Editörün SeçtikleriManşetSağlıkTürkiye

Atatürk Havalimanı’nın kullanımdaki pisti sahra hastanesindekiler için risk oluşturuyor

Tepkilere rağmen iki pisti kırılarak üzerine pandemi döneminde sahra hastanesi inşa edilen İstanbul Atatürk Havalimanı’nın üçüncü pisti hala kullanımda.

THY, ACT/MY KARGO, MNG, ULS ve onlarca yabancı kargo şirketlerinin büyük gövdeli uçakları, Cumhurbaşkanlığı filosu ve iş insanlarının özel uçakları hala bu piste iniyor.

Uçaklardan kaynaklanan egzoz emisyonları, gürültü kirliliği ve kaza riski ise hem kurulan Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi’nde tedavi gören kişiler hem de sağlık çalışanları için büyük bir risk oluşturma potansiyelinde.

‘Binlerce aracın egzozundan çıkardığı gaza eş’

Emekli kaptan pilot Bahadır Altan Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada uçakların sebep olduğu kirliliğe değindi. “Uçakların sağlığı nasıl etkilediğini Florya’da yaşayan kişilere sormak lazım” diyen Altan daha önce Çiroz’da bulunan kamptayken yaşadıkları sıkıntıları şu cümlelerle anlattı:

Kuzey’e doğru olan rüzgarlarda orada durulmazdı. O kadar yoğun bir kirli hava vardı ki. Binlerce arabanın veya kamyonun çıkardığı egzozun tek bir uçaktan çıktığını düşünün. Şimdi ise hastanedekiler buna maruz kalıyor.”

‘Hekimlere sorma ihtiyacı duymadılar’

Uçakların atmosfere saldığı en bilinen emisyon karbondioksit. Bunun dışında azot oksit, karbon monoksit, kükürt dioksit, hidrokarbonlar ile diğer kirletici gaz ve partikülleri de atmosfere salıyor.

Bu durumun özellikle çevrede yaşayanlar için büyük bir sağlık riski oluşturabileceğini dile getiren Altan, “Hangi hekime sorulsa bunu diyecektir. Ama sorma ihtiyacı duymadılar ve hızlıca pistleri kırarak hastane yaptılar” ifadelerini kullandı.

Gürültü büyük bir sorun

Diğer bir sorunun da gürültü kirliliği olduğuna değinen emekli kaptan pilot, “Gürültüyü yalnızca kulak açısından değil psikolojik açıdan değerlendirmek gerekir” ifadelerini kullandı.

Normal koşullarda bir hastane yakınında gece kulübü açmak veya gürültü yapmanın dahi yasak olduğunu belirten Altan, “Siz burada uçak kaldırıyorsunuz. Akılla ve bilimle anlaşılabilecek bir durum değil” dedi.

Kaza riski

Havaalanın hemen yanında bir hastane kurmanın diğer bir riski ise kaza riski. Bahadır Altan bu konuda geçtiğimiz yıllarda Sabiha Gökçen Havaalanı’nda yaşanan faciayı hatırlattı.

Sabiha Gökçen’deki son kazayı hatırlayın. Uçuruma düştü uçak. Üç kişinin ölme sebebi buydu. Orada o uçurumun olmaması gerekiyordu. Uçuş emniyet riski açısından arka rüzgar varsa o piste iniş yapılmaması gerektiği söyleniyordu. Ancak uçak saatte 40 kilometre gibi bir hızdaki rüzgar sırasında oraya inmeye çalıştı.”

Benzer bir senaryo olsaydı pistten çıkan uçağın uçurumla benzer koordinatta olan hastaneye gireceğini belirten Altan, “İnişte sağa doğru pistten çıksa ne olacak? O hastaneye gelip insan yatar mı? Viraja ev yapar mısınız? Kaza olasılığının yüksek olduğu yerde tedavi olacağım der misiniz?” sorularını sordu.

Atatürk Havalimanı’nda patlama

Nitekim, daha 9 Haziran tarihinde Atatürk Havalimanı’nda yer alan Türk Hava Yolları bakım hangarında oksijen tüpü patladı. Türk Hava Yolları Basın Müşaviri Yahya Üstün, “Kısa sürede kontrol altına alınan olayda hiçbir çalışma arkadaşımız zarar görmemiş ve durum uçaklarımıza sirayet etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Her ne kadar yaşanan bu olayda bir zarar gelmemiş olduğu söylense de farklı ölçeklerde çeşitli kaza risklerinin bulunduğu bir havalimanının yakınlarında bir hastanenin yer alıyor olması endişe yaratıyor.

Nesanır: İddialar çok ciddi

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu Başkanı Nasır Nesanır ise Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada bütün bu iddiaların çok ciddi olduğunu söyledi.

Emekli Hava Pilotu Tümgeneral İrfan Sarp ile konuştuklarını belirten Nesanır, “Hem uçakların sebep olduğu emisyonlar hem de gürültü kirliliği üzerinden birçok çekince var” ifadelerini kullandı.

‘Hükümet gerekli ölçümleri yapmalıydı’

Bütün bunların ölçümlerinin yapılması gerektiğini dile getiren Nesanır, “Anayasa’ya göre herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı var. Bunu sağlamak iktidarın sorumluluğu değil mi? Sağlık Bakanlığı’nın, Ulaşım Bakanlığı’nın ve ilgili yetkililerin hastane kurmadan önce gerekli ölçümleri yapması, bunun hakkında rapor hazırlaması ve kamuoyuyla paylaşması gerekirdi” dedi.

‘Sahada incelemeler yapılmalı’

Sahaya giderek incelemeler de yapılması gerektiğini belirten Nesanır, “Bir komisyon oluşturulup o ortam gözlenmeli. Çalışanlarla görüşmeler yapılmalı. Tedavi gören kişilerle konuşulmalı. Ölçüm için gerekli araçlar hazırlanmalı” ifadelerini kullandı.

Bu konuyla ilgili İstanbul Tabip Odası ile de iletişime geçtiklerini aktaran Nesanır, “TTB olarak halk sağlığı uzmanlarının olduğu, iş yeri hekiminin olduğu, yöneticilerin olduğu bir komisyon kurulup hastanede incelemelerin yapılması düşünülüyor. Elbette ölçümlerin yapılması için TMMOB ile de görüşülmesi gerekiyor. Ancak şu anda hastaneye girişimize izin verilecek mi onu dahi bimiyoruz” dedi.

Kılıç: Ön inceleme yapmadan kurdular

Atatürk Havalimanı’na hastane kurulmasına en başından itibaren karşı çıktıklarını belirten İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Güray Kılıç ise “Çok hızlı yapmak gerekiyor deniliyordu. O zaman birinci dalgayı yaşıyorduk. Ancak sahra hastanesi mi olacak yoksa kalıcı bir hastane mi tanımı yapılmadan kuruldu” dedi.

Kılıç, “Böyle bir ihtiyaç varsa daha farklı malzemeler kullanılarak geçici bir hastane yapılabilirdi. Ancak hem ‘sahra hastanesi yapıyoruz’ dediler hem de tam kalıcı bir hastane gibi de olmayan tek katlı kalıcı bir hastane yaptılar” ifadelerini kullandı.

Yap-işlet-devret şeklinde yapıldığını hatırlatan Kılıç, “Nasıl yaptıkları, hangi finansmanla yaptıkları bir muamma. Sebebini de gerekçelendiremediler. Tek amaçları havalimanının temel işlevinin bozulması ve yapılaşmaya açmak için bahane olarak kullanılmasıydı. O yüzden hiçbir ön inceleme yapmadan apar topar bu hastaneyi yaptılar” dedi.