Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Bitkilerden öğreneceklerimiz-1

Aslında bu köşedeki yazılarımda günlük olayların etkisinde kalmamaya çalışıyorum. Bunun yerine daha uzun soluklu bir bakış yakalayabilmek gerektiğine inanıyorum. Ne var ki ülkede öylesine akıl dışı olaylar yaşanıyor ki, onları görmezden gelmek de çok kolay olmuyor.

Eylül ayı ile başladığını düşündüğüm 2021-2022 döneminde şu ana kadar dört yazı yazdım. Bunlardan üçü günlük gelişmelerle (ikisi Validebağ Korusu, biri de Kültür ve Turizm Bakanlığının turizm tesisi yapılmak üzere açtığı orman alanı ihaleleri) ilgiliydi. Yalnızca Yaşar Kemal’le ilgili bir yazı yazabilmişim, gündeme saplanmayan. İtiraf etmem gerekir ki, Altın Koza Film Festivali kapsamında düzenlenen Sinemada Yaşar Kemal paneline konuşmacı olarak katılmasam onu da yazamazdım. Yani tamamıyla olmasa bile o yazı da kısmen gündemle ilgiliydi.

Her neyse, bu kez günlük gelişmelerle doğrudan ilişkisi olmayıp geçmiş ve gelecek bütün çağlarla ilişkili bir yazı yazmaya kararlıyım ve doğal olarak bu yazı bitkiler üzerine olacak.

Bitkiler akılsız mı?

Peşin peşin söyleyeyim, aklı nasıl tanımladığımız bu sorunun yanıtını değiştirir. Hep yaptığımız gibi tanımı insandan yola çıkarak yaparsak durum farklı olabilir. Yani bitkilerde aradığımız akıl insandaki akıl gibi bir şey olacaksa, örneğin bitkilerin de geometri problemi çözüp çözememesine bakacaksak ya da onlarda bizdeki gibi aklı temsil eden beyne benzer bir organ veya en azından sinir sistemi arayacaksak soruyu hiç sormamış olalım. Yahut insandan yola çıkarak hazırlanan sözlük tanımları kılavuzumuz olacaksa boş verelim gitsin, hiç canımızı sıkmayalım. Çünkü sözlük tanımları o kadar yavan ve insansı ki, büyük ölçüde insan merkezli kısmen de hayvan merkezli bakışın vücut bulmuş hali adeta. Örneğin Türk Dil Kurumuna göre ‘akıl’Düşünme, anlama ve kavrama gücü” demek. Benzer şekilde Oxford İngilizce sözlüğünde akıl sözcüğünün karşılığı olabilecek ‘mind’ sözcüğü “Bir kişinin bir şeylerin farkında olmasını, düşünmesini ve hissetmesini sağlayan kısmı” şeklinde tanımlanırken ‘reason’ sözcüğü de “aklın mantıklı bir şekilde düşünme, anlama ve fikir sahibi olma gücü” olarak tanımlandığını görüyoruz.

Oysa bitkilerdeki akıl, bu tanımların dışında ve bana göre çok da ötesinde bir olgu. Doğa gezilerimde hem yetişkinlere hem de çocuklara sözünü ettiğim bu aklın yansımalarını dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. En sevdiğim örnek tohumlar. Bitkilerin tohumları, yakından incelendiğinde birer mühendislik tasarımıdır açıkça. Hemen her biri yaşamın devamı temel amacına hizmet edecek şekilde evrimleşmişlerdir. Evrim sürecinde uyumun temel ölçütü yaşamın devamı, onun ölçütü de tohumun uzaklara gidebilmesidir. Evet, armut dibine düşer ama onu severek yiyen hayvanlar meyvenin içindeki çekirdekleri (tohumları) çok uzaklara taşırlar. O nedenle bayıla bayıla yediğimiz armut, tohumu saran meyve, yaşamın devamından başka amacı olmayan bir bitki mühendisliği tasarımıdır. Ancak, kuşkusuz beni en çok etkileyen kanatlı tohumlardır. Örneğin akçaağaç tohumları. Aşağıya değişik akçaağaç türlerinin tohumlarını koyuyorum, gözünüzde canlanabilmesi için.

Kaynak. https://commons.wikimedia.org/wiki/File:P.Acer_seedsI.jpg

Türden türe tohumların ve onlara monte edilen kanatların büyüklüğü değişse de temel ilke aynı kalıyor. İki tohum değişik açılarda olmak üzere V şeklinde bitişmiş ve aerodinamik hesaplamaların hassasiyetle yapıldığı açıkça belli olan, uygun koşullarda (yükselti, rüzgâr vb.) tohumu belki de kilometrelerce uzağa taşıyacak kanatlar. Ülkenin hemen her yerinde akçaağaç bulmak olanaklı. Akçaağaç tohumları tam da şu sıralarda bütün görkemiyle ağaçları süslüyorlar. Bir akçaağaç bulup, birkaç tohum alarak o tohumları bir miktar yüksek bir yerden çifter çifter ya da teker teker bırakmanızı isterim, söylediğim hesaplamaların ne kadar hassas yapıldığına henüz vakıf olmadıysanız eğer.

Bitki aklını nasıl tanımlayabiliriz?

Bana göre bu sorunun şimdilik net bir yanıtı yok. Nihayetinde, istisnai örnekleri bir kenara bırakırsak botanik birkaç yüzyıllık bir bilim. Üstelik bitkilere hâlâ insana mahsus pencerelerden, ona mahsus kavramların ışığı altında bakma alışkanlığımızı değiştiremedik. Örneğin sözünü ettiğimiz şeye ‘bitki aklı’ demek doğru değil aslında. Çünkü akıl dediğimizde yukarıdaki sözlük tanımlarının yakınında yöresinde bir düşünce geliştiriyoruz. Zihnimiz sözünü ettiğimiz bitki aklının bambaşka bir şey olduğunu kolaylıkla fark edemiyor, ayırdına varamıyor. Sanırım akıl terimini kullandığımız sürece de bu böyle olacak.

Şimdilik söyleyebileceğimiz şey şu ki, bitkilere bambaşka bir gözle baktığımızda onlardan öğreneceğimiz çok şeyin olduğu açık. Fakat biz o farklı gözle bakma yolunda henüz emekleme aşamasındayız. Doğa gezilerimde hangi bitkiden söz etsem, o bitki hakkında sorulan ilk üç sorudan birinin ‘yenir mi?’ olması sanırım ne demek istediğimi daha net ortaya koyacak.  Onları gıda, yakacak, ilaç ve endüstriyel hammadde olarak görmenin yalnızca bir adım ilerisindeyiz daha. Oksijen, karbon tutma ve biraz da biyolojik çeşitlilik. Oysa bitkiler çok çok daha fazlası. Bu konuda gündem izin verdikçe daha fazla yazı yazacağım. Şimdilik virgüllü bir nokta koyarak bu yazıyı tamamlayayım.

Kategori: Hafta Sonu