Dış Köşe

İnsanlığın karşılaştığı en büyük kriz – Şahin Alpay

0

Türkiye’de daha önce hiç görmediğimiz şiddette fırtınalara tanık oluyor, hortum olaylarıyla karşılaşıyoruz.

Yazlar daha sıcak ve rutubetli geçiyor. Orman yangınları arttı. Sel afetleri, heyelanlar her geçen yıl daha fazla cana mal oluyor, daha büyük maddi zarar veriyor. Bir yandan çevreyi, insanları seller götürüyor, tarlaları işgal altına alıyor; öte yandan kuraklık yayılıyor, tarımsal üretim büyük zarar görüyor, ürün fiyatları yükseliyor. Son bir yılda Türkiye’nin aldığı yağış % 17 oranında azaldı. İstanbul’un rezervleri % 16 düzeyine indi. Geçenlerde Yalova’nın su rezervi tükendi… Her gün haberlerde duyuyoruz: Olumsuzluklar bütün dünyada, bütün kıtalar ve ülkelerde yaşanıyor.

Yapılan araştırmalara göre yurttaşların yaklaşık üçte ikisinin bütün bu daha önce tanık olmadığımız olayların “iklim değişikliği” denilen olaydan kaynaklandığına dair bir fikri var; özellikle kırsal alanlarda yaşayanlar iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarını daha gerçek bir şekilde yaşıyor. Ne var ki toplum, iklim değişikliğini doğuran nedenler hakkında yeterince bilgi sahibi değil.

Durum vahim: İnsan faaliyetlerinin neden olduğu iklim değişikliğinin doğurduğu tehlikeleri araştırmak üzere 1988’de Birleşmiş Milletler örgütü tarafından kurulan ve 1300 dolayında seçkin çevrebilimciyi bir araya getiren Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin bulgularına göre, son yüzyılda yeryüzünde ortalama sıcaklık 1 derece arttı ve bunun çoğu da 1980’den bu yana gerçekleşti.

Küresel ısınmanın nedenleri konusunda bilgi artıyor. Isınmanın büyük bölümü, insan faaliyetleri sonunda üretilen sera gazlarının atmosferde birikmesinden kaynaklanıyor. 2010 yılında önde gelen sanayi ülkelerinin bilim akademilerinin hepsi bu bulgular üzerinde ittifak etti. Sera gazlarının birikmesinin ana nedenleri ise fosil yakıt kullanımından kaynaklanan karbondioksit salımları, çimento üretimi ve (karbondioksiti atmosferden temizleyen) ormanların azalması. Küresel ısınma sonucunda buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor; hortum, sel, heyelan, yangın afetleri yaşanıyor. Önlenemediği takdirde küresel ısınma insan sağlığını, beslenme imkânlarını, ekonomik gelişmeyi ve doğayı olumsuz etkileyerek sonunda yeryüzünde yaşamın son bulması tehdidini taşıyor. İklim değişikliği, bugün insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük tehlike.

Küresel ısınmanın başlıca sorumluları olan sanayileşmiş ülkeler, sera gazları salımlarının kısıtlanması için ciddi bir önlem almadılar. Bunlara Çin’den sonra sera gazı salımları artış hızı en yüksek ülke olan, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en kötü etkilenecek ülkeler arasında yer alan Türkiye de dahil. Türkiye iklim değişikliğini inkâr eden ülkeler arasında değil; geç de olsa 2009’da Kyoto Protokolü’nü imzaladı. Ancak AKP hükümeti “ne pahasına olursa olsun kalkınma” felsefesiyle ve sorumluluğun ileri sanayi ülkelerine düştüğü bahanesiyle sera gazı salımlarını azaltmak için yükümlülük altına girmedi. İnşası tasarlanan 80 kömürlü termik santralin hepsinin yapılması halinde Türkiye, dünyanın en büyük kirleticilerinden biri olacak.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, küresel ısınmaya karşı ortak önlem alınması için dünya liderlerini 23 Eylül’de New York’ta yapılacak İklim Zirvesi’ne davet etti. Sivil toplum örgütleri 20 Eylül günü, yani bugün bütün dünyada 2700 iklim eylemi gerçekleştirmek üzere hazırlanıyor. Yarın New York’ta yapılacak yürüyüşe 500 bin kişinin katılması bekleniyor. Bugün İstanbul’da saat 17.00’de Tünel’den Galatasaray’a kadar “Laf değil eylem: İklim yürüyüşü” var. Ankara Güvenpark’ta da 9.00–11.00 arası “İklim için liderler buluşuyor” eylemi yapılacak. Küresel ısınmaya karşı kendi hükümetimizi ve bütün hükümetleri uyarmak için yapılacak yürüyüşlere katılmak bir insanlık ve yurttaşlık borcu.

Bu yazı ilk olarak zaman.com.tr/ de yayınlanmıştır

Şahin Alpay

 

 

Şahin Alpay

Kategori: Dış Köşe

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.