Yeşeriyorum

Aynı Gökyüzü Altında

Savunma Bakanı Barak “güneye huzur getirecek harekatımız sürecek açıklaması yaptı.” Böyle diyor bugün Taraf gazetesinin birinci sayfasında. Haberin yanında ağlayan bir kadın yüzü. Belli ki huzuru yok. Belli ki acısı çok büyük, yüreği gözlerini kullanıyor kendini ifade etmek için.
Şimdi size bir şey sormak istiyorum;”Bana huzuru tanımlar mısınız?”
Bu bugünün savaşı değil. Bazılarımız yıllardır biliyor bu gerçeği, bazılarımızsa son kıyımla beraber öğreniyor tarihi. Tarih orada bütün hakiliğiyle duradursun bütün bir insanlığın gözlerinin önünde ablukaya alınmış Gazze halkı yok oluyor, huzur adına. Sezen Aksu’nun Tanrı’nın gözyaşları isimli şarkısında geçen bir söz var, beni derinden etkiler. Diyor ki;”Dört kitap yazıyor. Eşittir Tanrı’nın çocukları!” Aynı gökyüzünün altında, aynı Tanrı’nın çocukları huzurlar hiyerarşisinde birilerini öldürme hakkıyla bir soykırım işliyorlar. Ve burada başka bir soru takılıyor aklıma; “Dini, dili, ırkı, cinsiyeti olmayan devlet dediğimiz organizmanın Tanrısı var mıdır acaba?”
Bu savaş, bir ırk savaşı değil. Bir din savaşıysa hiç değil. Bu, katiller sürüsünün birlik savaşı. Dünya bütün halklarıyla döküldü sokağa, çünkü bu soykırım vicdanları olanların aynası biraz da. Buna karşılık silah anlaşmaları hala yürürlükte devletlerin. Her bir devlet öteki üzerinden vardır esasında. Ötekisine muhtaç bu yapı karşısındakine olan nefreti ne kadar meşrulaştırırsa o kadar kararlı ve güçlü bir biçimde saldırır düşman olan ötekiye. Esasında Güneydoğu’da bir Kürt devletinin olası kurulma ihtimalini bir korku aracı olarak kullanan ve toplumun bütün hücrelerine sindiren bu yapı sorumlu bu savaştan. Bizler de ne zaman bu savaşı sorgulayacak, karşı çıkacak olsak, askerliği reddettiğimizi beyan etsek bize de; “Askerlerimiz olmasa sen burada bu kadar huzurlu oturabilecek misin?” diye sormuyorlar mı yıllardır? Ben silahların tedirgin edici, suçluluk veren ve benimde elimi kana bulatan bu söylemini reddediyorum. Tıpkı İsrail’deki binlerce savaş karşıtı gibi.
Savaşı bizim huzurumuz adına gerçekleştirenler şunu çok iyi biliyorlar; bizler, savaşın her türlüsüne karşı duranlar farklılıklarımızla bir arada durabildiğimiz kadar kendimizi insan hissediyoruz. O nedenle askerliğin herkese zorunlu olduğu İsrail’de öldürmeyi ve işgali reddeden vicdani redçi gençleri hapse atmak ihtiyacı duyuyorlar. Biliyorlar ki barışın bir fısıltısı silahların boğucu gürültüsünden her zaman daha etkilidir.
Gözlerimizin önünde gerçekleşen bu kıyım sadece İsrail tarafından gerçekleştirilmiyor. Bu savaşta, her yıl bütçesinin yaklaşık yarısı askeri harcamalara ayrılan ülkemize alınan silahların parasıyla öldürülüyor Tanrı’nın öksüz çocukları. Bu topraklarda eğitilen pilotlar tarafından bombalanıyor evleri, toprakları, bedenleri, hayatları, özlemleri… Kara sınırını açmayan Mısır işliyor bu savaşı.
Gazze aynı gökyüzünün altında açık bir işkence hane. Gözlerimizin önünde insanlık ölüyor. Ve ben inanıyorum ki; Bizler, dünyanın bütün Filistinlileri, Iraklıları, Afganistanlıları… Bizler, dünyanın bütün halkları. Bu savaşları bizler bitireceğiz. Ve bunun yolu da “HAYIR!” demekten geçiyor…

Kategori: Yeşeriyorum