İklim KriziKöşe YazılarıKültür-SanatManşetYazarlar

Festival sahnesinden iklim krizine ihtişamlı bir bakış: Akram Khan Topluluğu’nun Orman Kitabı – Gamze Tosun

0

Londra merkezli Akram Khan Topluluğu tarafından hazırlanan dans tiyatrosu Orman Kitabı, İKSV 26. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında 28 Ekim’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ndeydi. Bu yıl Nisan ayında İngiltere’de prömiyerini yapmış olan gösteri, Rudyard Kipling’in 1894 yılında yayımlanan kitabı The Junglebook’un bir uyarlaması. 1967 yılında Disney tarafından animasyon olarak uyarlanan bu meşhur hikaye, Mowgli isminde bir çocuğun ormanda bir kurt sürüsünün arasında geçen yaşamını ve etrafında gelişen olayları konu alıyor. Henüz on yaşındayken Peter Brooke’un Orman Kitabı uyarlamasında Mowgli rolünü oynayan Akram Khan, bu tanıdık hikayeyi 2022 yılında iklim krizini merkeze alarak yeniden yorumlamış.

Oyun iklim felaketinin olası bir senaryosunu resmederek açılıyor. Yakın bir gelecekte, İngiltere’nin yüzde ellisinin sular altında kaldığı, insanların yüksek yerlere doğru su üstünde göç ettiği, iletişim kanallarının kesildiği, Google’ın çalışmayı durdurduğu bir dünyadayız.

Radyodan gelen sesler aracılığı ile dinlediğimiz felaket haberlerine sahnedeki çizimler eşlik ediyor. YeastCulture tarafından yalın çizgilerle resmedilmiş olan bu görsel hikayede Mowgli’yi, sular altında kalmış tarihi mimari yapılar ve kitleler halinde göç eden insanların arasında, bir iklim mültecisi olarak annesi ile birlikte su üstünde sürüklenirken görüyoruz.

Dalgaların şiddetlendiği sırada saldan düşen Mowgli’nin bir balina tarafından kurtarılması ve kendini karada kurtların arasında bulmasıyla birlikte dansçılar, dış ses ve animasyonun iç içe geçtiği etkileyici bir anlatı başlıyor.

Mowgli’nin sürüklendiği bu yer, Kipling hikayesinden farklı olarak, sömürge dönemi Hindistan’ındaki bir orman değil, 2030’larda insanların terk ettiği modern şehrin yıkıntıları arasında oluşmuş bir felaket sonrası ormanı. Burada hayatta kalmaya çalışan kurt sürüsünün bir üyesi olan Bagheera ve arkadaşı boz ayı Baloo’nun eşliğinde orman yasalarını öğrenen Mowgli, bu yolculuk sırasında hayvanların güvenini kazanmayı, dahası bilge filin dediği gibi onları “dinlemeyi” başarıyor. Yine Kipling hikayesinin aksine bu hikayede Mowgli’nin karşısındaki tehdit, onu öldürmek isteyen vahşi bir panter değil, kendi türünden olan ve “öldürmekten zevk aldığı için öldüren” bir avcı.

Oyunun sonunda avcıyı alt edip kendi türüne karşı hayvanlardan yana saf tutan Mowgli, edindiği bilgeliği insanlara aktarmak üzere hayvanların yanından ayrılıyor. Suyun üstünde süzülen Mowgli’nin son görüntüsü ile oyun, bu bilgeliğin yeni nesillere aktarılıp aktarılamayacağı noktasını belirsiz bırakıyor.

Khan’ın performansı, en genel ifadesiyle uyarıcı nitelikte ahlaki tonu baskın bir hikaye. İklim krizine yönelik yaygın bir söyleme eklenerek “modern insanın yıkıcılığının” karşısına “kendi içinde uyumlu doğa”yı koyan ve doğanın insandan alacağı “intikamı” vurgulayan, duygu yükü yoğun bir anlatı.

İklim krizi boyutları itibariyle belki de insan için kavraması oldukça güç hatta düşünceyi felç eden gerçeklerden biri olabilir. Söz konusu “türün sonu” olduğunda meselenin büyüklüğü karşısında verilen tepkilerin bir ucunda, insanın bir tür olarak “yok ediciliğine” dair utanç duygusunun baskın olduğu, doğaya “saygıyı” talep eden genel bir anlatı yer alıyor. Diğer uçta sayıları azımsanamayacak olan inkarcı yaklaşımlar bulunmakta. Tabii ki Khan ve ekibinin politik-estetik anlatısı, bu geniş skalada ilk uca yaklaşıyor.

Felaket öncesi köydeki yaşamına çizimler aracılığıyla tanık olduğumuz Mowgli’nin, adeta doğuştan gelen bir içgörü ile hayvanlara ve doğaya karşı güçlü bir merhamet duygusu taşıdığını, geleneksel olarak kabul gören avlanma pratiklerine katılmayı reddettiğini görüyoruz. Khan’ın Orman Kitabı, hem çocukluğu hem de köydeki yaşamında doğaya yakınlığı ile Mowgli’nin katıksız masumiyeti karşısında seyirciyi utanç ve üzüntüye çağıran romantik bir performans.

Sonuçta, olası felaket sonrası dünyanın karanlığını resmetmesine rağmen, bu haliyle Orman Kitabı, sahiplenmesi kolay hatta kaçınılmaz duygusal bir deneyim sunuyor. Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin büyük salonunda yankılanan ağıt türünde güçlü müzikler, sahne üzerindeki etkileyici koreografiler ve görsel katmanlar, seyirciyi sarmalayan bu duygusal deneyimi güçlendirmek üzere işlev görüyor.

Krizin bugünkü boyutları, mevcut politikalar ve inkarcı yaklaşımların yaygınlığı düşünüldüğünde, sadece iklim krizini merkezine koyması bile oyuna, “günceli yakalayan politik bir iş” olma vasfının atfedilmesini ve bu yönüyle de takdir görmesini sağlıyor.

Öte yandan, Khan ve ekibinin bu gösterişli güncel politik performansı, İngiltere merkezli başka bir grubun güncel fakat daha çatışmalı bir dizi politik performansını da akla getiriyor: Bir süredir İngiltere’de ve dünyada dikkatleri üzerine toplamayı başaran Just Stop Oil’in sanat alanlarını ve eserlerini de içine alan aktivist performansları.

Temelde hükümetin fosil yakıt üretimi için yeni lisans vermeyi bırakmasını talep eden aktivistler, gündelik hayatın akışını kesintiye uğratan eylemlerle taleplerini duyulur hale getirmeye çabalıyor. Kimi zaman işlek bir cadde üzerine uzanırken, kimi zaman müzelerdeki ünlü eserlere domates sosu fırlatıp kendilerini eserin olduğu duvara yapıştırıyorlar.

Grup, özellikle sanat eserlerini de içine alan eylemleriyle oldukça tepki gördü. Dünyanın farklı yerlerinden gelen yorumların çoğunda insanlar grubu “vandallık”la ve “aşırılık”la suçladı. Tepki gösterenlerin bir kısmı, sanatın “kutsallığına” atıfla, yapılan eylemleri zarar verici bulurken, aralarında tiyatrocuların da bulunduğu diğer bir grup ise verilen tepkinin adresinin yanlış olduğunu savundu. Her halükarda Just Stop Oil’in, Khan’ın duygusal hikayesine göre sahiplenmesi daha güç bir performans sunduğunu söyleyebiliriz.

Masumiyetinden şüphe etmediğimiz iklim mültecisi Mowgli’ye kıyasla iklim aktivistlerinin “rahatsız edici” bulunması kolay oluyor. Ancak belki de bu iki performansı yan yana koyarak, Khan’ın da sahnesine taşıdığı türden yok edici bir felaket kapıdayken, sanat, hayat ve politika arasındaki ilişkiye dair varsayımlarımızı yeniden düşünmemiz gerekiyor.

NOT: Bu yazı, Avrupa Birliği’nin araştırma ve yenilik programı Horizon 2020 kapsamında Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) tarafından fonlanan bir projenin (ERC-2019-STG, STAGING-ABJECTION, Hibe Sözleşme No: 852216) parçasıdır.

Kategori: İklim Krizi

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.