İklim KriziKöşe YazılarıManşet

Bernard Kato Ewekia Taomia: Tuvalu bizim evimiz, onu kaybetmek istemiyorum [İklim Kuşağı-25]

Bernard Kato Ewekia Taomia, Tuvalu‘nun başkenti Funafuti‘den 25 yaşında bir genç iklim aktivisti. Kato, COP26′ya katılan ilk genç Tuvalu delegesi olarak tarihe geçti.

Ülkenin yerli halkından olan Kato ile, kolektif toplumun seslerini ve taleplerini yükseltmeye ve Tuvalu’nun çevresel ve insani krizini ele almak için dünyanın farklı noktalarından iklim aktivistleri olarak bir araya geldiğimiz ve sürdürülebilir stratejiler planlamaya odaklandığımız bu sivil toplum kuruluşunun ulusal lideri olduğu Saving Tuvalu Küresel Kampanyası’nda tanıştım. Kato ayrıca Fridays for Future MAPA‘da (En Çok Etkilenen Kişiler ve Bölgeler) da aktif.

Tuvalu üzerine çok çalıştığım için size Tuvalu’dan çok kısaca bahsetmek istiyorum. Hawaii Adası ile Avustralya arasında Pasifik Okyanusu’nda yer alıyor. Komşu ülkeleri Kiribati, Samoa ve Fiji Adaları olan Tuvalu, 26 kilometre karelik bir yüzölçümüne ve 11,000 nüfusa sahip. Tuvalu; dünyada Vatikan, Monako ve Nauru‘dan sonra en küçük ülke. İklim krizi kaynaklı denizlerin yükselmesi sebebiyle ilk batacak bölgelerden biri, çünkü en yüksek noktası 4,5 metre. 

Atlas Sarrafoğlu: Bize doğup büyüdüğün ada Tuvalu’daki günlük yaşantından kısaca bahseder misin?

Bernard Kato Ewekia Taomia: Her sabah 8’den öğleden sonra 4’e kadar işte oluyorum. İş sırasında boş vaktim olduğunda, Saving Tuvalu ekibindeki iklim aktivisti arkadaşlarımla birlikte çalışıyorum. Kampanyalar yürütüyor ve iklim krizinin Tuvalu üzerindeki etkileri hakkında farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. İşten sonra antrenmana, rugby ve boksa gidiyorum, gece için akşam yemeğini ben hazırlıyorum ve yatmadan önce ailemle vakit geçiriyorum. 

İklim krizi, Tuvalu’da genel olarak sizlerin günlük yaşamını nasıl etkiliyor?

Daha çok genç bir çocukken ve şimdi arasındaki  Tuvalu’da yaşanan iklimdeki büyük farkı görebiliyorum. Bir takım adası olan ülkem o zamanlar bir cennetti ve topraklarımıza yükselen deniz suyunun sızdığını pek görmezdik. Bugün deniz suyunun, erozyon sebebiyle çok fazla toprak kaybına sebep olduğunu ve her gün taşarak bitkilerimizi olumsuz etkilediğini görüyorum. Tuvalu’da ısı da yükseliyor ve bu hava durumunu kuraklık, toprak verimsizleşmesi ve bazen çok sıcak olduğu için halk sağlığını etkiliyor. Yağmur suyu toplamak için çatılara oluklar yaptırarak kuraklığa uyum sağladık. Ayrıca yükselen deniz suyu nedeniyle tarım yapmak da imkansız hale geldi ve topraklarımızı çorak bıraktı.

2015 yılında iki farklı küçük adamız Pam kasırgasından etkilendi ve atalarımızın mezarlıkları adalardan biri olan Nui‘deydi ve bedenleri dalgalar tarafından sulara gömüldü.

Ülken yaşanmaz hale geldiğinde, siz ve diğer ada sakinleri olarak genelde göç konusuna nasıl bakıyorsunuz ?

Göç etmek zorunda kalsam, çok üzülürdüm. Bizi ülkemizden uzaklaştırmak, demek Tuvalulu olmaktan uzaklaştırmak demek olur. Nesillerimizin çocuklarını burada Tuvalu’da büyümesini ve atalarımızın topraklarında kültürlerini öğrenmesini istediğine inanıyorum. Avustralya’da veya yabancı bir ülkede balık tutmayı öğrenmek aynı olmazdı. Kültürümüz, sanatımız ve ruhumuz sonsuza kadar yok olacaktır.

Peki hükümetinin ülkende yaşanan iklim krizine karşı yaklaşımı nedir?

Hükümet erozyon miktarını azaltmak için bazı noktalara deniz duvarları inşa etti, ancak kum erozyonunu gerçekten durdurmak için yeterli olmadığını görüyoruz, çünkü okyanustan karaya kum emerek toprağı genişletmek için yeterli büyüklükte olmayan deniz duvarları inşa edilmişti.  Hükümetimiz hala, Tuvalu’yu eskisi gibi yaşatmak ve sürdürmek için uzun vadeli bir çözüm arıyor. Dünya, fosil yakıtların kullanımını ve gezegenimizin ısınmasını durdurmak için bir tavır almadıkça yapılacak pek bir şey olmadığının da farkındayız.

Dünya liderlerine hitap edecek bir mikrofonun olsaydı, onlara iklim krizi hakkında ne söylemek isterdin?

Keşke iklim değişikliğine neden olan tüm liderleri ülkeme getirebilsem, sadece burada yaşanan iklim krizini görmeleri için değil, bu krizi kendilerinin birebir hissetmeleri ve halkımın her gün yaşamak zorunda olduğu ıstırabı hissetmeleri için. Burası bizim evimiz ve onu kaybetmek istemiyorum ve kimsenin de kendi evini kaybetmek istemeyeceğine de inanıyorum. Sadece dayanışma değil, aynı zamanda hepimizin birlikte çalışmasını da istiyorum çünkü Tuvalu gibi düşük seviyeli ülkeleri kurtarabilirsek, dünyayı da kurtarabiliriz. Irkımız, ten rengimiz, ekonomik durumumuz veya yaşımız ne olursa olsun, iklim krizinin sınırları yok ve şimdi harekete geçmezsek eninde sonunda her birimizi etkileyecek.

Glasgow’daki COP26’ya katıldın ve ada ülkeni temsilen karşı karşıya olduğunuz krizi dile getirdin. Glasgow sana ne hissettirdi? 

COP26, 26 yıl önce başlamış ama iklim krizinin hala giderek daha da kötüleşiyor olması kalbimi kırıcı. Bu yüzden, liderlerin çözmeye çalıştığı sorun çözülmedi ise, hatta düzelmediyse neden bu tür toplantılar, planlar ve taahhütler var diye düşündürüyor. Liderlerin bu durumu derinlemesine düşünüp, hala zaman varken üzerinde hareket etmelerini umuyorum.

Instagram:  https://www.instagram.com/katoewekia/
Twitter: https://twitter.com/katoewekia

Kategori: İklim Krizi