Doğa MücadelesiGünün ManşetiManşet

Hewsel Koruma Platformu: DSİ’nin projesi sırf nehrin değil tüm Dicle Vadisi’nin ölüm fermanıdır!

0

Hewsel Koruma Platformu, bugün (19 Nisan Perşembe) 12:00’de Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi’nde gerçekleştirdiği basın toplantısında Hevsel Bahçelerine dair Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından başlatılan projenin doğal çevreye vermesi muhtemel zararları açıkladı.

“Yaklaşık 700 ailenin tarım yaptığı ve 700 hektarlık bir alana sahip olan Hevsel bahçeleri geçmişte Diyarbakır’ın sebze ve meyve ihtiyacını karşılamaktaydı. Ancak ne hazindir ki 2002 yıllarından sonra uygulanan yanlış politikalar sonucu nehir yatağının hoyratça kullanılması ve bunu mevcut devlet kurumlarının duhulü ile yapmaları şu an nehir yatağının bozulmasına suyun akışının durmasına nehir içerisindeki faunanın yok olmasına etrafındaki floranın da kaybolmasına sebebiyet vermiştir” denilen ve plarform adına Necdet Sezgin’in okuduğu açıklamanın tam metni ise şu şekilde:

“Hewsel’e Dokunma

Kadim Diyarbakır şehri, Dicle Vadisine tepeden bakan kalesi ve Hevsel Bahçeleri ile yukarı Mezopotamya’nın bereketli yayının kutup yıldızıdır. Onlarca medeniyete beşiklik etmiş 7 bin yıllık sürekli bir yaşam geçmişi ile halkların ortak hafızalarının mirasıdır. Diyarbakır şehri var olduğundan beri bu kadim şehir periferinde tarımsal alanlar ile Dicle nehri, Hevsel Bahçeleri, Diyarbakır surları ve içerisinde yaşayanlar ile birlikte dünyada eşi ve benzeri bulunmayan bu ortamda doğal simbiyotik bir yaşam kurmuştur. O dönemlere bakıldığında nehirden faydalanan ahali nehrin doğal yapısını korumakla birlikte nehre olan minnettarlıklarını şarkılarda şiirlerde dillendirilerek taltif etmiş ve aynı zamanda doğallığını da koruyarak gönümüze kadar bu mirası ulaştırmışlar. Günümüzde de hala bu işlevi yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yanındaki tarihsel ve kültürel alanları ile insanlığın ilham kaynağıdır.

Yaklaşık 700 ailenin tarım yaptığı ve 700 hektarlık bir alana sahip olan Hevsel bahçeleri geçmişte Diyarbakır’ın sebze ve meyve ihtiyacını karşılamaktaydı. Ancak ne hazindir ki 2002 yıllarından sonra uygulanan yanlış politikalar sonucu nehir yatağının hoyratça kullanılması ve bunu mevcut devlet kurumlarının duhulü ile yapmaları şu an nehir yatağının bozulmasına suyun akışının durmasına nehir içerisindeki faunanın yok olmasına etrafındaki floranın da kaybolmasına sebebiyet vermiştir.

Son günlerde DSİ tarafından Nehri yatağında yapılan çalışmalar manidardır. DSİ tarafından Dicle Nehri’nin 21 kilometrelik bölümünde yapılan sözde ıslah çalışması ilk birinci etabı 5 kilometrelik bir alanda nehir yatağı temizleme çalışması, kıyı bölümlerde setler yapılarak taşkınlara karşı önlem alınması düşünülmüş. 1. etapta yapılan çalışmalar genel anlamda nehir içerisindeki oluşan adacıkların kaldırılarak yatak temizliği yapılarak sağ sahil ve sol sahillerde ise taş tahkimatları yapılması düşünülüyor. Nehrin içerisinde de set yani bent yapılarak suyun önü kapatılmak suretiyle yükseltilmesi sağlanacak ve bu suretle yapılacak tesislere altlık oluşturmayı bakanlık öngörmektedir.

Dolayısı ile tesisler gibi yapıların yapılması için bu projenin altlık olarak kullanılacağı DSİ tarafından resmi bir şekilde ifade edilmiştir. (Taş tahkimatının yapılması doğallığında her ne kadar park ve bahçeler olarak dillendirilirse de aslında tesis yapma ile ilgili durumun öne çıktığı bilinmektedir.) Nehir yatağını temizleme, taş tahkimatı, tesisler ve çevre peyzaj çalışmaları olarak özetlenmektedir.  Bu temizliğin sadece bu alanda yapılması ve Dicle nehrinde kaynağa doğru herhangi bir işlemin şuanda yapılmayacağı anlaşılmaktadır.  Buradan da anlaşılacağı üzerine kum ocakları ve diğer benzeri alan tahribatına yol açan bataklıkların oluşmasına neden olan nehrin yatak değişikliklerine sebebiyet veren fiziki faktörlerin ortadan kaldırılmayacağı, mevcut durumun devamlılığının korunacağı anlaşılmaktadır. Yine nehirde yapılan çalışmalara dair hidrostatik hesapların yapılmadığı görülmekte ve taşkın hesapları ile basit çözümlere gidildiği anlaşılmaktadır.

Hevsel, Dünya Kültür Mirası olarak tescillenmiştir

2015 Temmuz ayında 39’uncu Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda hem Tarihi Diyarbakır Surları hem de Hevsel Bahçeleri ”Dünya Kültür Mirası” olarak tescillenmiştir.  Dicle Vadisi ve Hevsel bahçeleri biyoçeşitlilik açısından ve kuşların göç yollu olması itibari ile de önemli bir ekosistemdir.

Dicle Vadisi ve Hevsel Bahçeleri, UNESCO sonrası artan cezbediciliği ile merkezi idareler tarafından bir rant alanına dönüştürülmek istenmektedir. Ve Dicle’nin düzenli ve estetik görünüme kavuşturmak için adına ıslah denilen proje” ile on binlerce yıldır akış yatağı ile oluşan doğal su havzası ve ekosistemin yok edilmesinden başka bir çaba değildir. Milyonlarca yıldır oluşagelen bir doğal şaheser insan eliyle ne kadar ”ıslah” edilebilecek. Tarih kimlerin ıslah edilmeye muhtaç olduğunu gösterecek ama maalesef geç olacaktır.  Çünkü suyun kendi hidrostatiği vardır ve kendi mecrasında devam edeceğini tahayyül edemiyorlar.

Bu proje ile Dicle’nin 500-1000 metre genişliliğindeki taşkın yatağı 150 metrelik bir kanala hapsedilmekte ve sonraki rantsal işlere altlık hazırladıklarını da itiraf etmektedirler. Dünyada böylesine bir tahripkâr projenin benzerine rastlanılmamıştır. Kent içinde kalmış su sitemlerinde ıslah yapılabilir. Dicle, yapılan tahribatlara direnen ve kendini onaran doğal mecrasında akan kadim bir akıştır. Anacak bilimsel ve ekolojik bir yaklaşımla uyumsal bir onarıma tabi tutulabilir.

Proje Dicle’nin değil, Dicle vadisinin ölüm fermanı niteliğindedir

Basın açıklamasını Hewsel Koruma Platformu adına Necdet Sezgin okudu

Rio Dünya Çevre Konferansı‘nda, doğal kaynakların tüketilmeden gelecek kuşaklar için muhafaza edilmesi dünya ekonomisinin ana amacı haline getirilmiştir.

Yine Ramsar Sözleşmesini esas alan sulak alanların korunması yönetmenliği de bütün sulak alanların korunmasını esas almaktadır.

Bu sözleşmelerde, sulak alanda, su biriktirilmesi, canlıların yuvalarının bozulması, ağaç ve sazların kesilmesi ilgili sıkı tedbirler alınmıştır. Gerek ulusal gerekse uluslararası sözleşmeler doğal yapıların korunmasını esas alırken bunları göz ardı eden bir pervazsızlıkla yaşam alanlarının yok edilmesi kabul edilebilir değildir. Bilim dışı yollarla kent sakinlerine danışılmadan yapılmasına başlanan bu garabet projenin mimarları gelecek kuşaklara hesap veremeyeceklerdir.  Projeyi takdim edenler çok büyük yanıltmalarla ve parlatmalarla projeyi olduğundan farklı gösterme çabaları ıslaha gerekçe yapılmıştır. Zira Dicle’nin değil, Dicle vadisinin ölüm fermanı niteliğindeki bu proje aslında tüm yukarıda zikredilen nedenlerden dolayı çözüm yerine her zamanki gibi rant alanı olarak görülmektedir. Bilimsel teknik açıdan bakıldığında çözümün bu olmadığı olamayacağı kesindir.

Dicle nehrinin resmiyette nehir olarak görülmediğini biliyoruz. Bu yüzden de tüm bu olumsuzlukların ortaya çıktığını da biliyoruz. Halen Dicle nehrinin resmi statüsüne niye kazandırılmadığını bundaki ısrarın ne olduğunu da biliyoruz. Gerçekten samimi bir şekilde bir şeyler yapılacaksa ilk olarak Dicle nehrinin nehir statüsüne kazandırılmalıdır. Bazı projelere altlık teşkil edecekse nehrin resmi bir şekilde statüsünü vererek proje hazırlanmalıdır. STK’lar olarak bunun takipçisi olacağımızı ve kamuoyunun duyarlılığını bu minvalde olduğunu bildirerek Dicle Nehrinin hakkı olan statüsünün kazandırılması için mücadele edeceğimizi rant alanlarının oluşturulmasına karşı çıktığımızı burada yaşayanlar olarak bir tarihi vebal olarak görevimizin olduğu bilinci ile mücadelemize devam edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.

Hevsel Koruma Platformu

 

(Yeşil Gazete)

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.