Doğa MücadelesiManşetYerel

Fatsa’da tek su kaynağını vermeye direnen köylüler, karşısında asker ve jandarma buldu

0

Ordu‘nun Fatsa ilçesi Sefaköy köyünde 80 hanenin kullandığı su, köylünün başka kullanabileceği bir su kaynağı olmamasına rağmen bir alabalık tesisine kiralandı.

Sefaköy muhtarı ve beraberindeki köylüler, suyun kesilmesine karşı çıkınca ise karşısında jandarmayı buldu. 

Köyün muhtarı Yusuf Kaynar, suyu kesmeye gelen ekiplere, “Annenizin evde çamaşır yıkadığı suyu kesseler nasıl bir davranış beklerdiniz? Bu suyu keseceksen, önce bizi yıkacaksın! Önce muhtar olarak beni, sonra da bu halkı yıkacaksın!” diyerek karşı çıktı:

Jandarma ekipleri, köy halkını darp ederek biber gazı sıktı.

Suyun kesilmesi için bölgeye asker de geldi. Jandarmaların yaka paça tuttuğu bir köylü, darp edilirken “Siz Müslüman değilsiniz. Müslüman bunu yapar mı?” diye isyan ederek direnmeye çalıştı.

Darp edilerek gözaltına alınan bazı köylülerin serbest bırakıldığı, bazılarının “Bizden şikayetçi olursanız sizi bırakmayız” denerek tehdit edildiği” iddia ediliyor.

Basın özgürlüğü var ama şu anda yok!

Gergerlioğlu’nun paylaştığı görüntülere göre, jandarma ve görüntüyü çeken arasında şu diyalog geçti:

-Zor kullanacağım bakın videoya çekmeyin.

-Bakın beyefendi basın özgürlüğü var mı?

-Basın özgürlüğü var, şu anda yok.

-Nasıl yok? Kanun ne diyor bu işe? Bununla ilgili kanun nedir

-Video çekmeyin. Kanunu ben aşağıda gösteririm size.

 

Muhtar Kaynar konuştu: Teröriste saldırır gibi saldırdılar

HDP Kocaeli milletvikil Ömer Faruk Gergerlioğlu da jandarmanın saldırdığı Sefaköy muhtarı Yusuf Kaynar ile bir canlı yayın yaptı

Kaynar, alabalık çiftliğinin 2000’li yıllarda kurulduğunu, firmanın 2010’larda bu suyu DSİ’den kiraladığını söyledi ve durumu şöyle anlattı:

“Biz önce karşı çıkıp ‘burası sadece çiftliğin olamaz, bu köy buradan su içiyor’ deyince önce uzlaşı sağlandı. Fakat 2011 yılında dönemin muhtarı ile birlikte gidip bu suyu DSİ’den 15 yıllığına kiralamışlar. Bundan haberimiz yoku. 2014’te ben muhtar olduğumda, suyu olmayan hanelere oradan su veremeyeceğimi söyledi bana işletme sahipleri. Hukuki süreç başladı.

Üç yıl sonra yerel mahkemede biz kazandık.Sonra Samasun İstinaf Mahkemesi’ne taşındı ve aleyhimize sonunçlandı. Biz de Yargıtay’a gittik. Fakat önceden üç senede sonuçlanan bu dava iki ayda geri geldi. Biz tabii bundan şüphelendik ve yetkili mercilere başvurduk, biz bu köyün suyunu vermeyiz dedik.

İlk kesmeye geldiklerinde tepkimizi gösterdik. Üst makamların gelmesini istedik, ‘bizi uzlaştırsınlar’ dedik.

Buradan saniyedede 13 litre su akıyor. Saniyede 1,5 litre su bizim köyümüze yetiyor. 11 buçuğu da bu alabalık çiftliğine yeterli geliyor. Fakat sorumlular duyarsız kaldı. Bunun üstüne biz suyumuzu içmeye devam ettik.

Ve yirmi gün sonra bir daha geldiler. Jandarma beni aradı. Orada toplandık.  Kadınların, evlerin suyu kesilmiş, halk gergin. Ben halk galeyana gelmesin diye gelenleri ikna etmeye çalıştım. Biz öğlen toplandık, beş buçukta beni karakola getirdiler. Ben lafla sözle, galeyan gelmeden ikna etmeye uzlaşmaya çalışırken, arka tarafta ana suyun toplandığı yerin kapağını kırmaya çalışmışlar. Halk sesi duyunca fındık bahçelerinden oraya gitmiş.

Jandarma sanki bu devlete ayaklanma çıkmış gibi, Irak’ta terörist gruplara saldırıyormuş gibi hareket etti. Biz çok olumsuz etkilendik, sinirlerimiz bozuldu. Biz Karadenizliler olarak bu devletin yükünü çeken, her türlü yanında olan insanlar olarak bu yapılmamalıydı. İnsanlar üzüntülerini dile getirdi.”

Askerin bu şekilde güç kullanmasına gerek var mıydı? Aşırı güç kullanıldı. Mevcut iktidar partili bu firmanın arkasında bir milletvikili olduğuna bugün inandık.

Biz devletten faydalanan köylüleriz, iktidardan değil. Şu anda halkımızı susuzdur.

OSKİ’ye gidip Genel Müdürle konuşmak istedim. Ben halkın seçmiş olduğu bir muhtarım, köyümün dörtte üçünün oyunu aldım. Fakat önümüze barikatlar çıktı, neredeyse özel güvenlik bize saldırdı.

Biz şunu anlıoruz: Hiçbir kaymakam, mülki amir, belediye başkanı, milletvekili… Bu kayıtsız kalınacak bir olay değil.  Oradaki askeri herkes duydu, bölge milletvekilleri gördü, muhalefet vekilleri gördü, aradılar. Ama Karadeniz gibi, yüzde 65 oy aldığı bu yerde, hiçbir iktidar milletvekilinin araması bizim gerçekten ağırımıza gitti.

Alabalık firmasının arkasını kollayan milletvekillerine lanetler okuyorum. Bu insanlar çocuklarına banyo yaptıramazken onlar rant için oraya gittilerse Allah belalarını versin.

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel de olayların yaşandığı yaşandığı Sefaköy’e gitti.

“Köylüye jandarma göndermeyin, muhatap gönderin. Köylüye ya OSKİ başkanı, ya belediye başkanı ya vali gelecek. Ordu gibi bir yerde, suyun anavatanında  bir kişi bile susuz kalmışsa bunun sorumlusu Ordu Valisi’dir.”

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.