DünyaEnerjiManşet

Fukuşima Nükleer Santrali’nde yüksek radyasyon seviyeleri ve operasyonel ertelemeler

Dokuz yıl önce Fukuşima Nükleer Santrali ‘nde meydana gelen patlamalar nedeniyle devreden çıkarılarak sökümüne başlanmak istenen 1,2, ve 3 no’lu reaktörlerde devam eden çalışmalar, uzmanlara göre son derece riskli ve olağanüstü çaba gerektiriyor. En son Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından santralin 1 No’lu reaktör binası içinde çok yüksek seviyelerde radyasyon tespit edildiği ve yine 2 ve 3 No’lu reaktörlerin muhafaza kaplarına da çok yoğun miktarda radyoaktif maddelerin yapışmış olduğu açıklandı.

Asahi Gazetesinin haberine göre Japonya’nın Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından yapılan açıklamayla bu reaktörlerde tahmin edilen radyasyon seviyelerinin saatte 10 Sievert civarında olduğu öğrenildi. Bilim insanlarının bu radyasyon dozuna maruz kalarak bir saat geçirmenin ölüm anlamına geldiğini söylediği ortamda, operasyonların yürütülmesi oldukça güç. Yüksek radyasyon dozlarının bir nedeni, reaktör muhafaza kabının dışına yapışmış olan radyoaktif eriyik olurken bunların temizlenmesinin gerekmesi de ilave çalışmaların eklenmesiyle söküm sürecine başlanmasını geciktirecek.

Sadece ölçümü beş yılda tamamlanabilecek

Her üç reaktörde tam erime nedeniyle muhafaza kaplarının dışına sızdığı düşünülen toplam eriyik miktarının ise 880 ton civarında olduğu belirtiliyor. Söküm sürecine başlanması için yürütülecek operasyonlar ise prosese özel ekipmanların üretimini gerektirdiği üzere 2021’de tamamlanamadığı için 2022’ye ötelendi.

Japonya Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından yapılan açıklamaya göre patlamanın meydana geldiği santralde tam erimenin hasıl olduğu 2 ve 3 no’lu reaktörlerde radyasyon seviyelerinin ölçümü beş yıl içinde tamamlanabilecek. Ancak şimdiden 2 no’ lu reaktörün ilerlediği katmanlarda yayılmış olan sezyum 137 nedeniyle radyasyon seviyeleri 20-40 petabekerel* civarında öngörülüyor. 3 no’lu reaktör için ise bu dozun saatte 30 petabekerel civarında olduğu düşünülüyor. 1 No’lu reaktörde 0,16 petabekerel civarında daha düşük seyreden radyasyon seviyeleri söz konusu.

Haberi, Fukuşima nükleer felaketinin başlamasıyla gerekli görülen radyoaktif kirlilik bertaraf süreçlerinde karşılaşılan zorlukların insanlığın nükleer teknoloji karşısındaki aczini gösterdiği şeklinde yorumlayan Nukleersiz .org koordinatörü ve Yeşil Gazete yazarı Pınar Demircan’a göre Fukuşima Nükleer Santrali’nde söküm öncesi hazırlık prosesleri için bile gecikme söz konusu. Fukuşima’ da patlamaların ardından yapılan açıklamalarda 10 yıl içinde eriyik yakıtın temizliğine başlanacağı söylenmişken operasyon tarihlerindeki ötelemenin yalnızca pandemi koşullarına bağlanamayacağını söyleyen Demircan “İnsanlık tam olarak tanımadığı bir teknolojiden kendini korumak zorunda kalışıyla acz içinde” dedi.

Gecikmelerde pandemiden ziyade yüksek radyasyon ekili

Bugüne dek yalnızca patlamanın olmadığı 4 numaralı reaktördeki yakıt havuzundaki kullanılmış yakıt havuzlarının öngörülmüş olan takvime göre boşaltıldığını belirten Demircan, radyoaktif yakıt bertaraf proseslerinin başında yakıt havuzundan yakıtların taşınmasının 10 yıl içinde tamamlanacağının iddia edildiğini ve bunun bugün hala gerçekleştirilmediğini hatırlattı. Demircan, bu gecikmelerin pandemi koşullarına bağlanamayacağını “Pandemi koşullarının son bir yıldaki çalışmalar üzerinde etkisi olmuşsa da ertelemelerin gerçek gerçek nedeni yüksek radyasyon şartlarında çalışmaya yönelik teknolojilerin geliştirilme süreçlerinde yaşanan zorluklardır” ifadeleriyle açıkladı ve uygun teknoloji geliştirilememesinin yüksek dozda radyasyonun yayılımıyla sonuçlanırken bu proseslerin deneme yanılmaya bağlı olarak yeniden üretim için ek zaman ve ilave yüksek maliyetler gerektirdiğinin altını çizdi.

Fukuşima Nükleer Felaketi’ne bağlı radyoaktif kirliliğin bertaraf maliyeti, son hesaplara göre 700 milyar dolara ulaştığı, buna rağmen sorunların giderilmesi mümkün görünmüyor. Demircan tesis içerisinde depolanan 1 milyon ton radyoaktif suyun denize boşaltılması ihtimalinin de baki olduğunu hatırlatarak, Fukuşima’nın dünyanın bütünü için bilinmezlikleriyle dolu tehlikeleri barındırdığını belirtti.

Dünya genelinde her bir nükleer santral potansiyel birer Fukuşima olarak görülmedikçe Fukuşima’ların tekrarlanmasının kaçınılmaz olacağını ifade eden Demircan, Türkiye’de halihazırda inşaatına devam edilen Akkuyu Nükleer Santrali ve Sinop projesinin de bu potansiyellerin dışında değil bilakis ÇED süreçlerinden itibaren görülen uygunsuzluklar nedeniyle başında geldiğinin altını çizdi.

*Petabekerel: 1000 trilyon bekerel

Kategori: Dünya