EkolojiManşet

Gaziemir’de kamusal tehlikenin izlenmesine “özel hayatın gizliliği”bahanesi

0

Gaziemir adı maalesef radyoaktif atıklarla tarihe geçti. Nükleer santrali bulunmayan fakat yaptığı uluslararası anlaşmalarla nükleer santral hayalinin peşini bırakmayan  Türkiye’de Gaziemir adı, radyoaktif atık meselesiyle özdeşleşti. Daha önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi  ilk olarak 2007 yılında Aslan Avcı Kurşun fabrikasının 70 dönümlük arazisinde nükleer atıkların bulunduğu tespit edilmişti. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) denetimi altında olması gereken fakat 2012 yılına kadar hiçbir önlem alınmadığı buna mukabil bölgedeki radyoaktivitenin kanser ve türevi bir çok hastalığın nedeni olduğu anlaşılan fabrika arazisinde bertaraf ve temizlik işlemlerine başlanması için EGECEP, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve Gaziemir mahalle sakinleri adına Av. Arif Ali Cangı’nın 2014 yılında avukatlığını üstlendiği dava süreci başladı.

2014 yılından  itibaren  Aslan Avcı kurşun fabrikasının  yer aldığı Emrez Mahallesi’nde halk sağlığının tehdit altında olması sebebiyle önce sorumluların ceza almasına çalışıldı. Radyoaktif atıkların tespit edildiği arazide temizlik ve bertaraf süreçlerinin yürütülmesi için  Aslan Avcı’nın müteaahhidi olarak  Turanlar A.Ş görevlendirildi. Fakat bu kez de Turanlar A.Ş.’nin uygunsuzluklarıyla karşılaşıldı zira Tehlikeli atık bertaraf ve temizlik işlemlerinin usulüne uygun şekilde yapılması için sözkonusu şirketin Çevre Etki Değerlendirme  (ÇED)Onayı alması gerekiyordu. Mahkeme ÇED alınmasına hükmetmişse de karar  sivil toplumun kampanyalar yürüterek baskı yapmasıyla hayata geçirilebildi ve ÇED alınarak bertaraf ve temizlik işlemlerinin yapılması  sivil toplum tarafından şart koşuldu.

ÇED süreci devam ederken davayı takip eden Av.Arif Ali Cangı’nın girişimleriyle halkın katılımı toplantılarına iştirak etmek ve bilimsel görüş beyan etmek amacıyla sivil toplumu temsilen bilim insanlarından oluşan bir komite kuruldu. Bu şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nezdinde gerçekleştirilen Halkın katılımı toplantısı ile İnceleme ve Değerlendirme(İDK) toplantısının ilkine katılım sağlandı. Ancak toplantının katılımcılarından EGECEP’e İnceleme Değerlendirme Komisyonu tutanakları istenmesine rağmen gönderilmedi, kaldı ki EGECEP ve davacı vekil Av.Cangı görüşlerini ve önerilerini sunmalarının ardından toplantı bitmeden salondan çıkarıldı.

Anlaşılan o ki  sivil toplumun bu kadar devlet ve şirket işlerine karışması kabul edilemezdi. Dur demenin bir yolu  “özel hayatın gizliliği” bahanesiyle  tutanakları göndermemek oldu!

Oysa Gaziemir on yıllardır “özel hayatın gizliliği” ile örtbas edilemeyecek kadar kamusal üstelik aleni şekilde ekosistemi zehirliyor ve halk sağlığını bozuyor!

Türkiye’nin en yüksek çevre cezası 

Çevre ve ekolojik tahribat konusunda birbiriyle yarışabilecek bir çok dava olmasına rağmen Gaziemir’de tespit edilen radyoaktif atıklar konusunda  Aslan Avcı Kurşun fabrikası yetkililerinin  sorumlu bulunmasıyla Türkiye tarihinde en yüksek çevre cezası olarak 5,7 milyon dolarlık bir ceza kesilmişti.

Temizlik işlemleri ile de halk sağlığını alenen tehdit!

Gaziemir için en yüksek çevre cezasının verilmesindeki amaç kuşkusuz bu  radyoaktif atıkların başta Emrez mahallesinde yaşayanlar için olmak üzere halk sağlığını tehdit etmesinin önüne geçecek aksiyonların alınmasıydı zira, bu atıkların yer altı sularına karışması bile bir felaket anlamına geliyordu. Buna rağmen izleyen süreçte bu atıkların temizliğinde başvurulan yol ve yöntemler de sorun oluşturmaya devam etti. Dolayısıyla Gaziemir’de halk sağlığı bu kez de Fabrika arazisindeki radyoaktif kayaçların bertarafı işlemlerinde Turanlar A.Ş’nin   bilimsel olmayan yöntemler kullanarak gelişigüzel bir şekilde  mahalle ortasında radyoaktif kayaçları kırmasından dolayı tehdit altındaydı. Turanlar A.Ş’nin   ÇED almak suretiyle radyoaktif temizlik ve bertaraf işlemlerine devam etmesi için yargı yoluna başvuruldu. Mahkeme kararına rağmen maliyetli olduğu gerekçesiyle ÇED başvurusu yapmayan firmanın sivil toplum tarafından organize edilen kampanya baskısıyla karşılaşmasından sonra ÇED süreci başladı. ÇED başvurusu devam ederken 28.06.2016 tarihinde ÇED sürecinin ve projenin uygulanma sürecinin “bilimsel ve kamuoyu gözetiminde yapılması” konusunda oluşturulan ortak görüş neticesinde “sivil izleme komitesi” kuruldu, bu komitenin İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantıları ve diğer aşamalarında “komitenin  katılımcı bulundurması kararlaştırıldı.

Gaziemir’e tehlikeli atık geri dönüşüm tesisi kurma teklifi

Sivil toplum bu kez de Turanlar A.Ş sayesinde başka bir “ilk” ile karşılaştı. Halihazırda  Davanın müdahilleri EGECEP ve davacı vekil Av.Cangı ile Gaziemir Emrez Mahallesini temsilen Mehmet Kurt’un İDK toplantısına katılma taleplerini bildirmelerinin ardından incelemek üzere edindikleri raporlardan radyaoktif atıkları bertaraf etmesi için görevlendirilen Turanlar A.Ş’nin atık temizliğinin yapılacağı arazi üzerine bir de tehlikeli atık geri dönüşüm tesisi kurma önerisinde bulunduğu anlaşıldı. Davacıların itirazıyla  Gaziemir’de bir atık ayrıştırma ve bertaraf tesisinin kurulması önerisi de yine mahalle ortasında bu işlemlerin yapılması büyük tehdit anlamına geldiğinden geri çektirildi.

Bununla birlikte 14.12.2016 tarihinde yapılan İDK toplantıya katılım talebinde bulunmuş olan davacı tarafa  son güne kadar toplantının detayları haber verilmedi. Nihayetinde bir gün önce bildirimi alan davacı taraf adına Av.Arif Ali Cangı  atıkların geri kazanımından vazgeçilmesi, radyoaktif bulaşıklı kayaçların Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim (ÇNAEM)’e gönderilmesi,  “Kırma ve ayrıştırma işlemi mahalle arasında değil şehir dışında bir tesiste yapılsın şeklindeki haberimizde bahsettiğimiz önerilerini sunmasının hemen ardından  Komisyon başkanı tarafından “komisyonun çalışma usulü” gerekçesiyle toplantı salonundan çıkarıldı. Komisyon üyelerinin itiraz ve açıklamalarını dinlemek, gerekirse ek açıklama yapmak isteyen katılımcılar toplantıyı sonuna kadar izlemek istediklerini ısrarla dile getirdilerse de  Komisyon Başkanı bu talebi reddetti. Toplantı salonundan çıkarken toplantı tutanaklarını edinmek istediklerini ifade eden davacı tarafa  cevap,   Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Müdürlüğü’nden 29.12.2016 tarihinde geldi.

Tutanak paylaşımı “Özel hayatın gizliliğini ihlal”miş!

Hukuk müşavirinin 02.02.2016 tarihli ve 2349 sayılı yazısıyla özel hayatın gizliliğini ihlal edebileceği düşünüldüğünden toplantı tutanağı paylaşılmadı. Zira ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’ne göre  28.06.2016 tarihli Halkın Katılımı toplantısına  ve 14.12.2016 tarihli 1.İDK  toplantısına katılıp görüş belirtmesi Komisyon Başkanı için yeterliydi, tutanakların paylaşımına gerek yoktu.

1.İDK toplantısı öncesinde Soldan sağa: Esat Bayramoğlu,Av.Arif Ali Cangı, Mehmet Kurt

Tutanağın paylaşılmaması üzerine görüşüne başvurduğumuz Av. Cangı, İDK toplantılarının gizli olacağına dair hiçbir yasal düzenleme bulunmadığına ve bu gizleme ile sağlıklı çevrede yaşama hakkının zorunlu unsuru olan çevresel konulardaki bilgilere erişim-katılım hakkının da yok sayıldığını ifade etti.

İDK toplantı tutanağının kendilerine gönderilmemesi üzerine Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na yazdıkları 3 Ocak 2017 tarihli itiraz dilekçesinde Cangı, “özel hayat” la ilgisi olmayan komisyon tutanaklarının verilmemesinin açıkça yasaya aykırı olduğunu belirttiklerini paylaşırken bunun aynı zamanda bilgi edinme hakkının ağır şekilde ihlal edilmesi anlamını taşıdığının altını çizdi.

Pınar Demircan

(Yeşil Gazete)

 

Kategori: Ekoloji

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.