KitapKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Geleceği inşa eden mekanlar-3] Yaykoop

Sınırlı Sorumlu Yayınevleri İşletme Kooperatifi, kısa adıyla Yaykoop; İstanbul, Ankara , İzmir ve Diyarbakır’dan  16 yayınevinin kurucu ortaklığıyla 1 Mayıs 2019 tarihinde çalışmalarına başladı.

19 Mayıs 2019 tarihinde ilk genel kurulunu yapan kooperatif, pandemi dönemindeki güçlüklere rağmen bu kısa sürede çok fazla proje üretmeyi başardı. Ancak Türkiye’de yayıncılık, öteden beri çok meşakkatli bir iş olmakla birlikte son 10-15 yılda sıkıntılar daha da artmış durumda. Küçük ve orta ölçekli yayınevleri bir yandan piyasaya hâkim olan yayın ve dağıtım şirketlerinin dayattıkları koşullarla baş etmeye çalışırken, öte yandan politik baskılara da maruz kalıyorlar. Bu sıkıntıların tek başlarına üstesinden gelmeleri mümkün olmadığı için iş birliği kararı almışlar.

2018 yılının nisan ayında toplantılar yapmaya başladıklarında dünyadaki benzer oluşumları incelemişler ve kooperatif çatısı altında birleşmenin “zorlukları ortak çabayla, dayanışmayla, imece ile aşmak için” en etkin yol olduğuna karar vermişler. Bir arada olmanın verdiği güçle üretim, dağıtım, tanıtım, satış ve sergileme alanlarındaki sorunları çözmek için harekete geçmişler. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Akkaya’ya göre kooperatif eşitlik temelli bir üretim ve işletmecilik faaliyetine imkân sağlıyor.

‘Kamusal fayda’ için en uygun yol kooperatifti’

Kooperatifçiliği seçme nedenlerini “…şeffaflığın da çok belirgin olduğu; temel amacı kendisinin kar etmesi değil, ortaklarının ekonomik ve sosyal tüm sorunlarını çözmek üzere var olacak tek kurumsal şekil kooperatifti” sözleriyle ifade ediyor Akkaya. Kooperatifin diğer bir yönünün de sosyal kültürel alana dair alternatif çalışmalara imkan vermesi olduğunu ekleyerek:

Çünkü hepimiz kitabı, yani o kültürel alanı yeniden üretiyoruz. Kitap kültürel sosyal ve sanatsal gelişimin en önemli somut aracıdır. Böyle olduğu için hem sosyal projeler kamusal yarar sağlamak derdinde hem ortaklarının ekonomik sorunlarını çözme derdinde olunca tek çıkış kooperatifti. Dernek ve vakıf olamayacaktı. Şirketi ise hiç düşünmedik bir anonim ve limited şirket de kurabilirdik ama sosyal yanı işin kültürel hizmet ve kamusal fayda boyutu da işimizin içinde ana eksende. Bundan ötürü kooperatif dedik.”

Yakın zamanda 18 yayınevi daha bünyelerine katılmış. Şu anda 55 marka ve 34 yayıncı olarak çalışmalarına devam ediyorlar. Birçok yayıncı da başvuru yapmış, ancak yönetim kurulunun ikinci genel kurulun yapılması pandemi koşulları nedeniyle mümkün olmayınca yeni ortak kabul edememişler.  Kooperatif bünyesinde maaşlı çalışan iki elaman bulunuyor. Ortaklar da proje üretimine aktif olarak katılıyorlar.

Yaykoop’un en önemli işlevi daha geniş bir okur kesimine kitaplarını ulaştırmak olsa da okurla yayıncı ve yazar arasındaki bağı güçlendirmek de çok önemli onlar için. Yazarları okurlarla buluşturmak için uygun zemin ve alanlar yaratmaya çalışıyorlar. Çeşitli projelerle kültürel alana da müdahil olmak istiyorlar. Ticari kaygıların ötesine çıkarak yeni ve farklı kitapları okurlarla buluşturmak için çalışıyorlar. Kendi üyeleri dışında bağımsız kitabevlerini de destekliyorlar.  Orta ve küçük ölçekte yayıncılık yapan bu yayınevlerinin yaşaması, ayakta kalması ve yayın faaliyetini sürdürmesini ülkenin kültürel zenginliği açısından çok önemsiyorlar. Bu amaca ulaşmak için kültürel zemini hazırlamanın da kooperatiflerinin önemli bir işlevi olduğunu düşünüyorlar.

‘Kitabını kooperatiften al’

Ülkenin ekonomik istikrarsızlığının kâğıt ve matbaadan, telif ödemelerine kadar temel üretim maliyetlerinin dövize bağlı oluşunun yayıncının sırtında büyük yük oluşturuyor. Ekonomik koşullar yayıncıların daha çok sayıda ve farklı kitapları üretme imkânını da ortadan kaldırıyor. Kamu kurumlarının kendilerine politik olarak yakın görmedikleri yayıncıları dışladıkları ve fuarlara katılma olanaklarının dahi kısıtlı olduğu bir ortamda yayıncılar faaliyetlerini sürdürmeye çabalıyorlar. Tüm bu güçlüklere rağmen üretilebilen kitapların okurla buluşması önünde birçok engel bulunuyor. Elif Akkaya yayıncıların karşılaştıkları sorunları şu şekilde ifade ediyor:

Kitap üretiyorsun ama dağıtamıyorsun, satış yakalayamadığın için yeni kitap üretemiyorsun veya kitabevleri / internet satış kanallarında yeterince yer bulamıyorsun…”

Dağıtım konusundaki engelleri aşmak için kendi e- ticaret sitelerini kurmaya karar vermişler. Cağaloğlu’nda kurulan kooperatif, e-ticaret sitesinin kurulmasının ardından depolarının olduğu Üsküdar’a taşınmış. Pandemi döneminde “kitabını kooperatiften al” sloganıyla yayıncılar sosyal medya hesapları üzerinden okuyucuları Yaykoop satış platformuna yönlendirmişler.

Bazı e-ticaret sitelerinin kendilerine üye olan yayınevlerinin kitaplarını karlı olmadığı gerekçesiyle satışa kapatması bu kararlarında etkili olmuş. Ayrıca yine bu büyük oyuncular pandemi döneminde artan siparişlere yetişemediklerini söyleyerek birçok kitabın satışını durdurmuş. Hal böyle olunca, kitaplarını okurla buluşturabilmek için bir e-ticaret platformu kurmak bir zorunluluk olmuş. Kitapları Türkiye’nin tüm illerine bir gün içinde temiz ve özenli olarak teslim ettiklerini belirtiyorlar. Okurlardan olumlu geri dönüşler aldıklarını ve satışlarının hızla büyüdüğünü ekliyorlar.

Alternatif kitap fuarları

“Kooperatif bağımsız kitabevlerinin açılışını destekler ve temsilcilik de verir” sloganını kuruluş bildirgesinde dillendiren Yaykoop, bir yıl içinde üç kitabevi temsilciliği hayata geçirmiş:  Kadıköy Yaykoop Antika Kitabevi, Diyarbakır Yaykoop Lis Kitap, Üsküdar Yaykoop Tekin Kitabevi. Başka illerde benzer çalışmalar da başlamış. Bu temsilciliklerin kooperatif ortaklarının ürettiği kitapların %50’den fazlasını raflarında teşhir etme, satma ve kooperatif ortaklarının yazar ve etkinliklerine ev sahipliği yapma yükümlülükleri var. Anadolu’da kitapçıların kapandığı ve mevcut kitapçı zincirlerinin kendi kitaplarına yer vermediği bir ortamda bu temsilcilikler okurla buluşmak ve kültürel etkinlikler düzenlemek için gerekli hale gelmiş.

Kooperatif çeşitli kamu kurumlarıyla ortak projeler de yürütmüş. Pandemi öncesinde Mudanya’da alternatif bir kitap fuarı düzenlemişler. Kitap fuarlarına katılmanın maddi açıdan çok külfetli olduğunu belirtiyorlar. Ayrıca zaman zaman ortaklarının fuarlara kabul edilmediklerini de ekliyorlar. Mevcut sisteme çözüm olarak katılımcılara masrafları paylaşmanın dışında bir külfet getirmeyen ve kapsayıcı bir model geliştirmenin gerekliliğini vurguluyorlar. Sağlık koşulları nedeniyle tekrar fuar düzenleyememiş olsalar da ileride bu fuarları tekrar hayata geçirmeyi planlıyorlar.  Bunun yanı sıra etkinlikler, kültürel sanatsal çalışmalar düzenlemiş ve kitap günleri yapmışlar. Ayrıca ortak YAYKOOP standı kurarak fuarlara katılamayan ortaklarına destek olmuşlar.

Ortaklarının kitaplarının kütüphanelerde yer almasını sağlamak için yerel yönetimlerle ilişkiler kurup projeler geliştirmişler. Kütüphanelerde çeşitlilik barındıracak zenginliğin oluşumu için yerel yönetimlerle yapılan bu çalışmaları arttırma ve sürekli hale getirme çabası içindeler. Bunun yanı sıra kurumsal satışlarla şirket/dernek veya vakıflara toplu satışlar yaparak ortaklarının kitaplarını okurlarla buluşturuyorlar.

*

Ses kaydı deşifresini yaparak bu yazının hazırlanmasında bana destek olan Berk Butan’a sonsuz teşekkürler.

 

 

Kategori: Kitap