Köşe Yazıları

Bir Köpek Ağlar Tenhalarda…

Vakit gecedir hava karanlık iç sıkıcı,

Gece gelecek kötülüklere gebedir.

Evlerin perdeleri kapıları sımsıkı kapalı,

Yemek kokuları, neşeli gevezelikler sızar aralıklardan,

Babalar saçlarını okşar sevgili çocuklarının

Anneler küçüklerine ninni okur güzel rüyalardan

İşte tam da o zamanda,

İnce, iç yakan acılı bir ağıt gibi,

İsyankar şaşkın bir sesle

Bir köpek ağlar tenhalarda.

Önce yüreği ardından içi parçalanır

Tecavüz ederler ona.

İnsan kılığındaki iki bacaklılar

Bir daha, bir daha, bir daha.

Utanır sıkılır yüzü yer olur.

Sonra düşünür acıları arasında,

Utanması gereken ben mi onlar mı bilemez ,

Köpek aklını erdiremez bu soruya bir türlü.

Önce yüreği ardından içi parçalanır.

Kara gözleri daha da bir kararır.

Pınarlarında iki damla yaş sıcacık.

Zaten pişmandır çoktan dünyaya geldiğine.

Açlık susuzluk sevgisizliğin ardından bir de bu

Şimdi nasıl bakacaktır dost bildiği o insanlara.

Hepsinden çok daha acı gelir bu seferki,

Onu çağırdıklarında bir lokma ekmekle,

Nasıl da kuyruğunu sallayarak umutla gitmişti artları sıra

Düşünür tekrardan,

İşlerini bitirip acılar içinde onu yalnız bıraktıklarında,

Cinsim olmayan sahip, dost, arkadaş bildiğim bu canlar

Bana bunu neden yaptılar diye,

Ağlar için için kimselere duyurmak istemez sesini.

Artık tek istediği çabucak ölmektir onun.

Bir köpek ağladığında tenhalarda iç organları parçalanmış,

Ona değil insanlığa tecavüz edilmiştir aslında.

O kadar çok arttı ki son dönemlerde canlara yapılan tecavüz olayları. Bazıları tesadüfen görülüp bakımevlerine kliniklere getirilmekte ve çoğunun da sonu soğuk metal veteriner masasında acılı ölüm olmakta ne yazık ki.

Birçokları için çok da düşündürücü bir durum değildir belki de bu yazdıklarım. En fazla tepki “Allah Allah bu nasıl iş ya” deyip bir saniyelik dudak büküştür sadece. Çünkü tecavüze uğrayan bir köpektir sadece. Hemcinsi değildir canı yanan insanoğlunun. Aklınca kendi cinsini güvenceye almıştır nasılsa. Ne çıkar ki, sapık insanlar sapıklıklarının gereğini yapsınlar üç beş köpeğe!

Artık canlar için ünlü düşünür Sofokles’in şu sözünü söyleme zamanımız geldi de geçmekte:”Belki de hiç doğmamış olmak en büyük lütuftur”. Mevsim doğum mevsimi; kediler, köpekler, kuşlar üreme telaşında. Onlara doğanın verdiği, nesillerini koruma, devam ettirme görevini canları dişlerinde yerine getirme çabasında. Dünyaya gelmeleriyle ilgili hiçbir talepleri olmayan masumları daha doğdukları anda bin bir türlü acı, işkence beklemekte. Ne görecekler ki? Onun için artık inanılmaz güzellikteki yavru kedileri, köpekleri sevinçle karşılamıyorum, “hoş geldin bebek” diyemiyorum.

Bir köpek ağlar ıssızda, başı yerde, içi kanar, yüreği kanar utanır insanlar adına. O ağlar ben ağlarım bu dünyanın acımasızlığına.

İnsanlarla ilgili umut kırıntılarımın sonuna geldim, ama yine de söylemeden geçemeyeceğim. Hayvanlara yapılanları, acımasızlıkları görmezden gelmeyin ne olur, unutmayın ki hayvan canını yakmanın bir adım ötesinde insan canına zulüm gelecektir. Bugün o masuma tecavüz eden sapık zihniyet yarın sizin en kıymetlilerinize, çocuklarınıza, eşinize, yakınınıza kıyabilir. Katillerin, tecavüzcülerin geçmişleri irdelendiğinde çoğunda hayvana işkence çıkmaktadır. Bu bilimsel bir araştırmanın sonucudur. Kapılarınız zorlanıyor hiç mi farkında değilsiniz. Hayvan canını korumaya yönelik çabalarınız kendi cinsiniz için size güzellik, iyilik olarak dönecektir.