Köşe YazılarıManşetYazarlar

Almanya fişi çekerken

0

2021’in son gününde Almanya son kalan altı nükleer santralinden üçünü daha kapattı. Avrupa Birliği’nin de en büyük ekonomisine sahip ülkenin son kalan üç nükleer santralini de bu yılın sonuna kadar kapatarak nükleer enerji üretiminden tamamen çıkması bekleniyor.

Alman hükümetleri 1986’da Çernobil kazasından sonra aşamalı olarak nükleer santrallerin faaliyetlerini durdurma kararı almıştı. 2011’deki Fukuşima felaketinin ardından bu politikasına hız veren ülke; 31 Aralık gecesi itibariyle üç santralinin daha fişini çekti. Kapatılan Brokdorf,  Grohnde ve Gundremmingen C reaktörleri, 30 yıldan fazla süredir çalışıyordu. Ülkede kalan son üç nükleer santral olan Isar 2, Emsland ve Neckarwestheim II ise 2022’nin son günü kapatılacak. Almanya’nın nükleer santrallerin kapatılmasıyla oluşacak enerji açığını ise planlı olarak geliştirdiği, başta rüzgar ve güneş enerjisi olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla dolduruyor. Almanya’nın 2011’den sonra hızlandırdığı ve 2022 sonunda tamamlayacağı nükleer enerjiden çıkma politikası diğer Avrupa Birliği ülkelerini etkilemesi kaçınılmaz. Daha şimdiden İspanya nükleer santrallerini kapatırken, Belçika da 2025 yılına kadar ülkedeki yedi nükleer santrali kapatacağını açıkladı.

Herkes giden Mersin’e…

Başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri mevcut nükleer santrallerini kapatıp bu santrallerden elektrik üretiminden çıkarken ülkemiz de ise tam tersi bir politika izliyor. Her türlü bilimsel ve hukuksal mücadeleye rağmen Mersin’in Gülnar ilçesinde başlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) inşaatı büyük bir inatla sürdürülüyor. Bir Rus şirketi tarafından 2018 yılından bu yana inşaatı sürdürülen ve ilk ünitesinin 2023’de devreye alınacağı iddia edilen santralin yapımı sırasında, bu güne kadar, sonuncusu kasım ayının son günlerinde yaşanan trafo patlaması olmak üzere, çok sayıda iş kazası yaşandı. Bu kazalarda çok sayıda işçi ya yaralandı ya da yaşamını yitirdi.

Şimdi ise sırada Sinop NGS var. Santralin yapımcısı belli olmamasına rağmen çevresel etki değerlendirme (ÇED) raporuna Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yangından mal kaçırırcasına; hızla olumlu kararı verildi. Sinoplu vatandaşlar, Türk Tabipleri Birliği (TTB), TMMOB’ne bağlı meslek odaları, Sinop Barosu, Sinop Belediyesi, bazı sendikalar ve çevre örgütleri tarafından ÇED olumlu kararının iptali için açılan dava ise halen Samsun 3. İdare Mahkemesi’nde sürüyor.

Konunun bir başka boyutu ise yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretme teknolojilerinin son yıllarda çok hızlı bir şekilde gelişmesi… Çevresel ve sağlık riskleri nükleer güç santralleriyle karşılaştırıldığında çok daha az olan bu kaynaklara dayalı elektrik üretim maliyetleri ve fiyatları da son yıllarda çok düştü. Buna karşılık artan güvenlik riskleri, nükleer güç santrallerinde son yıllarda yükselen tesis ve üretim maliyetleri, başlangıçta öngörülen rakamları aşan söküm maliyetleri, çözülemeyen radyoaktif atık sorunu, çevre ve canlı yaşam üzerinde etkisi uzun yıllar boyu süren kaza riskleri gibi nedenlerle;  başta Almanya ve diğer AB ülkeleri olmak üzere, Batı ülkelerinde nükleer santrallerden uzaklaşılması politikalarını doğurdu. Geçmişte meydana gelen nükleer santral kazalarından sonra oluşan hasarların telafisinin neredeyse imkânsız olması sonucunda, birçok gelişmiş ülke yeni nükleer santral yapmaktan vazgeçiyor ve mevcut nükleer santrallerini de belli bir plan içinde kapatıyor. İşte 31 Aralık 2021’de Almanya’da fişi çekilen üç NGS bu politikalar sonucu kapatıldı.

Türkiye’de ise Mersin Gülnar Akkuyu NGS’den sonra; şimdi de Sinop NGS yapılmaya çalışılıyor. NGS’ni savunanlar bu inatlarını ‘nükleer güç santralleri kurulması ülkenin enerji üretim kaynaklarını çeşitlendirme, arz güvenliğini arttırma ve fosil yakıt fiyatlarına bağımlılığı azaltma’ gibi gerçek olmayan savlara dayandırıyor. Onların bu görüşlerine inanılacak olursa; başta Almanya olmak üzere nükleer enerjiden çıkan birçok ülke enerji üretim kaynakları açısından çeşitliliğini kaybedecek ve fosil yakıt fiyatlarına bağımlı hale gelecek! Üstelik Türkiye NGS’leri açısından, teknolojisinden, yakıtına, atık yönetimine kadar tamamen dışa bağımlı bir ülke… Ayrıca ‘enerji kaynaklarını çeşitlendirme’ savı doğru olsa enerji kaynaklarını çeşitlendirmenin bedeli sağlık sorunlarının sayısını, türünü ve etkilenen insan sayısını da artırmak ve çeşitlendirmek de kesinlikle olmamalı…

Henüz vakit geç değil. Topraklarımız hala nükleer serpintilerle, nükleer atıklarla kirlenmedi. NGS kaynaklı kazalar da yaşamadık, insanlarımız henüz NGS kaynaklı sağlık sorunlarıyla yüzleşmedi. Ne yapacağımızı bilemediğimiz ve günden güne artan nükleer atıklarımız da yok. Önümüzdeki Almanya örneği üzerinden bilimsel verilere dayalı olarak yeniden düşünelim…

Vazgeçelim bu sevdadan…

 

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.