Okyanusun en derin noktalarında plastik kirliliği

Damian Carrington imzasıyla The Guardian’dayayınlanan makaleyi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Karya Ayyıldız’nun çevirisi ile paylaşıyoruz. 

***

Mariana Çukuru’nda karşılaşılan yüksek oranda plastik kirliliği, gezegenimizin ne derece kirletildiğini gözler önüne seriyor.

Yaklaşık 3 mm boyunda mavi plastik yemiş Plantonik ok solucanı – Sagitta setosa Fotoğraf: 
Dr. Richard Kirby

Bilim insanları Dünya’nın en derin noktasında plastik kirliliği ile karşılaştılar. Bu da, dünyanın ne kadar yaygın bir şekilde kirletildiğini gözler önüne seriyor.

Araştırmacılar, dünyanın en derin noktası olan Challenger Deep yakınında, Pasifik Okyanusu’nun batısındaki Mariana Çukuru’nun derinliklerine indiler. Burada, Pasifik, Atlas ve Arktik Okyanuslarından elde edilen verilerle karşılaştırıldığında, şimdiye dek açık denizlerde görülmüş en yüksek oranda mikro plastikle karşılaştılar.

Çinli araştırmacılar, “Plastikler gezegendeki en derin ve ücra yerleri bile kirletmiş durumda,” diyor. “Hadal kuşağın, mikro plastik atıklarının Dünya’daki en büyük bataklığı haline gelmiş olabileceği söz konusu. Bu durumun, narin ekosistemimizin üzerinde bilinmeyen ama zararlı olabilecek etkileri de olabilir.”

Yakın zamanlarda yapılan başka araştırmalar da insanların Mariana Çukuru üzerindeki etkisini, daha önce görülmemiş miktarda kirletici madde oranlarıyla ve derin deniz canlılarının vücutlarında bulunmuş plastiklerle ortaya koymuştur. Aynı zamanda, mikro plastiklerle Alpler’de
musluk sularında ve insan yüzlerinde de karşılaşılmıştır.

Her yıl milyonlarca tonda plastik okyanuslara dökülüyor ancak tüm bu kirliliğin nerede sonuçlandığı bilinmemekte. Hainan’da bulunan Institute of Deep Sea Science and Engineering (Derin Deniz Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü) araştırmacıları deniz seviyesinin 2.500 ve 11.000 metre altından taban suyu ve tortu örnekleri topladılar. Karşılaştırma niteliğinde, Everest Dağı’nın yüksekliği su seviyesinin 8.850m üstündedir.

Geochemical Perspective Letters dergisinde yayınlanan sonuçlarda ise, çukurda örneklerin alındığı bölgeler derinleştikçe mikro plastiklerin yoğunluğunun arttığı görülüyor. Diplerde, tortu örneklerinde litre başına 2200 ve su örneklerinde litre başına 13 parça mikro plastikle karşılaşıldığı görülmekte.

Araştırmacılar, çukurdaki mikro plastiklerin Çin ve Japonya gibi, Doğu Asya’daki endüstrileştirilmiş ülkelerden kaynaklandığını düşünüyorlar. Çukur V şeklinde dar bir boşluk olduğundan partikülleri içine hapsetmekte. Araştırmacılara göre, çukurda depremlerin oldukça sık görülmesi tortuların derinlere yerleşmesine neden oluyor olabilir.

Karşılaşılan mikro plastiklerin birçoğunu, muhtemelen giysiler, plastik şişeler, paketlemeler ve balıkçı malzemelerinde oluşmuş, milimetrelik büyüklükte lifler oluşturmakta. Tortularda en sık görülen plastik türü polyesterken, su örneklerinde karşılaşılan tür su şişeleri ve giysilerde kullanılan polietilen tereftalat (PET).

Aşırı avcılık ve iklim değişikliği nedeniyle hali hazırda zarar görmüş olan su altı dünyasına mikro plastiklerin zararı oldukça açık. Araştırmacılar, mikro plastiklerin bu narin, hadal ekosistemler üzerindeki etiklerini ölçecek ileriki çalışmaların yürütülmesinin acil olduğunu söylüyorlar.

.

Makalenin İngilizce Orijinali

Yeşil Gazete için çeviren: Karya Ayyıldız

.

(Yeşil Gazete, Guardian)