Doğa MücadelesiEditörün SeçtikleriEkolojiManşet

İliç’teki madenin ÇED davasında bilirkişi ve reddi hakim talebi: Her tarafa üşüşmüş durumdalar

0

Erzincan, İliç’teki Anagold bünyesindeki Alacer Gold ve AKP’ye yakın bir şirket olan Çalık Holding’in sahibi olduğu Çöpler Altın Madeni’nin kapasite artışı için verilen ‘ÇED Olumlu Kararı’na karşı açılan dava bugün görüldü.

Çöpler Altın Madeni bugüne kadar gerek borusunun yırtılmasıyla sızan siyanürlü solüsyon gerek madenin havuzundan buharlaştırmayla havaya karışan kimyasallara araç olan evoporatörlerle sık sık gündeme geldi. Madenin faaliyetlerine siyanür sızıntılarından sonra ara verilse de faaliyetlerin sürdürülmesine aylar sonra izin verildi. Söz konusu maden tesisinin sahasını artırmak için de ‘ÇED Olumlu Kararı’ verilmişti. Bugünkü davanın konusuysa ÇED Olumlu Kararı‘nın iptaline ilişkindi. Bugünkü davada davacı taraf mahkeme heyetinin tarafsızlığından şüpheye düştükleri için reddi hakim talebinde bulundu. Ayrıca yeniden bilirkişi incelemesi yapılması istendi.

‘Adalet Bakanlığı’na tazminat davası açmayı planlıyoruz’

Bugünkü duruşmaya ilişkin Yeşil Gazete’ye konuşan Avukat İsmail Hakkı Atal, bugünkü duruşmada talep ettikleri reddi hakimin de kabul edilmemesi durumunda yeniden talepte bulunacaklarını söyledi:

“Dosyayı reddi hakim konusunda karar vermek üzere en yakın idare mahkemesine gönderecekler. Mahkeme dosyanın reddi hakim talebinin haklılığı veya haksızlığı yönünde karar verecek. Eğer reddi hakim talebi reddedilirse yeniden reddi hakim talebi yapacağız. Adalet Bakanlığına da tazminat davası açmayı planlıyoruz.”

13 Nisan’da İliç’te altın madeninde bilirkişi keşfi yapılmış ancak davacı Sedat Cezayirlioğlu, keşfe alınmamıştı. Keşiften aylar sonra 21 Haziran’da maden tesisinde siyanür solüsyon bulunan boru yırtılmış ve 20 ton civarında siyanür bulunan solüsyonun borulardan çevreye yayıldığı bildirilmişti.

Kendileri çalıp kendileri oynuyor 

Olay gününe ilişkin jandarma tutanağında ise yırtılan boru içerisinde yaklaşık 20 m3 siyanürlü solüsyonun liç sahasına ve yola aktığı belirtilmişti.

Anagold Madencilik, Erzincan İliç’teki siyanür sızıntısını doğruladı

Erzincan, İliç’te Çöpler Alın Madeni’nde ayrıca evaporatörlerle havuzdaki sıvılar buharlaştırılarak atmosfere karıştırılıyor.

Siyanür solüsyonun sızmasından aylar sonra bugün yine İliç’in davası görülürken yeniden bilirkişi keşfi talebinde bulunuldu. Avukat Atal bu taleplerinin nedenini de şöyle açıkladı:

“Tekrar bilirkişi incelemesi yapılması gerekiyor. Çünkü 13 Nisan’da keşif yapıldı, sonra 21 Haziran’da siyanür borusu patladı. 13 Nisan’da keşif yapıldığı tarihteki Çöpler Altın Madeni ve sahasıyla, 21 Haziran’dan sonraki saha aynı değil. Fırat Nehri’ne yeraltından, yer üstünden, buharlaşma yoluyla seyrelerek dağılan, karışan siyanürü tespit edebilme olanakları zaten yok. Çünkü zaten aktı gitti oradan. Tesisin pasasında, zeminde, membranda her türlü kimyasal bulunabilir. Siyanür borusu patlamasa bile normal tarafsız bir bilirkişi orada her türlü değeri bulur.”

İliç’te kapasite artışına verilen ÇED’in iptal davası görülürken şirket binası önünde protesto 

Şirketin faaliyetleri siyanür sızıntısından sonra üç aylığına durdurulmuştu. Şirketin faaliyetlerinin durdurulmasına ilişkin son durumu sorduğumuz İsmail Hakkı Atal şunları söylüyor:

“Faaliyetlerinin durdurulmasıyla ilgili mahkeme yürütmenin durdurulması kararı vermedi. Bir de şöyle bir hukuksuzluk var; TMMOB’un açtığı ve Sedat Cezayirlioğlu’nun açtığı davalar vardı. Cezayirlioğlu’nun açtığı davadaki yürütmenin durdurulması kararını, TMMOB’un dosyasında yapacağı keşfe bağladı. Cezayirlioğlu’nun açtığı davada keşif yapmadı.”

‘Sömürgeciler ve işbirlikçileri Türkiye’nin her tarafına üşüşmüş durumda’

İsmail Hakkı Atal, 12 yıldır faaliyet gösteren Kanada ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold altın madeni şirketinin Çöpler Altın Madeni’ne ilişkin şu değerlendirmelerde bulunarak kanser verilerine işaret etti:

“Şuanda sömürgeciler ve işbirlikçileri Türkiye’nin her tarafına üşüşmüş durumda. 2002 ile 2016 arasında Sağlık Bakanlığı’nın kanser istatistikleri erkeklerde kanser vakalarının 12 kat, kadınlarda 7.8 kat arttığını gösteriyor. Bununla ilgili Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün raporları ve istatistikleri elimizde. Ama Sağlık Bakanlığı 2016’dan beri kanser istatistiklerini saklıyor. Ne Erzincan’ın, ne Fatsa’nın, ne Uşak’ın, ne Bergama’nın ne de Türkiye’nin kanser istatistiklerini 2016’dan beri yayınlamıyorlar. Dolayısıyla bu sömürgecilerin ve yerli işbirlikçilerin Türkiye’yi nasıl sömürdüklerinin ortaya çıkmasını istemiyorlar. Bunlardan mutlaka ama mutlaka kurtulmak zorundayız.”

Son olarak Atal, çevre ekoloji mücadelesinin Türkiye’deki sömürgeci madencilik işletmeleriyle birlikte bir yaşam mücadelesi haline geldiğini belirtiyor.

Aktivistler Ankara ve İstanbul’da protestodaydı

Duruşma öncesinde vatandaşlar madenin sahibi Anagold Madencilik’in Ankara merkezinde ve ortağı Çalık Holding’in İstanbul merkezinde protesto gerçekleştirdiler. Aktivistler bina önüne yaklaştırılmadılar. Öte yandan birçok aktivist de Erzincan’daki duruşmaya destek verdi.

Peki bugüne kadar İliç’te neler yaşandı?

Yeşil Gazete’nin daha önce gündeme getirdiği üzere; İliç’le ilgili Türk Toraks Derneği ve Türk Tabipler Birliği tarafından yıllar önce raporlar yazılmış, siyanürlü liçlemenin tehlikelerine dikkat çekilmiş ve derhal durdurulması istenmişti.

Ancak tesiste 2001’de sondaj çalışmalarına başlandı, 2010’da siyanürle altın üretimine geçildi.

2019’da sodyum siyanür 11 bin tona, sülfürik asit üretimi 122 bin tona çıkarıldı.

2021’de yayınlanan raporda ise 18 adet tehlikeli maddeye yer verildi.

Bunlar arasında solunum yollarına, sudaki organizmalara, ciddi yanıklara, aşındırıcı etkilere, cilt ve gözde aşırı tahrişlere neden olan sodyum siyanürnitrik asitbakır sülfatsodyum hidrosülfit gibi tehlikeli maddeler de bulunuyor.

‣Altın madeni kapasitesini artırırsa Fırat Nehri ölecek

Çöpler Kompleks Madeni için ilk ÇED çalışmaları 2007-2008 tarihlerinde yürütülmüş ve hazırlanan ÇED raporuna, 16 Nisan 2008 tarihinde “ÇED Olumlu” kararı verilmişti.

Maden için 2008’de verilen ÇED Raporu kapsamında 18 yıl sürdürülmesi planlanan faaliyetlerde 100 milyon ton kaya (pasa) ve 52 milyon ton cevher çıkarılacağı belirtiliyordu. Ancak rakamlar zaman içerisinde arttı.

2014’teki ÇED raporunda pasa 173 milyon tona çıkarıldı.

2021’de ise rakamlar dört kata kadar arttı; pasa 420 milyon tona, cevher 85,3 milyon tona çıkarıldı.

TTB’den 25 Mayıs 2021’de konuya ilişkin paylaşılan raporda “Siyanürlü madencilik faaliyeti dört ana aşamadan oluşur: Arama, sıyırma ve patlatma, öğütme ve siyanürleme, atıkların depolanması. Madenciliğin tüm bu aşamaları doğa ve insan sağlığı için farklı tehditler içerir. Biyolojik çeşitlilik, tatlı su varlığı ve insan sağlığını tehdit edecek derecede toksik bir kimyasal olan ‘siyanürlü liçleme kesinlikle yasaklanmalıdır” ifadelerine yer verilmişti.

Türk Toraks Derneği tarafından 24 Temmuz 2017’de bildirilen görüşte ise tesiste kullanılacak maddelerin hemen hepsinin insan sağlığı ve ekolojik yaşam açısından riskli olduğunun altı çizilmişti.

Türk Toraks Derneği tarafından verilen görüşte “Bazıları (örneğin kuvars içeren kum) sadece çalışan sağlığı açısından risk oluşturmakta iken (silik, silikozise yol açmaktadır, kanserojen olduğu bilinmektedir); çoğu madde başta çalışan sağlığı olmak üzere, çevredeki insanlar, ekolojik yaşam üzerinde olumsuz etki potansiyeline sahiptirler” denildi.

İşletmenin çalışma süresince hiçbir risk olmayacağı varsayımında bulunması durumunda dahi maden işletmeciliği sona erdikten sonra bu atıkların ortadan kaldırılamadıkları için mevcut tehlikenin varlığını ilelebet süreceği söylenen görüşte, “Bölgenin Fırat Nehri‘ne yakınlığı göz önüne alındığında olası bir sızıntı, yıkım riskinin yol açabileceği çevresel bir felaketin ne boyutlara ulaşacağını öngörmek mümkün değildir” ifadelerine yer verildi son olarak şunlar aktarıldı:

“Çevre sağlığı ve hava kirliliği bağlamında işletmede kullanılacak dizel yakıtların yaratacağı çevre kirliliğinin boyutunun da devama miktarlarda olduğu gözlemlenmektedir. Bölgenin aktif fay hatlarına ve Fırat Nehri’ni besleyen su kaynaklarına yakın olması nedeniyle oluşabilecek bir kaç/afet durumunda olumsuz etkilerin Fırat Nehri havzasındaki tüm coğrafyayı ve ekosistemini etkileyebilecek potansiyele sahip olduğu gözükmektedir.”

İTÜ’den Prof. Dr. İsmail Duman’ın ÇED raporuna ilişkin görüşü de diğer iki görüşle benzer nitelikte: 

“Fare zehri olarak da bilinen Arsen’in akut etkisi, aşırı miktarda alındığında öldürücü olmasıdır. Kronik etkileri ise şöyledir: cilt kanseriduyu bozukluğurefleks kaybı ve depresyonkansızlıkkalp yetmezliğikan kanserilenf sistemi kanserkaraciğer tümörüdoğuştan sakatlıklargelişmesini tamamlamadan doğan bebeklerakciğer kanseriböbrek yetmezliği ve akıl hastalıkları.

Öte yandan madende saatte 460,65 metreküp su kullanıldığı belirtiliyor.

Tesis ayrıca büyük miktarlarda karbondioksit atmosfere salıyor.

Raporda karbondioksit (CO2) miktarına ilişkin olarak şu ifadeler yer alıyor:

“Düşük pH seviyesinde cevherdeki karbonatlar asitle reaksiyona girerek CO2 açığa çıkarmaktadır. Asitlendirme prosesi ile büyük miktarlarda CO2 açığa çıkmakta ve böylece otoklavda daha az CO2 açığa çıkarak BO ünitesinde oksijen kullanımı verimini kuvvetlendirmektedir.”

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.