedi.

Mücahit, geçici bir süreliğine evde tutulacak kadınların işlerinden çıkarılmayacağını ve maaşlarında kesinti yapılmayacağını öne sürdü.

BBC‘ye konuşan kadınlar ise çalışma haklarının kalıcı olarak engellendiğinden endişeli. Bazı kadınlar işe gittiklerinde artık orada çalışmadıklarının kendilerine bildirildiğini aktarırken bazı kadınlar da “Erkek bir akrabanızı getirin, işinizi ona devredin” dendiğini söylüyor.

Zabidullah Mücahid.

Tahliye izdihamı

Çok sayıda Batılı ülke 15 Ağustos’ta Taliban Kabil’e girdiğinden beri vatandaşlarını, kendileri için çalışmış Afganları ve Afgan insan hakları savunucularını ülkeden çıkarabilmek için zamanla yarışıyor.

Örgüt, yabancı güçlerin 31 Ağustos’a kadar ülkeden çıkmalarını istemiş; Afgan vatandaşlarının bundan sonra havalimanına gitmelerine ise izin vermeyeceklerini açıklamıştı. Hamit Karzai Havalimanı‘na ulaşmak isteyen çok sayıda kişinin Taliban militanları tarafından engellendiği ve zaman zaman izdiham yaşandığı belirtiliyor.

Ülkede medya, hastaneler, okullar, yerel yönetimler ve üniversitelerin tekrar işlemeye başladığını da söyleyen Mücahit, ülkedeki büyükelçiliklerin güvenliği konusunda da garanti verdiklerini, elçilikleri kapatmamalarını istediklerini kaydetti.

NASA: Orman yangınlarında itfaiye çalışanlarına uydu görüntüleri ile yardımcı olacağız

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), orman yangınları ile mücadele için itfaiye çalışanlarına uydu görüntüleri ile yardımcı olacağını duyurdu.

Nelson Yıllık Uzay Sempozyumu‘nda konuyla ilgili bir açıklama yapan NASA yöneticisi Bill Nelson, NASA’nın orman yangınları ile mücadele eden ekiplerin gerçek zamanlı verilere daha fazla ulaşabilmeleri için orman yangını programı geliştirmeyi planladığını duyurdu.

‘Veriye dayalı araçlar geliştirilecek’

Orman yangını programı hakkında bilgi veren Nelson, şu açıklamalarda bulundu:

Asıl misyonumuz bu gezegeni korumaktır. Bu yüzden NASA yeni bir orman yangını programı yapmayı planlıyor. Program uydumuzdan ve hava gözlemlerimizden yani gökyüzündeki gözlerimizden yararlanacak. Teknoloji, yangınlarla mücadele eden kahramanları desteklemek için veriye dayalı araçlar geliştirecek. Onlar her çıkan yangını önlemeye çalışıyorlar.”

Eylül ayından itibaren NASA’nın dünya gözlem verilerini “Open ET” adlı yeni bir internet uygulamasıyla halka açık şekilde paylaşacağını belirten Nelson, verilerin orman yangınlarının yanı sıra su yönetimi konusunda da yardımcı olmasının planlanlandığını ifade etti.

Böylece, çiftçiler ve su yöneticileri verilere erişerek tarımsal su tüketimini belirleyebilecekler.

ABD’nin 12 eyaletinde 92 büyük orman yangınında 2 milyon 500 bin dönümden fazla ormanlık alan küle dönmüştü.

Araştırma: Covid-19 aşılarının koruma oranı altı ay sonra azalıyor

Birleşik Krallık‘ta yapılan bir araştırma, Pfizer/BioNTech ve Oxford/AstraZeneca aşılarının Covid-19’dan koruma oranının altı ay sonra azalmaya başladığını ortaya koydu. Araştırmacılar üçüncü doz gerekebileceğini belirtti.

1.2 milyon kişinin test sonuçlarının incelenmesiyle yapılan araştırmaya göre, Pfizer/BioNTech aşısının iki dozdan sonraki bir ay içinde yüzde 88 olan koruma oranı beş ila altı ay sonra yüzde 74’e geriliyor. AstraZeneca aşısının iki dozdan sonraki bir ay içinde yüzde 77 olan koruma oranı ise dört ila beş ay sonra yüzde 67’ye düşüyor.

‘Kışın yüzde 50’ye düşebilir’

Araştırma ekibinin başındaki Tim Spector, ülkedeki aşılama kampanyasının Aralık 2020’de başladığını hatırlatarak, en kötü senaryoya göre kış aylarına gelindiğinde ilk aşılanan kişiler olarak yaşlılar ile sağlık çalışanlarının korunma oranlarının yüzde 50’ye düşebileceğini söyledi. BBC‘ye konuşan Spector, “Bir kenarda oturup vaka sayıları ve enfeksiyon ihtimali hâlâ yüksekken korunma oranlarının yavaş yavaş azalmasına seyirci kalamayız” dedi.

‘Koruma oranı düşse de ağır hastalıktan koruyor’

İngiltere’nin Aşı Komitesi’nin üyelerinden Profesör Adam Finn ise zaman içinde asemptomatik veya hafif semptomatik hastalıktan korunma oranlarının düşmesine rağmen, aşıların ağır hastalık ve hastaneye yatmaktan korumaya devam ettiğini vurguladı. Finn, pandemi sürecinde ana hedefin bu olduğunu belirtti.

Ülkede eylül ayından itibaren yaşlılar ve risk altındaki gruplara üçüncü doz aşı yapmayı planlıyor

Afganistan’da infaz iddiaları: Taliban reddediyor

Afganistan’ın eski İçişleri Bakanı Mesud Andarabi, Taliban’ın infazlara başladığını ve kurbanlar arasında çocukların da olduğunu açıkladı.

Andarabi, geçen mart ayında eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani tarafından görevden alınmıştı.

Sosyal medya hesabından infaz edilmiş bir çocuk ile bir erkeğin fotoğraflarını paylaşan eski bakan, “Andarab’da haksız yere ev aramaları yapıyor, insanları sebepsiz yere yakalıyor ve masum vatandaşları öldürüyor. İnsanlar hayatlarını, onurlarını, haysiyetlerini ve mallarını korumak için vahşete karşı çıkmak zorunda kaldılar” dedi.

BM: Yargısız infaz haberleri geliyor  

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet de ülkede Taliban’ın kontrolü altındaki birçok alanda ciddi insan hakları ihlalleri ve suiistimallere ilişkin güvenilir bilgiler aldıklarını açıkladı.

BM İnsan Hakları Yüksek Konseyi‘nin 31. özel oturumunda konuşan Bachelet, “güvenilir kaynaklardan kendilerine ulaşan raporlarda yer alan insan hakları ihlallerini” şöyle sıraladı:

  • Afgan ulusal güvenlik güçlerinin, sivillerin ve savaş dışı kişilerin yargısız infazı.
  • Kız çocuklarının okula gitme hakları da dahil olmak üzere kadınların haklarına getirilen kısıtlamalar.
  • Çocuk askerlerin orduya alınması.
  • Barışçıl protesto ve muhalefet ifadelerinin bastırılması.

Taliban sözcüsü ise yine sosyal medyadan açıklama yaparak, “yargılamalar ve yargısız infazlar” iddialarını reddetti. Örgüt, daha önce infaz, taşlama, kol bacak kesme türü cezalarla ilgili kararları mahkemelere bırakacağını bildirmişti.

Afgan vatandaşları ülkeden ayrılamayacak

Ay sonunda ülkeden tamamen çıkmayı planlayan ABD’yi nitelikli Afganları ülke dışına çıkarmakla da suçlayan Taliban, Afgan vatandaşlarının ülkelerinden ayrılmalarına izin vermeyeceklerini, bu nedenle onların Kabil havalimanına geçişlerini engelleyeceklerini duyurdu.

Kabil’de basın toplantısı düzenleyen Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, Afgan vatandaşlarının havalimanına gitmesine izin vermeyeceklerini söylerken, havalimanı etrafında bekleyen Afganlara “evlerinize dönün” çağrısı yaptı. Taliban sözcüsü, Afganistan’ın doktor ve mühendislere ihtiyacı olduğunu da sözlerine ekledi.

‘Türk askerine ihtiyaç yok’

Afgan basınına göre Taliban Sözcüsü Mücahid’e basın toplantısında Kabil havalimanının işletilmeye devam etmesi için Türkiye’nin üstlenmek istediği rol de soruldu. Sözcünün, “Türk askerinin mevcudiyetine ihtiyaç yok. Havalimanının güvenliğini kendimiz sağlayacağız” yanıtını verdiği bildirildi.

Kaliforniya’da bir ayı aşkın süredir devam eden yangın Tahoe Gölü’ne yaklaşıyor

Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) Kaliforniya eyaletinde bir ayı aşkın süredir devam eden orman yangınları, turistik yerleşim bölgelerinin olduğu Tahoe Gölü‘ne yaklaşmaya başladı.

Yangın, şu ana kadar El Dorado ulusal ormanında 446 kilometrekare alanı ve 630’dan fazla binayı etkiledi.

Yangınlar nedeniyle yaklaşık 43 bin bölge sakininin tahliye emri kapsamında olduğu ve 500’den fazla kişinin de barınaklara yerleştiği ifade edildi.

‘Yüzde 9’u kontrol altına alınabildi’

The Guardian‘da yer alan habere göre, Kaliforniya Ormancılık ve Yangın Koruma Departmanı‘ndan Thom Porter, yangının şu ana kadar sadece yüzde 9’unun kontrol altına alınabildiğini açıkladı ve Caldor yangınının ülkedeki yangınla mücadelede en büyük öncelik olduğunu kaydetti.

Ayrıca Porter, “Yangın şimdi Tahoe Gölü’nün kapısını çalıyor. Buraya yetişmemesi için tüm çabalarımızla çalışıyoruz” dedi.

Ermeni Mezarlığı’nın tahrip edilmesi Meclis gündeminde

Van Tuşba’da Lezk adıyla bilinen Kalecik Mahallesi’ndeki Ermeni Mezarlığının iş makineleri ile tahrip edilmesi Meclis gündemine taşındı.

HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle Meclis’e bir soru önergesi verdi.

‘Koruma tedbirleri alınmıyor’

1915’te boşaltılan bölgedeki kilise ve okul zamanla yıkılırken alan Van depremi sonrası yerleşime açılmış, TOKİ burada konut inşaa etmişti.

Mezarlığın tahrip edildiği görüntülerin kamuoyuna yansıdığını belirten Sarısaç “Mezar taşlarının tahrip edildiği ve mezarlıktan çıkan onlarca kemiğin etrafa saçıldığı söz konusu görüntülerde görülmektedir. Van’da birçok tarihi manastır ve kilisenin de tahrip edildiği haberlerinin sıklıkla gündeme gelmesi, gerekli koruma tedbirlerin alınmadığını göstermektedir. Çünkü 2017’de de Van’da Dilkaya Höyüğü ve Ermeni Mezarlığı üzerinde tuvalet, soyunma odası ve otopark yapılmıştı. Dolayısıyla definecilik faaliyetleri ve icra makamının ilgisizliğinden dolayı Van ve çevresinde bulunan tarihi ve kültürel yapılar tahrip olmaktadır” dedi.

‘Soruşturma başlatıldı mı?’

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre HDP’li milletvekili soru önergesinde şu soruları yöneltti:

  • Van’da Kalecik TOKİ mevkiinde bulunan Ermeni mezarlığında yaşanan tahribatla ilgili hangi bilgiler bulunmaktadır?
  • Kalecik TOKİ’de Ermeni mezarlığının tahrip edilmesi hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?
  • Van’da bulunan Ermeni mezarlıkları, kültürel ve inanç yapıları neden korunmamaktadır? Koruma tedbiri varsa benzer tahribatlar neden sık sık yaşanmaktadır?
  • Van’da tahrip edilen mezarlık, kültür ve inanç yapılarının onarımı amacıyla herhangi bir girişimde bulunacak mısınız?
  • Van’da çok sayıda sahipsiz Ermeni mezarlıklarını korumak için herhangi bir planınız var mıdır?
  • Van’da Ermeniler tarafından yapılan manastır, kilise ve kültürel yapıların envanteri hazırlanmış mıdır?”

Halilağa Bakır Madeni’ne karşı dava açıldı: Proje yapılırsa Kazdağları yok olacak

Çevre örgütleri Cengiz Holding tarafından Kazdağları’nda açılmak istenen Halilağa bakır-altın madeni “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu” kararını yargıya taşıdı.

Çanakkale Adliyesi önünde yapılan açıklamada Biga Yarımadası’nın yüzde 79’unun metalik madencilik için ruhsatlandırıldığı ifade edilerek, bu projelerin gerçekleşmesi durumunda Kazdağları’nın ortadan kalkarak yaşamın yok olacağı belirtildi.

Çanakkale’nin Bayramiç ve Çan İlçelerinde, Cengiz Holding tarafından gerçekleştirilmek istenen ve onlarca köyü etkileyecek olan Halilağa Bakır Madeni Projesi için tüm itirazlara ve halkın tepkilerine rağmen 26 Temmuz 2021 tarihinde “ÇED Olumlu” kararı verilmişti.

Altı kurum, 82 kişi davacı oldu

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu kararına karşı Kazdağları Ekoloji Platformu’nun organizasyonu ile çevre örgüt ve STK’ları tarafından dava açıldı.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Çanakkale Tabip Odası, İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği, Ayvalık Tabiat Derneği, Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliği gibi altı kurumsal davacı dışında, bölgede yaşayan 82 kişi de davacı oldu.

Ruhsat alanı 5 bin 166 hektar

Çanakkale Adliyesi önünde yapılan açıklamada, Cengiz Holding’in söz konusu projeyi 2019 yılında Kanadalı Liberty Gold’dan 55 milyon dolara devraldığı, projenin işletme ruhsat alanının yaklaşık 5 bin 166 hektar yani 51 bin 660 dönüm olduğu belirtildi.

Proje süresinin 15 yıl olduğu ve “patlatmalı açık ocak” seklinde işletilmesinin planlandığı belirtilen açıklamada; “Proje süresince 90 milyon ton cevher ve 105 milyon ton pasa üretilecek. Yani 15 yıl boyunca dinamitle patlatma yapılacak ve civar köyler, tarım alanları ve ormanlar toza bulanacak. Projeden Hacıbekirler, Muratlar, Halilağa, Yanıklar, Osmaniye, Yaylacık ve civardaki diğer köyler etkilenecek. Proje Hacıbekirler köyüne yalnızca 750 metre mesafede bulunuyor. Proje arazisi orman ve şahıs arazilerinden meydana geliyor” denildi.

‘Köylerin suyunu kurutacak’

Projenin gerçekleşmesi durumunda bölgedeki köylerin suyunu kurutacağı ifade edilen açıklamada, henüz başlangıç aşamasında ÇED alanı içinde kalan 540 hektar (5 bin 400 dönüm) orman ve 43 hektar (430 dönüm) tarım alanını yok olacağı ifade edildi.

Şimdiden proje için köylülerin tarlalarının “kamulaştırma tehdidi ile tebligat gönderilerek” ellerinden alınmaya çalışıldığı aktarılan açıklamada; “ÇED Alanı içerisinde ve hemen 100 metre yakınında arkeolojik sit alanları var. Kültürel varlıklarımız da tehdit altında. Ezine ve Bayramiç tarım alanlarını sulayan Bayramiç Barajı, ÇED alanına sadece 13.8 kilometre mesafede. Tüm tarım alanları ve su kaynakları siyanür, sülfürik asit, arsenik ve diğer kimyasallar ve ağır metallerle kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya” denildi.

Yine Muratlar ve Hacıbekirler köylerinin içme suyu kaynaklarının proje alanı içerisinde bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu köylerin sularına el konulacağı vurgulandı.

‘Kazdağları yok olacak’

ÇED raporuna göre proje alanında 5’i endemik 269 bitki türü, 42 memeli hayvan türünün yaşadığı dile getirilen açıklamada “Alamos Gold yetmezmiş gibi şimdi de Cengiz Holding Kazdağları’nı yok etmek istiyor” ifadeleri kullanıldı.

TEMA Vakfı’nın Nisan 2020’de yayınladığı ‘Kazdağları ve Yöresi’nde Madencilik’ başlıklı raporuna göre Biga Yarımadası’nın yüzde 79’unun metalik madencilik için ruhsatlandırıldığı hatırlatılan açıklamada  “Tüm bu projelerin gerçekleşmesi durumunda Kazdağları ortadan kalkacak, yaşam yok olacak” ifadelerine yer verildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görev değişiklikleri: 35 müdür ve amir başka illere atandı

Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen atama listesi il emniyet müdürlüklerine bildirildi.

Buna göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü‘nde görevli 35 polis müdürü ve emniyet amirinin başka illere atandığı duyuruldu. 11 müdür ve emniyet amirinin de başka illerden İstanbul’a atandığı kaydedildi.

Görev yerleri değişti

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 5 ikinci sınıf, 13 üçüncü sınıf, 6 dördüncü sınıf polis müdürü ile 11 emniyet amirinin tayini farklı illere çıktı.

Başka illerden ise 3 ikinci sınıf, 4 üçüncü sınıf, 1 dördüncü sınıf polis müdürü ile 3 emniyet amiri de İstanbul’a atandı.

İl Emniyet Müdür Yardımcısı Hülya Şen‘in Bilecik‘e, Strateji Geliştirme Şube Müdürü Esma Zeyrek Şirin‘in Mardin‘e, Özel Güvenlik Şube Müdürü Osman Katipoğlu‘nun Yalova‘ya, Terörle Mücadele Şube Müdürü Gökhan Nazlım‘ın Rize‘ye, Güvenlik Şube Müdürü Fatih Tınaz‘ın da Balıkesir‘e tayin olduğu öğrenildi.

İklim krizi Taliban’ın güçlenmesine nasıl yardımcı oldu?

Cara Korte’nin CBS News için kaleme aldığı yazı İklim Haber‘den Gülce Demirer tarafından Türkçeleştirildi.

*

Afganistan’ın kırsal bölgeleri iklim değişikliği ile sarsıldı. Geçtiğimiz 30 yılda, ekinleri yok eden ve insanları aç bırakan sel ve kuraklığa neden oldu. Ve Taliban – muhtemelen iklim değişikliğinin neden olduğunu bilmeden – bu acıdan yararlandı.

Tarım, Afganların yüzde 60’ından fazlası için bir gelir kaynağı iken, Dünya Gıda Programı (WFP), Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Afganistan Ulusal Çevre Programı Koruma Ajansı (ANEPA) tarafından hazırlanan ortak bir araştırmaya göre, ülkedeki çatışmaların yüzde 80’inden fazlası doğal kaynaklarla bağlantılı.

Germanwatch Küresel İklim Riski Endeksi’ne göre, 2019’da Afganistan, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında dünyada altıncı sırada yer aldı.

Çiftçilik zorlaştı

Dünya Bankası’na göre, son 20 yılda tarım, Afganistan’ın GSYH’sinin yüzde 20 ila yüzde 40’ı arasında bir yerde konumlanıyor. Ülke nar, çam fıstığı, kuru üzüm ve daha fazlasıyla ünlü. Bununla birlikte, iklim değişikliği çiftçiliği giderek daha zor hale getirdi.

Kuraklık veya selden zarar gören toprak nedeniyle, bölgedeki çiftçiler verimli mahsulleri ve hayvancılığı sürdürmek için mücadele ediyor. Kârlı bir şekilde çiftçilik yapamadıklarında, hayatta kalmak için borç almak zorunda kalıyorlar. Afganlar borç verenlere borcunu ödeyemediklerinde ise, Taliban genellikle hükümetle sorunu çözmek için devreye giriyor.

Güvensizlikten yararlandı

Atlantik Konseyi’nin Güney Asya Merkezi Bölgesi’nden Kamal Alam, “Eğer mahsulünüzü ve toprağınızı kaybettiyseniz veya Afgan hükümeti [size] yeterince ilgi göstermediyse, o zaman tabii ki Taliban gelip bundan faydalanabilir” dedi.

Taliban, tarımsal stresten ve hükümete destekçi toplamak için güvensizlikten yararlandı. Alam, grubun savaşçılara çiftçiliğe göre daha fazlasını yapabildiklerini ve günde 5-10 dolar ödeme imkanına sahip olduğunu söyledi.

‘Seçim yapmak zorunda kaldılar’

Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde iklim değişikliği ve çevre programı direktörü Nadim Farajalla, “Çiftçiler seçim yapmak zorunda kalıyorlar. İşte o zaman onlara ‘Bakın, hükümet sizi mahvediyor ve bu topraklar verimli olmalı ama size yardım etmiyorlar. Gelin bize katılın, hadi devirelim’ diyen insanlara yem oluyorlar” dedi.

Dağlık kuzey bölgede, kar ve buzullar her zamankinden daha hızlı ve daha erken eridi, zaman zaman tarlaları ve sulama sistemlerini su bastı, ama aynı zamanda kışın kar erimesine bağlı kuraklığa da yol açtı. Güney ve batıda, bazı bölgelerde son 30 yılda yoğun yağış olaylarının %10 ila %25 oranında arttığı görüldü.

Bu bölgeler, eski hükümetten yeterli yardım almadan, genellikle sersemletiliyor.

Kentlere göç

Alam, “Yoksulluk, savaş ve diğer her şeyle birlikte iklim değişikliği herkesin aklındaki son şey” dedi. Bugün, Afganların üçte biri, kuraklık nedeniyle “kriz” veya “acil durum” seviyelerinde gıda güvensizliği yaşıyor; bu, binlerce kişinin ölümüne neden olan tarihi 2018 kuraklığından potansiyel olarak daha tehdit edici bir tehlike.

Farajalla, çiftçiliğin stresini geride bırakmak için kentsel alanlara taşınan Afganların bile “kötü şöhretli insanların” baskılarından kurtulamadıklarını söyledi ve “Bu partiye ya da o gruba katılmaları için birkaç dolar verilecek kadar yoksullaşıyorlar” dedi.

Farajalla, topraklarını terk eden çiftçilerin genellikle ailelerini geride bıraktıklarını ve bunun muhtemelen çocukların aşırılık yanlısı hedefler bulmasını kolaylaştırdığını söyledi.

Dünyada başka örnekler de var

İklim değişikliği dünyanın başka yerlerinde de terörizmi ve sivil huzursuzluğu körükledi. Boko Haram, 2017 yılında Çad Gölü Havzası boyunca yer edinirken su kıtlığı olan Orta Afrika’yı ele geçirdi. IŞİD, Irak ve Suriye’de aşırı kuraklıktan muzdarip tarım topluluklarından yararlandı. Farajalla, düşük eğitim düzeyine ve zayıf altyapıya sahip yoksul ülkelerdeki kurak veya yarı kurak bölgelerin aşırıcılık için uygunlaştığını söyledi.

Taliban sadece çiftçileri ve kırsal toplulukları saflarını güçlendirmek için kullanmakla kalmadı, aynı zamanda topraklarındaki çiftçileri vergilendirerek çabalarını finanse etmeye yardımcı oldu. En önemlisi ise, Afganistan’daki aşırı kazançlı haşhaş ticaretini kontrol ettiler.

Haşhaş tedariği

Ülke, dünyanın önde gelen afyon haşhaş tedarikçisi. Taliban yasadışı uyuşturucu ticaretinden sadece milyarlarca dolar kazanmakla kalmadı, aynı zamanda haşhaş diğer mahsullerden daha az suya ihtiyaç duyduğu için tarım toplulukları için daha istikrarlı araçlar sağlıyor.

Haşhaş ekimi, kısmen iklim değişikliğinin körüklediği kuraklığın en şiddetli olduğu ve Taliban’ın yoğunluklu olduğu ülkenin güney bölgesinde en çok bulunuyor.

Popülaritesini artırdı

Bu ortaklıklar Taliban’ın popülaritesine yardımcı oldu. Devlet Dışı Silahlı Aktörler Girişimi direktörü ve Brookings Enstitüsü’nde kıdemli bir uzman olan Vanda Felbab-Brown, ancak ülkenin kontrolünü ele geçirdikten sonra grup, ulusu haşhaştan arındırma sözü verdi – bu, mahsule güvenen kırsal topluluklar arasında zayıf bir siyasi karar diyor.

Felbab-Brown, “Yasağı hemen uygulamaya giderlerse, büyük bir ekonomik gerilemeye neden olurlar. Nüfusta büyük bir sefalete yol açarlar. Ve istikrarı koruma konusunda gerçek sorunları olur. Kendi savaşçıları genellikle haşhaş hasat ediyor. Savaşçıların çoğu için haşhaş, ailelerini ve kendilerini finanse etmelerine yardımcı olan başlıca kaynaktı. Aylarca savaş yapabilirlerdi, ancak ailenin yiyeceği olması için hasat için ayrılmaları gerekirdi” dedi.

 

Mansur Yavaş: AnkaPark’ın maliyeti 801 milyon dolar

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, dün katıldığı bir televizyon programında Ankara‘nın Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından hayata geçirilen tema park AnkaPark ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Yavaş, AnkaPark’ın maliyetinin 801 milyon dolar olduğunu kaydetti ve Gökçek’e hitaben “Artık ailece belediyenin mallarından elinizi çekin” dedi.

‘Bunlar sanal israf müzesinde sergilenecek’

Ankara Belediye Başkanı, AnkaPark için alınan her şeyin fiyatıyla birlikte sanal israf müzesinde gösterileceğini kaydetti:

Ankapark’ın tedbir kararının süresi bitti. Kapandığında pandemi yoktu. Süre bittiği zaman ihtarı çektik. Burayı bıraktırdık. Orası çürüyor. Gittim tespit yaptırdım. Dışarda 111 milyon lira zararı var. Tahliye etmek istedik ama şahıs dava açtı. 6 katrilyonluk mal var orada.

Dosyada 111 milyon lira gerçekleşmiş bir zarar var. En az 30 tane kablo hırsızlığını mahkemeye verdik. Belediye işçileri dışarda bekliyor hırsızları yakalamak için. Bize teslim edilmiyor. Mahkemesi 13 Eylülde. Bugün Beyefendi tweet atmış Mansur Yavaş batırdı diye.

AnkaPark’ın maliyeti 750 milyon dolar demiştim hata yapmışım 801 milyon dolar oraya gömülmüş. Melih Gökçek daha önce sürekli değişik fiyatlar vermiş. Bu para Ankaralıların parası. Çin’deki bütün fabrikalar devletin. Parasını yatırınca her belgeyi veriyorlar. O tarihte alınan oyuncakların dinozorların fiyatını öğrenebilirsiniz.

Bunların detaylı olarak Ankara halkının öğrenmesi için ne alınmış bunların hepsini Ankara’nın sanal israf müzesinde görecekler. Bitkiler kaç parayken kaç paraya alınmış. Aletler kaç parayken kaç paraya alınmış. Ankara’nın 100. yılı için anıt yapmayı planlıyoruz. Dediler ki siz heykel belediyesisiniz. Ertesi gün mecliste açıkladım. Bunlar bir buçuk katrilyon heykel için harcamışlar. Bütün bunlar sanal israf müzesinde sergilenecek. Bunları ben neden yapıyorum. Bunları ben de yapmamak için.

Hayvanat Bahçesi ve rekreasyon alanı yapınca 1 milyon 900 metrekarelik bir alan ortaya çıkacak. Anka Park’ı kendi paramız gibi sahip çıkacağız. 15 Eylülde hakim karar verecek. Günlük zarar 1 milyon lira. Dilekçe verdik ters teminat ile bize verin dedik. İşletme sahibi istiyorsa işletsin biz engel olmuyoruz.”

‘Çılgın projem yok’

Ölü yatırımlarının olmadığını ifade eden Başkan Yavaş, “Çılgın projem yok, bir tane ölü yatırımım da yok. Biz açık bir şekilde ihale yapıyoruz. Herkes şunu gördü ihaleler açık yapılıyor. Her firma girsin. Sonuçta belediye kazansın” ifadelerini kullandı.