Hayvan HaklarıManşetTürkiye

[Hayvan hakları yasası nerede?] TPD: Yunusla terapi hem çocuklara hem hayvanlara zararlı

Türk Psikologlar Derneği, (TPD) yunus parklarında özel gereksinimli çocuklara terapi adı altında uygulanan çalışmalarla ilgili görüşlerini paylaştı.

Dernek tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’deki (TBMM) ilgili komisyonlara ve milletvekillerine iletilmek üzere Yunuslara Özgürlük Platformu aracılığıyla hayvan hakları aktivistlerine gönderilen mektupta, bilimsel verilere atıfta bulunularak, yunus parklarının özel gereksinimli çocuğu olan ailelerin maddi ve manevi olarak sömürülmesine zemin hazırlayabileceği kaydedildi.

Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklerin yer aldığı yasa teklifinde, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nda alınan kararların aksine, mevcut 10 yunus parkının kapatılmayacağı ve ticari faaliyetlerine dair açıklamalar STK’ler ve hayvan hakları aktivistleri tarafından tepkiyle karşılanmıştı.

“Türler arası eşitliğe dayanılarak hareket edilmeli”

TPD Genel Merkez Yönetim Kurulu adına Genel Koordinatör Aras Onur’un imzasıyla paylaşılan mektupta, haklar arasında hiyerarşi oluşturulmamasına vurgu yapıldı:

Haklar arasında hiyerarşi oluşturulmamasının; tüm tarafların refahı düşünülerek hareket edilmesinin önemi bilinmektedir.

Özel gereksinimli çocukların tedavisi için mevcut yunus parklarının kapatılmaması ya da yeni yunus parklarının açılması bilimsel gerçeklikten uzak bir yaklaşımdır; çünkü yunusla tedavinin özel gereksinimli çocukların tedavisinde herhangi bir yararının olduğu kanıtlanmış bir bilgi değildir. Aksine yunus parklarında tedavi başlığı altında gerçekleşen eylemler çocuklara ve hayvanlara zarar verme potansiyeline sahiptir.

Bu durum karşılıklı bir zararın yanı sıra özel gereksinimli çocuğu olan ailelerin maddi ve manevi olarak sömürülmesine de zemin hazırlayabilmektedir. Bilimsel veriler ışığında ve türler arası eşitliğe dayanan bir şekilde hareket edilmesi gerekmektedir.”

‘Bu terapilerle otizm tedavisinin gerçekleştiğine dair veri yok’

Mektupta, yunus destekli terapilerin otizm gibi hastalıkların tedavisinde işe yaradığı genel kanısının olduğu, ancak bu kanının bilimsel verilerle desteklenmediğine dikkat çekildi:

Biz psikologlar olarak biliyoruz ki yunus destekli terapilerle birlikte otizmin tedavisinin gerçekleştiğine ilişkin bilimsel bir veri bulunmamaktadır. Ayrıca bir türün iyilik halinin sağlanması için başka bir türün şiddete uğraması, sömürülmesi, en temel hakkı olan yaşam hakkı ihlaliyle karşı karşıya gelinmesi kabul edilemez bir gerçekliktir.

Yunus destekli terapilerin her ne kadar otizm gibi yaygın gelişimsel bozuklukların tedavisinde işe yaradığına ilişkin genel bir kanı olsa da, bu kanı bilimsel verilerle desteklenmemektedir.

Ülkemizde Yunus Destekli Terapilerle ilgili yapılan araştırmaya rastlanmamıştır. Yurtdışında yapılan araştırmalarda ise otizmin tedavisinde bir farklılık yaratmadığı bulguları dikkat çekmektedir.”

‘Hem çocuklar hem de yunuslar için zararlı’

“Hayvanlarla sağlıklı iletişim konusunda okul öncesi dönemden itibaren eğitimler verilmelidir. Bu eğitimler okul müfredatına konulmalıdır” diyen TPD, bu tür terapilerin hem çocuklar için hem de yunuslar için neden zararlı olduğunu şöyle anlattı:

  • Kırılgan grupların istismarı: Balina ve Yunus Koruma Birliği tarafından Ekim 2007’de yayınlanan bir rapora göre, Yunus destekli terapilerde sadece yunuslar değil, aynı zamanda insanlar da kırılgan iki grubu temsil etmektedir. Doğal yaşam alanlarından koparıldıkları ve esaret altına alındıkları için yunuslar kırılgan grup olarak ele alınırken; terapiye gelen insanlar da hem psikolojik hem fizyolojik zorlukları olan insanlar olmaları nedeniyle kırılgan grup olarak ele alınmıştır. Bu durum da hem insanlar hem de yunuslar için endişe verici bir durum haline gelebilmektedir.
  • Ulaşılabilir değil: Yunus destekli terapiler yurtdışında da ülkemizde de ekonomik olarak oldukça pahalı ve bu nedenle ulaşılabilir görülmemektedir.
  • İçsel ve dışsal kaynakların tüketilmesi: Otizmli bireylerin aileleri tarafından etiyoloji tam bilinmediğinden dolayı pek çok tedavi yöntemine başvurabilmektedir. Ancak kanıta dayalı olmayan tedavi yöntemleri ailelerin umut, zaman, para gibi içsel ve dışsal kaynaklarını tüketebilmektedir. Bu durumun ailelerin tedavilere ilişkin güvenini sarsma ve ailenin tedavileri bırakması açısından risk taşıdığı düşünülmektedir.

  • Hayvan istismarı: Hayvan destekli terapiler için uygulama ve etik standardının olmaması durumu taraflardan biri için istismar edilen eylemler haline getirebilmektedir.
    Yunusların seçilmesiyle başlayan süreç, deniz parklarına getirilmesiyle devam
    etmektedir. Eğitim başlığı altında yunusların ölü balık yemeye alıştırılması, sağlıklarını etkileyen ve kendileri için dar olan havuzlarda yüzmeleri, yüzgeçlerinin yapılan aktiviteler sırasında zarar görmesi, doğum süreçlerinin sekteye uğraması gibi pek çok basamakta istismarla karşı karşıya kalınmaktadır.
  • Stres faktörü ve yaralanma, kaza riski: Doğal olmayan yaşam ortamlarının yarattığı stres yunusların hayatlarını erken kaybetmesine neden olmaktadır. Sadece stresin değil, otizmli çocukların stereotipik davranışlarının da hayvanlara zarar verebileceği ileri sürülmektedir. Ayrıca terapilerin yararlanıcıları olarak belirlenen çocuklar yüzme sırasında yaralanma, ısırılma, enfeksiyon gibi tehditlerle karşılaşabilmektedir.

Kategori: Hayvan Hakları