Köşe YazılarıManşet

“Mecliste bir de Roman çocuğu olsun”

0
Foto: Sabih Güzel

Roman mahallesi ya da Roman kültürü deyince aklınıza ilk ne geliyor? Vur patlasın çal oynasın hayatlar ya da bolca kavga gürültü mü? İzmir’in en ünlü Roman mahallelerinden Tenekeli’ye doğru yola çıkarken benim de aklımda aşağı yukarı bunlar vardı. Karşılaştığım ise bambaşka oldu: Ezici bir yoksulluk.

51.Özcan Purçu.foto Işıl Sarıyüce

Foto: Işıl Sarıyüce

Tenekeli Mahalle İzmir’in lüks semtlerinden Alsancak’a beş dakika mesafede. Ama o beş dakikada dünya değişiyor. Sokaklarda ilk göze çarpan bağrış çağrış oynayan çocuklar. Ardından evlerinin önüne attıkları kilimlerde ya da plastik sandalyelerde oturan kimi genç kimi orta yaşlı, renkli giyinmiş kadınlara rastlıyoruz. Erkeklerin zaman öldürdükleri yer kahve. Gençler ise ellerinde sigaralar, kollarında dövmeler ve saç kesimleri ile Brezilya’nın gecekondu mahallesi favelaları andırıyor. Tümümün çok temel bir ortak noktası var, işsizlik.

İşsizlik en büyük sorun

Roman mahallelerinde “derdiniz ne” diye sorduğunuzda istinasız aldığınız yanıt “iş yok, para yok” oluyor. Sanmayın ki gözleri yükseklerde. Örneğin sohbet ettiğimiz 35 yaşlarındaki İsmet Bey belediyede temizlik işçisi olarak çalışmak istediğini söyledi. Çok uzun vadeli ve büyük hayalleri de yok, çünkü gündelik hayatın her anında hissedilen kaygılar hayallere pek de yer bırakmıyor. Geçmişte göçebe yaşayan, sepet örme, kalaycılık, ata arabacılığı gibi işlerle geçinen Romanların artık az da olsa para getiren tek mesleği müzisyenlik. Ortaokul çağında sırtlarında ut ve keman asılı çocuklar da o yüzden bir an önce mesleği kapmanın derdinde.

Foto: Işıl Sarıyüce

Foto: Işıl Sarıyüce

Bugünlerde gürültülü Roman mahallelerinin doğal seslerine karışan bir ses daha var. Seçim arabalarından yankılanan parti müzikleri. Kendi deyimleriyle devletin “yalnızca askere çağırmak için hatırladığı” Romanlar belki de ilk kez bir seçimde heyecanlı. Çünkü 7 Haziran’da İzmir’de iki Roman aday milletvekili olmak ve Romanların sesini meclise taşımak için yarışacak. CHP’nin adayı Özcan Purçu 1. bölge 5. sıradan aday, yani seçileceği neredeyse kesin. AKP’nin adayı Cemal Bekle ise yine 1. bölgeden 7. sırada yarışacağından işi daha zor.

CHP adayı Özcan Purçu

Foto: Sabih Güzel

Foto: Sabih Güzel

CHP’nin adayı Özcan Purçu’yla bir Cumartesi günü buluşuyoruz. Anaakım medyada da sık sık yer bulan dolayısıyla gittikçe daha çok tanınan ve sempati toplayan Purçu’yu anlatan kelime bence samimiyet. Büyükçe Roman mahallelerinden Ege Mahallesi’nde dolaşırken herkesle Romanca konuşuyor. Purçu’nun hikayesinin başlangıcı pek çok Romanla aynı. Çadırda doğmuş, çok uzun yıllar dört duvar görmemiş, kimliğinin olmadığını 8 yaşında ilkokula başlarken fark etmiş. Üniversite okuyan az sayıdaki Roman’dan biri. Purçu Romanların yüzde 67’sinin 13-17 yaş arasında evlendiğini, eğitim eksiğinin işsizlik ve yoksulluğun temel nedenlerinden olduğunu anlatıyor.

Foto: Sabih Güzel

Foto: Sabih Güzel

Konuşurken yanımıza gelen bir baba “çocuklarımız diğer mahallelerde okula gidince ‘çingene’ diye dışlanıyor” diyor. Ayrımcılık Romanlar için yakıcı bir sorun. 21 yaşındaki müzisyen Şafak Dildöken “hepimizi eli uzun sanıyorlar, bizim mahallede öyle şey olmaz” derken öfkeli. Hayatını düğünlere giderek kazanıyor, geliri için “Allah bereket versin, Allah muhtaç etmesin” diyor.

Roman düğünü

Akşam, daha doğrusu Roman saatiyle akşam, gece saat 23.00’de enerjimizi zorlukla toplayarak Roman düğününe gidiyoruz. Binaların arasındaki ampullerle süslenmiş avlu benzeri düğün mekânını gördüğümüzde yanımdaki Fransız gazeteci arkadaşım “Filistin gibi” diyor. Düğün neden bu kadar geç başlıyor dediğimizde “kadınlar kuaförden ancak çıkar” demişlerdi, buraya gelip bol makyajlı, saçları topuzlu birbirinden bakımlı kadınları görünce ne demek istediklerini anlıyorum. Genç gelin ve damat ardarda patlayan havai fişekler ve kırmızı meşalelerin arasında sahneye çıkıp ilk danslarını ediyor. Ardından da davul zurna eşliğinde Roman havaları başlıyor. Pistte kalabalık yok, yalnızca müzisyenlerin davet ettiği iki üç kişi oynuyor ki dansların hakkı verilsin.

Foto: Işıl Sarıyüce

Foto: Işıl Sarıyüce

Türkiye’de kaç Roman yaşadığına dair kesin bilgi yok. Özcan Purçu “Buradan Türkiye’nin en doğusuna gidin, her il, ilçe ve köyde Roman mahallesine rastlarsınız” diyor. Her ilde varlar, üstelik de kapanmak zorunda kaldıkları “gettolar” çoğunlukla şehrin merkezinde ama kelimenin tam anlamıyla “görünmezler”.

Devletin 92 yıldır yok saydıkları

CHP Purçu’yu aday göstererek devletin 92 yıllık “görmeme ve asimile” yanlışını da telafi etme çabasında. Türkiye’deki Romanlar oldukça muhafazakâr, konuştuğumuz bir Roman mahallerde tarikatların örgütlendiğini anlatıyor. Pek çok evde ve işyerinde bayrak asılı. “Bu ülkenin vatandaşıyız ama bölücülük yapmadık” diye anlatıyorlar bağlılıklarını.

Foto: Işıl Sarıyüce

Foto: Işıl Sarıyüce

Romanların yoğun yaşadığı yerlerdeki sandıklarda AKP 1. parti çıkıyor. Partinin adayı Cemal Bekle 2010’daki Roman açılımı ile zihinlerde bir devrim gerçekleştiğini, Romanların artık yok sayılmadığını söylüyor. Somut adımlar atılmadığı eleştirilerine ise “yüzyılların sorunları 4-5 yılda çözülmüyor” diye yanıt veriyor.

Foto: Işıl Sarıyüce

Foto: Işıl Sarıyüce

O mahallelerde bugünün heyecanı “mecliste en az bir Roman çocuğunun olması”. Bu, zincirin halkaları gibi birbirine bağlı ve uzadıkça uzayan sorunların kırılması için bir umut. Ankara’ya kendi içlerinden gidecek bir vekil tüm Türkiye’deki Roman gençleri için ilk kez bir rol model demek. 8 Haziran’da Romanlar seslerinin biraz olsun duyulduğu bir sabaha uyanmış olacak.

Işıl Sarıyüce

 

 

Işıl Sarıyüce/serbest gazeteci

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.