İstanbul SözleşmesiKadınManşetTürkiye

Kadına ve sağlıkçılara yönelik şiddete ilişkin yasa teklifinde komisyon tartışması

AKP’nin geçen hafta Meclis’e sunduğu kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin yasa teklifi, dün TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda (KEFEK) görüşülmeye başlandı. Muhalif  partilerden KEFEK’in Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni asli değil, tali komisyon olarak görüşmesine tepki geldi.

AKP Edirne Milletvekili Fatma Aksal başkanlığında toplanan komisyonda Akyol, şiddetin bireyleri, toplumları ve hatta tüm canlıları doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen karmaşık ve çok yönlü bir olgu olduğunu belirtti.

Fatma Aksal, “Sadece ülkemizin değil, bütün ülkelerin çözmesi gereken ortak bir sorundur. Şiddetin yaygın biçimlerinden biri olan kadına yönelik şiddet ise cumhurbaşkanımızın ifadesiyle ‘bir insanlık suçudur’ ve amasız, fakatsız, lakinsiz topyekun bir mücadele gerektirir” diye konuştu.

Şiddetle mücadelede süreklilik ve devamlılığın esas olduğunu vurgulayan Aksal, KEFEK tali komisyon olduğu için maddelere geçilmeden teklifin sadece geneli üzerinde görüşülmesini oylatmak isterken muhalefet milletvekilleri itiraz ederek usul tartışması açılmasını talebinde bulundu.

Teklif sahibi olarak komisyona bilgi veren AKP Ankara Milletvekili Lütfiye Selva Çam, kadına yönelik şiddet fiillerinin engellenmesinin, başta devletler olmak üzere tüm toplumların ortak vazifesi olduğunu vurguladı.

‘Aslında sorun uygulamadaki eksiklikler’

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, özellikle kadına yönelik işlenen suçlarla mücadelede sadece cezaların artırılmasının, suçun bedelinin ağırlaştırılmasının tek başına yeterli çözüm olmayacağını bildiklerini ifade ederek, “Aslında bakıldığında da kadına yönelik suçların hepsinin ceza kanununda cezai yaptırımlarının olduğunu biliyoruz ve yıllardır söylediğimiz üzere aslında sorun uygulamadaki eksiklikler yani esas sorunumuzun uygulamada olduğunu biliyoruz. Tabii bundan da daha önemlisi anlayış ve bakış açısında çünkü kadına yönelik suçları bütüncül politikalar halinde ele almazsak önleyemeyeceğimizi her şeyden önce kabul etmemiz gerekiyor” dedi. Süllü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erkeğin kadından üstün görüldüğü toplumsal cinsiyet düzeninde, erkeğin kadın üzerindeki iktidarını sürdürmesinin aracı olan şiddet de mevcut düzenin sürdürülmesinde bir aracı. Dolayısıyla, biz, kadına yönelik şiddeti oluşturan dinamikleri, mevcut, toplumsal, ekonomik, geleneksel, siyasal ve eğitimsel yapı içindeki ayrımcı ve kadını erkeğe bağımlı kılan mekanizmalardan ayrı düşünemeyiz, bu mümkün değil. Dolayısıyla, kadına yönelik şiddetten söz ederken de mevcut egemen iktidarın mevcut bakış açısını da görmezden gelemeyiz burada.”

‘Merkezi yönetimin şiddet artışındaki rolü görmezden gelinemez’

‘Toplumsal cinsiyet eşitliği’ tamlamasını kullanmaktan ısrarla kaçınan, kadını bir birey olarak görmeyip sürekli iyi anne, iyi eş düzleminde konumlandıran merkezi yönetim anlayışının 19 yıldır şekillendirdiği dinamiklerin şiddetin artışında oynadığı rolün de görmezden gelinemeyeceğini söyleyen Jale Nur Süllü, “Dolayısıyla, sadece ceza düzenlemeleriyle suçu önleyemeyeceğimizi de kabul etmeliyiz” dedi.

Sunat: Cezaların caydırıcı olabilmelerinin tek yolu etkin infaz

İYİ Parti Ankara Milletvekili Şenol Sunat, kanun teklifinin kadına yönelik şiddeti önlemenin felsefesine çok uygun olmadığının ortada olduğunu belirterek, “Kadına, hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik işlenen şiddet suçlarının cezaları artırılıyor. Burada şunun tespitini hepimizin çok iyi yapması gerek: Kadına veya sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanlar cezaların azlığına güvenerek mi bu suçları işliyorlar? Hayır. Bu cezaların etkin infazları olmadığı için daha çok bu suçların caydırıcı olmadığını görüyoruz yani bu cezaların caydırıcı olabilmelerinin tek yolu etkin infaz olmalıdır” ifadesini kullandı.

‘Faile yönelik bir açıklama getirilmiyor’

Kanun teklifinde, kadına karşı işlendiğinde nitelikli hale gelen suçların failine yönelik bir açıklama getirilmediğini vurgulayan Sunat, şöyle devam etti:

“Kasten adam öldürme ve yaralama suçunun failinin ve mağdurunun kadın olması halinde bu suçlar kadına karşı şiddet suçunu oluşturmayacaktır. Güçlendirilmiş parlamenter sisteminde biz şunu ortaya koyduk, inşallah da gelecek süreçlerde uygulayacağız: Türk Ceza Kanunu’nda ‘kadına karşı şiddet’ adı altında yeni bir suç olarak düzenlenecektir. Bir kez daha söylüyorum, sahadaki STK deneyimlerinin hiçe sayılarak, ‘ben yaptım oldu’ mantığıyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Bu yapılan kaçıncı hata? Ve yapmaya da devam ederek dersler çıkarmayan bir iktidarın ülkeyi götürdüğü durumu hep birlikte yaşıyoruz.”

‘İstanbul Sözleşmesi konu edilmeyecek bir şey değil’

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, İstanbul Sözleşmesi‘nin “artık bunu konu etmeyin” denilebilecek bir şey olmadığını belirterek, “Umuyorum, bu sözleşmeyi tekrar kazanacağız yani Danıştay savcılarının mütalaası gerçekten önemli ve bu sözleşme yerli yerine oturacak. Çünkü elimizdeki kanun teklifi sadece kadına yönelik şiddetle ilgili bir ceza kanununda değişiklik teklifi ama İstanbul Sözleşmesi bütün kurumlara yükümlülük getiren, aynı zamanda bütün kurumların denetimini zorunlu kılan ve önlemeyi aslında hedefleyen bir sözleşmeydi” dedi.

‘Karma bir komisyon olabilirdi, neden tali kaldık?’

Komisyonun kanun teklifini tali komisyon olarak görüşmesini de eleştiren Kerestecioğlu, “Bu komisyon asli komisyon olmalıydı ya da karma komisyon kurulabilirdi yani sağlık ve adaletle birlikte bir karma komisyon olabilirdi. Ama neden biz tali kaldık? Bu da aslında ayrımcılığın bir türü diye düşünmekte fayda var diyorum ben. Yani bunu hakikaten herkesin bir tekrardan değerlendirmesi lazım” ifadesini kullandı.

Kerestecioğlu tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

“Biz bunu KEFEK olarak doğru dürüst tartışmak ve eleştirmek zorundayız. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin yıldönümünde bunu getiriyorsunuz. Bu komisyondan beklenen şudur: Adalet Komisyonu’na dönüp ‘Kardeşim, biz daha istişare etmeliyiz. Bizim için çok önemli bu kanun. Onun için siz de toplantınızı erteleyin, biz de size doğru dürüst tartıştığımız teklifi sunabilelim.’ Biz KEFEK’te uzlaşamadan mı bunu çıkartacağız, bu Türkiye için ayıp değil mi? ‘Şiddete karşıyız’ derken bu maddeleri niye görüşemeyeceğiz? İktidarın yetiştirmesi gereken bir şey olduğu için mi?”

Görüşmelerin ardından yapılan oylamayla Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi komisyonda benimsendi.

Teklif komisyonlardan geçerken kadına yönelik şiddet ve fail indirimleri devam ediyor

Yasa teklifi Meclis komisyonlarından geçirilmeye çalışılırken kadına yönelik şiddet haberleri de gelmeye devam ediyor.

Konya’nın Çumra ilçesinde Ali Rıza Yüzer, Sadife Yüzer’i “hamile olduğunu bildiği eşini kasten öldürme” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmış ancak ceza “iyi hal” gerekçesiyle müebbet hapis cezasına indirilmişti.

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını bozdu. Bozma kararında, Yüzer hakkında “iyi hal indirimi uygulanması gerektiği” değerlendirmesi yapıldı. Yüzer hakkındaki yargılama, bozma kararının ardından Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden başlayacak.

Sadife Yüzer’in kardeşi Rıfat Yıldız, sanığın ağırlaştırılmış müebbet cezası ile yargılanmasını talep ettiklerini belirterek ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Yıldız şunları söyledi:

“Herkes şaşırıyor. ‘Nasıl böyle bir şey olabilir, 2 can var’ diyorlar. Ailecek olay bir daha olmuş gibi üzüldük. Ağırlaştırılmış müebbet istiyoruz. Mahkeme Başkanı’na karşı tarafın avukatı, ‘Anne babasını dinleyin’ dedi. Başkan reddetti, anne babasının davaya yenilik katmayacağını belirterek dinlemedi. Başkana, ‘Ben bu raddeye akrabalarımın kışkırtmasından dolayı geldim. Çocuk benden değil, namus’ dedi. Normalde attığı bu iftiradan da ceza alması lazım. Ambulans aramış, tampon yapmış deniliyor da yara bacağında olsa dersin ki, ‘Hakikaten gözetmemiş’ ama komple göğüs bölgesine, taşma. Yani milyonda bir yaşama şansı bile yok. Annem olay olduktan sonra bir hafta sonra ablamın mezarına gitti. Kriz geçirdi, iki saat hastanede bekledik. Olay olalı 15 ay oldu ama mezara gidemiyor. ‘Gitsem ölürüm’ diyor. Acımız çok büyük. Üç tane yeğenimiz var yurtta. Devletin velayeti sonuçlandırmasını bekliyoruz. Çok mücadele ediyoruz çok darbe aldık. Sürecin sonuçlanmaması olay yeniden olmuş, kardeşim yeniden ölmüş gibi hissettiriyor”