İstanbul SözleşmesiKadınManşet

DDP: Sayın Cumhurbaşkanı hiç olmazsa kızınızı dinleseydiniz…

2021 yılı başında kurulmuş bir düşünce ve eylem platformu olan Darüşşafakalılar Düşünce Platformu, (DDP) Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi‘nden ayrılmasıyla ilgili bir açıklama yaptı.

İstanbul Sözleşmesi’nin önemine vurgu yapılan açıklamaya, “Sayın Cumhurbaşkanı hiç olmazsa kızınızı dinleseydiniz…” diye başlandı.

KADEM’in açıklaması hatırlatıldı

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın kızı Sümeyye Erdoğan‘ın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olduğu Kadın ve Demokrasi Derneği‘nin (KADEM) İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili açıklaması hatırlatıldı:

Şu ana dek 950’den fazla sivil toplum kuruluşu ‘İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ile ilgili açıklama yaptı. Hiçbirini duymak istemediniz. Hiç olmazsa kızınız Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olduğu KADEM’in (Kadın ve Demokrasi Derneği) sözlerini dikkate alsaydınız.

Bu STK’lar arasında yer alan KADEM diyor ki:

‘İstanbul Sözleşmesi, kadına şiddetle mücadele için önemli bir girişimdi. Geldiğimiz noktada zeminden koparılmış ve toplumsal bir gerilim öznesi haline dönüştürülmüş durumda… KADEM olarak tercihimiz, Avrupa Konseyi’ne söz konusu tartışmaları bertaraf edecek bir yorum beyanı verilmesi yönündeydi…”

Kastettikleri şu: Madem bazı ‘çevreler’ ‘lobi’ yaptı, sözleşmeyi feshedeceğinize, ilgili maddelerine ‘şerh’ koyabilirdiniz.

Kaldı ki, tüm sivil toplum örgütleri aslında şerh konulacak hiçbir madde olmadığını savunuyor.

‘Sözleşmeden faydalanacakların hepsi mağdur’

Soru-cevap şeklinde devam eden açıklamaya şöyle devam edildi:

* Kadınların sözleşmeyi kendi çıkarları için kullanabilecekleri iddiaları doğru mu?

HAYIR! Kadın, çocuk ya da erkek fark etmeksizin sözleşmeden faydalanabilecek olanların hepsi mağdurdur. Herhangi bir ihbar ciddiye alınmazsa oluşabilecek yaralanma ve can kaybının yaşatacağı mağduriyet, bunun suiistimal edilebilme ihtimaliyle kıyaslanamaz bile.

* Sözleşmede LGBT gibi yönelimlere kapı aralayan maddeler var mı?

HAYIR! Sözleşme, üçüncü bir cinsiyet oluşturmaya ya da LGBT eğilimlerini hukuk normu olarak belirlemeye veya teşvik etmeye yönelik herhangi bir hüküm taşımamaktadır. Sözleşmede şiddet ile mücadelede hiç kimseye ayrımcılık yapılmaması; din, dil, ırk, vb. pek çok unsurla birlikte, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelime dayalı şiddetin de kabul görmemesi gereği vurgulanmıştır.”

‘Mağdurlar siyaset malzemesi yapılmamalıdır’

Açıklamada, ‘kadının beyanı’ gibi sıklıkla tartışılan kavrama da açıklık getirildi:

* Sözleşme ile ilgili olarak ailenin yatak odasına kadar karışılıp ‘kocaları tecavüzcü’ ilan ettiği şeklindeki düşünceler doğruyu yansıtıyor mu?

HAYIR! ‘Koca tecavüzü’ denilen durum normal, sağlıklı bir ilişki değildir. İnsan onuruna da dini değer yargılarına da ters biçimde yaşanan bir zorbalıktır.

* Sözleşmede yer aldığı gibi ‘kadının beyanı esas alınmalı’ ne demektir?

Toplumda ‘kadının beyanı’ olarak sıklıkla ifade edilen konu, gerçekte şiddet mağdurunun beyanıdır.

* ‘Toplumsal cinsiyet eşitliği’ kavramı ile cinsiyet rollerine savaş açan, kadını erkekleştirme, erkeği kadınlaştırma politikaları mı uygulanıyor?

Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın ve erkeğe eşit fırsat verilmesi anlamına gelir.

Kadın, daha doğrusu mağdurlar siyaset malzemesi yapılmamalıdır.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR!