Köşe YazılarıManşetYazarlar

Neden İzmir planları yargıdan dönüyor?

Geçtiğimiz üç hafta içinde Şehir Plancıları Odası (ŞPO) İzmir Şubesi’nin açtığı bazı imar planı değişikliğinin iptali davaları sonuçlandı. Gerek İzmir Büyükşehir Belediyesi, gerekse Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın İzmir il sınırları içinde yaptığı çok sayıda imar plan değişikliği bu davalar sonucu yargıdan döndü.

Geçtiğimiz üç hafta içinde yargıdan dönen ilk plan değişikliği Foça ilçesi İngiliz Burnu mevkiindeydi. 1. derece arkeolojik sit alanını imara açan bakanlığın imar plan değişikliği ŞPO İzmir Şubesi’nin açtığı dava sonucu İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin verdiği karar ile iptal edildi. İkinci iptal kararı ise Dikili’den geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kararı ile Dikili’de imara açılan 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’na göre korunması gereken sulu mutlak tarım arazileri ile ilgili karar bilirkişi raporlarına dayanarak İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin verdiği karar ile iptal edildi. Diğer bir iptal haberi de uzun bir süredir devam eden başka bir davadan geldi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onanan ve kamuoyunda Akarca Balıkçı Barınağı planları olarak bilinen Seferihisar Akarca’da yapılan plan değişiklikleri,  ŞPO İzmir Şubesi’nce açılan dava sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda yer alan hususlar dikkate alınarak, İzmir 6. İdare Mahkemesi tarafından önce yürütmesi durduruldu; arkasından da iptal edildi. Son iptal haberi ise birkaç gün önce Tire’den geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin zeytinlik alanları imara açan kararı ŞPO İzmir Şubesi’nin açtığı dava sonucu İzmir 4. İdare Mahkemesi tarafından; planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, kamu yararına ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ile 3573 sayılı Zeytinliklerin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Kanunu hükümlerine aykırı bulunarak iptal edildi.

Yeni iptaller yolda

Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası İzmir Şubelerince gerek İzmir Büyükşehir Belediyesi, gerekse Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın İzmir il sınırları içinde yaptığı imar plan değişikliklerine karşı İzmir İdare Mahkemelerinde halen süren başka imar planı iptal davaları da var. Bu davaların da önümüzdeki günlerde sonuçlanması bekleniyor.

Peki, neden İzmir’de imar plan değişiklikleri arttı? Üstelik bu imar plan değişiklikleri neden arkeolojik alanların, tarım arazilerinin, zeytinliklerin ve korunması gereken sulak alanların imara açılması yönünde yapılıyor? Bazı bölgelerde imar plan değişiklikleri daha önce de yapılmak istenmiş ve o zamanda yargıdan dönmüştü. Üstelik halen itiraz ve dava aşamasında olan bölgeler de var. Bunların başında Alsancak-Kahramanlar (Konak 1. Etap) 1/5000’lik imar planları geliyor. Bölgede Bayraklı benzeri gökdelenlerin önünü açan imar plan değişikliği, daha önce de tam dört defa yargıdan dönmüştü. Yargı kararlarını dikkate almadan ve meslek odalarına danışmadan Konak Belediyesi tarafından yapılı; Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanan plan beşinci defa meslek odalarının başvurusu ile yargı önünde…

Öte yandan Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Çeşme Turizm Projesi ile de tarım alanları, doğal yaşam bölgeleri imara açılmak, Çeşme sahil şeridine ‘turizm’ adına el konmak isteniyor. Üstelik Çeşme Belediyesi’nin de projeye destek verdiği artık bir sır değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi ise sessizliğini koruyor. Proje sınırlarına karşı kentteki meslek odaları ve İzmirliler iptal davası açtı, davanın bilirkişi keşfi geçtiğimiz günlerde yapıldı. Keşfe davacı meslek odalarının tüm çağrılarına rağmen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı katılmadı. Kent merkezine yakın bir konumda olan kentin son yeşil alanlarından da olan İnciraltı bölgesindeki tarım alanlarının da Narlıdere ve Büyükşehir Belediyeleri tarafından imara açılmak istendiği de tüm kentte uzun bir süreden beri konuşuluyor.

Kentsel rant uğruna…

Tüm bunlar neden oluyor? Neden bugün İzmir, merkezi yönetimiyle, yerel yönetimiyle yoğunluk artırıcı imar plan değişiklikleri baskısı altında tutuluyor? Nedeni basit: Kentsel rant. İmara açılmak istenen tarım alanları, zeytinlikler, arkeolojik alanlar İzmir’in en değerli bölgelerinde bulunuyor. Bu nedenle son yıllarda yükselen bir değer olan İzmir kentinin toprağına, doğal yaşamına, ekosistemine el konmak isteniyor. Ama merkezi yönetimiyle, yerel yönetimiyle bunu yapmak isteyenlerin unuttukları bir nokta var: İzmir 80’li yılların ikinci yarısında çevre hareketlerinin ülkemizde ilk başladığı kent. Bugün de çevre hareketlerinin merkezi durumunda… İzmirli havasını, suyunu, toprağını geçen haftalarda Çeşme Turizm Projesi’nin mahkeme keşfinde de gösterdiği gibi savunmayı iyi bilir. Ayrıca başta Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası olmak üzere meslek odalarının İzmir Şubeleri de yıllardır karşılarında kim olursa olsun kente ve kentliye sahip çıktı, yanlış imar planı değişikliklerinin karşısında durdu.

Ne olursa olsun, çevre ve meslek örgütleriyle birlikte mücadele devam edecek; İzmir’i yaşanır bir kent olarak koruyabilmek için…