Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Azaltım veya uyum

Bunu söylediğimde çoğunuz “yok canım” deseniz de bugüne kadar iklim değişikliği ile mücadele dediğimiz zaman çoğunuzun aklına öncelikle ve sadece sera gazı salımlarını azaltmak geliyordu. Küresel ısınma jargonunda buna azaltım diyoruz. Aklımızın genel olarak bu yönde şartlanmış olmasının da iki temel sebebi var:

Öncelikle iklim krizine karşı yaptığımız çalışmalar çoğunlukla Batı Avrupa kültürüne ve örgütlenmesine dayanıyor. Bu bölgede iklim krizi ile ilgili öncelik, salımları azaltmak ya da en azından azaltırmış gibi görünmek olduğundan bizler de bunu kendimize öncelik olarak aldık. Batı Avrupa’nın bu tarzının ardında, bölgenin çoğunun küresel ısınmanın büyük gazabından diğer yerler kadar etkilenmeyeceği gerçeği yatıyor. Oysa ülkemiz iklim krizinden en kötü etkilenecek bölgelerden birinin merkezinde yer alıyor. Bu, azaltımı bir kenara koyup başımıza gelecek belalara karşı önlem alalım anlamına gelmiyor. Alınabilecek önlemlerin önemli bir kısmı hem azaltıma hem de uyuma yardımcı olabilecek önlemler. Ülkemiz gene de bu yolda ciddi adımlar atmadan yürümeye devam ediyor.

Kafamızın öncelikli olarak azaltım yönünde çalışmasının bir diğer nedeni de daha felaketlerin boyutunu fazla görmemiş olmamız. Gördüğümüzde de önlem almak için epey geç kalınmış olacak. Aynı gelmekte olan İstanbul Depremi gibi.

Artık yavaş yavaş hem iklim felaketleri kapımızı çalmaya başlıyor hem de devletimiz küresel ısınmaya uyum sağlamamız gerektiğine inanmaya başladı. Bu nedenle de azaltım ile uyumun farkını, neyin azaltım neyin uyum olduğunu ve belki daha da önemlisi, alacağımız uyum tedbirlerinin nasıl azaltıma da fayda sağlayabileceğini daha iyi anlamamız gerekiyor.

İklim krizine nasıl uyum sağlayacağız?  

Azaltımı tarif etmemize gerek yok. Atmosferdeki sera gazı miktarını ya da bizim atmosfere saldığımız sera gazlarını azaltmaya verdiğimiz isim. Bunun için de neler yapabileceğimiz az çok belirli. Başta karbondioksit olmak üzere sera gazlarını atmosfere yayan tüm aktivitelere son ver ve bol ağaç dik. Ama uyum daha karışık bir kavram. Bu kavramı daha iyi algılayabilmek içinse iklim değişikliğinin getireceği etkileri iyi analiz etmiş olmak gerekiyor. Diyelim sağlık sistemimizi iklim kriziyle başımıza gelecek belalara uyduracağız. Bu konuda başımıza bela açabilecek olaylardan biri sıcak dalgaları. Sıcak dalgaları sırasında rahatsızlanacak kişiler olacaktır. Bunlar hastanelere geldiği zaman en başta hastanelerin serin tutulması gereklidir. Bu, şehir şebekesinde kesinti olmamasına bağlıdır. Hastanelerin jeneratörleri olsa bile kesintilerin uzun sürmesi durumunda sorun yaşanabilir. Bu bakımdan hastanelerin çatısına güneş panelleri koyarak enerji güvenliğini kısmen de olsa sağlamak bir uyum projesidir. Ancak, bu güneş panelleri aynı zamanda elektriğin olduğu günlerde de hastaneye yenilenebilir ve temiz enerji sağladığından bir azaltım eylemi olarak da kabul edilebilir.

Tarımda kuraklık arttıkça veya yağış rejimlerinde değişiklik oldukça, toprağı ve toprağın nemini korumak daha fazla önem taşır. Bunu yapabilmenin en önemli yollarından biri de toprağın organik madde miktarını yüksek tutmaktır. Geleneksel tarım yöntemlerimizden olan tarlaları sürmek bu organik maddenin kaybına neden olduğundan toprağı sürmeden tarım yapmak ve onarıcı tarım yöntemleri önemli uyum önlemlerinin başında yer alır. Ama bu durumda toprağın içindeki karbondioksitin de toprakta kalmasını sağladığımızdan bu bir azaltım yöntemi olarak da kabul edilebilir. Bunun yanında çiftçilerin kuraklık dönemlerinde daha fazla ürün alabilmelerine imkan tanıyan daha az su gerektiren tohumların kullanılması tamamen bir uyum çözümüdür.

Belediyelerin çöpleri ayrıştırmasına yönelik projeler azaltım çözümleridir, uyumla bir alakası normalde bulunmaz. Ancak çöpleri ayrıştırdıktan sonra çıkan maddelerden özellikle yazın iç mekanları serin tutacak yapı çözümleri üretmek (pet şişeleri olduğu gibi kullanarak mümkün) bir uyum çözümüdür. Bu çözümler aynı zamanda daha az klima kullanımına yol açacağı için azaltım çözümü olarak da görülebilir.

2003 yılında Paris’teki sıcak dalgası sırasında yaşanan ölüm olayları sonrasında mahallelerde özellikle etkilenebilecek yaşlıların kontrol edilebilmesine yönelik çözümler oluşturuldu. Daha sonra görülen sıcak dalgalarında da benzer felaketler yaşanmadı. Bizim kültürümüzde yaşlılarımız bizlerden çok uzakta değiller, ama gene de gelecek yıllarda bu tür felaketler görüldüğünde sistemli bir şekilde, zarar görebilecek kişileri kontrol eden bir yerel eylem planı hazırlanması, hiçbir azaltım etkisi bulunmayan kuvvetli bir uyum stratejisidir. Bu stratejinin sadece iklim krizinden değil karşılaşabileceğimiz deprem gibi diğer felaketlerde de kullanılması mümkündür.

Sonuç olarak artık uyumun ne olduğunu düşünmemiz gereken bir döneme girdik ya da giriyoruz. İklim krizinin yaratacağı değişiklikleri uzun süredir anlatıyoruz. Artık toplum olarak bu felaketler karşımıza çıktığında nasıl önlemler almamız gerektiğini ya da belki de çıkmadan önce kendimizi nasıl hazırlamamız gerektiğini düşünmemiz gerekiyor. Gönül bu uyum önlemlerine ihtiyaç kalmamasını istiyor ama mantığımız bu önlemleri şimdiden düşünmeyecek olursak o felaketlerle karşılaştığımızda çok geç olabileceğini söylüyor. 

Kategori: Hafta Sonu