Hafta SonuManşet

Kabuğu kalkan yara: Nihayet görünür olan hayvan hak ihlalleri – Gökçe Aydoğan

Son birkaç gündür herkesin dilinde ve her yerde aynı soru var. ‘Hayvanlardan ne istiyorsunuz?’ Nedeni ise geçtiğimiz günlerde meydana gelen hayvan hak ihlalleri ve istismarları. Bildiğiniz gibi Sapanca’da yavru bir köpek elleri, ayakları ve kuyruğu kesilmiş halde bulunduktan sonra tedavi altına altındı. Ancak yalnızca birkaç gün yaşayabildi. Köpeğin içe işleyen görüntüleri yayıldıktan sonra, aslında her zaman varlığını sürdüren bir toplumsal yaranın kabuğu kalktı ve durumun ciddiyeti gözle görülür hale geldi.

Bu olay hala tazeliğini korurken bu sefer de birkaç tane küçük çocuk tarafından şiddete maruz kalan bir köpeğin videosu ve bir kediye yapılan cinsel istismar haberi paylaşım sitelerine düştü. Ve şiddet mekanizması bu sefer de hayvanlar üzerinden işlemeye başladı.

Aslında bu mekanizma her zaman işliyor. Pek çok kadının, çocuğun neredeyse her gün maruz kaldığı gibi hayvanlar da sürekli şiddete maruz kalıyor. Hayvanlara uygulanan şiddetin boyutu farklılık gösterdiği için olsa gerek, çoğu zaman bu şiddet vakaları gözle görülemez hale geliyor. Yoksa daha kötüsü mü oluyor? Kanıksıyor muyuz?

Hangimiz fark ediyoruz yolda yürürken ağaç altlarına, kaldırım kenarlarına hayvanların faydalanması için konulan su ve yemek kaplarının içindeki izmarit, peçete ve diğer atıkları? Bunların dışında yavru kedi ve köpekleri alıp, büyüdükten sonra sokağa atanlar mı dersiniz, evcil hayvanına üzerinde baskı kurup itaat ettirmek için şiddet uygulayan mı dersiniz, yolda önüne çıkan hayvanları korna çalmaya bile zahmet etmeden ezip geçenler mi dersiniz…Uzayıp gidiyor işte.

Öyle bir sorun ki bu, herkesin ayaklanması için hayvanlara en ileri seviyede uygulanan vahşete tanık olmak gerekiyor. Oysa az önce saydıklarımdan başlıyor, şiddet geliyorum diyor. İzmaritini bir santim uzağa değil de, hayvanların yemek ve su kaplarına atan insanoğlu dipten gelen dalga gibi fırsat bulduğunda işi daha ileri seviyeye götürüp yapıyor yapacağını.

Sadece bunlarla kalmıyor tabi. İnternet erişim kanallarında sayısız görüntü ve videolar paylaşılıyor. Videoların içerikleri ise hayvanlara yapılan türlü eziyet ve üzerlerinde yapılmaya çalışılan deneyler. Üstelik video ve görüntü başlıkları da dehşete düşürücü şekilde olayı normalleştirmeye yönelik. ‘Yılan leğene konulup aç bırakılırsa ne olur? Salyangozun üzerine tuz dökülürse erir mi?’ gibi, sanki ‘Suyu buzluğa koyarsak donar mı?’ sorusu soruyormuşçasına, yapılan eziyetler duygusuz bir şekilde sergileniyor. Ve bunların izlenme oranları oldukça fazla. Her kesim izliyor. Çocuklar da dahil. Merak hissiyatı farklı şeylere yönlendirilmeyen çocuklar da, hele bir de bu çocuklar şiddet barındıran bir ortamda yetişiyorsa, tıpkı yayılan videoda olduğu gibi kendi içine şiddet tohumlarını ekip, filizlendiriyor. Sonuç: Birkaç tane yaşı en fazla on olan çocuk ellerinde bıçak, bir köpeğin kuyruğunu kesiyor. Tabi ki bu çocuğun geleceğini tahmin etmemek işten bile değil.

Ülkemizde ne yazık ki hayvanlara yönelik işlenen her türlü suç yüksek oranda seyrediyor. Durumun vahametini anlatan çok fazla örnek var. Bir kaç tane vaka örneği vermek gerekirse, medyaya konu olmuş olanları seçebiliriz.

2013 senesinde Bursa’da aşırı alkollü bir şahıs, kayınpederinin evinde bulunan bir ördeğe tecavüz etmişti. Ördek hayatta kalmış, ancak çok fazla zarara maruz kalmıştı. Bu kişi yakalandıktan sonra ise Kabahatler Kanunu’na göre sadece 437 TL para cezası aldı.

2014 senesinde ismi açıklanmayan ve bilinmeyen bir şahıs Bursa’da bir apartmanın önünde bir köpeğe dakikalarca tecavüz etti fakat olayın akıbeti bilinemedi.

2018 senesinde Yılmaz Göbelek isimli şahıs, Tarsus’ta bir köpeğe tecavüz etti. Olayın kamera kaydının yayılmasının ardından linç edilen bu şahıs, gözaltına alındı.

Geçtiğimiz günlerde Sapanca’da bir köpek yavrusu acımasızca uzuvlarından mahrum bırakılmıştı. Olayı gerçekleştirenin kepçe koordinatörü olduğu öne sürülerek, bu kişi gözaltına alındı fakat köpek hayatını kaybetti.

Yine birkaç gün önce Eyüpsultan’da yavru bir kediye tecavüz vakası meydana geldi. Eylemi gerçekleştiren B.Ç. tutuklandı ancak kedi kurtarılamadı. İstanbul 12. Sulh Ceza Hakimliği’nce sorgulanan B.Ç. ‘Haksız yere sahipli hayvanı öldürme, işe yaramayacak hale getirme, hayvanın değerini düşürme (tecavüz)’ suçundan tutuklandı. Suçun toplumda oluşturduğu yankı, suçun göz ardı edilemez vahameti göz önüne alınarak bu kişi serbest bırakılmadı. Bu karar Türkiye’de hayvan hakları ihlaline yönelik verilen ilk tutuklama kararıdır. Diğer yaptırımlar yalnızca para cezasıyla sınırlı kalmış ve herhangi bir caydırıcılık sunmamıştır.

İstatistiklere bakacak olursak karşımıza şu tablo çıkıyor:  HAKİM’in (Hayvan Hakları İzleme Komitesi) 2017 raporuna göre Türkiye’de beş ayda hayvanlara yönelik şiddet 8 milyon 315 bin 234 yaşam hakkı ihlali, 144 işkence vakası, 155 terk etme vakası ve 1 cinsel şiddet vakası yaşandı.  Tabi bu sayılar geçen süre içerisinde artmıştır. 5199  Sayılı Hayvan Hakları Koruma Kanunu, Türkiye’de 13 senedir yürürlükte. Kanuna göre hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, işkence etmek, cinsel amaçlara dahil etmek yasak. Ancak bu madde ne yazık ki suçları engellemede ve yaptırım uygulaması bakımından yetersiz. Bu yetersizliğin en büyük nedeni hayvanlara uygulanan şiddet vakalarının Kabahatler Kanunu içerisinde değerlendiriliyor olması. Bu da, bu tür suçlara sadece para cezası veriliyor anlamına geliyor ki, bunun hiçbir yaptırımı yok.  Az önce de bahsettiğim gibi yalnızca Eyüpsultan’da meydana gelen olayda bir tutuklama gerçekleşmiştir.

Yetmiyor elbette. Çünkü hayvanlar ne yazık ki canlı sınıfında bile görülmüyor çoğu zaman. Burada en büyük görevin ailelere düştüğünü düşünüyorum. Ve kendimce birkaç öneri sunmak istiyorum. Mesela çocukların yanında hayvanları sevmekten başlanılabilir. Hayvan isimlerini, doğal ortamlarını, içsel doğalarını öğreten kitaplar alınabilir çocuklara. Günde on dakika dahi olsa belgesel izletilip, onların da tıpkı insanlar gibi olduğu, canlı oldukları, duygularının olduğu ve canlarının acıyabileceği gerçekleri öğretilebilir.

Ve elbette ki devlet. Nefes alan ve canlı olan her şeyin korunması gerektiğinin, aksi takdirde caydırıcı yaptırım uygulanması gerektiğinin farkında olmalı. Para cezası mı? Onu belki evde çocukları aç bekleyen, işinden olan, çaresizce her yere başvuran bu nedenle bir marketten iki üç domates aşıran insanlara verse, en azından bu insanların da hayata tutunup pes etmeme şansı doğar.

Bu üzücü olaylarda ders alınıp, doğaya ve tüm canlılara karşı daha duyarlı olunması dileğiyle…

 

 

Gökçe Aydoğan

Kategori: Hafta Sonu