Editörün SeçtikleriEkolojiManşet

Akdeniz’deki petrol sızıntısı birçok sahile ulaştı: Yayılmadan önce engellenmesi gerekirdi

23 Ağustos’ta Suriye’de meydana gelen petrol sızıntısında 15 bin ton yakıtın Akdeniz‘e sızmasının etkileri artarak devam ediyor.

Sızıntının özellikle Tarsus ve Akdeniz ilçeleri kıyıları olmak üzere tüm Mersin kıyılarına, Adana‘nın Karataş ve Yumurtalık gibi ilçeleri ve Hatay‘ın Samandağ ilçesine vurduğu biliniyor.

Uzmanlar, sızıntının yayılmadan önce engellenmesi gerektiğine, daha sonra engellemenin pek mümkün olmadığına dikkat çekti. Yeşil Gazete yazarı Doç. Dr. Sedat Gündoğdu konuyla ilgili, “Bu tür kirlenme vakalarının en karakteristik özelliği bu. Yayıldıktan sonra tekrar toparlanması pek mümkün olmuyor” ifadelerini kullandı.

‘Temizleme elle yapılıyor’

Temizleme çalışmalarının elle yapıldığına dikkat çeken Yeşil Gazete yazarı Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, bu çalışmaların yetersiz olduğuna vurgu yaptı:

Temizleme çalışmaları elle yapılıyor. Herhangi bir sofistike alet kullanılmıyor. Bunlar sadece gözle görülebilen alanlar için gerçekleştiriliyor. Bunun yanında araç erişiminin olmadığı daha kayalık alanlarda özellikle Karataş bölgesinde ciddi bir petrol kalıntısının olduğunu biliyoruz. Mevcut temizleme faaliyetlerinin denizde durdurulduğunu kıyıda ise özellikle yerel yönetimlerin desteğiyle gerçekleştiğini görüyoruz. Ancak bu çalışmaların yetersiz olduğu anlaşılıyor. Çünkü halihazırda şu anda öbek öbek petrol kalıntılarının sahile vurduğunu söyleyebiliriz.”

Fotoğraf: AA

‘Bu atıklar toksit özellikli’

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Dr. Sinan Can, petrol türevli atıkların denizlerdeki oksijen seviyesini düşürdüğünü ve deniz canlılarının ekolojisini olumsuz etkilediğini şöyle anlattı:

Petrol türevli atıklar toksit özellikli. Bu sebeple denizel ortamın oksijen değerini düşürüp, denizlerdeki canlıların solungaçlarına ve solunum yollarına, ardından da akciğerlerine etki ederek deniz canlılarının ekolojisini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu da ciddi anlamda deniz ekolojisinin yok olmasına da neden olabilir. Fakat bizim kıyılarımızda böyle bir olayın ciddi bir deniz ekolojisi sorunu olmadığını görüyoruz bu kirlilik kaynağıyla. Tabi son akibetinin ne olduğunu bilmiyoruz.”

Toplamayla biter mi?

Küçük partiküllerin elle toplanmasının mümkün olmadığını ifade eden Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, bir kısmın zaten denizin dibine çöktüğünü anlattı:

Görünür olan öbek öbek şeklindeki partiküller toplanabilir ama daha küçük partiküllerin elekle ya da elle toplanması mümkün değil. Bir kısmı denizin dibine çöktü zaten. Toplanması sadece görüntüyü ortadan kaldırır ama etkisini ne yazık ki sıfırlamaz.”

‘Sorumluluklarımız var’

Türkiye’nin Barselona Sözleşmesi‘ne taraf bir ülke olduğunu hatırlatan Dr. Can, bu sözleşmeye ve ulusal mevzuatlara göre denizdeki kirliliğin ortadan kaldırılması gerektiğini anlattı:

Bu sözleşmede  iki önemli protokol var. Bunlardan bir tanesi Akdeniz’in kara kökenli kaynaklardan ve faaliyetlerden dolayı kirlenmeye karşı korunması protokolüyle olağanüstü hallerde Akdeniz’in petrol ve diğer zararlı maddelerle  kirlenmesiyle yapılacak mücadele ve iş birliğine ait protokol. Burada bizim sorumluluk çerçevesinde olduğumuz bir protokoldür. Bu protokoller içerisinde hareket edilip ulusal mevzuatlara göre de denizel ortamdaki kirliliği ortadan kaldırmamız gerekiyor.

Bu protokol nezdinde Uluslararası Barselona Sözleşmesi kapsamında taraf ülke olduğumuzdan dolayı ciddi sorumluluklarımız var. Diğer ülkelerle birlikte Akdeniz’e kıyısı olan bütün ülkelerin Barselona Sözleşmesi’ne uygun hareket etmesini savunuyoruz.”

“Petrol sızıntısı Türkiye kara sınırlarının kaç kilometre mesafesinde olduğu, ne kadar atık toplandığı ve en önemlisi de Akdeniz kıyılarında oluşan kirlilik üzerine risk değerlendirmesi analizinin yapılıp yapılmadığını yetkililere sormak istiyoruz” diyen Sinan Can, Türkiye’nin teyakkuzda olduğunu ve sızıntının temizlenmesi için ciddi çalışmaların yapıldığını düşündüğünü kaydetti.

‘Ciddi etkileri olacak’

Sızıntının doğa üzerindeki etkisini de yorumlayan Can, ekosisteme ciddi etkilerinin olacağını kaydetti:

Normalde iki önemli etkisi olur. Çevre yönetimi meselesine, deniz ekolojisine ve kara ekosistemine ciddi etkileri olacaktır. Canlı ve cansız ortamda verilebilecek tahribat üst düzeydedir. Ekolojiyi bozma noktasındadır. Bu petrol türevli atıkların temizlenme süreci ciddi bir ekonomik külfettir ve zaman kaybıdır. Bunlar hem çevre yönetimi hem çevre ekonomisi çerçevesinde düşünmemiz gerekir.”

‘Antalya kıyılarına kadar ulaşması mümkün’

Sızıntının parça parça yayılmaya devam ettiğini kaydeden Doç. Dr Gündoğdu, kalıntıların Antalya kıyılarına kadar ulaşmasının mümkün olduğunu ifade etti:

150-200 kilometrelik belki daha fazla bir alana halihazırda yayıldı. Parça parça yayılmaya da devam ediyor. Muhtemelen Mersin’in tüm sahilleri, ilerleyen zamanlarda İskenderun Körfezi için de benzer bir durum söz konusu olacak. Akıntı dinamiğinden kaynaklı iç taraflara doğru ilerleyebileceğini söyleyebiliriz. Kalıntıların Antalya kıyılarına kadar ulaşması mümkün. Çünkü buradaki akıntı dinamiği buna izin veriyor. Eğer toplanmamış alanlar varsa sahillerde aşırı hava olayları neticesinde meydana gelen dalgalarla beraber onlar tekrar denize karışacak.”

Bu sızıntıların Türkiye’de de gerçekleşebileceğinin altını çizen Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, bunlar için acil eylem planlarının şeffaflıkla açıklanması gerektiği kaydetti ve “Örneğin, İzmir Aliağa‘da bulunan petrol depolama sahalarında bu tarz bir kirlilik durumunda nasıl bir eylem planları olduğunun açıkça bilinmesi gerekiyor. Aksi takdirde sızıntı gerçekleştikten sonra toplama faaliyetiyle bu işin engellenemeyeceği son yaşanan olayla da bir kez daha görülmüş oldu” dedi.