ManşetSivil Toplum

Dünya’da ve Türkiye’de iltica

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) verilerine göre 2009’da çatışmalar, yoksulluk ve zulüm yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalan mülteci, sığınmacı, ülke içinde zorla yerinden edilmiş (internally displaced persons, IDPs), vatansız ve geri dönen insanların sayısı 1990’ların başından bu yana görülen en yüksek rakama ulaşarak 43,3 milyon kişi oldu. Bu sayının gerçekte, kayıt altına alınabilmişlerden daha yüksek olduğu düşünülebilir.

Toplam mülteci ve sığınmacı nüfusunun %41’ini 18 yaşından küçükler, yani çocuklar oluşturuyor. Bunların da %11 beş yaşın altında. 2009 yılında, bir yetişkin gözetiminde olmayan 18.700 çocuk sığınma başvurusunda bulunmuş. Refakatsiz çocukların büyük bir bölümünü Afganistan ve Somali uyruklular oluşturuyor.

BMMYK sorumluluğuna giren kişilerden %49’u kadınlar ve kız çocukları. Dünya mülteci ve sığınmacı nüfusunun %47’si, ülke içinde yerinden edilmişlerin %50’sini bu grup meydana getiriyor. BMMYK rakamlarına göre Türkiye’de bulunan mülteci ve sığınmacıların %28’i çocuk. Cinsiyete göre dağılımda ise kadın ve kız çocuk oranının %41 olduğu görülüyor.

Ülkelere göre rakamlar ve Türkiye

Dünya mülteci nüfusunun %71 ila %96’sı menşei ülkelerin bulunduğu bölgeleri terk etmiyor. Yani, mevcut olan kanının aksine, mülteci nüfusunun önemli bölümü sanayileşmiş ülkelerde değil, gelişmekte olan ülkelerin kentlerinde yaşama yeniden tutunmaya çalışıyor. Dünya mülteci nüfusunun %80’i gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.

1.7 milyon kişi ile Pakistan dünyada en fazla mültecinin yaşadığı ülke olurken, bunu 1.1 milyon kişi ile İran, 1.05 milyon mülteci ile Suriye izliyor. Gelişmiş ülkelerden Almanya 600 bin kişi ile dördüncü sırayı alıyor. Almanya’dan sonra Ürdün, Kenya, Çad ve Çin geliyor. Çin’i izleyen ABD ve İngiltere ise 275 biner mülteciye ev sahipliği yapıyorlar.

Türkiye’de bu rakam yaklaşık olarak 15 bin civarında. Türkiye, 12 Eylül darbesini izleyen yıllarda dünyanın belli başlı mülteci üreten ülkelerinden olmuş ve hala mülteci üretmeye devam etmekte. BMMY verilerine göre şu anda 146.386 Türkiye kökenli kişi başka ülkelerde mülteci durumunda. 10.264 kişi de mülteci statüsü almak için başvurmuş ve sonuç bekler durumdaki Türkiye kökenli sığınmacılar.

Gayrisafi yurtiçi hasıla açısından bakılınca, Pakistan yine en fazla yükü çeken ülke olarak görülmekte. Her 1 dolarlık GSMH için Pakistan’da 745 mülteci var. Bunu, Demokratik Kongo Cumhuriyeti 592, Zimbabwe ise 245 kişi ile takip ediyor.

2009’da yapılan 922 bin yeni sığınma başvurusundan 222 bini Güney Afrika Cumhuriyeti’ne yapılmış. Güney Afrika’yı 49 bin ile ABD ve 35 bin ile Fransa izliyor. BMMYK ofislerine yapılan başvurularda ise Malezya (40 bin), Somali ve Kenya (yaklaşık 16 biner) ilk üç sırada. Bunu, yaklaşık 10 bin başvuru ile Türkiye izliyor.

Menşe ülkeler

Sığınmacıların geldiği menşe ülkere bakıldığında Asya kıtası son 4 yıldır %45’e varan oranlarla başı çekerken, onu Afrika kıtası izlemekte. 2008’de olduğu gibi, 2009’da da en fazla mülteci üreten ülkeler Afganistan (yaklaşık 3 milyon) ve Irak (yaklaşık 2 milyon). Bu iki ülkeden gelen mültecilerin sayısı, dünya mülteci nüfusunun yarısına yakın. Bu iki ülkeyi sırasıyla Somali (700 bin), Demokratik Kongo, Myanmar, Kolombia, Sudan, Vietnam, Eritre ve Sırbistan (200 bin kişi) takip ediyor.

44 sanayileşmiş ülkeye sığınma başvurusu yapanların başında da sırayla Afganistan (27 bin), Irak, Somali, Rusya Federasyonu ve Çin uyruklular geliyor.

2009 yılı boyunca Türkiye’ye sığınma başvurusu yapan kişilerin menşe ülkeleri ise sırasıyla Irak (6904), Afganistan (2642) ve İran (2116). Bu ülkeleri Somali (647), Sudan, Eritre, Filistin (işgal bölgesi), Demokratik Kongo, Sri Lanka ve Özbekistan (35) izliyor.

Arkaplan

Mülteci diye tanımlanan kişi; ülkesinde ırk, din, sosyal konum, cinsel kimlik, siyasal düşünce ya da ulusal kimliği ve benzeri nedenlerle kendisini baskı altında hissederek kendi devletine olan güvenini kaybeden, kendi devletinin ona tarafsız davranmayacağını düşüncesi ile ülkesini terkedip, başka bir ülkeye sığınma talebinde bulunan ve bu talebi o ülke tarafından ‘kabul’ edilen kişidir.

Sığınmacı ise; yukarıdaki nedenlerden dolayı ülkesini terkeden ve henüz sığınma talebi, kaçtığı ülkenin yetkilileri tarafından ‘soruşturma’ safhasında olan kişidir. İskan Kanunu Madde3/3’e göre “Türkiye’de yerleşmek maksadıyla olmayıp bir zaruret ilcasıyla muvakkat oturmak üzere sığınanlara sığınmacı denir”.

Göçmen; mülteci tanımında bulunan nedenlerin dışında, çoğu zaman ekonomik gerekçelerle, ülkesini gönüllü olarak terkederek başka bir ülkeye, o ülke yetkililerinin bilgi ve izni ile yerleşen kişidir.

Kaçak göçmen; gittikleri ülkenin otoritelerine kendilerini bildirmeden veya iznini almadan o ülkede yaşayanlardır.

* Mülteci-Der’in “İltica ve Göç Alanındaki Gelişmelere Genel Bakış, 2010” isimli yayınından derlenmiştir.

(Yeşil Gazete, Bianet)

Kategori: Manşet