Köşe YazılarıManşet

Hasankeyf’te BarajaRock: Müzik bir direniş biçimidir – Miraz Rûspi

Bu ülkede doğayı azıcık önemseyen her insanın bildiği bir yaradır Hasankeyf ve de burası yine en güçlü baraj karşıtı hareketlerinden birinin doğduğu topraklardır.  Ilısu barajının yapımına karşı yükseltilen inançlı ses uluslararası şirketleri yıldırmış; baraj yapımından çekilmelerini sağlamıştı.  Böylece barajın yapılmayacağına yönelik büyük bir psikolojik üstünlük sağlanmış, Tayyip Erdoğan’a dahi Hasankeyf’in sular altında kalmayacağını söyletmeyi başarmışlardı.

15 hasankeyf...

Hasankeyf’in yok olmasının önüne geçenler zaferlerini kutlarken Tayyip Erdoğan proje için gerekli parayı şaibeli bir şekilde aralarında Akbank ve Garanti Bankalarının da aralarında bulunduğu bir takım finans kuruluşlardan elde etti. Tabi parayı bulunca verdiği sözleri unuttu. Dünya çapında protesto eylemleri yapma gücüne sahip olan Hasankeyf gönüllüsü dernek ve ekolojik girişimler barajın hiçbir şekilde yapılmayacağına ilişkin kamuoyunda üzerinde yarattıkları psikolojik üstünlüğü zamanla kaybettiler.  Böylece protestolar ve baraj karşıtı etkinlikler her geçen gün biraz daha azaldı. Hasankeyf’e sadakat treni yola çıkmaz, Doğa derneği Hasankeyf’teki evine daha az uğrar oldu.

16 barajarockBu yılmışlıktan Hasankeyf yaşatma girişimi de payını aldı. 2010’dan itibaren her yıl düzenli olarak girişim tarafından yapılan Hasankeyf dayanışma kampı geçen yıl yapılamadı. Bu yıl Hasankeyf direnişinin üzerindeki ölü toprağını silkelemek ve de yeniden yapılanmak için Hasankeyf yaşatma girişiminin ağustos ayında yapmayı planladığı dayanışma kampı ise Soma’daki işçi ölümleri sebebiyle iptal edildi. Yeni bir kampın yapılıp yapılmayacağına dair Batmandaki kollektiflerle yapılan toplantılarda Hasankeyf kampına yüksek katılım sağlamak ve psikolojik üstünlüğü yeniden ele geçirmek için ‘Baraja Rock’ temasıyla geniş katılımlı bir Hasankeyf dayanışma kampı düzenleme kararı alındı.

Kamp için yoğun hazırlıkların yapıldığı bir dönemde IŞİD Şengal’e saldırdı. Katliamdan kaçan halk YPG’nin açtığı yaşam koridorları vasıtasıyla önce Roboski’ye ardından yoğunluklu olarak Ilısu barajı havzasında bulunan Batman, Diyarbakır, Siirt ve Şırnak gibi kentlere sığındılar. Baraja Rock dayanışma kampının bir defa daha iptali gündeme geldi. Hasankeyf yaşatma girişimi üyeleri Ilısu barajının da bir tür katliam projesi olduğunu ve her türden katliamın karşısında olmak gerektiğinin altını vurgulayıp organizasyonu devam ettirme, bu arada da Ezîdiler’le dayanışma kararı aldı. Girişim üyesi kurum kuruluş, kollektiflerle ortak alınan karar sonrası kamp organizatörlerleri Ezîdilerle  dayanışırken bir taraftan da düşük bir bütçeyle Baraja Rock dayanışma kampını organize ettiler.

Gönüllülerin yoğun emeği sonucu 19 Eylül günü kamp için tüm hazırlıklar tamamlanmış. Hasankeyf gönüllüsü gençler, HDP’li belediyeler, akademisyenler, ekolojistler, milletvekili ve sanatçılar sayesinde düşük bütçeye rağmen dopdolu bir kamp programı hazırlanmıştı. Her şey çok iyi gidiyordu ki kampın ilk günü daha sahnenin hazırlıklarını bitirmeden katliam haberleriyle sarsıldık. IŞİD, Kobaniye saldırmıştı. Bilgiler net değildi ama büyük bir katliamdan bahsediliyordu. Kobenî sınırına yürümek için çağrılar yapılmış halk olası bir katliama karşı durabilmek için Suruç’a doğru yola çıkmıştı. İnsan katliamları yine doğa katliamlarının önüne geçmişti. Öncelik sırası hangisinde olmalı gibi saçma sapan bir karşılaştırma sorusuna tabi tutulmuştuk.  Yapılması gereken iş basitti: Kampı iptal edecek hep beraber otobüslerle Kobanîye doğru yola çıkacaktık. Dediğim gibi basit bir işti bu, oysa kamp komitesi olarak zor bir işe soyunmuştuk. Kampta bulunanlar olarak sadece müzik dinlemeye ya da panellere gelmemiş -farkında olsalar da olmasalar da- Kadim Dicle nehrini önce göl, sonra bataklık haline getirerek milyonlarca canlının yaşam alanını yok etmek isteyen milyarlarca dolarlık bütçeye sahip şirketlerin ve Ortadoğu su politikalarında söz sahibi olmak isteyen devletlerin karşına dikilmiştik.

Diğer taraftan karşımızda IŞİD canileri vardı, savaş vardı, insanlar ölüyordu. Tüm bunlar yaşanırken Ortadoğu gibi gülümsemenin kabahat sayıldığı topraklarda şarkı, türkü, klam söylemek ne kadar doğruydu. Galiba öylesine sarf edip facebookta paylaştığımız ‘Dans edemediğim devrim devrim değildir’, ‘Müzik bir direniş biçimidir’, ‘Gülmek ideolojik bir eylemdir’ cümleleriyle gerçek yaşamda en yakıcı haliyle karşılaşmıştık. Kamp tertip komitesi olarak ne yapmamız gerektiği konusunda kararsızdık. Genel olarak örgütlü yapıda olan arkadaşlar kamp sonrası herkesin memleketine gideceğini geriye Batman’da kendilerinin kalacağını, ekolojik bir mücadelenin önemini algılayamayan ayak kaydırıcıların; ‘insanlar ölürken sizler müzik yaptınız, eğlendiniz’  diye eleştirebileceklerini belirterek kampın iptal edilebileceğini söylüyorlardı.

KAMP BİTSİN Mİ KALSIN MI FORUMU

12  hasankeyf

Geriye kalanlar ki ben de bu insanları içindeydim. Kampın ne olursa olsun yapılması gerektiğini, müziğin bir direniş biçimi olduğunu bizlerin de baraj karşıtı bir kamp düzenleyerek egemenlere karşı ikinci bir cephe açtığımızı bu cephede milyonlarca canlının yaşam hakkını savunduğumuzu vurguluyorduk. Müziğin ve belki de içkinin tesiriyle ortaya çıkacak insani taşkınlıklarn absorbe edebileceğimizi, IŞİD’in yaşam tarzımızı hedef aldığını, yaşamı savunmanın IŞID tarzı yapılara karşı bir tür mücadele biçimi olduğunu da ayrıca savunduk. Bu arada bu tartışmalar kampa gelenlerin yanı başında yapılıyordu. Tartışmanın sonunda kamp komitesi olarak bir karar aldık. Madem doğrudan demokrasiyi savunuyorduk o halde bu konuda kararı tüm kamp sakinleri vermeliydi. Böylece Hasankeyf’ten İstanbul’a hatta Basklılara kampta bulunan herkesi konser alanına çağırdık. Bu tür bir tartışmada siyasi terminolojide ki sık kullanışına rağmen pek başvurulmayan bir yöntemi denedik, kamp alanındaki herkesle birlikte konseri iptal edip etmeme konusunda karar vermek için bir forum düzenledik.

Forumda savaş varken nasıl olur da festival yapabiliriz. Ben burada kalamam hemen gidiyorum diye dağı taşı inletip ajitasyona bağlanarak tribüne oynayıp hiçbir yere gitmeyenler de oldu. “Arkadaşlar ben kalamam ama sizler festivale devam etmelisiniz deyip Kobaneye gitmem için araç temin edebilir misiniz?” diyenler de oldu. Müziğin bir direniş şekli olduğunu savunan, doğa katliamı ve insan katliamının aynı şeyler olduğunu savunanlar da oldu Oremar’da arkadaşları öldükten sonra Oremar stranını yapıp mücadeleyi yükseltenleri anlatanlar da. Sonunda bu halk forumunda Kobani’ye gitmek isteyenler için gerekli desteğin sunulması, kamp boyunca Kobani’nin vurgulanması ve kampın devam etmesi kararı alındı. (ve o andan itibaren kampla ilgili her etkinliğe ya da soruna ortak karar alındı)

Tabi bu arada kampın iptal edildiği dedikoduları yayılmış. Festivale gelmek için yola çıkan beş otobüs yönünü Kobaniye çevirmiş, müzik gruplarının bir kısmının gelişi iptal edilmişti. Halk kararının ne olduğunu bilmeyen ses sistemi memuru, “Ben halk kararı bilmem. Sadece başkanımın emrini uygularım” diye ses sistemini toplamaya başlamıştı.  Neyse ki memura başkanın halkın emrinde olduğunu ve kararımıza saygı göstereceğini Belediye Başkanını arayıp şahit göstererek inandırdık. Diğer taraftan iptal edilen otobüs seferleri ve iptal dedikodusu yüzünden kamp kitlesinin yüzde seksenini daha baştan kaybettik. Sadece bira içip eğlenmeye gelenleri de çıkartırsak Hasankeyf’te baraj karşıtı bir avuç gönüllü kalmıştı.

BİR AVUÇ GÖNÜLLÜDEN ÇEKİNEN DSİ BARAJ KAPAKLARINI AÇTI

13 hasankeyf...

İşte bu avuç gönüllü dahi DSİ’yi korkutmuş olmalı ki kampın ikinci günü baraj kapaklarını açtılar. Konser alanının üçte biri – ki bu 3/1 lik alan çadır alanıydı- Dicle nehrinin on beş metre uzağındaki forum çadırlarımız dahil olmak üzere su altında kaldı. Forum arası ve konser arası çadır taşıdık. Öfkelendik ve de zorlandık ama DSİ sayesinde temsili de olsa evinin su altında kalmasının ne demek olduğunu öğrendik. Direnişe sarılmanın gerekliliğini daha iyi kavradık.

Doğal yaşam atölyelerinden ekolojik yerleşkelere, belediyelerin ekoloji politikalarından dünya su politikalarına ve tabi ki Hasankeyf direnişi ile ilgili forumlar ve de konserler sonrası Ilısu barajına karşı yapılabilecek yaratıcı eylem biçimleri tartışıldı. Ilısu karşıtı bir ağ kurulması, farklı kentlerde protesto eylemleri yapılması ve uzun süreli mağara işgallerinin yapılabileceğinin yanısıra Ilısu barajına kredi sağlayan Akbank ve Garanti bankalarına yapılabilecek protestolar da konuşuldu ve kararlar alındı.

HASANKEYF KALESİNDE BARAJAROCK İŞGALİ

17 barajarock

Sloganlar atarak kaleye çıkan protestocuların ardından jandarma, kırılan demir parmaklıkların yerine askerden set ördü

Toplantı sonunda katılımcılar Şikefte köyünde keleklerle baraj karşıtı gösteri yapıp protestoyu belgesele çeken ekibe yardıma giderken Hasankeyfte kalanlar ani bir kararla Hasankeyf kalesine yürüdü. İki yıl önce mağarada bulunan ve taş düşmesi sonucu ölen bir kişiden sonra can güvenliği bahanesiyle – hızlı tren kazasında ve soma gibi olaylarda can güvenliği proje iptalini ya da maden kapatmayı gerektirmemişti-  Hasankeyf kalesi demir kapılarla kapatılmış. Yerli ve yabancı turistlerin Hasankeyf kalesini gezmesi engellenmişti. Böylece Hasankeyf’in her geçen gün artan turizm potansiyeli darbelenmiş, yerli halkın yoksullaşması ve yok pahasına evleriyle arsalarını kamulaştırılmasına rıza gösterilmesi amaçlanmıştı. Hasankeyf kalesine geçişi engelleyen demir kapı ve turnikeler kaleye çıkmak isteyen protestocular tarafından Hasankeyf’i halka açıyoruz şiyarıyla kırıldı. Sloganlar atarak kaleye çıkan protestocuların ardından jandarma, kırılan demir parmaklıkların yerine askerden set ördü. Kale üstünde yaklaşık bir saat kalan göstericiler. “Hesbes Quzılqurt Edibes”, “Baraj yapma boşuna yıkacağız başına”, “Hasankeyf onuruna sahip çık” sloganları atarak kaleden indiler. Hasankeyf çarşısında yürüyüş yapıp Hasankeyf trafiğini bir süreliğine kapatıp sloganlarla halay çeken grup ile olaysız bir şekilde kamp alanına döndük.

Ve üç günlük bir kamp neyi değiştirir diyenlere inat bir şeyler değişmeye başladı. İstediğim yere bend kurarım diyenler karşılarında bir avuçla başlayan ama avuç avuç artacak yeryüzü severlerinin olduğunu gördüler. Bizler, kampı düzenleyenler ve kampa katılanlar ise olası eleştirilere göğüs gererek çağrı metninde söylediğimiz gibi Dicle sesini müziğin ritmiyle harmanlayıp evrene sesimizi duyurmaya çalıştık. Dostlara selam gönderdik, Egemenlere Savaşlarla gölgelediğiniz yaşamımızı elimizden almanıza izin vermeyeceğimizi ve bu savaşta kadim Dicle’nin yanında olduğumuzu haykırdık.

Hasankeyf dayanışmasında yer almak için adresler;

facebook.com/hasankeyfyasatmagirisimi

Bu yazı Sivil Düşün tarafından desteklenen Katılımcı Yerel Çevre Muhabiri Ağı Projesi kapsamında ağa dahil olan Batman Yerel Muhabiri Miraz Rûspi tarafından hazırlanmıştır

Miraz Ruspi

 

Miraz Rûspi