Köşe YazılarıYazarlar

Obama’ya sözünü hatırlatmak

Son araştırmalar Amerikalıların çevre konusundaki duyarlıklarının artmakta olduğunu gösteriyor. Bisiklete “ her zaman” veya “sıklıkla”  binerim diyenlerin oranı % 25’e yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmış. Toplu taşıma araçlarını veya ortak araba havuzlarını kullananların oranı da %18. Tasarruflu ampul kullananların oranı son beş yılda %40’tan 57’ye yükselmiş. Tüketicilerin üçte biri küresel ısınmayı azaltmaya çalıştığını iddia eden şirket ürünlerini kullanarak ödüllendirdiğini, dörtte biri ise küresel ısınmayı önemsemeyen şirket ürünlerini kullanmayarak bu şirketleri cezalandırdığını söylüyor. Her on Amerikalıdan biri mektup, telefon veya e posta yoluyla politikacıları küresel ısınmayı engellemeleri konusunda uyarmış, yedide biri ise aktif olarak iklim konusunda çalışan kuruluşlarda gönüllü olarak çalışmış.

Yale Üniversitesi araştırmasının sonuçları pembe bir tablo çizse de ümitli olmamıza yetmiyor. Çünkü Amerika’da küresel iklim değişikliğinin gerçek olmadığını düşünen hala çok sayıda insan var.  Bir başka kamuoyu araştırmasına göre Amerikalı seçmenlerin %63’ü iklim değişikliğini ciddi bir mesele olarak görürken, %34’ü konuyu önemsemedikleri beyan ediyorlar. Yine aynı araştırma başka ilginç bir sonucu daha gözler önüne seriyor. Sorunun ciddiyetine inananların sadece %43’ü küresel ısınmanın insan faaliyetleri sonucunda oluştuğunu söylerken, geri kalanlar esas nedenin kontrol edilemez nedenlerden kaynaklandığını düşünüyor.

Amerikalıların neden küresel iklim değişikliğine şüpheyle yaklaştıkları sorusuna Economist dergisinde E. G. Austin birden çok neden saymış.

Austin’e göre insanlar kötü mukadderatla yüzleşmemeyi tercihen psikolojik, küresel ısınmayı önlemek için alınacak tedbirlerin getireceği maliyetlerden kaçınan ekonomik, meselenin Demokratlar/ Cumhuriyetçiler meselesi olduğunu iddia eden politik, bilim insanlarının söylediklerinde pekala yanılmış olabileceklerini düşünen epistemolojik ve son olarak Tanrı’nın milyonlarca insanın ölmesine yol açmayacak kadar merhamet sahibi olduğuna iman nedeniyle teolojik nedenlerle küresel ısınmayı inkâr ediyorlar.

2012’de yaşanan tarihin en sıcak yazına, büyük ürün kayıplarına neden olan ciddi bir kuraklığa, kıtayı bir baştan bir başa mahveden orman yangınlarına ve hasarı hala tam olarak onarılmayı bekleyen Sandy kasırgasına rağmen Amerikalılar küresel ısınmaya şüphe içinde yaklaşadursunlar, dünya dönmeye ve Amerikalılar yeryüzünde herkesten fazla karbon tüketmeye devam ediyor. İklim değişikliğini önlemeye yönelik tüm uluslar arası mücadelenin gelip tıkandığı nokta da tam burası.”Biraz da biz kirletelim” anlayışıyla Türkiye dâhil birçok ülkede hükümetler son hızla fosil yakıtlara dayalı kalkınma politikalarını sürdürürken kendi ülkelerindeki seçmenlerden destek görmeye devam ediyorlar. Yani ABD’de ciddi ve inandırıcı iklim politikaları hayat geçirilmeden dünyanın geri kalanında mücadeleyi sürdürenlerin işi gerçekten çok zor.

ABD ise fosil yakıtları azaltmak bir yana kaya gazı kaynaklarını seferber ederek ekonomik büyüme uğruna sorumsuzca davranmaya devam mı edecek? Obama’nın 2. başkanlık döneminin en can alıcı sorusu bu. Seçim kampanyası boyunca iklim değişikliği tartışmalarından ustaca kaçan Obama yeni yemin töreninde konuyu önemsediğini belirterek yüreklere bir nebze de olsa su serpmiş oldu. Obama 2. Başkanlık dönemi konuşmasında şöyle diyordu: İklim değişikliği tehdidini ciddiye alacağız, biliyoruz ki gerekli önlemleri hayata geçirmezsek çocuklarımıza ve gelecek kuşaklara ihanet etmiş olacağız.

Obama’nın bu sözünün gereğini yapmasını sağlamak üzere bu pazar günü onbinlerce kişi başkent Washington’da, Beyaz Sarayın önünde buluşacak. Geçen sene 18 Kasımda 15 000 iklim aktivisti Beyaz Saray’ı kuşatmıştı. Aktivistlerden 1 250 kişinin yaka paça gözaltına alındığı bu eylem sonucunda Başkan Obama Keystone boru hattı projesini bir yıl ötelemek zorunda kalmıştı.

17 Şubat geleneksel olarak Amerikan Başkanlar günü olarak kutlanırken bu kez Amerikalılar başkanlarından iklim politikalarını şirketlerin değil gezegenin çıkarları doğrultusunda değiştirmesini bir kez daha ve tahminen daha da yüksek sesle talep edecekler. Tarihin en kitlesel iklim gösterisi olması için çalışılan eylem ile Obama’nın öncelikle Kanada’dan Teksas körfezine zift kumu nakletmeyi öngören Keystone projesini bu sefer kesin olarak engellemesi talebi tekrarlanacak. Obama’nın Keystone projesine ilişkin vereceği karar, yemin töreninde verdiği söze ne kadar sadık kalacağını gösteren bir tür samimiyet testi olacak.

Çarşamba günü Beyaz Saray önünde bu eylemin bir provası olarak sivil itaatsizlik yapan 48 iklim aktivisti  gözaltına alındı.  Göz altına alınanlar arasında Amerika’nın en eski ve büyük çevre örgütlerinden Sierra Club’un başkanı Michael Brune, 350.org hareketinin kurucusu Bill Mc Kibben, çevre avukatı Robert F. Kennedy Jr ve aktris Daryl Hannah gibi tanınmış isimler bulunuyor. Aktivistler iklim konusunda tatmin edici politikalar uygulanana kadar sivil itaatsizlik eylemleri başta olma üzere  bir çok kampanyayı hayata geçireceklerini açıkladılar.

17 Şubat için hazırlıklar büyük ölçüde tamamlandı. 350.org ( www.350.org) ve Sierra Club’ın (www.sierraclub.org) başını çektiği eyleme yüzlerce yerel inisiyatif ve çevre örgütü katılacağını açıkladı.  . ABD’nin dört bir yanındaki 25 eyaletten yüzlerce otobüs onbinlerce aktivisti Beyaz Saray’ın önüne getirmek üzere ayarlandı. Mitingde tanınmış sanatçıların da sahne alacağı biliniyor ama isimler henüz açıklanmadı.

17 Şubat küresel anlamda iklim politikaları açısından bir dönüm noktası olabilir. Beklendiği gibi geniş bir katılım sağlandığı takdirde ABD yönetiminin bu sese kulak vermemesi düşünülemez.

Yale üniversitesi tarafından çok yeni yapılan bir araştırma sonuçları Amerikalı politikacıların pek duymak istemeyeceği türden.15 Ocak 2013’te açıklanan rapora göre Amerikan seçmenlerinin %58’i önümüzdeki seçimlerde adayların iklim politikalarına bakarak oy vereceğini beyan etmiş. Demokrat ve bağımsız seçmenlerin Cumhuriyetçilere oranla iklim konusunda daha duyarlı olduğu gerçeğine rağmen parti farkı olmaksızın seçmenlerin büyük çoğunluğu yenilenebilir enerjiye olumlu yaklaşıyor. Fosil yakıtlara uygulanan sübvansiyonlara karşı çıkan Amerikalı seçmenlerin%92si temiz enerjiden yana. Yine seçmenlerin %88’i küresel ısınmanın önlenmesi için gerekirse bedel ödemeye hazır.   Aynı araştırma sonuçlarına göre Amerikalı seçmenler kendi beklentilerine uygun harcandığı takdirde karbon vergisine de karşı değil.

Bu araştırmalar herhalde Beyaz Saray’a çoktan ulaşmıştır. Bakalım 17 Şubatta Başkan Obama bahçesine kadar gelerek sözüne bağlı kalmasını talep eden %99’un çığlığını mı dinleyecek, yoksa şimdiye kadar olduğu gibi dev enerji şirketlerinin mi çıkarlarını savunmayı sürdürecek?

 

EnerjiManşet

Keystone XL’de kazanmaya devam!

Kanada’nın Alberta eyaletinde katran kumullarından elde edilen petrol’ün ABD’nin güney doğusundaki rafineriler taşınması için inşası teklif edilen ve günde 700,000 varil ham petrol taşıması tasarlanan Keystone XL boru hattı projesinin yenilmesinde önemli bir adım atıldı. Yazdan beri ekolojistlerin, yerli halkların ve geniş toplum kesimlerinin kuvvetli muhalefetiyle izin alamayan Keystone XL boru hattı projesinin devam etmesinin önünü açacak bir değişiklik önergesi, dün, ABD Senatosu’ndaki 56 evet’e karşı 42 hayır oyuyla reddedildi. Boru hattını onaylama yetkisini Başkan’ın elinden alıp Federal Enerji Düzenleme Komisyonu’na vermeyi teklif eden önergenin geçmesi için 60 oya ihtiyacı vardı.

Çoğunluğa sahip Demokratik Parti’nin 10 senatörünün de bu konuda Cumhuriyetçilerle birlikte oy kullanmasına rağmen, karbondioksit salımlarının artışının önünü korkutucu bir oranda açarak iklim değişikliğini geri dönülmez bir minvale sokacak ve yerel ekosistemlere ciddi risk arz edecek değişiklik gerçekleşmedi.

Ağustos ve Eylül aylarında, boru hattı projesi onay için Başkan Obama’nın önünde iken ABD yakın tarihinin en büyük sivil itaatsizlik eylemlerine şahit olmuş ve Tar Sands Action eylemleri sırasında nihayi sayı olarak farklı yaş, cinsiyet, sosyoekonomik duruş ve coğrafi bölgelerden 1253 aktivist Beyaz Ev’in önünde gözaltına alınmış, ardından son gün 12 binden fazla protestocu, bazıları omuzlarında temsili borularla, Washington DC sokaklarından Beyaz Ev’e yürümüştü. Obama baskı üzerine Kasım ayında projeyi, iklim değişikliği dahil, çok yönlü olarak değerlendirilmek üzere Dışişleri’ne iade etmişti.

Bunun ardından Kasım sonunda ABD Senatosu’nda Cumhuriyetçilerin ağırlığıyla alınan bir kararla Başkan’ın bu çeşit tasarıları, ulusal menfaatlere aykırı ilan etmediği takdirde iki ay içinde onaylamasını gerektiği yönünde bir düzenleme yapıldı. 18 Ocak’ta Obama, takvimin risklerin tam bir değerlendirmesini mümkün kılmadığı gerekçesiyle tasarıyı reddetmişti. Bunun ardından harekete geçen Cumhuriyetçiler, reddedilmemesi amacıyla Karayolları Bütçesi Kanunu’na eklenmiş bir önergeyle Keystone XL boru hattını Kongre vasıtasıyla gerçekleştirmeye çalıştılar. Önerge, boru hattının hızla inşası kararını halkın tepkisinden korunaklı bir şekilde teknokratlara 30 gün süreli bir takvimle teslim etmesinden öte, boru hattı için daha fazla çevre etki değerlendirmesinin de önünü kesiyordu. Önergeyi kaleme alan ve teklif eden Senatör Hoeven’ın petrol lobisinden 250 bin doların biraz üstünde bağış almış ve bu şekilde önde gelen bağışçısı petrol lobisi olan bir isim.  Boru hattının inşası için çalışan senatörlerin petrol endüstrisinden toplamda 27. 552.302 $’lık yardım aldığı belirtiliyor.

ABD’de son haftalarda yine yükselen benzin fiyatlarının üzerine Cumhuriyetçi Parti’nin başkan aday adayları Başkan Obama’yı daha fazla yerel petrol kaynağı kullanması gerektiği yönünde eleştiriyor, bu şekilde kitle desteği kazanmaya çalışıyorlar. Obama ise petrol fiyatlarına sihirli bir formül olmadığı, buna alışılması ve yenilenebilir enerjiler dahil daha çeşitli bir enerji politikası geliştirilmesi gerektiğini söyleyerek cevap veriyor. Katran kumulları petrolü dahil olmak üzere bu konu yakın zamanda kapanacağa benzemiyor, ve Keystone XL boru hattı hakkında da, şimdilik boru hattının güney kısmını inşa etmek gibi spekülasyonlarla, girişimlerin hala devam edeceği kesin. Ancak, iklim aktivisti Bill McKibben’ın da tespiti üzerine, gerek bu oylama öncesinde ABD Kongresine gönderilen 802 binin üstünde imza ve senatörlere açılan telefonlarla, gerekse Ağustostan beri yılmadan kuvvetlenen geniş tabanlı bir kampanya ile duyarlı geniş halk kesimleri bundan bir yıl önce geçmesine kesin bakılacak bir petrol lobisi yasamasının önünü kestiler. Bu gerçek ABD’de olduğu kadar tüm dünyada iklim değişikliğinin önünü kesmeye çalışan aktivistlere ümit veriyor.

(Yeşil Gazete )

Kategori: Enerji

EnerjiManşet

Avrupa’dan Kanada katranına engel

Kanada ile Avrupa Birliği ilişkileri geriliyor. AB’nin kendi sınırları içinde sera gazlarını azaltmak için hazırlıklarını sürdürdüğü Yakıt Kalitesi Yönetmeliği, Kanada’dan sert eleştirilere sebep oldu. Kanada’nın katran kumlarından üreteceği akaryakıtların AB’ye ithaline engel oluşturduğu gerekçesiyle yönetmelik taslağını tepkiyle karşılayan Kanada, ulusal çıkarlarını korumak için konuyu gerekirse Dünya Ticaret Örgütü’ne taşıyacağını bildirdi.

Kanada, petrol rezervi açısından katran kumları katıldığında Suudi Arabistan’dan sonra en büyük potansiyele sahip ülke. Ancak katran kumlarından akaryakıt üretimi, çevresel sebeplerle ciddi biçimde eleştiriliyor. Eleştiriler sadece çevre grupları düzeyinde tartışılmakla kalmıyor; konu AB’nin enerji politikalarını biçimlendirecek boyutlarda. Zira katran kumlarından petrol üretimi, neredeyse tamamen Kanada’nın Alberta bölgesinde yapılıyor ve çok büyük bir enerji ve su tüketimine sebep oluyor, bu da çevre ve iklim değişikliği için kötü haber. 23 Şubat’ta Brüksel’de akaryakıt kalite yönetmeliği konusunda yapılacak toplantı öncesi Kanada AB’ye baskılarını artırdı.

AB’nin diğer fosil yakıtlara olmayan bir ön yargıyla hareket ettiğini savunan Kanada yönetimi, katran kumu petrolüne yapılacak bir ayrımcılığın kabul edilemeyeceğini belirtti. Kanada, AB’nin katran kumu petrolüne getireceği bir sınırlamanın diğer ülkeler için de bir örnek teşkil etmesinden ve Kanada’nın bu petrolü çıkarmasına engel oluşturmasından tedirgin. Diğer taraftan çevre grupları, bu katran kumlarının iklim değişikliği için tam anlamıyla bir felaket olacağını (daha doğrusu olmakta olduğunu) belirtiyor. AB, iklim değişikliği politikaları çerçevesinde katran kumu petrolünün AB’ye ithalini bu nedenle düzenlemek istiyor. Konuyu Avrupa merkezli petrol firmaları da yakından takip ediyor.

Kategori: Enerji

DünyaManşet

Keystone XL’de aktivistlerin büyük zaferi: Petrol boru hattı yapılmıyor

ABD Başkanı Barack Obama, Keystone XL petrol boru hattı için karar sürecini 2012 seçimlerinin sonrasına bıraktı.

Amerikan Dışişleri Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada Kanada’nın Alberta eyaletinde çıkarılan zift petrollerini (tar sands) Texas’daki rafinerilere taşımak için inşa edilmesi düşünülen 2350 kilometre uzunluğundaki petrol boru hattı için yeni rota araştırılacağını, bu işlemin de en erken 2013 başlarında yapılabileceğini duyurdu. Bu açıklama, Obama seçim öncesinde böyle bir risk almak istemediği için kararın 6 Kasım 2012’de yapılacak olan başkanlık seçimlerinden sonraya bırakıldığı anlamına geliyor.

Rauters haber ajansı, kararın, petrol boru hattında taşınacak petrolün kullanılmasının yaratacağı sera gazı emisyonunun iklim değişikliğini hızlandıracak olması nedeniyle Keystone XL‘e karşı aylardır kampanya yürüten çevrecilerin zaferi olduğu yorumunu yaptı. Dışişleri Bakanlığı, daha önceki açıklamasında bu yıl sonuna kadar kararın açıklanacağını söylemişti. Reuters’a göre yorumcular bu erteleme kararının fiilen boru hattının hiçbir zaman yapılamaması anlamına gelebileceğini söylüyorlar.

Bill McKibben: “Biz kazandık, siz kazandınız”

Bill McKibben eylem sırasında konuşurken

Keystone XL’e karşı yürütülen “Tar Sands Action” kampanyasının öncüsü yazar, aktivist Bill McKibben kararın ardından yazdığı mektupta bu kararın aktivistlerin zaferi olduğunu söyledi. Bill McKibben, “biz kazandık, siz kazandınız” diye başlayan mektubunda şöyle diyor:

“Karşısında aylardır mücadele ettiğimiz Keystone XL petrol boru hattı sonunda etkili bir biçimde ortadan kaldırıldı. Başkan Keystone XL’i net bir şekilde reddetmedi, ama boru hattının tekrar değerlendirilmesi kararının 2013’e bırakıldığını açıkladı. Analistlerin çoğu aynı fikirde: Keystone XL asla yapılamayacak!

Başkan kararında yeniden değerlendirme ihtiyacı yaratan nedenler arasında boru hattının rotasının yanı sıra net bir şekilde iklim değişikliğine değindi. Dürüst bir inceleme, yeryüzünün en büyük karbon havuzunun tıpasını açmaya yardım edecek bir boru hattının hiçbir çevresel sınavı geçemeyeceğini kabul edecektir.

Bu zaferin ne kadar zayıf bir ihtimalin gerçekleşmesi olduğunu iyi anlamamız gerekiyor. Bir ay önce enerji sektörü içinde yapılan gizli bir anket, bütün herkesin yıl sonuna kadar olumlu karar çıkmasını beklediğini göstermişti. Olup bitmiş gibi görünen bir karar hiç beklenmedik bir şekilde engellendi. Hareketimiz iklim değişikliğine karşı sesini güçlü bir biçimde çıkardı ve Başkan Obama yanıt verdi.”

Bill McKibben mektubunda Başkan Obama‘ya, ama daha da çok hareketin başarıya ulaşmasını sağlayan  aktivistlere teşekkür ediyor. McKibben’a göre bu zafer, mücadelenin asıl şimdi başladığını gösteriyor.

Obama’ya çevrecilerin desteği artabilir

Zift petrollerini Kanada’dan ABD’ye taşıması planlanan petrol boru hattı 7 milyar dolara mal olacak ve Kanadalı TransCanada şirketi tarafından inşa edilecekti. Dünyanın en önemli iklim bilimcilerinden James Hansen, Keystone XL’in inşa edilmesi halinde atmosferdeki karbon dioksit miktarının 500 ppm’e çıkmasının garanti edileceğini açıklamıştı. 350 hareketinin de kurucusu olan Bill McKibben ve arkadaşlarınıın öncülüğünde başlayan eylemlerde Beyaz Saray önünde haftalar süren bir oturma eylemi yapılmış ve aralarında Bill McKibben ve James Hansen’in de olduğu 1200’den fazla kişi tutuklanmıştı.

Son eylem geçen Pazar günü yapılmış, 12 bin kişi “Stop KeystoneXL” yazılı panlartlarla Beyaz Saray’ı kuşatmıştı.

Petrol boru hattını durdurmak için Washington’ın yanı sıra boru hattının geçeceği Nebraska eyaletinde de eylemler yapılıyordu. Kararda iklim değişikliğinin yanı sıra Nebraska‘daki doğal açından hassas Sand Hills‘in korunmasına yönelik itirazlar da etkili oldu.

Bu kararın çevre ve ekoloji harekeleriyle iklim aktivistlerinin 2012 başkanlık seçimlerinde  Başkan Obama’ya olan desteğini artıracağına kesin gözüyle baklılıyor.

Reuters ve Bill McKibben’ın mektubundan derlenmiştir.

Haber: Ümit Şahin – Yeşil Gazete

Konuyla ilgili diğer haber ve röportajlarımız için TIKLAYIN

Hareketin Facebook sayfası ve eylem fotoğraflarına ulaşmak için TIKLAYIN

Kategori: Dünya

Röportaj

Tar Sands Action aktivisti Meghan Kallman: “Obama’yı bizzat sorumlu kılmak için eylem yaptık.”

(You can access the original English language interview through this link.)

Meghan Kallman Tar Sands Action için, katılan tüm eylemciler gibi, sabıka benzeri fotoğraf çektirirken.

Meghan Kallman 20 Ağustos’tan 3 Eylül’e kadar iki hafta boyunca ABD’nin başkenti Washington DC’de yapılan Tar Sands Action eyleminde (Katran Kumu Eylemi) gözaltına alınan 1252 iklim aktivistinden sadece biri. Aktivistler katran kumundan elde edilen petrolün Kanada’dan ABD rafinerilerine taşınması için inşa edilmesi planlanan Keystone XL boru hattının onaylanmasını durdurmak için Beyaz Ev’in önünde barışçıl bir eylem yaptılar. Eylemciler arasında yer alan iklimbilimci James Hansen’a göre Keystone XL boru hattının inşaası, atmosferdeki karbondioksit miktarını 500 ppm’in üstüne çıkması ve gezegenin tahayyülü güç bir iklim felaketiyle karşı karşıya kalması anlamına gelecek.

Eylem konuyu kamuoyunun dikkatine getirmekte son derece başarılı oldu. Meghan’la bu kitle eylemini, aktivizmi ve iklim değişikliğini konuştuk.

Meghan, seninle bir yüksek lisans öğrencisi ve sürdürülebilir hayata inanan bir topluluk üyesi olarak tanışmıştık. Bize Tar Sands Action eyleminden nasıl haberdar olduğunu, eyleme nasıl katıldığını anlatır mısın? Kendi inisiyatifinle mi katıldın, yoksa bir topluluk ya da gurubu temsilen mi oradaydın?

Tar Sands Action’ı ilk olarak üyesi olduğum birkaç mail listesinden ve aktivist teşkilattan duydum. Birçok kanaldan birden geldi haber; bu, eylemi örgütleyenlerin ne kadar iyi duyuru yaptıklarını gösteriyor. Aynı zamanda çok iyi bir arkadaşım var, iklim aktivistliğinde benim ortağım; onunla da birkaç aydır tartışıyorduk. Birlikte katılmayı ümidediyorduk, ama lojistik sorunlar buna mani oldu, ben de tek başıma katılmış oldum. Gruplar hâlinde veya grupları temsilen gelmiş protestocular olsa da, birçoğu da bir başlarına gelmişti veya partnerleri veya eşleriyle, dostları ve iş arkadaşlarıyla. Bence böylesi çok daha muazzam bir şekilde kuvvetli.

Niçin çağrıya icabet ettin? Ne sana bir duruş sergileme ihtiyacı hissettirdi?

Bence şu anda harekette önemli bir dönemeçteyiz. Obama seçim kampanyasında, ABD’nin çevre siyasetinde gerçek bir değişiklik yapacağı, bizi yenilenebilir enerjiler ve yeşil işlere ivmeyle iteceği sözüyle benim gibi çevrecilerden destek kazandı. Bu umduğumuz derecede gerçekleşmedi ve birçoğumuz son derece hayal kırıklığına uğramış hâldeyiz. Tabii, farkındayım, ekonomi ve ABD’nin dahil olduğu tüm savaşlarla zor bir dönem oldu, ancak iklim hayati önemdedir; eğer kendimize herhangi bir şekilde bir gelecek istiyorsak bunu kenara itip duramayız.

Obama yönetiminin erken bir evresinde teklif edilen iklim kanunu başarısız oldu ve birçoğumuz Obama’nın bu konuları ele alış tarzından hoşnut değiliz. Yapımı teklif edilen Keystone XL boru hattı Kongre’den geçmesi gereken birşey değil; doğrudan Obama yönetimince karar verilecek birşey. Bunun için iyi bir temas noktası, Obama’yı bizzat sorumlu kılmak için iyi bir nokta ve iyi bir an.

Peki, bu noktada hepimiz iklim değişikliğinin bütüncül tesirlerini takdir ediyoruz. Ancak çoğu iklim aktivisti için iklim değişikliğinin bir ya da diğer vasfı vicdanımız üzerinde şiddetli bir tesir sahibidir, haykırasımız onun için gelir. Sana dokunan nedir?

Evet, mesele sadece ABD siyaseti ve çevre hakkında değil. Bu aynı zamanda bir sosyal adalet meselesi. Çoğu zaman iklim değişikliğinin tesirini, hem de orantısız bir şekilde, fakir insanlar hisseder. İlk susuz kalanlar, yiyeceksiz kalanlar ve tabii felaketlerin ters etkilerini ilk hissedenler onlardır. Bu sebeple de bu boru hattı sosyal adalet ve çevre adaleti konularında çalışan farklı guruplar için bir odak noktası hâline gelmiş durumda; hepsi bu müşeterek endişe etrafında toplanabilmiş vaziyetteler.

Eyleme biraz da şunun için katıldım ki, ben çocuk sahibi olmak istiyorum ve de çocuklarıma iklim değişikliğinin tesiriyle tamamen mahvedilmiş olmayan bir dünya emanet edebilmek istiyorum. Onların buzulların ne olduğunu ve temiz hava tenefüs etmenin nasıl bir his olduğunu bilmelerini istiyorum. Ben kırsal bir bölgede büyüdüm ve bütün bunları kendim için de istiyorum. Enerji ve iklim konuları kesinlikle bu neslin en zorlayıcı meseleleri ve samimi olmak gerekirse, ben bu meseleyle yüzleşmenin ve çözüm bulmanın parçası olduğum için heyecanlıyım!

– Eyleme gönüllü oldun ve sonra? Bize sürecin nasıl geliştiğini anlatır mısın? Kuzey Amerika’nın her yanından binlerce kişiyi koordinasyonlu, muntazam bir eylemde biraraya getirmek çok büyük bir organizasyon işi. Bunun nasıl işlediğini gözlemledin? Adımlar neydi?

Bu eylemin ne kadar iyi organize edilmiş olduğunu görünce çok etkilendim. Muhtemelen senin de bildiğin gibi 350.org’da Bill McKibben ve başkalarınca öncülüğü yapılan TarSandsAction, diğer birkaç sosyal adalet ve çevre adaleti kuruluşuyla birlikte eğitimleri tasarladı ve uyguladı. Temelde, sahip oldukları bütün kanalları kullanarak bir çağrı yaptılar, ben organizasyonun parçası olmadığım için bunu tam olarak da nasıl yaptıklarını bilmiyorum. Ama ben tüm ilgili mail listelerimden duyurular aldım, arkadaşlarımdan duydum, Facebook üzerinden duydum. İnternet üzerinden eyleme katılmak için yazıldım. Bunun ardından da sana eylem ve eğitim hakkında biraz bilgi gönderiyorlar.

Organizasyonu yapanlar eyleme katılmayı planlayan herkesin eylemde oturacakları günün öncesindeki akşam bir şiddetsiz doğrudan eylem eğitimine katılmasını da istiyordu ve bu da benim için çok eğlenceli ve çok faydalı birşeydi. Birlikte eyleme katılacağımız diğer arkadaşlarla tanıştık; benim için bu 140 kişi demekti… Böylece dayanışma ruhumuz gelişti ve heyecanlandık da. Birbirimize destek olduk, bu benim ilk gözaltına alınışım olduğu için bu destek benim için şahsen de önemliydi. Boru hattının topraklarını etkileyeceği yerli topluluklardan aktivistlerden onların bakış açılarını dinledik ve de iklim hareketinde ana seslerden biri olan Bill McKibben’ı… Eylem gününün nasıl geçeceği hakkında bir brifing aldık. Muhtemelen neler olacağı, gerek hukuki, gerekse başka yönlerden olası sonuçların ne olacağı anlatıldı; bir de birer “buddy” bulmamız istendi— yani birbirimize gözkulak olacağımız başka bir aktivist; birlikte gözaltına alınacağımız, birbirimize sahip çıkacağımız. Bir gözaltı tatbikatı yaptık ki bizi gözaltı sürecinin neye benzeyeceğine hazırlasın ve potansiyel olarak sorunlu noktalara işaret edelim, ya da nelerin gerçekten de korkulası anlar olabileceğini bilelim. Washington DC civarında birkaç dini cemaaat eğitimler için mekan tahsis etti. Bir topluluk yemeği yedik, kaynaşmak, birbirimizi tanımak ve soru sormak için hayli fırsat yarattık.

-Hangi gün eyleme katıldın ve hangi gurupla? Takip edebildiğim kadarıyla bölgeye göre bir dağılım da var, değil mi? Tanınan isimlerden kimler vardı sizinle?

Eğitime 31 Ağustos’ta katıldım ve 1 Eylül’de eylemde oturdum. Bilebildiğim kadarıyla eylemler bölgeye göre ayrılmış değil, bunun yerine o gün kim gelebiliyorsa ona göre. Bence bu, eylemlerin bu kadar çok katılımcı çekebilmesinin de bir sebebi — Birkaç haftaya yayıldığı için katılmak isteyenler kendi takvimlerine en iyi nasıl uydurabileceklerini düşünüp bulabiliyorlardı. Bu sanki büyük çaplı eylemleri organize etmenin yeni ve etkili bir yolu gibiymiş geliyor. Bazı kişiler gurup halinde geliyor, ama benim anladığım, insanların geldikleri yerdeki guruplarını temsilen gelmesi daha yaygın olanı. Benim eylem günümde bir sendika temsilcisi ve ülkenin her tarafından çevre kuruluşları ve inanç temelli kuruluşların temsilcileri bizimleydi. Ayni zamanda Kanada’dan gelip bizimle dayanışmak için ABD’de gözaltına alınmayı göze alan birkaç kişi vardı. Uluslararası gözaltılar bazen çok sorunlu haller alabilir ve bunu yapmaları son derece anlamlıydı.

Gasland belgeselinin yönetmeni Josh Fox o gün benim gurubumla oturuyordu. NASA’nın en üst düzey iklimbilimcisi James Hansen benden iki gün önce tutuklanmıştı, oyuncu Darryl Hannah ile birlikte. Al Gore benim eğitime katıldığım akşam eyleme desteğini verdi. Büyük isimler birbirini takip edip durdu. Ama beni gururlandıran katılan bütün büyük olmayan isimlerdi.

Ben tutuklu aracında Virginia’lı 73 yaşında bir nine, Washington DC’den bir üniversite öğrencisi ve New York’tan bir öğretmenle birlikteydim. Tekerlekli sandalyesiyle yaşlıca bir kadın bizimle eylemdeydi ve doğum gününde gözaltına alındı.

1 Eylül'de eyleme katılan iklim aktivistleri Beyaz Ev'in önünde oturken.

– Burada şiddetsiz doğrudan eylemlere katıldığımızda polis bunun pasif bir direniş olduğunu bilir, yine de otobüse kadar biraz sert davranabilir. Senin tecrüben neydi? Sizinle hiç konuştular mı? Ne dediler?

Benim Washington DC Parklar Bölgesi polisiyle tecrübem daha iyi olamazdı! Ama tabii sadece kendim için konuşuyorum. Polis bizimle ve bize hitaben nazikçe konuştu ve bir kadın polis de bana çok profesyonel davrandığım için teşekkür etti. Burada takdirin büyük kısmı eylemi örgütleyenlere gitmeli, çünkü bizi gözaltı işlemlerini kolaylaştırmak ve tamamen profesyonel ve şiddetsiz kalmak konusunda çok dikkatle eğittiler. Bu profesyonellik, bunu söylemesi önemli, eylemin eğilimiyle derinden alakalı. Biz burada radikallerin biz olmadığımızı gösteriyoruz; radikaller çevreyi kirletmeye devam etmenin, yamanca iklimi tehlikeye atmanın kâr için yapılması makul şeyler olduğunu teklif edenler.

Polisle etkileşimimin en hatırda kalır noktası ise, beni tutuklayan memurun bir tutuklu arabası dolusu kadını karakola getirdikten sonra arka kapıyı açması, kapıya yaslanması ve bize tam olarak neyi protesto ettiğimizi, niçin ettiğimizi sormasıydı. Dikkatlice dinledi tüm anlattıklarımızı! Yani, diyebilirim ki adam akşam eve gitti, konuyu Google’da araştırdı, ki bu da ilham verici. Adamın merak etmiş olması, sormak istemesi ve sorma iradesini göstermesi ilham verici.

Ne kadar gözaltında tutuldun? İlk günkü eylemcilerin iki gün gözaltında tutulduklarını okuduğumda çok şaşırdım. Böyle mi devam etti? Avukatların bir yargı süreci bekliyor mu? Bu konuda ne hissediyorsun?

Bana bir “öde ve haklarından vazgeç” seçeneği sundular; yani bu 100 dolarlık bir ceza ödüyorsun ve bir mahkemeye olan hakkından vazgiçiyorsun demek, her ne kadar mahkum olmuş filan değilsen de. Yani ne suç itiraf ediyorsun, ne de masumiyetini ilan ediyorsun. Ben bu seçeneği kabul ettim ve toplam dört saat gözaltında kaldım. Bu gözaltıların amacı ağırlıkla sembolik; ki eylemin örgütleyicileri bizim amacımız için de gözaltının süresinin değil gözaltına alınma fiilinin kendisinin elzem unsur olduğuna inanıyor, ben de onlara katılıyorum.

Polis ilk gün hatayla o günkü protestocuların her gün geri gelecek ikişiler oldukları kanısına varmış ve bence onun için onları daha uzun, iki günden de uzun, gözaltında tutulmuşlar ki caydırıcı olsun. Hatta o iki gün için gözaltında tutulan başka bir yakın dostum diyor ki, kendilerine onların tutulmasının ‘örnek olsunlar’ diye olduğu açıkça söylenmiş, daha sonraki protestocuları caydırmak için. Söylediği kadarıyla ilk günkü protestocular gözaltına alındıklarında zaten bir merhamet beklentisi içinde değillermiş, sadece kendilerine başkalarının katılmasını istiyorlarmış ve ertesi günkü protestoların hapiste zaman geçirme pahasına eyleme devam edip gözaltına alındıklarını duyduklarında sevinçlerinden uçmuşlar. Nihayetinde “işlemsiz” şekilde serbest bırakıldılar, yani ne ceza kesildi ne de bir suçlama oldu. Hukuk takımı bu durumun ele alınma tarzından biraz rahatsız, ama ne yapmayı düşündüklerini bilmiyorum.

-Tar Sands Action medyada yansımasıyla da konunun kamuoyu tarafından benimsenmesi açısından da fevkalade başarılı oldu. New York Times’ın baş yazısına kadar köşe yazılarına yansıdı, internette yansıması inanılmaz ve şimdi de dünya çapında destek için  protesto eylemleri yapılıyor. Ne hissediyorsun? Sence bu Keystone XL boru hattını aşar mı, yoksa şu anda hedefe mi kilitlenmiş vaziyettesin?

Son birkaç haftada bunun ne boyutlara büyüdüğünü görmek beni çok heyacanlandırdı. Keystone XL meselesi bilinmeyen bir konu olmaktan çıktı, senin de dediğin gibi, her yerde her tarafta bir hâl aldı. Bu bana burada kullanılan taktiğin konuya uygun olduğunu gösteriyor. Sonra ne yapacağımıza karar veriyoruz şimdi. Boru hattını durdurmak birincil amacımız, ama ülkenin her tarafından her çeşit insanda ilgi, enerji ve sürekli bir adama yaratmak da çok önemli ve bu eylemin ve bu hareketin devamı da böyle olacak. Kamusal bir diyaloğa dönüşmesi hayati birşey. Medyanın konuyu alması bize bunu başarmakta yardımcı oluyor.

– Bu ayın 24’ünde İstanbul dahil dünyanın her tarafında büyük bir 350 eylemi yapılacak. Tar Sands Action’ın yarattığı dalgayla daha büyük ve daha güçlü birşey bekliyor musun? Bu arada, sen nerede olacaksın?

Ben bu ay evimde, Providence’da olacağım ve burada bir şey organize etmeye yardım edeceğim. Umarım bu eylem dikkat çekmiş ve enerji yaratmıştır ve buna devam eder.

Benim için konunun en önemli parçalarından biri hepimizin petrole bağımlı olduğumuzu anlamamız ve bununla barışık olmamızdır. Biliyorum ki ben bağımlıyım! Olabildiğince az olmaya çalışıyorum, ama teknoloji kullanmamla, yediğim yemekle, kullandığım bisiklet ve otobüslerle ve gündelik sorumluluklarımla petrol kullanmaktan kaçamıyorum. Bu hareketin amacı bunu inkâr etmek değil; benim ya da başka kimsenin petrol bağımlılığını inkâr… Bundan ziyade, bir toplum ve bir gezegen olarak, daha sürdürülebilir alternatiflere doğru adım atmayı sağlamaktır. Değişimi hızlandırmak ve değişimi insanların korktuğu bir şeydense insanların istediği birşey hâline getirmek. Sistem içinde kendi bireysel ve toplu mesuliyetimizi takdir ederken, kendimizi bu çok çok tahrip edici alışkanlıktan kurtarmaya yardımcı olmak.

– Ya uzun vadede? Siyasi iradenin sonunda toparlanacağı konusunda ümidvar mısın, yoksa sence iklim krizinde değişimi yaratacak şey sadece ve sadece vatandaş eylemi ve yerel eylem mi? Bu yıl Durban’da gerçekleşecek İklim Konferansı’ndan birşey bekliyor musun mesela? Umurunda mı bu hatta?

Bir aktivist olarak yüzleşmesi zor olan şeylerden biri de bu “toparlama”nın uzun bir süreç olduğu; hop diye olup bitmediği. Ama ben ümitliyim. Ümitliyim çünkü küçük bir grup insan olarak – ne de olsa toplamda 1200 küsur gözaltı var – tüm dünyada manşetlere geçebildik, Kanada’dan Yeni Zelanda’ya çok yerde destek eylemleri tetikledik, ki bu arada Yeni Zelanda’daki protestolar Kanada sefaretini bir öğleden sonra boyunca kapattırdı bile. Bunlar son derece güçledirici şeyler ve umarım bu hareket aynı hislerden daha fazla yaratır, dolayısıyla daha fazla güçlendirilmişlik yaratır. Konuyu tamamiyle bir iklim felaketine erişinceye kadar erteleyip durabiliriz, veya kendimize çeki düzen verip oraya varmadan iklim ve enerji sorunuyla başa çıkabiliriz. Bilim reddedilemez bir şekilde bizi destekliyor ve bence siyasi irade de ardından takip etmekte.

Ancak, bu siyasi irade bir fanus içinde oluşmuyor ki— ekonomi hakkında, istihdam hakkında, siyasi sistem ile şirket menfaatlerinin nasıl etkileşeceği hakkında birçok kaygının yumağında. Yani bu anlamda, önümüzde sadece bir boru hattının inşasını durdurmaktan çok çok daha büyük bir proje var. Bizim tasarımız, üzerinde yaşadığımız dünya hakkında bir alâkayı iktisadi ve siyasi sistemimize bir şekilde dahil etmek ve yaptığımız tarzda iş yapmanın çevresel bedellerini. Bu kabullenegeldiğimizi birçok sistem ve kurum hakkında çok çok büyük değişiklikler ima eder, ki zor tarafı da bu olacak.

– Son bir soru olarak, ABD’de iklim aktivistleri olarak dünyada kıyas kabul etmez bir şekilde kişi başına en fazla enerji kullanan toplumu değiştirmeye çalışmak gibi hakikaten de çok zor bir işiniz var. O kadar ki, Türkiye gibi toplumlarda fosil yakıtların savunucuları – ki bu arada Türkiye’de CO2 eşdeğeri sera gazı salınımı 1990 değerlerine göre %120’nin üzerinde artmış durumda ve 2020’lerde ülkenin Avrupa’daki en büyük salınıma sahip olması bekleniyor – hâlâ iklim krizinin sırf emisyonlardan tarihsel olarak sorumlu olan bölgelerede ve Çin gibi çok büyük salınım sahibi ülkelerde düşürülmesiyle çözülmesini, mesela Türkiye’nin hızlı, karbonla beslenen bir büyümeye devam etmesi gerektiğini savunuyor. ABD’nin emisyonlarını düşürmek için bir eylemden henüz çıkmış birisi olarak böyle bir argüman hakkında ne hissediyorsun?

Bence ABD, dünyadaki en büyük karbon salıcısı olarak, emisyonların düşürülmesinden, gerekli temizlikten, ve dünyanın enerji ihtiyaçlarını karşılayacak teknolojiler geliştirmek ve örnek olmaktan son derece mesul. Kirliliğin büyük bir kısmını biz yarattık ve temizlemesi de bize düşer. Ama aynı zamanda inanıyorum ki Çin, Türkiye, Brezilya, Hindistan veya başka herhangi biryerin karbon temelli ekonomik büyümeyi devam ettirmesi bir hata olacaktır. Zira bu uzun vadede enerji sorunumuzu çözmeyecek ve iklim sorunumuzu da şiddetle artıracaktır. Arkasında yatan adalet temelli argümanı anlıyorum ve kısmen de duyguları, en azından afaki bir seviyede, paylaşıyorum; ancak dünya bu çeşit bir kalkınmayı hiçbir şekilde kaldıramaz.

Röportaj: Alidost Numan – Yeşil Gazete

Kategori: Röportaj

DünyaManşet

ABD’de gözaltı sayacı 843’de

ABD’nin başkenti Washington DC’de, Beyaz Ev’in önünde süren iklim değişikliği eyleminde gözaltına alınanların sayısı 843’e ulaştı.

350 hareketinin de kurucularından olan iklim değişikliği aktivisti, yazar Bill McKibben öncülüğünde geçen hafta başlatılan eylemde Kanada’nın Alberta eyaletinde katran kumundan üretilen petrolü ABD’nin Meksika körfezine  taşıyacak olan Keystone XL boru hattının yapımını  protesto etmek için Beyaz Ev’in önünde oturma eylemi yapılıyor.

Dünyanın en önemli iklimbilimcisi James Hansen, Holywood yıldızı aktris Daryl Hannah ve Bill McKibben da eylemde göz altına alınanlar arasında. Eylemin web sitesi olan tarsandsaction.org’daki gözaltı sayacına göre ilk günden bu yana gözaltına alınanların sayısı 843’e ulaştı.

Eyleme toplam 2000 kişinin katılması bekleniyor. Bu eylem son yıllarda ABD’de yapılan en büyük sivil itaatsizlik eylemi kabul ediliyor.

Boru hattının kaderini belirleyecek olan Başkan Barack Obama’dan ise henüz bir yanıt gelmiş değil.

Önceki gün gözaltına alınan iklimbilimci James Hansen’a göre Keystone XL boru hattının yapılması halinde atmosferdeki karbondioksit miktarının 500 ppm’i geçmesi garanti altına alınmış olacak. Kanada ise katran kumu (tar sands) yataklarından petrol elde etmeye başlayınca dünyanın Suudi Arabistan’dan sonra en büyük petrol rezervine sahip ülkesi haline geldi.

Atmosferdeki CO2 miktarı şu anda 397 ppm. Hansen’a ve iklimbilimcilerin çoğuna göre iklim değişikliğinin önlemenin tek yolu CO2 artışını durdurmak ve atmosferdeki seviyeyi 350 ppm’e geri çekmek.

(Yeşil Gazete)

Kategori: Dünya

DünyaManşet

İklimbilimci Hansen gözaltında

Hansen gözaltına alınırken
İklim bilimci James Hansen katran kumu protestosunda gözaltına alındı

İklim değişikliğini bilimsel olarak ilk tespit edip boyutlarını ortaya koyan biliminsanlarından ve son olarak etkileyici eseri Storms of My Grandchildren (Torunlarımın Fırtınaları) ile tanınan iklimbilimci Dr. James Hansen dün, 29

Hansen gözaltına alınırken

İklimbilimci James Hansen katran kumu protestosunda gözaltına alındı

Ağustos’ta Washington DC’de gözaltına alındı. Biliminsanı ve kendi ilanıyla aktivist, Kanada ile Amerika Birleşik Devletleri arasında kurulması planlanan ve Kanada’dan çıkartılacak katran kumundan elde edilmiş petrolü Meksika körfezindeki ABD rafinerilerine taşımayı amçlayan, emisyon artışı yanısıra büyük ekolojik tahribata zemin hazırlayacak KeyStoneXL petrol boru hattını protesto etmek için Beyaz Ev’in önünde 20 Ağustos’tan beri devam etmekte olan barışçıl doğrudan eylem TarSandsAction‘a katılmıştı.

James Hansen verdiği demeçte Başkan Obama’ya Kanada şirketi TransCanada‘ya bu boru hattını inşa izni veren onayı vermemesi çağrısında bulundu ve ABD’nin fosil yakıtlara ciddi bağımlılığına gönderme yaparak “eğer Obama enfekte olmuş iğneyi tercih ederse başından beri sadece yeşil badana yaptığını göstermiş olacak; diğer petrolle yağlanmış, kömürle işleyen politikacılardan bir farkı olmadığı, iptiladan kurtulmaya gerçekten niyetli olmadığı ortaya çıkacak” dedi. Obama’nın 2008 seçim kampanyası ABD’nin fosil yakıtlara bağımlılığının önüne geçmenin altını çiziyordu. Hansen 1980’lerden beri yeni petrol kaynakları bulunması veya mevcut kömür kaynaklarının kullanılmaya devamı taktirinde iklim felaketinin kaçınılmaz olduğunu savunuyor, ancak son yıllarda bunun siyasetçilerin hüsnüniyet veya aklıselimine bırakılamayacak kadar ciddi bir mesele olduğu kanaatine varıp doğrudan vatandaş eylemine inanır bir tavır aldı.

Dünkü eyleme James Hansen haricinde ABD’deki Protestan, Katolik ve Musevi cemaatlerinin ruhbanları arasından saygın isimlerden de katılım oldu. Dün, eylem’de gözaltına alınanlar arasında Greenpeace ABD’nin genel direktörü Phil Radford,

Radford gözaltına alınıyor

Dün gözaltına alınanlar arasında Greenpeace ABD Genel Direktörü Phil Radford da vardı.

350.org’un genel direktörü May Boeve ve önde gelen özgürlükçü lobi sitesi CREDO Mobile’ın yöneticisi Michael Kieschnick de vardı. Eylem başladığından bu yana gözaltına alınan iklim aktivistlerinin sayısı 522’yi buldu, ve eylemler büyük bir mitingle bitecekleri 3 Eylül’e kadar artan katılımla devam edecek.  Gözaltına alınan eylemciler son derece kısıtlayıcı ve beklenmedik bir şekilde iki gün gözaltında tutuluyor. Başkan Obama’dan henüz konu üzerine bir açıklama gelmiş değil.

(Yeşil Gazete)

 

Kategori: Dünya

DünyaManşet

İş başa düştü Lois, Superman yok artık !

Kanada ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yapılması planlanan ve Kanada’dan çıkartılacak Tar Sands (katran kumu) maddesini Meksika körfezine taşıyacak KeyStoneXL petrol boru hattını protesto etmek için Beyaz Saray önündeki oturma eylemine katılan TarSandsAction eylemcilerinden  Superman’in kız arkadaşı Lois Lane (Margot Kidder) tutuklandı. Ne de olsa onu koruyacak ve kollayacak Superman yok artık.

1978 tarihli unutulmaz Holywood yapımı  Superman‘de  Clark’ın iş arkadaşı, Superman’in de sevgilisi Lois Lane karakterini canlandıran Margot Kidder 20 Ağustos Cumartesi Beyaz Saray önünde başlayan ve 2 hafta sürmesi planlanan  sivil itaatsizlik (sit in) eylemine katılanlardan biri. Kanada Yellowknife doğumlu 62 yaşındaki aktrist Kidder halen ABD’nin Montana eyaletinde yaşıyor.

Tutuklanmasından hemen önce “Boru hattının geçeceği ilk durak benim yaşadığım yer” şeklinde konuşan ve gösteriye kendisi ile birlikte katılan 2 arkadaşı ile birlikte kendilerini “Montanalı Büyükanneler” olarak tanımlayan Margaret Kidder petrol boru hattından sızıntının engellenmesinin mümkün olmadığını, eğer bu boru hattı inşa edilirse artık güvenli bir şekilde yaşamalarının imkansız olduğunu sözlerine ekledi.

Montanalı Büyükannelerin tutuklanan diğer arkadaşları ile birlikte birkaç gün içerisinde serbest bırakılması bekleniyor

Yeşil Gazetede konu hakkında yapılan diğer haber

Lois Lane ve Clark Kent

Lois Lane ve Superman

(Yeşil Gazete)

Kategori: Dünya

DünyaManşet

İklim için büyük sivil itaatsizlik başladı: İlk gün 70 gözaltı

Eylemin ilk gününde Bill McKibben gözaltına alınıyor

Eylemin ilk gününde Bill McKibben gözaltına alınıyor

ABD son yılların en güçlü sivil itaatsizlik eylemiyle çalkalanıyor. Aralarında birçok ünlü ismin, akademisyenin ve eski devlet yöneticilerinin de bulunduğu grubun Beyaz Saray’ın önünde başlattığı oturma eyleminin ilk gününde aralarında eylemin öncüsü Bill McKibben’ın da olduğu 70 kişi gözaltına alındı. 2 hafta sürmesi planlanan eylemde toplam 2000 kişinin eyleme katılacağı ve gözaltına alınacağı tahmin ediliyor.

Bu müthiş sivil itaatsizlik eyleminin amacı kamuoyunun ve Başkan Obama’nın dikkatini Kanada ile ABD arasında 2700 kilometre uzunluğunda inşa edilmesi planlanan devasa petrol boru hatlarına çekmek. Bu boru hattı, Kanada’da bulunan  “tar sand” (katran kumu) rezervlerinden üretilecek petrolü ABD üzerinden Meksika Körfezi’ne taşıyacak. Kendisini “Tar Sand Action” olarak isimlendiren aktivist grubun sözcüsü dünyaca ünlü iklim aktivisti ve yazar Bill Mckibben’a göre “Bu karar, Obama’nın gerçekten çevreci olup olmadığını gösterecek en büyük sınavı”.

Bu sabah tutuklananlar arasında bulunan Bill McKibben şöyle devam ediyor : “Bakın ben Obama ’08 rozetimi yanımda taşıyorum. Ve tüm kalbimle inanıyorum ki Obama bu boru hattının iptaline bir an önce karar verecek. Hava çok sıcak bugün, özellikle de takım elbise-kravat dolanıyorsanız ortalıkta. Ama biz bu savaşı kaybedersek önümüzdeki yıllar çok daha feci olacak.”

Dünyanın en önemli iklim bilimcisi olarak gösterilen Dr. James Hansen de McKibben’e katılıyor: “Kanada’daki zift kumulları tam kapasite işlenmeye başlanırsa iklim değişikliğine karşı olan savaşımız biter, oyunu sonsuza kadar kaybederiz”.

Çevreciler bunun yanısıra boru hattında olası bir kaza sonucu ABD’de ikinci ve daha büyük bir BP felaketi yaşanmasından da korkuyor. Üstelik planlanan boru hattı ABD’nin en büyük tatlı su kaynaklarının etrafından geçiyor.

TransCanada şirketi tarafından yapımı önerilen boru hattının Kanada’nın batısında Alberta eyaletinden başlayarak ABD’de sırasıyla Montana, Güney Dakota, Nebraska, Kansas ve Oklahoma eyaletlerinden geçerek Teksas’da sona ermesi planlanıyor.

Hattın amacı Alberta eyaletinde bulunan ve üretimi (petrole dönüştürülmesi) devasa oranlarda karbon emisyonuna sebep olarak iklim değişikliği felaketini daha da hızlandıracak zift kumullarının satışını ve nakliyesini kolaylaştırmak. Bu anlamda proje “kıyamet hattı” olarak nitelendiriliyor. Obama’nın Kongre’nin herhangi bir onayına ya da vetosuna gerek olmadan projeyi tek başına imzalama veya iptal etme yetkisi var. Bu nedenle sivil itaatsizliğin hedefinde Obama’nın “doğru kararı” vermesini sağlamak var.

Eylemi düzenleyen gruba http://www.tarsandsaction.org sitesinden ulaşılabilir. Sivil itaatsizlik eylemlerinin yanısıra internet kampanyalarının da 2 hafta daha sürmesi, 2000’e yakın barışçıl aktivistin gözaltına alınmayı göze almış olduğu belirtiliyor.

AFP, Itsgettinghotinhere’den derlenmiştir.

Haber: Durukan Dudu – Yeşil Gazete

Kategori: Dünya