Dış Köşe

Kobanê dayanışmasını büyütelim…- Saruhan Oluç

Saruhan Oluç

Ağır bir insanlık trajedisi yaşanıyor. IŞİD, adım adım Şengal’den sonra yeni bir katliamı gerçekleştirmek üzere Kobanê kuşatmasını ilerletiyor.

Kobanê’de ise halk güçleri, büyük imkansızlıklarla direniyor, insanlık onurunu ayakta tutmaya çabalıyor, topraklarını ve geleceklerini savunuyor.

Bir tarafta yüreği her an Kobanê’de direnenlerle birlikte atanlar, gözünü kulağını telefonlardan, televizyonlardan, sosyal medyadan ayırmadan dayanışmasını ve desteğini sürdürmek için bilgi almaya çalışanlar, sokaklarda, meydanlarda mücadele edenler var.

Diğer tarafta ise bekleme halinden, kılını kıpırdatmadan olan biteni izlemekten medet umanlar bulunuyor. Bunların başında da siyasi iktidar geliyor. Üstelik siyasi iktidarın sözcüleri sadece izlemekle yetinmiyor, kendilerince ‘veciz’ sözlerle bir utancın tarihini de yazıyor. Bu tutumlarıyla Türkiye’deki ırkçıların, Kürt halkının düşmanlarının ekmeğine de yağ sürüyorlar.

Kobanê’de direnenlerin talepleri çok açık. Önce, Türkiye topraklarından IŞİD’e yönelik her türlü desteğin kesilmesini istiyorlar. AKP Hükümeti, cihatçı çetelere yardımlarının olmadığını, verilen lojistik, maddi ve manevi desteğin bulunmadığını iddia etse de nedense kendisinden ve yandaşlarından başka kimseyi buna inandıramıyor. Hem bölgede yaşayanların kendi gözleriyle gördükleri hem de uluslararası alanda konuşulanlar, bu desteklerin hiç de azımsanmayacak ölçüde olduğunu gösteriyor.

İkinci talep de son derece net ve her vesileyle hükümetin temsilcilerine aktarılıyor. Kobanê’de direnenler, öz savunma dahil her türlü ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir koridor açılmasını, adı konmamış olan ambargonun sona erdirilmesini istiyorlar. Ama hükümet halen oyalıyor, adım atmıyor. Böylelikle olası bir katliamın vebalini de taşıyor.

Üçüncü talep ise siyasal ve diplomatik alanı kapsıyor. Direnenler, Rojava’da oluşmuş olan Kanton yönetimlerinin tanınmasını ve ilişkilerin kurulmasını istiyorlar.

Tüm bu talepler Kobanê Dayanışması içinde olan ve direnenlere her türlü desteği verenlerin de talepleridir.

Ama iktidar, bütün bu taleplere gözlerini ve kulaklarını kapatıyor. Kürt halkının ve Kobanê’de, Rojava’da direnenlerin burnunun sürtülmesini istiyor. Mümkün olduğu kadar çok zarar görmelerini bekliyor.

AKP Hükümeti, belli ki aklını yitirmiş bir halde. Bülent Arınç, ‘oh demiycez’ derken aslında ‘oh olsun’ diyor. Vicdanını yitirmiş bir halde, canını ve bedenini ortaya koyarak yerini yurdunu savunanlarla dalga geçiyor.

İktidar, Kobanê ile çözüm sürecinin ilişkisini anlamamakta, şu anda bile ortaya çıkmış olan ağır psikolojik kırılmanın etkilerini kavramamakta direniyor. ‘Vicdanlıyım’ diyen her insanın gözlerinin önünde cereyan eden vahşete ve katliama daha fazla seyirci kalmak istemediğini algılayamıyor.

Çözüm süreci ile Kobanê’nin birbirinden koparılamayacağını, barışın yolunun Kobanê’den geçtiğini, biri çökerse diğerinin de çökeceği gerçeğini duymak istemiyor.

Ama biz biliyoruz ki, Kobanê’ye yönelik bu saldırı ve kuşatma aslında Rojava Devrimi’ni boğma çabasından ayrı düşünülemez. Kürt halkının bölgede kendi iradesini etkin kılmasının berhava edilmesi niyetlerinden bağımsız ele alınamaz.

Irak veya Suriye Kürdistanı’nda yaşanan savaş ortamı kaçınılmaz olarak hepimizi doğrudan etkiliyor. Çözüm ve barış sürecinin sınır ötesi gelişmelerle etkileşimini değerlendirmek büyük önem taşıyor. Halklar arasındaki akrabalık ve komşuluk ilişkileri, Irak ve Suriye Kürdistanı ile kurulacak kültürel, ticari, ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkilerde sınır tellerini ve duvarlarını aşan bir yaklaşımın öncelik kazanmasını bundan böyle gerekli kılıyor.

Hükümetin, akrabası, komşusu, yakını katledilirken halkın seyretmesini, susup oturmasını beklemesi aymazlık değil de nedir?

Saruhan Oluç – Özgür Gündem

Kategori: Dış Köşe