COP26Kanal İstanbulManşet

[COP26] İmamoğlu Glasgow’da konuştu: Kanal İstanbul kentin güvenliği için en ciddi risk

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26. Taraflar Konferansı’nda (COP26) bir konuşma yaptı.

İmamoğlu Kanal İstanbul projesiyle ilgili de açıklamalarda bulundu ve projenin BM’nin ‘Sürdürülebilir Kalkınma’ amaçları kapsamındaki 17 prensibine birden karşı olduğunu kaydetti. İmamoğlu, finans kuruluşlar da dahil olmak üzere, dünya ölçeğinde tüm aktörlerle bu konuda dayanışma beklediklerini dile getirdi.

İBB Başkanı İmamoğlu, panel sonrasında da BM Genel Sekreteri António Guterres ile yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdi ve Londra Belediye Başkanı Sadık Khan’la ikili görüşme yaptı.

‘Türkiye’nin sanayi üretiminin yarısı, İstanbul ve civarında’

ANKA‘da yer alan habere göre İBB Başkanı, Glasgow’da ilk olarak, C40 Büyük Kentler İklim Liderlik Grubu (C40 Cities) tarafından düzenlenen “Race to Zero” (Sıfır Emisyon) başlıklı panele katıldı.

İmamoğlu, panelde yaptığı konuşmasında İstanbul’un Türkiye’de C40’a üye tek şehir olduğunu hatırlattı ve şu açıklamalarda bulundu:

Kentlerin iklim değişikliği sorununda hem fail hem mağdur olduğu bir dünya düzeninde yaşıyoruz. Dünya nüfusu çok büyük bir oranda kentlerde yaşıyor. Biz, bu süreçte, İBB olarak, kentimizi vatandaşlarımız için çok daha güvenli hale getirmeyi öncelikli görev olarak kabul ediyoruz. Ama İstanbul, aynı zamanda yeryüzünde en yüksek deprem riski taşıyan lokasyonlardan birinde yer alıyor. 16 milyonluk nüfusuyla, Avrupa’nın en büyük kenti olan İstanbul, jeopolitik olarak çok stratejik bir noktada bulunuyor. Her şeyden önce Türkiye’nin sanayi üretiminin yarısı, İstanbul ve civarında yer alıyor. Ayrıca başta Avrupa Birliği ve Amerika olmak üzere, pek çok ülkenin doğrudan yatırımları da İstanbul’da bulunuyor.”

İstanbul’da deprem riski

Konuşmasında İstanbul’da beklenen olası depremle ilgili bilgi veren Ekrem İmamoğlu, deprem riskine karşı ‘Deprem Seferberlik Planı’ hazırladıklarından bahsetti:

Biz, çok sayıda uzman ve bilim insanın katılımıyla, binlerce yıllık tarihi veriyi dikkate aldık. Uzmanlar, önümüzdeki 30 yıl içinde, İstanbul’da 7 ve üstü şiddette bir deprem olasılığını, yüzde 65 düzeyinde tahmin ediyor. Bu tehlikeli olasılığa bağlı olarak, İstanbul’da 300 bin riskli konutun yenilenmesi gerekiyor. Riskli binaların tespit edilmesi için geniş kapsamlı tespit çalışmaları başlattık ve deprem için risk analizleri hazırladık. Uzmanlara göre; 7,5 büyüklüğündeki yıkıcı deprem senaryosunda; kentteki binaların yüzde 22,6’sı yıkılacak, 25 milyon ton enkaz oluşacak, yolların yüzde 30’u kapanacak. İçme suyu ve atık su hatları ile doğal gaz hatları hasar görecek. Toplamda büyük ekonomik kayıp yaşanacak.

Bu tehlikeli fotoğraf nedeniyle, kentimizde acilen yaygın dayanıklılık önlemleri geliştirmeye karar verdik. 2019 yılında 174 kurumdan ve akademiden 1.200 katılımcı ile gerçekleştirdiğimiz ‘İstanbul Deprem Çalıştayı’ ile eylemlerimizi katılımcı bir zeminde oluşturduk ve kapsamlı bir ‘Deprem Seferberlik Planı’ hazırladık.”

‘Kanal İstanbul kentin güvenliği için en ciddi risk’

İmamoğlu, konuşmasında Kanal İstanbul konusuna da değindi ve bu projenin Birleşmiş Milletler’in “Sürdürülebilir Kalkınma” amaçları kapsamındaki 17 prensibine birden karşı olduğunu söyledi. İBB Başkanı, bu konuda finans kuruluşları da dahil olmak üzere, dünya ölçeğinde tüm aktörlerden dayanışma beklediklerini kaydetti:

İstanbul’da, risk altındaki konut stokunun depreme dayanıklı ve çevreyle dost yapılara dönüştürülmesini amaçlıyoruz. Avrupa’nın en büyük kenti olan İstanbul’un depreme dayanıklı hale getirilmesi, sadece İstanbul’un ve Türkiye’nin geleceği açısından değil, tüm kıta açısından hayati kabul ediyoruz. Yaratıcı ve girişimci kapasitesiyle İstanbul, her türlü dayanışmanın karşılığını ödeyecek güçtedir.

Bu arada önemle altını çizmek isterim ki, İstanbul’a dayatılan Kanal İstanbul projesini, sadece deprem açısından değil, pek çok açıdan kentin güvenliği için en ciddi risk olarak kabul ediyoruz. Bu projenin BM’nin ‘Sürdürülebilir Kalkınma’ amaçları kapsamındaki 17 prensibine birden karşı olduğunu görüyoruz. Finans kuruluşları dahil olmak üzere, dünya ölçeğinde tüm aktörlerle bu konuda dayanışma bekliyoruz.”

‘Yeşil alanları artırmak konusunda büyük adımlar attık’

Panelde Ekrem İmamoğlu’na üç soru yöneltilirken, “Özellikle yeşil alanlarla ilgili çalışmalarınızda iklim eylemi için nasıl ortaklıklar geliştiriyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:

Konutlar, İstanbul’daki karbon ayak izinin de yüzde 14’ünden sorumlu. Özellikle, ulusal evsel enerji sistemlerinin, fosil yakıtlara bağlı olmasından kaynaklanan bu durumu, enerji çeşitliğimizi, yenilenebilir enerjiler lehine artırıyoruz. Özellikle, büyük güneş enerji santrali yatırımlarımız ile başta kamu tesisleri olmak üzere, pek çok alanda kömüre bağımlılığı azaltmaya çalışıyoruz.

Göreve gelmeden önce, İstanbul için temel vizyonumuzu ‘adil, yaratıcı ve yeşil bir kent’ olarak özetlemiştik. Bu yüzden de uzun yıllar yeşil alanlar konusunda ihmal edilmiş olan şehrimizde, yeşil alanları artırmak konusunda büyük adımlar attık. 2020 yılında toplam 4 milyon metrekarenin üzerinde yeşil alan geliştirerek, İstanbulluların kullanımına açtık.

Eş zamanlı olarak toplamda, 10 milyon metrekarelik 15 yeni yaşam vadisini şehrimize kazandırmak için çalışmaya başladık. Bu alanları önümüzdeki yıldan itibaren hizmete açmaya başlayacağız. Onlarca yaşam vadisi ve kent ormanı ile kentteki ısı adası etkisini azaltacak önlemler geliştiriyoruz. Pandemi sonrasında, balkon ve yeşil alan kullanımlarının artırılmasına özen gösteriyoruz. Konutlarda iklim etkisini azaltabilmek amacıyla, ‘gri su’ kullanımını hayata geçirerek, bu yolla hem su faturalarının azaltılmasını sağlıyoruz hem de sudan tasarruf ediyoruz. Yeşil alanlar, İstanbul’da sadece yaşam kalitesinin yükseltmekle kalmayacak, aynı zamanda kent içinde hava sıcaklığının azaltılmasına yardım edecek. Aynı zamanda da karbon oranının doğal yollarda azaltılmasına yardım edecek.”

‘Konut politikasını değiştirdik’

İmamoğlu, “İstanbul’da konutta iklim direncinin finansmanı için ne tür yatırımlara ihtiyaç var? Sizce boşluklar nerede?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

Ne yazık ki, Türkiye’nin kentleşme ve afetlere hazırlık konusunda bütüncül bir konut politikasının eksikliği söz konusudur. Bu durum, İstanbul’un her geçen gün yurt içinden ve dışından daha fazla göç almasına ve nüfusun kontrol edilemez noktalara yükselmesine neden olmaktadır. Öte yandan kamu otoriteleri, uzun yıllar boyunca kentin yaşam kalitesini yükseltmek yerine, konutların değeri artırmakla meşgul oldular. Biz, göreve gelince, ‘İyi ve güvenli yaşamak herkesin hakkıdır’ diyerek konut politikasını değiştirdik.

Bugün belediyemizin sosyal konut üretme şirketi KİPTAŞ, dar gelirli İstanbullular için modern tasarımlı ve dayanıklı konutlar üretiyor. Halen aynı anda inşa ettiğimiz 10 metro hattı ile bir yandan karbon emisyonunu düşürmeyi hedefliyoruz, diğer yandan da kent içi hareketliliği artırarak, kent çeperinde daha iyi olanaklara sahip konut alanları geliştiriyoruz. Tasarımları ise yine İstanbullularla birlikte, onların ihtiyaçlarını ve beklentilerini gözeterek yapıyoruz. Ayrıca İstanbul’daki 10 derede kurduğumuz ‘Taşkın Erken Uyarı Sistemi’ ile kuvvetli yağışlar ile oluşan sel ve taşkınlar sonucunda meydana gelebilecek kayıpların en aza indirilmesini hedefliyoruz.”

‘Şehirde iklim seferberliği başlattık’

Ekrem İmamoğlu, “Şehir, inşa edilmiş çevrede ve konut çevresinde iklim eylemini ilerletmek için ölçümleri ve verileri nasıl geliştiriyor? Ne tür veriler ilerlemeye yardımcı olmaktadır?” sorusuna da şu cevabı verdi:

‘Yeşil Çözüm’ olarak adlandırdığımız iklim vizyonumuz kapsamında, İstanbul olarak ciddi bir inisiyatif üstlendik. Şehrimizde, tam bir iklim değişikliği seferberliği başlattık. İklim krizi ile mücadele yolunda izleme mekanizması olarak belediyemiz ‘Çevre Koruma Daire Başkanlığı’ bünyesinde, ‘İklim Değişikliği Müdürlüğü’ kurduk.

Ayrıca diğer birimlerimizde iklim değişikliği ilgili sürecin takibi amacıyla iklim sorumluları belirledik. İklim mücadelesini kurumsal kültürümüzün de bir parçası haline getirecek temel bileşenleri tanımladık. Yürüttüğümüz tüm bu sürecin, genci ve yaşlısıyla, akademisyeni ve uzmanıyla, omuz omuza ve topyekûn bir seferberlik ruhuyla başarılabileceğine inanıyoruz. Yeşil çözüm vizyonumuz doğrultusunda, sanayi kuruluşlarından sivil topluma, uluslararası finans kuruluşlarından İstanbul’daki ülke temsilcilerine kadar tüm paydaşlarla çalışmayı sürdürüyoruz.”

Kategori: COP26