Doğa MücadelesiEditörün Seçtikleriİkizdere DirenişiManşet

İkizdereli direnişçi kadınlar: Bizi insan yerine koyan yok, nereye gideceğiz?

Rize İkizdere’de yapılmak istenen liman projesine hammadde temini için Eskencedere Vadisi’nde açılmak istenen taş ocağına karşı direniş 64 gündür devam ediyor.

Direnişin en başından beri mücadele veren isimlerden Ayşe Baş, Pervin Baş ile Teran Baş yaşadıklarını ve bölgelerinde taş ocağını neden istemediklerini Yeşil Gazete’ye anlattı.

‘Mezarlıkları ne yapacaklar?’

Proje yapılacak alanda mezarlıklarının olduğunu söyleyen Teran Baş, kocasının o mezarlıkta yattığını şöyle anlattı:

“Benim kocam babasının toprağında yatıyor. Onu da çok görüyorsunuz.
Babaannelerimiz orada yatıyor. Mezarlıkları ne yapacaklar? Bembeyaz mezarlıkları görmediler mi? Bunları ne yapacaklar? Bunları çıkarınca biz ne yapacağız? Bu zulümü bize neden yapıyorlar? Biz ne yaptık?”

Cumhurbaşkanının bölgeye gelmemesi ve kendilerini dinlememesi hakkında da konuşan Baş, “Biz Cumhurbaşkanımızla iftihar ederdik. Şimdi duymuyorum. Sen niye bize bu kadar kötülük yaptın?” diye sordu.

Teran Baş. Fotoğraf: Merve Özçelik

‘Biz nereye gideceğiz?’

Kimseye bir şey yapmadıklarını ve kimseden bir şey istemediklerini dile getiren Teran Baş “Biz nereye gideceğiz?” diye sordu ve şu açıklamaları yaptı:

“Ağustosun sonunda 80 yaşıma basacağım. Buraya 21 yaşımda evlenip geldim. Elimizle, ayağımızla, tırnağımızla kazdık. İki parça çaylık ektik. Bizim anadan, babadan, dededen kalan arazimizi iptal edecek. Akşam kırk tane kamyon geçiyordu. Taşeron geliyor buraya adamlarını yolluyor. Kimseye bir şey yapmıyoruz, kimseye el açmıyoruz, kimseden bir şey istemiyoruz. Kendi yağımızda kavruluyoruz. Biz nereye gideceğiz?”

‘Bizi insan yerine koyan yok’

Taş ocağının açılması sırasında çıkan olaylarda jandarmanın müdahalesine maruz kalan Ayşe Baş da kendilerine ızdırap edildiğini ama pes etmeyeceklerini şöyle anlattı:

“Taş ocağını neden isteyeyim kızım? Bizim her şeyimizi mahvetti. Küçücük yere taş ocağı, kamyonlar, ağaçlar, sularımız mahvoldu.

Çok da konuştuk. Ama herhalde Tayyip Erdoğan’a duyuramadık sesimizi. Ormanlarımızı, arazilerimizi aldı ama bize gece gündüz uyku yok. Belki de yüz tane kamyon gidip geliyor. Gece bir durun, gece bir uyuyalım. Ona da fırsat yok.

Bizi insan yerine koyan yok. Bize ızdırap ettiler, bizim yolumuzu kestiler. Biz ormanlardan yukarı çıktık. Önlerine inmek istedik belki durdururuz diye. 20-25 kadın indik. Adamlarımızı, bizi tutukladılar (gözaltına aldılar) ama pes etmek var mı? Yok.”

Ayşe Baş. Fotoğraf: Merve Özçelik

‘Kapılarıma neden geliyorsun?’

Sokağa çıkma yasağını deldiği gerekçesiyle kendisine verilen ceza hakkında da konuşan Baş, “Evime sen tecavüz ediyorsun, kapılarıma neden geliyorsun?” diye de sordu:

“Çaylığımı temizlerken 5-6 tane asker geldi. ‘Noldu?’ dedim. ‘Sen ceza olduğunu bilmiyor musun?’ dediler bana. Biliyorum ama malıma çalışmaya geldim. Sen malıma ceza yazacaksan yaz. Korkmuyorum, ne kadar ceza yazacaksan yaz.

Sonra bana ceza yolladılar. Evime sen tecavüz ediyorsun, kapılarıma neden geliyorsun? Bari diyorum koyun mahpusa. Oraya çıkacağım jandarma, buraya çıkacağım jandarma, ormana çıkacağım jandarma. Bu nedir?”

Rize’ye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geleceğine dair söylentilerle ilgili de konuşan Baş, “İnşallah başbakanımız gelecek. Biz de bir insanız. Bize de bir sorsun, bir baksın biz ne haldeyiz. Biz de canız. Bir tarafı yıkılır, bir taraf yapılıyorsa helal olmaz” dedi.

Fotoğraf: Merve Özçelik

‘Bir ağaç kalana kadar devam’

Ayşe Baş, bu sene çaylıklarından verim alamadıklarını anlattı ve mücadelelerinden de asla vazgeçmeyeceklerini özellikle vurguladı:

“Bizim burana tozda dumandan bir şey olmaz diyorum. Çaylıklarımın üstü toz oldu. Bir aydır daha bir şey vermediler. Niye? Tozdan.
Benim gelirim budur, onu da aldın elimden.

O yok, mal yok, zarar çok. Benim çoluk çocuğum var. Ben bunlarla büyüttüm, ettim, sattım. Şimdi bizi buradan kovuyor. Bu kadar olmaz, insanlara bu kadar zarar verilmez. Ağlayanın malı gülene hayır etmez derler ya etmesin.

Devletin kapısına hiç el açmadım, hiçbir şey istemedim. Ne fakir zamanlarımız vardı. Malıma çalışıyorum ama o da yok. O da yok olur mu? Biz de bir canız. Ben helal etmiyorum.

Biz burada duramıyoruz. Sesten, gürültüden, askerden duramıyoruz ama sonuna kadar da devam. Bir ağaç kalana kadar da devam.”

Otlak alanlar yok edildi

Derenin sularıyla birlikte hayvanlarının otlak alanlarının da yok edildiğini kaydeden Pervin Baş, artık ormanlardan hayvanlarına yem getiremediklerini şöyle anlattı:

“Yaşam alanlarımızı, peteklerimizi, çiçeklerimizi, böceklerimizi, balıklarımızı her şeyimizi talan ettiler. Benim sularım gitti. Hayvanlarım susuz kaldı.
Deponun içinden suyu kapatmışlar. Hayvanlarımın otlaklarını yok ettiler. Dışarı bile çıkartamıyorum bir hava alsınlar.

Ormanlarımızı, bahçelerimizi her şeyimizi yok ettiler. Mecbur gidip parayla ot alıyorum hayvanlarıma bakmak için. Ama parayla da ne kadar daha alacaksın? Ormanlardan hayvanlarıma hiçbir şey getiremiyorum, yediremiyorum, bakamıyorum. Bakamayınca da mecbur satmak zorunda kalacağım.

Bahçelerimizi hiç idare edemedik bu sene. Bahçemizde çalışıp yiyorduk, kimseye bir zararımız yoktu. Ne yapacağımızı bilmiyorum şaşırdık kaldık.”

Pervin Baş. Fotoğraf: Merve Özçelik

‘Evimde ne var da arama yapacaksınız?’

“Bize bu kadar zulüm ne için?” diye soran Baş, dinamit ve kamyon sesinden uyuyamadıklarını da dile getirdi. Geçtiğimiz cuma günü evlerine yapılan baskın hakkında da konuşan Pervin Baş, o günden beri hasta olduğunu söyledi:

“Bizim evimizi jandarmalar bastı. Bizi terör örgütünden suçluyorlar. Benim terör örgütüyle bir işim yok.

Evimde ne var da evime arama yapacaksınız? Yaptılar arama ama ‘siz utanacaksınız’ dedim. Benim evimde bir şey yok. Benim sinirlerimi boşattılar, beni yarı hasta ettiler. Tansiyonum 20’ye çıktı. Beni hastaneye götürdüler. Bu kadar çekmek olur mu? Çoluk çocuğum perişan oldu. O gün bugün hastayım. Ne arıyorsunuz bizi? Bizde aradığınız nedir?”