Doğa MücadelesiManşetUncategorized

#ormanlarımızıyaktırmayacağız 3 : Şırnak, Silopi, Görümlü ve Eruh

Görümlü (Besbin) ziyaretimizi gerçekleştirdiğimiz sırada peşpeşe patlayan havan toplarından yükselen dumanlar

İlk 2 habere burdan ulaşabilirsiniz

#ormanlarımızıyaktırmayacağız 1

#ormanlarımızıyaktırmayacağız 2

* * *

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Ekoloji Komisyonu vee Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nin (MEH) daveti üzerine Amed’den başladığımız orman yangınlarını yerinde tespit turunun ikinci gününe Şırnak’tan başladık.

na.2

Yola 16 Ağustos Pazar günü sabahı Diyarbakır DTK Binası önünden çıktık

Bizi misafir eden İHD Şırnak Genel Sekreteri Ekrem Ertaş ile birlikte ilk durağımız Şırnak Belediyesi idi. Ekibin kadınları ile orada buluşup Şırnak Belediyesi Parkı’na geçiyoruz yerelden insanlarla orman yangınları konusunu görüşmek için.

Şırnak Belediyesi Parkı

İlk açıklamayı DTK Ekoloji Komisyonu’ndan Şehbal Şenyurt Arınlı yaparak kim olduğumuzu ve amacımızı özetliyor. Bir komisyon kurulacağından, bu komisyonun ön raporunun 3 bölgeyi (Amed, Botan, Dersim) dolaşarak durumu yerinde tespit eden ve Türkiye’nin her tarafından gelen ekolojistler tarafından hemen tur bitimi hazırlanacağını belirtiyor. Asıl rapor ise her yerelin kendi içinde örgütlenmesi sonucu DTK ve MEH ortaklığında ortaya çıkacak. “Yangınlar nerelerde çıktı, Kimin ne zararı var, Yanan bölge tapulu mu değil mi, Hayvan türleri ve bitki çeşidi hakkında bilgi var mı, hayvan ve bitki örtüsü kaybı ne kadar” gibi sorulara yanıt aramak için bu turu planladıklarını dile getiriyor Arınlı.

na.10

Şırnak’ta Belediye Parkı’nda gerçekleşti toplantı

İHD Şırnak’tan Mucip Erdem, “Peki biz size, “Şu bölgede orman yangını başladı” bilgisini verirsek sizin ne gibi bir desteğiniz olacak?” sorusunu yöneltiyor.

Arınlı’nın yanıtı, “Burda bir yangın çıktığında ülkedeki tüm ekolojistleri harekete geçirme imkanımız olacak” şeklinde geliyor. Yırca’da zeytin ağaçları köklerinden kesildiğinde DTK Ekoloji olarak Kobane sınırına zeytin ağaçları diktiklerini anımsatarak Türkiye çapında her ekolojik oluşumun kendi yerel eylemini hayata geçirerek Şırnak’ta olanı ülke ve dünyayla paylaşabilmesinin önemini vurguluyor.

DTK Ekoloji'den Şehbal Şenyurt Arınlı orman yangınlarını yerinde inceliyor

DTK Ekoloji’den Şehbal Şenyurt Arınlı orman yangınlarını yerinde inceliyor

İHD Şırnak Şube Başkanı Emirhan Uysal ise yanan her ağaç ölen her hayvanla kendisinin de öldüğünü söylüyor. “Orda sadece bir ağaç yanıp, bir hayvan ölmüyor. her ağaç ve her hayvan ekosistemin bir parçası , burdaki yangınla ekolojik denge altüst oluyor” şeklinde konuşuyor.

Batı’da (Türkiye’nin batısı) nerde yangın çıkarsa çıksın medyanın günlerce, “Ciğerlerimiz yanıyor” manşetleri ile durumu kamuoyu ile paylaştığını anımsatan Uysal, “Türkiye’nin batısını da geçtim. Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki yangını Türkiye medyası canlı olarak verdi. Peki Cudi’de, Dersim’de, Lice’de çıkartılan orman yangınlarına karşı neden sessizler” sorusunu yöneltiyor.

Silopi – Cudi Ekoloji ve Kültür Derneği

Şırnak’tan ayrılıp Silopi’ye doğru hareket ediyoruz. Botan Bölgesi’ni ziyaret eden 2. Grup’ta Yeşil Gazete’yi temsil eden benim dışımda DTK Ekoloji Komisyonu‘ndan Şehbal Şenyurt Arınlı, Güner ve Kasım. Mezopotomya Ekoloji Hareketi’nden Nesime Atlı, ÇEHAV’dan Deniz Gedik, Adana HDP’den Hatice Kavran, Rize HDP’den Necmettin Yemiş ve minibüs şoförümüz Mehmet bulunuyor. Milletvekilleri başka bir araçla tura devam edip buluşma noktalarında bize katılıyorlar.

Cudi Ekoloji ve Kültür Derneği ile görüşmemizin ardından Laleş Kültür Sanat Merkezi önündeyiz

Cudi Ekoloji ve Kültür Derneği ile görüşmemizin ardından Laleş Kültür Sanat Merkezi önündeyiz

Silopi’de durağımız Laleş Kültür ve Sanat Merkezi’nin zemin katında bulunan Cudi Ekoloji ve Kültür Derneği (CEK-DER). Ekolojist gençler bizi kapıda karşılıyor. Aynı zamanda matematik öğretmeni olan CEK-DER Başkanı Fadıl Tay, Yeşil Gazete’den olduğumu öğrenince bir süre önce termik santrallerin yıkımı ile ilgili gözlem yapmak üzere bölgeye gelen Yeşil Gazete yazarı Özgecan Kara‘nın ziyaretini anımsatıyıor bana. Özgecan’ın iki bölüm halinde yayınladığımız, “Biz Çok Seviyoruz Cudi Dağı’nı” yazılarına buradan erişebilirsiniz.

Tay, Silopi’ye yaklaşım 35, 40 dk mesafede bulunan Görümlü (Besbin) Beldesi‘ne gitmemiz gerektiğini söylüyor.  “Dün bile orda yangın vardı” diyen Tay, yangınların 2, 3 hafta önce birçok bölgede aynı anda başladığını dile getiriyor. Bu ifadeyi bir gün önce Nusaybin’de, aynı günün sabahı Şırnak’ta, Silopi’nin ardından ziyaret ettiğimiz Görümlü ve Eruhta da duymamız aynı kanıyı oluşturuyor ekipte. Emir, belli bir günde belli bir merkezden geldi ve pek çok yerleşim merkezinde aynı anda uygulamaya geçildi.

Cudi Ekoloji ve Kültür Derneği'nde Levent Coşkun imzalı "Termik nasıl öldürür" çalışması

Cudi Ekoloji ve Kültür Derneği’nde Levent Coşkun imzalı “Termik nasıl öldürür” çalışması

Yangın tahribatının en çok olduğu köylerin Slip (Damlaca) ve Bliga (Ballıkaya) Köyleri olduğunu vurgulayan Fadıl Tay, Bliga’nın bir Asuri Köyü olduğunu ve bölgeye arazi satın alarak yerleşen Petrus Karatay‘ın 4.500 ağacından 3.000’nini yangın sırasında kaybettiğini belirtiyor.

Cudi’de asıl derdin orman yangınlarından ziyade Termik Santraller olduğunu söyleyen Tay, Turgay Ciner’in sahibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadının (Berat Albayrak) da ortakları arasında olduğunu ifade ettiği Ceytaş’ın saatte 60 ton kömür çıkardığını,  sahip ve ortaklarına günde 1 trilyon lira kar getiren işletmenin bölgeyi yaşanmaz hale getirdiğini aktarıyor.

Cudi’de açık kuyu sistemi ile kömür çıkartıldığını ve dağların kelimenin tam anlamı ile eritildiğini de sözlerine ekleyen Fadıl Tay, “Kömür yataklarında asfaltit türü kömür var. Bu en kalitesiz kömür. Üstelik filtreleme sistemi de kullanmıyorlar. İşletmede çalışan mühendis arkadaşımızın bize ilettiğine göre filtreler Ankara’dan denetleme için gelindiğinde o gün için takılıp geri çıkartılıyor” diyor.

Görümlü Beldesi Belediye Başkanlığı

Fadıl Tay’ın önerisi ile hem kendisini hem de dernekten ekolojist arkadaşları da yanımıza alarak Görümlü’ye doğru hareket ediyoruz. Yanımızda CEK-DER’den arkadaşların yanısıra DİHA Silopi muhabiri Sabahattin Koyuncu da var.

Görümlü (Besbin) Belediye Başkanı ile makamında görüştük

Görümlü (Besbin) Belediye Başkanı ile makamında görüştük

Koyuncu, orman yangınlarının hemen sonrasında yangınların en yoğun yaşandığı Ballıkaya ve Aksu Köylülerinin yangına hemen müdahale ettiğini, ardından da 5 gün müddetle 9ar 10ar kişilik gruplarla 12şer saatllik dönüşümlü gece gündüz nöbet tuttuklarını söylüyor.

Görümlü’ye giderken yanından geçtiğimiz bir alabalık tesisini gösterip, “Buranın bir zamanlar tek geçim kaynağı meyvecilikti. Termik Santraller sonrası artık bu mümkün değil. Yöre halkı da çaresiz başka yollar bulmaya çalışıyor kendisine” diyor. Koyuncu, bölgede yetişen ağaçları da Menengiç, İncir, Nar, Dut, Meşe ve Palamut olarak sayıyor.

Görümlü’de Belediye Başkanı Abdulgaffur Rüzgar‘ı makamında ziyaret ediyoruz. Orman yangınları hakkında o da Fadıl Tay ve Sabahattin Koyuncu’dan edindiğimiz bilgileri tekrarlıyor. Bunun yanında Bliga Köyünden ağaçları yanan Petrus Karatay’a askeriye tarafından, “Yangını biz çıkardık” itirafının da yapıldığını sözlerine ekliyor. Rüzgar’ın bize aktardığına göre yangın sonrası tapulu arazisinde binlerce ağacı ve mahsülü yanan Karatay şikayet dilekçesi yazıyor. Bunun üzerine kendisine Çalışkan Hudut Taburu‘ndan konuya ilişkin davet geliyor ve “Bir karaltı göründüğü için üç adet havan topu atıldığı” teyit ediliyor.

İlk gün ziyaret ettiğimiz Nusaybin'deki Mar Yakup Manastırı'nda Rahip Aho ile birlikte

İlk gün ziyaret ettiğimiz Nusaybin’deki Mor Yakup Manastırı’nda Rahip Aho ile birlikte

“Havan topundan yangın çıkmaz ama ” diyor Abdulgaffur Rüzgar, “Yangının çıkma sebebi bana sorarsanız aydınlatma fişekleridir. Bu fişekler yere düştükten sonra da yanmaya devam eder.”

Görümlü’de konu boşaltılan köylere yeniden dönenlerin durumuna da geliyor. DİHA Silopi muhabiri Koyuncu, hava saldırıları başlamadan birgün önce Ballıkaya Köylüleri ile “Köye yeniden dönüş” haberi için röportajlar yaptığını, haberini ertesi sabah yazarken gerçekleşen saldırılar üzerine yayına alamadığını belirtiyor.

Havan Topları Patlıyor

Görümlü (Besbin) ziyaretimizi gerçekleştirdiğimiz sırada peşpeşe patlayan havan toplarından yükselen dumanlar

Görümlü (Besbin) ziyaretimizi gerçekleştirdiğimiz sırada peşpeşe patlayan havan toplarından yükselen dumanlar

13:15’de biz Belediye Başkanı ile görüşürken birden top sesleri geliyor kulağımıza, hem de çok yakınımızdan. Görümlülü ve Silopili olanlar gayet sakin, “İşte yeniden başladı” diyorlar. Top atışlarını seslerinden sayıyorum. 15 dakka içinde bizim yanımızda bulunan tepenin diğer tarafına 9 havan topu atılıyor. Tepenin ardında olduğunu çıkan dumandan tahmin ediyoruz.

Tepenin diğer tarafını görme isteğimizi ise Belediye Başkanı Rüzgar, “Misafirimizsiniz. Orası güvenlik bölgesi ilan edildi. Sizin güvenliğinizi garanti edemeyiz. Bizi bile o tarafa geçsek tararlar” diyerek geri çeviriyor.

Eruh HDP İlçe Başkanlığı

Günün son durağı için Eruh’a doğru hareket ediyoruz Görümlü’den. Eruh yolu için sabahtan bu yana geldiğimiz yolu gerisin geri dönmek durumundayız. Silopi’den Cizre’nin kenarından geçecek, Şırnak’a girmeden hemen önce Eruh’a sapacağız.

Eruh'ta ilk adresimiz HDP İlçe Eşbaşkanlığı oldu

Eruh’ta ilk adresimiz HDP İlçe Eşbaşkanlığı oldu

Görümlü’den henüz çıkmışken minibüsü durduruyor CEK-DER’den İbrahim. Onunla birlikte iki kişi daha kavun tarlasına dalıyor. İbrahimlerin kendi tarlası olduğu için kimsenin hakkını yemediğimiz konusunda hemen bir konsensus oluşturuyor, yolun geri kalanına mis gibi kavun kokusu altında devam ediyoruz.

Görümlü'den çıkar çıkmaz kavun hasadımızı da yaptık

Görümlü’den çıkar çıkmaz kavun hasadımızı da yaptık. Elebaşı tarla sahibi CEK-DER üyesi İbrahim ortada

Eruh’da toplanma mekanımız HDP İlçe Eşbaşkanlığı. Kısa bir toplantının ardından, “Karnınız açtır, yemeğe geçip orda devam edelim” diyorlar ve Nida Ocakbaşı’na geçiyoruz hep birlikte.

Şehbal Şenyurt Arınlı bir kez daha kim olduğumuzu ve amacımızı aktarıyor. Nihai raporun ardından konunun tüm muhataplarına (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman Bakanlığı, Valilik, TSK vsr) suç duyurusunda bulunulacağını, konunun önce Türkiye ardına Dünya gündemine taşınması için çaba harcanacağını söylüyor.

Eruh Belediye Eşbaşkanları Eda Kilis ve Hüseyin Kılıç ile Eruh HDP İlçe Başkanı Gurbet Oktay, bölgedeki yangınların Çırav Dağı çevresinde yoğun olduğunu belirtiyorlar. Yangınların yoğun olduğu köylerin ise Basıxe (Yelkesen) ve Girdara (Ormanardı) olduğu bilgisini iletiyorlar.

Biz orada iken köylerin çevresinde yeniden orman yangını çıktığı bilgisi geliyor. Biran önce gitmek, yangına müdahaleye katılmak istiyoruz. Saatin geç olduğunu (18.00), köy yollarının bozuk olduğunu, oraya varana kadar karanlık çökeceği için güvenlik endişesi olabileceğini anımsatıp Eruh’ta sizi misafir edelim diyorlar. Ekip olarak köylere gitme kararı alıyoruz. Köy yollarının durumu nedeniyle Eruh’tan yöreyi bilen bir arkadaşın şoförlüğünde yola çıkıyoruz.

Girdara (Ormanardı) Köyü

Kıvrım kıvrım ve hayli virajlı yollardan Çirav Dağı’nı tırmanıp ardından benzersiz bir manzaraya sahip ovaya doğru iniyoruz. Hemen karşımızdaki dağın zirvesinde askeri bir garnizon bulunuyor.

Mezopotamya Ekoloji Hareketi'nden Nesime (Atlı), Girdara'lı çocuklarla

Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nden Nesime (Atlı), Girdara’lı çocuklarla

Girdara (Ormanardı) köyüne geldiğimizde bize yangın yerine araba ile gidilemeyeceğini, 5 km yürümemiz gerektiğini söylüyorlar yangının söndürülmek üzere olduğu bilgisi ile birlikte. Hava da artık kararmış olduğundan Siirt üzerinden Diyarbakır’a dönüş kararı alıyoruz kısa bir fikir teatisinin ardından.

Girdara (Ormanardı) köyünden Cemal ve HDP Adana'dan Hatice Kavran ile birlikte

Girdara (Ormanardı) köyünden Cemal ve HDP Adana’dan Hatice Kavran ile birlikte

Yoldayken Diyarbakır’da 21:00 sonrası sokağa çıkmas yasağı olduğu bilgisi geliyor. Bunu öğrendiğimiz saat ise 22:00 sıraları. Yola devam kararı alıyoruz. 23:20 gibi Siirt il sınırında iken ikinci kez durduruluyoruz kontrol için. “İyi yolculuklar. Kapıyı açabilir misiniz?” diyor tam teşekkül silahlı bir polis memuru ve minibüse binip küçük bir el feneri ile kısaca içeri göz atıyor. O içerdeyken dışardan bir polis, “Nerden nereye gidiyorsunuz?” diyor. “Eruh’tan Diyarbakır’a” diye yanıtlıyor arkadaşlar. “Ne işiniz vardı Eruh’ta?” diyor kinayeli bir sesle memur. “Siz daha iyi bilirsiniz?” şeklinde geliyor yanıt. Minibüsü arayan polis memurunun, “Yola devam edebilirsiniz” diyerek araçtan inmesi ile son buluıyor Eruh muhabbeti.

Gece yarısına doğru Diyarbakır’a girerken herhangi bir kontrol noktasında durdurulmuyoruz. Zaten sokakta insanlar da her zamanki hallerindeler. Olağanüstü bir durum -en azından benim- gözüme çarpmıyor.

 

#ormanlarımızıyaktırmayacağız

‪#‎daristananadinşewitandin‬

 

Fotoğraflar: Nesime Atlı

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)