Doğa MücadelesiEditörün SeçtikleriEkolojiManşetVideo

Hatay’da 23 milyar TL’lik polipropilen tesisinde bilirkişi keşfi: Karşımda kepçeler çalışıyor

0

Hatay, Erzin’de bölge halkının tepkilerine rağmen çalışmalarına devam edilen, uğruna yaban hayatına aldırış edilmeden sazlıkların yakıldığı belirtilen Propandan Polipropilen Üretme Tesisi, Su Alma Yapısı ve Derin Deniz Deşarjı projesi için bugün Erzin’de bilirkişi keşfi gerçekleştirildi.

Hatay’daki mücadeleyi keşfe katılan davacı yurttaş Akif Hoca, davacı olan sivil toplum kuruluşlarının avukatı Ümit Arif Özsoy, başından beri direnişini sürdüren Hatay Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Kara ve CHP İlçe Kadın Kolları’ndan Nazlı Yıldız, Yeşil Gazete‘ye anlattı.

Polipropilen nedir, neden istenmiyor?

Öncelikle nedir bu polipropilen, bir ona bakalım…

Mikroplastik kirliliğe sebebiyet veren polipropilen (pp) en yaygın kullanılan plastik türlerinden biri. Polipropilen, sert ve dayanıklı olması sebebiyle başta otomotiv sektörü olmak üzere birçok sektörde kullanılıyor.
Polipropilen üretimi projesi kapsamında çevresel açıdan çeşitli riskler bulunuyor.

Bilirkişi keşfinden önce yurttaşlar keşif alanında bekliyor.

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve Yeşil Gazete yazarı Doç. Dr. Sedat Gündoğdu da polipropilenin çevreye etkilerine ilişkin şunlara işaret ediyor:

  • Polipropilen üretimi aşırı derecede su tüketimi olan bir prosesler zincirine sahip. Açılması planlanan su kuyularından temin edilecek suyun kullanım şekli bölgenin yeraltı su rezervleri üzerindeki baskının artmasına ve uzun vadede yer altı suyunun tuzlanması veya daha derinlere çekilmesi problemlerine neden olabilir.
  • Polipropilen üretimi, üretim esnasında önemli miktarda zehirli gazların salındığı bir üretim sürecine sahip.
  • Kimyasallarla beraber bu su tekrar deniz ortamına bırakılarak deniz ortamında kimyasal kirlilik meydana getirecektir.
  • Diğer bir tehlike de ısınan suyun körfez suyunun sıcaklığının artmasına katkı sağlaması durumu.
  • İsken, Egemen vb tesisler tarafından kullanılan ve ısıtılarak denize bırakılan sıcak sular nedeniyle körfezin özellikle Kurtpınar ve Su gözü kıyılarında müsilaj oluşumu gözlenmekte.
  • 500 bin ton polipropilen üretebilmek için en az 650 bin ton sıvılaştırılmış propan alınması gerekir. Bu hesaba göre Erzin’de kurulması planlanan tesiste üretilecek olan polipropilen için 455 bin ton aşırı derecede patlayıcı ve yanıcı olan polipropilen gazı ithal edilecektir.

‘Şu an karşımda kepçeler ve kamyonlar hala çalışmaya devam ediyorlar’

Uzun bir süredir yurttaşlar “Erzin halkı zehir solumak istemiyor” diyerek direniyor. Tesise camından iş makineleri görünecek kadar yakında evi bulunan, tesise karşı direnen isimlerden biri de Nazlı Yıldız. Yıldız, durumu şöyle anlatıyor:

“Fabrikanın yapımını durdurmak, önlemek için direniyoruz. Sazlıklarımıza kadar yaktılar, yaban hayvanları yandı. Benim evimin ön kısmına bu fabrika kuruluyor. Sahilimiz kum. Caretta carettalar bile yaşıyor orada. Şu an karşımda kepçeler ve kamyonlar hala çalışmaya devam ediyorlar. Hiçbir sıkıntı yok adamlarda.

Burası benim yaşam alanım, [yapılırsa] ben dünyanın en kötü gazını soluyacağım, denizime gidip gelemeyeceğim, yaşayamayacağım, sahilimi kullanamayacağım. Evimi kullanamayacağım. benim deniz yolumun önüne adamlar fabrika kuruyorlar. Denize asla girilmeyecek”

‣Mersin’in polipropilen sınavı
‣Halkın gündemi salgın, devletinki polipropilen
‣[2021’in ardından] Çöpler, müsilaj, ithalat yasağı, lobi faaliyeti, Mersin polipropilen zaferi ve dahası…
Karbon sıfır yolunda kömüre yer yok! Peki ya plastik?

Keşifte neler yaşandı?

Bugün saat 10.30’da Erzin’e bağlı Burnaz’da bilirkişi keşfi gerçekleştirildi. BYPORT Petrol Ürünleri Terminal Hizmetleri Anonim Şirketi’nin yapmak istediği polipropilen üretim tesisinin sahasına yakın bölgede sazlıkların yakıldığı daha önce çevre aktivistleri tarafından görüntülenmişti.

İskenderun Çevre Koruma Derneğince Körfez sitesi karşısında yer alan sazlıkların 22 Ekim’de yakıldığı paylaşımı yapılmıştı:

Byport ve 23 milyar TL’lik projesi

Projenin bedeli tam 1 milyar 250 milyon ABD doları. Mevcut kurla 23 milyar 274 milyon 625 bin TL’ye karşılık gelen bu dev projenin 760 sayfalık  nihai ÇED raporu Nisan’da çıktı. Raporda projenin bedeli o zamanki kurla altı milyar TL geride kalmış görünüyor.

Tesiste imal edilecek kimyasallar içerisinde Hidrokarbonlar, Alkoller, Asitler, Aldehitler, Ketonlar, Sentetik Gliserin, Azot Fonksiyonlu Bileşikler, Etil Alkol, Sitrik Asit bulunuyor.

Birincil formda polimerlerin imalatı yapılacak tesisteki kimyasal türevlere Etilen, Propilen, Stiren, Vinil Klorür, Vinil Asetat, Vinil Esterleri, Akrilik Vb. Polimerleri de dahil.

Ayrıca petrol ürünleri ve gaz taşımacılığı ile su ve diğer ürünlerin taşımacılığına yönelik karada ve deniz altında uzun mesafe boru hattı çekilmesi planlanıyor.

Devasa projenin şirketi Bybort A. Ş.’nin tesisleri 7 Temmuz’da Resmi Gazete’de yayımlanan kararla özel endüstri bölgesi olmuştu.

Byport A.Ş., Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK) 6 Aralık’ta 15 yıl süreli LPG depolama lisansı vermişti. Hatay’a kurulmak istenen tesis de yine LPG ve akaryakıt için hizmet vermiş olacak.

Aynı sınav Mersin’de de verildi

Ancak yurttaşlar projeye aktarılan milyarlarca liraya karşı doğayı savunuyorlar. Hatay’dakine benzer bir sınav daha önce de Mersin’de verilmiş ve kamuoyu tepkisi sonucunda Mersin halkı kazanmıştı.

Petrokimya Sanayi A.Ş.’nin Mersin’de yapacağı polipropilen tesisi için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan ÇED raporunun iptaliyle ilgili açılan davada yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Ancak aynı telaffuzu zor üretimin tesisi bu kez de Hatay’da kendini gösterdi.

Erzin’de halk “Halkın katılım toplantısı”nın yapılmasına izin vermemişti ancak şirketin ÇED raporundan alınan bu fotoğraf, raporda halkın katılım toplantısının yapıldığı belirtilerek kayıtlara geçilmiş durumda: ÇED Raporunu hazırlayan En-ÇEV Enerji ile birlikte yöre halkı katılmıştır.

‘Mahkemenin aynı bölgeye ilişkin geçmiş kararları var’

Erzin Ernar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Erzin Sulama Kooperatifi, Yeşilkent Sulama Kooperatifi, Erzin Gönülüler Derneği ve iki yurttaş tarafından açılan davanın avukatı olan ve kooperatifler ile Erzin Belediyesi tarafından açılan iki dava kapsamında bugün gerçekleştirilen bilirkişi keşfine katılan Ümit Arif Özsoy, keşfe ilişkin şunları aktarıyor:

“Keşif heyeti olarak tespit edilen Adıyaman Üniversitesi’nden bilim insanları bugün sahayı gördüler, bizim itirazlarımızı ve karşı tarafın iddialarını not aldılar. Genelde rapor iki ay içerisinde çıkıyor. Keşifte herhangi bir görüş vermiyorlar. Her iki tarafın iddialarını yapıcı bir şekilde dinlediler. Hatay İdare Mahkemesi‘nin aynı yere ilişkin kararları var.”

Keşif bekleyişi.

‘Daha önceki projeler iptal edilmişti’

Erzin’in ekolojik anlamda özel bir durumu olduğunu vurgulayan Avukat Ümit Arif Özsoy, “Bölgede önceden beş adet termik santral projesi vardı. Onlara karşı ÇED raporu iptal davası ve lisans iptali davası açmıştık. Daha önce mahkemeler bunları bölgenin birinci sınıf tarım arazisi olması, bölgede sulak alanlar olması, İskenderun kertenkelesi koruma alanı olması nedeniyle iptal etmişti. Bunun da iptal edilmesi gerekir diye düşünüyoruz. Aynı parseller” diyor.

‘Demir fabrikası, termik santraller, maden ocakları’

Bir de bölgeyi Hatay Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Kara’dan dinliyoruz. Kara’nın ilk cümleleri şöyle:

“Bu bölge halihazırda yeterince kirleticilerin etkisi altında. Demir fabrikası, termik santraller, maden ocakları…”

Caretta carettalar, İskenderun kertenkelesi ve diğerleri: Ciddi tehlike altında

Son bir yıl içerisinde Erzin’de yapılacak olan polipropilen tesisinin ve bunun yedi kilometre uzağındaki Türkiye Varlık Fonu‘na (TVF) ait olan Doğu Akdeniz Petrokimya Tesisi‘nin bölge için artık geri dönülemez bir nokta olduğunu ve bu bölgedeki kirlilikle hastalığı beslediğini söyleyen Kara, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada yaşayan insanlar olarak bunu kabul etmiyoruz. Körfez’de zaten Atlas İskenderun Termik Santrali, Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) var, hayat çok kirli, İskenderun Körfezi kirli… Deniz suyunu ısıtıyorlar. Balık popülasyonuna ciddi sıkıntı veriyorlar. Akdeniz çanağının içerisinde ciddi bir ısınmanın söz konusu olduğunu bilim insanları söylüyor.

Erzin ve Dörtyol narenciyenin kalbi. Biz burada ‘narenciyeye nasıl katma değer yaratılır’ın belki güzergahını çizmek isterken mera alanına, deniz kaplumbağalarının yaşadığı alana, kumların içerisine, İskenderun kertenkelesinin yaşam alanının üzerine devasa bir şirketin kuruluyor olmasını mücadeleye yeterli sebep olarak görüyoruz. Bölgenin kümülatif olarak değerlendirilmesi lazım. Körfez’in Aliağa’dan Dilovası’ndan geri kalır yanı olmayacak.”

Keşif bekleyişi…

Son olarak umutlu bir isimle konuşuyoruz. Davacı Akif Hoca, bugün keşfe katılanlar arasında yer aldı, keşfe dair izlenimlerini sorduğumuz Hoca şunları söylüyor:

 “[Bugün keşifte] 20 yıldan beri burada oturduğumuzu, burada yüzlerce meyve ve sebzenin yetiştiğini ama özellikle buradaki termik santralden sonra bunların olmadığını, yeni kurulan tesisin de her ne kadar ‘bacamız var’ dese de iş üretime geçince böyle olmayacağını, evimizin buraya 400 metre mesafede olduğunu, sahildeki kumsalın derinliğini, hepsini izah ettik. Alternatif yer de söylendi. Yani endüstriye karşı değiliz. Burada tarıma elverişsiz yerler var, insanların kullanmadığı, oralara yapılması söylendi.”

‘Kapalı kapılar arkasında bir şeyler yapılırsa bilemeyiz tabi ama şu anda ümitliyiz

Hoca “Yakın bölgelerin de ne kadar kıymetli olduğunu, kumsal olduğunu izah etmek için, hatta caretta caretta yumurtalarının olduğu yerleri göstermek için hakim, başkan ve bilirkişiler sahile de indiler” diyor ve ekliyor:

“Bilirkişilerin sorduğu sorulardan da onların bu işi gerçekten doğru olanı yapmaya niyetli olduklarını imajı oluştu bende. Kapalı kapılar arkasında bir şeyler yapılırsa bilemeyiz tabi ama şu anda görünürdeki durumdan ümitliyiz. Burada mahkeme yürütmeyi durdurma kararı alır gibi geliyor bana.”

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.