Köşe YazılarıManşetYazarlar

İklim krizinde ‘eşit’ hiçbir şey yok

Bağımsız çok sayıda yardım kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu konfedere yapıda bir yardım örgütü olan Oxfam’ın dünyada artan eşitsizlikler ve eşitsizliklerin küresel iklim değişikliği ile ilişkisinin sorgulandığı son raporu korkutucu gerçekleri bir kez daha gözlerimizin önüne serdi. Örgütün yayınladığı rapor ve bilgi notlarına göre, küresel iklim değişikliği sonucu yaşanan olumsuz hava koşulları, büyük orman yangınları, kuraklık ve kıtlıklar tüm dünyada mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor ve açlık, göç ve yoksulluk sorunlarını büyütüyor.

Raporda 1ºC’lık küresel ısınma ile Asya ve Orta Amerika’da ölümcül fırtına ve kasırgaların sayısının çoğaldığı ve Afrika’daki çekirge istilalarının sıklığının da arttığı vurgulanıyor. Üstelik Oxfam’a göre 1995’den bu yana dünyanın tepesindeki; en zengin %1’lik kesim alttaki %50’lilik kesimden tam 20 kat daha fazla küresel serveti ele geçirdi. Yani en tepedeki dolar milyarderleri servetlerini büyütürken ve sera gazı emisyonlarını artırırken, dünyanın alttaki dar gelirli yarısı daha da yoksullaştı. Gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve eşitsizlikler son iki yıllık dönem içinde daha fazla olmak üzere, son 30 yılda o kadar çok arttı ki, rapora göre bugün dünyada her dört saniyede bir kişi başta küresel iklim krizi olmak üzere, eşitsizliklerin ortaya çıkarttığı çeşitli çevresel sorunlar nedeniyle yaşamını yitiriyor. Başka bir anlatım ile her gün 21.300 kişi aramızdan derinleşen eşitsizliklerin sonucu ayrılıyor.

12 yılda 1.23 milyon kişi iklim kurbanı

Oxfam’ın rapor ve bilgi notlarına göre geçen yıl içinde küresel iklim krizi sonucu yaşanan aşırı hava olayları 50 milyar dolarlık bir ekonomik kayba neden oldu. Çoğunluğu Afrika’da olmak üzere 15 ülkede 16 milyon insan açlık krizi ile baş başa kaldı. 2021 yılı içinde yaşanan açlık krizi pandemi nedeniyle kamuoyu tarafından önceki yılların aksine fark edilmedi. Hükümetler ise açlık ile daha önceki yıllarda yaptıkları ve çok yetersiz kalan mücadelelerini bile yapmadılar. Üstelik tamamı yoksul ülkelerde olmak üzere son 10 yıldır, her yıl 20 milyon insan küresel iklim krizine bağlı afetler sonucu evlerini terk etmek zorunda kalıyor. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre ise 2000 yılından bu yana ise 1.23 milyon kişi küresel iklim krizine bağlı afetler sonucu yaşamını yitirdi. 4.2 milyar kişi ise kuraklık, sıcak hava dalgaları ve orman yangınlarından ciddi ölçüde etkilendi ve önemli bir kısmı göç etmek zorunda kaldı.

Küresel iklim krizi tüm dünyayı etkiliyor. Ancak sorumlusu Oxfam’ın raporundan da açık olarak anlaşılabileceği gibi zengin merkez kapitalist ülkeler ve bu ülkelerde yaşayan bir avuç dolar milyarderi insan. Gerek Oxfam’ın raporuna göre gerekse yapılan diğer bilimsel çalışmalara göre dünyadaki insanların en zengin %1’i, yaklaşık 63 milyon insan, insanlığın en yoksul yarısını oluşturan 3,1 milyar insanın iki katından fazla karbon kirliliğine neden oluyor. Buna karşılık kasırgalar, seller, büyük orman yangınları, kuraklıklar yoksul ülkeleri ve onun yoksul vatandaşlarını etkiliyor. Kıtlık, gıda fiyatlarında aşırı artış ve açlık sorunu yıllardan bu yana yoksul Afrika ülkelerinde yaşanıyor. Düşük ve düşük orta gelirli çevre kapitalist ülkelerdeki insanların, yüksek gelirli ülkelerdeki insanlara göre küresel iklim krizine bağlı aşırı hava felaketleri nedeniyle yerlerinden olma olasılığı yaklaşık beş kat daha fazla.

Afrika’da kadınlar her geçen gün bir kova suya erişebilmek için evlerinden daha uzun mesafelere yürüyor. Küresel iklim krizi sonucu şiddet ve sömürü riski de artıyor. Oxfam raporunda, aşırı hava koşullarından korkunç açlığa kadar, iklim krizinin olumsuz sonuçlarının insanları derin yoksulluk içine iten ve var olan eşitsizlikleri daha da kötüleştirdiğinin altını çiziyor.

Çözüm önerileri de var Oxfam’ın raporlarında… Çözüm için sunulan önerilerin içinde sosyal politikaların geliştirilmesi,  zengin merkez kapitalist ülkelerin küresel ısınmayı 1.5º C ile sınırlandırmak için daha çok sorumluluk alması, fosil yakıtların yasaklanması gibi bilinen öneriler var. Yardım örgütü, Afrika ve Güney-Doğu Asya’da küresel iklim değişikliğine bağlı bazı afetler sonucu zarar gören bölgelerde yaptığı ‘tarımı geliştirme’ çabalarından da örnekler veriyor. Oysa gerek günden güne büyüyen eşitsizliklerin gerekse artık bir kriz haline gelen küresel iklim değişikliğinin temel nedeni kapitalist sistem… Bugüne kadar yapılan tüm çabalar da kapitalist sistem içinde eşitsizliklere de, küresel iklim krizine de çözüm bulmanın mümkün olmadığını gösterdi. Merkez kapitalist ülkelerin dolar milyarderi zengin kişi ve şirketleri üretim ve tüketim ilişkileriyle her geçen gün sera gazı emisyonlarını fütursuzca artırıyor. Bunun sonucunda günden güne ağırlaşarak kriz boyutuna gelen küresel iklim değişikliği sonucu ortaya çıkan afetler yoksul ülkelerin yoksul insanlarını etkiliyor.

Sonuçta her geçen gün eşitsizlikler daha da derinleşiyor. Artık hepimizin kapitalist sistemin içinde yapılan ‘çevreci’ çabaların bizi gerçek çözüme taşımayacağını; açık ve net olarak görmesi gerekiyor. Gerçek çözüm; ancak kapitalizmin yerine daha eşitlikçi bir sistemin inşa edilmesiyle başlayabilir.

Dünyanın tepesindeki %1’lik dilimi oluşturan dolar milyarderleri mi? Onlar kapitalist sistem içinde dünyanın doğal kaynaklarını ve insanlarını sömürüp tükettiklerinin o kadar farkındalar ki, son yıllarda uzayda kendilerine servetlerini taşıyabilecekleri, sömürebilecekleri yeni gezegenler arama çalışmalarına hız verdiler.