ManşetSivil Toplum

Edepsizlik mi, ihanet mi, gazetecilik mi?

2004 yılına ait MGK belgesinin ve daha sonra MİT’e ait fişleme belgelerinin Taraf Gazetesi’nde yayınlanmasıyla ilgili tartışma devam ediyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, MGK’ya ait belgelerin yayınlanmasının suç olduğunu belirterek, belgeyi yayınlanan kişinin cezayı göze alması gerektiğini ifade etti. Arınç dün yaptığı açıklamada ise “Bu, gazetecilik değil. Edepsizlikten başka bir şey değil” dedi. Başbakan Erdoğan ise bu tür belgelerinin ifşa etmenin vatana ihanet etmek olduğunu söyledi.

Başbakanlık, MGK ve MİT’in, 2004 tarihli MGK kararları ve fişleme belgelerini yayımlayan Taraf Gazetesi ile muhabirleri Mehmet Baransu ve Hüseyin Özkaya hakkında  suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmaya ise gazetecilerden tepki geldi. Gazeteciler ise bu tür belgelerin yayınlanmasında kamuoyu yararı olduğunu belirterek, gazetecinin görevinin bu tür belgeleri açıklamak olduğuna dikkat çekti. Gazeteci örgütlerine göre, muhabirler hakkında açılan soruşturmalar, basın özgürlüğünün ihlali anlamına geliyor. Soruşturmaya Avrupa Birliği’nden de tepki geldi.

Arınç: “Bu, gazetecilik değil. Edepsizlikten başka bir şey değil”

Bütçe görüşmeleri esnasında konuşan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, gizli bir belgeyi açıklamanın suç olduğunu belirterek, “…kanunlara göre gizli kalması gereken bir belgenin alenen bir gazetenin birinci sayfasından yayınlanmasının, MGK Genel Sekreterliği Kanunu suç olduğunu söylüyor” dedi. “Öyle somun pehlivanlığına gerek yok. ‘Ben bu işi bilerek yaptım, sonucuna razıyım, bu bir gazeteciliktir’ dersiniz, kanun ceza veriyorsa bunu da göğüslersiniz” diyen Arınç, , gazetecileri tehdit etmediğini sadece kanunu hatırlattığını ve gazetecilerin bunun suç olduğunu bilmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.

Konuyla ilgili açıklamalarına dünde devam eden Arınç, Hürriyet Bursa Bölge Buluşması’nda
“Bu, gazetecilik değil. Edepsizlikten başka bir şey değil. Sen yaptığın işin hesabını şerefle vereceksin” ifadelerini kullandı.

Erdoğan: “Bu belgeleri ifşa etmek vatana ihanettir.”

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, 2004 MGK kararları ve fişleme belgeleriyle ilgili “Devletin mahremini ifşa etmenin adı özgürlük değil düpedüz bu vatana ihanettir.” diyen Erdoğan’a cevap veren Taraf Gazetesi’nin avukatı Veysel Ok ise suç işlemediklerini söyleyerek, Başbakan’ın bu konuda yargıyı etkilemeye çalıştığını ifade etti. Ok açıklamasında “suç unsurlarının yer aldığı belgeleri yayımlamak gizliliği ihlal değildir.” dedi.

Baransu ise yaptığı açıklamada, “2013 Türkiye’sinde kurban bağışladı diye fişlenenler olduğunun deşifre olması devletin mahreminin değil, devletin ayıplarının ve suçlarının ifşasıdır.” dedi. Baransu MGK belgeleriyle ilgili ise “o belgeler devletin mahremi olduğu için değil, Tayyip Erdoğan’ın mahremi olduğu için bu denli öfkeli.” şeklinde açıklama yaptı.

ÇGD Başkanı Abakay: “Gazetecinin görevi belge açıklamaktır”

Yeşil Gazete’ye konuşan Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı ve Gazetecilere Özgürlük Platformu dönem sözcüsü Ahmet Abakay’a göre, bu tür belgeleri yayınlamak gazetecinin görevi.

Olayın belgelerin sızması ya da yayınlanması değil, belgelerin kendisi olduğunu belirten Abakay, “Gazetecin işi, bu tür belgeleri edinmek ve yayınlamaktır. Bu tür belgelerin yayınlanmasında kamu yararı vardır. Yolsuzluk, usulsüzlük ya da fişlenme gibi konular kamuoyunu ilgilendirmektedir. Bu tür belgeleri yayınlamak gazetecinin işidir” dedi.

Basında yayınlanan son belgede, insanların fişlenmesiyle özel yaşamın ihlalinin ortaya konduğunu belirten Abakay, “Bu tür bir fişlenme yapılamaz ve bu tür veriler muhafaza edilemez.” şeklinde konuştu. “Bülent Arınç bu tür belgelerin gizli kalması gerektiğini söylüyor. Daha önce benzer nitelikli belgeler basın yayın organlarında yer almıştır, ama kendileri buna tepki göstermedikleri gibi kınamamıştır” diyen Abakay, “Arınç, bu tür şeyler yapılır diyor ve kabul ediyor” diyerek sorunun bu olduğuna dikkat çekti. Abakay, Amerika’da patlak veren Watergate Skandalını hatırlatarak, bu tür belgelerin istifalar getirebileceğini de de sözlerine ekledi. Abakay son olarak, Mehmet Baransu’nun gazeteciliği ya da gazeteci olup olmadığının kendisini ilgilendirmediğini de vurguladı.

Nedim Şener: “O belgelerin hangi amaçla olursa olsun yayımlanması gazeteciliktir”

Radikal Gazetesi’nden Ezgi Başaran’a konuşan Nedim Şener, “O belgelerin hangi amaçla olursa olsun yayımlanması gazeteciliktir. Gazetecilik çerçevesinde bir eleştiri yapılacaksa onu meslektaşları yapar. Yargı devreye girmemeli. Hele vatan haini nitelemesi son derece yanlış.” dedi. Şener, Baransu’yla ilgili olarak “Baransu’yu değil gazeteciliği savunurum…Baransu savunulacak birisi değil. Ama MGK’nın, Başbakanlık’ın ve MİT’in talimatıyla Taraf’a ve o gazeteciye soruşturma ve dava açılmasına karşıyım, karşı olacağım.” sözlerini kullandı.

“Başbakan’ın o gazeteci için vatan haini demesi çok rahatsız ediciydi. Başbakan bizim için de terörist demişti ve bunu derken yalnız değildi” diyen Şener, “Adını verdiğiniz o gazeteci başta olmak üzere yandaş medya ve cemaat medyası, televizyonuyla, gazetesiyle, yazdığı kitapla bizi terörist olarak göstermek için çok uğraştı.” dedi.

Ahmet Şık: “Haber dediğin, kamu çıkarını gözeten doğrulatılmış her bilginin yayımlanabilmesidir”

Radikel’e konuşan Ahmet Şık ise konuyla ilgili şunları söyledi : “AKP’nin, Taraf ve Baransu’yu hedef alan saldırısı Taraf ve Baransu’ya değil açık bir biçimde gazeteciliğe yöneliktir, kimsenin kuşkusu olmasın. Benim tarafım belli. Sorun bu tür belgelerin bir plan proje dahilinde ve çıkarlar söz konusu olduğunda haberleştirilmesi. Haber dediğin, kamu çıkarını gözeten doğrulatılmış her bilginin, bilindiği anda ve kimin çıkarına dokunup dokunmadığına bakmaksızın yayımlanabilmesidir.

Gazeteci örgütleri de tepkili: “Bu Basın Özgürlüğüne Darbe”

Zaman Gazetesi’nin haberine göre Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel, “Basın özgürlüğüne ağır bir darbe daha vurulmuştur.” dedi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş de, yasalarda gazetecilik faaliyetini engelleyen yasaların değiştirilmesini istedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, soruşturma hakkında şu açıklamayı yaptı: “İktidarı her eleştiren haberin ardından soruşturma açılması, gazetecilerin tutuklanması ileri demokrasi örneği değildir. Basın özgürlüğünün önünün kesilmesidir. Basın özgürlüğü ve adil yargılama herkese lazımdır. Mevcut yasalardaki gazetecilik faaliyetinin, terör örgütü üyeliğiyle eş tutulmasına yol açan tüm maddeler acilen kaldırılmalıdır. Hangi gazetede çalışırsa çalışsın, siyasi görüşü ne olursa olsun, tutuklu tüm gazeteciler serbest bırakılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, özgür basın yoksa özgür toplum da yoktur.”

Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel ise, “Taraf muhabiri Mehmet Baransu’nun yaptığı ‘bavul gazeteciliği’ ni her ne kadar uygun bulmasak da kamuoyuna yansıyan iddialar haberciliktir. Başbakanlık, MGK ve MİT’in bu haberler hakkında suç duyurusunda bulunması ise tam anlamıyla basın özgürlüğüne darbedir.”

Yayınlanan belgelerin devlet sırrı olmadığını belirten Medya Etik Konseyi Başkanı Halit Esendir,”Fişleme yapılmış ve suç işlenmiştir. Fişleme suçuna karışanı değil de suçu ortaya çıkaranı ‘suçlu’ ilan etmek doğru değil. ” dedi. Esendir açıklamasında “Psikolojik baskı uygulanıyor basına karşı. Taraf’ın yayımladığı belgelerden anlaşıldığı üzere devlet kurumları fişleme yaparak açıkça suç işlemiştir. Taraf hakkında yapılan suç duyuruları doğru değil.” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği: Konu Basın ve İfade Hürriyetiyle ilgili

Taraf Gazetesi ve muhabiri Mehmet Baransu aleyhine açılan soruşturmalara tepki gösteren Avrupa Birliği (AB) ifade hürriyetinin kamu yetkililerinin müdahalesi olmadan haber alınması ve verilmesini de kapsadığını vurguladı. AB, Avrupa basın ve ifade hürriyeti tartışmalarında İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına da uyulmasını talep etti.

Cihan Haber Ajansı’nın haberine göre, ekimde açıklanan 2013 raporunda ifade ve basın hürriyetine geniş yer ayıran AB Komisyonu, Türkiye’ye en düşük notlardan birini bu konuda vermişti. Raporda, “Devlet memurlarının basın üzerinde devam eden baskısı, geniş oto-sansür, eleştirel gazetecilerin kovulması, sık sık uygulanan internet siteleri yasakları, basın ve ifade hürriyetinin fiiliyatta yargı ve radyo-tv yayınlarını düzenleyen kurumlarca kısıtlanması gibi sorunlar devam etmektedir.” ifadeleri kullanılmıştı.

AB Komisyonu’nun Genişleme ve Avrupa Komşuluk Siyaseti’nden sorumlu üyesi Stefan Füle’nin sözcüsü Peter Stano, Cihan Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, ekimde açıklanan İlerleme Raporu’na atıf yaparak devlet yetkililerinin basına ilişkin açıklamalarının savcıları harekete geçirdiği ve hem medya sahipleri hem de gazeteciler arasında oto-sansürü artırdığına dikkat çekti.

Haber: Berkhan Çağlar Karaduman – Yeşil Gazete

Kategori: Manşet