Türkiyeİfade ÖzgürlüğüManşetMedya-İnternet

AİHM Ahmet Şık davasında ‘hak ihlali’ne hükmetti, Türkiye 16 bin euro tazminat ödeyecek

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AiHM)  Cumhuriyet gazetesinde yaptığı haber ve röportajları nedeniyle hapis cezasına mahkum edilen gazeteci ve bağımsız milletvekili Ahmet Şık’ın haklarının ihlal edildiğine karar verdi. Şık’ın 29 Aralık 2016’da PKK, DHKP/C ve Gülen yapılanması propagandası yaptığı iddiasıyla gözaltına alınması ve aylarca tutuklu kalmasının kişi özgürlüğü ve güvenliği ile ifade özgürlüğü haklarının çiğnenmesi anlamına geldiğini belirten Yüksek Mahkeme Türkiye’nin Şık’a 16 bin euro tazminat ödemesine karar verdi.

Yüksek Mahkeme, kısa süre önce de aynı gazetenin yazar ve çalışanlarının tutuklanması konusunda hak ihlali yapıldığına hükmetmişti

Türk yargıç Saadet Yüksel’in muhalif kalmasıyla, bire karşı  karşı yedi oyla alınan  kararda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, 5 ve 10. maddelerinin ihlal edildiği karara bağlandı. AHM kararında Şık’ın özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade ve basın özgürlüğü hakkının” ihlal edildiği vurgulandı.

‘Makul şüphe yok’

Bu kapsamda 5. maddeden verilen ihlal kararında, gözaltı ve tutuklama kararının “Makul şüphe eksikliğine” rağmen verildiğini belirtilerek Şık’ın “haber, söyleşi ve sosyal medya paylaşımlarıyla terör örgütünün propagandasını yaptığı ya da terör örgütüne yardımda bulunduğunu kanıtlayacak makul şüphenin” bulunmadığı vurgulandı. AİHM yargıçları, ayrıca hukuksuz müdahale ve gözaltıyla, Şık’ın ifade özgürlüğü hakkının da ihlal edildiğini kaydetti.

Şık’ın aynı anda hem Gülen yapılanması hem de PKK propagandasıyla suçlandığına dikkat çekilen kararda, Türk yargısının 15 Temmuz gecesi bu iki örgütün birlikte hareket ettiğine dair varsayımlarına bir kanıt göstermediğini belirtildi ve Ahmet Şık’ın , propagandasını yapmakla suçlandığı üç örgütten talimat aldığına dair bir kanıt da sunulmadığını vurguladı.

AİHM kararında, Şık’ın ele aldığı konuların kamuoyunda tartışılan konular olduğu; haberlerin ifade özgürlüğü sınırlarında kalıp şiddeti teşvik etmediği; toplumun mevcut gerilim ve çatışmalarda diğer tarafın görüşlerini bilmeye hakkı olduğu belirtildi:

Şık’ın haberleri,  bir araştırmacı gazetecinin meşru aktiviteleridir ve bunlar hem yerel yasalar hem de AİHS tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve bazın özgürlüğü kapsamındadır. Bu nedenle gözaltına alındığı anda şüpheli sayılamazdı. Başka bir deyişle dosyadaki veriler, Şık hakkında makul şüphe oluşmasına yeterli değildi. Ayrıca Şık’ın tutuklanmasından sonra dosyaya eklenen kanıtlar, tutukluluğunun devam etmesini meşrulaştıracak boyutta da olmamıştır.”

Şık’ın avukatı Pekin: Karar emsal niteliği taşıyor

Ahmet Şık’ın avukatı Av. Tora Pekin, AİHM’in kararını pek çok nedenle önemli olduğunun altını çizdi. Kararın, bir kez daha Türkiye’deki gazeteci tutuklamaları ve gazetecilere yönelik suçlamaların haksızlığını gösterdiğini ve emsal niteliği taşıdığını belirten Pekin, “Gerçekten de AİHM’nin bu kararı bugün yargı mensupları tarafından “ahlaklı” bir biçimde ele alınırsa, hapishanelerde hiç gazeteci kalmayabilir” dedi.  

AİHM, Şık’ın başvurusunda 18. Madde’den ise bir ihlal bulmadığını açıkladı. Türkiye, bu maddeden Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala başvurularında mahkum olmuştu. 18. Madde, hak ihlallerinin başka amacı gizlemek niyetiyle gerçekleştirilmesi durumunu düzenliyor.

Litvanyalı yargıç Egidijus Kūris de Kasım 2020’deki Cumhuriyet davası kararında olduğu gibi bu karara da şerh koydu.

Türk yargıç muhalif kaldı

Karara Yüksek Mahkeme’nin Türk yargıcı Saadet Yüksel muhalefet şerhi koyduğu öğrenildi. Yüksel, Şık’ın kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine yönelik karara katılırken, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönündeki karara ise şerh koydu.

Türk yargıç, muhalefet şerhinde, Şık’ın bazı röportajlarıyla ilgili basın özgürlüğünden bahsedilemeyeceğini, hala Yargıtay’da bulunan davada ayrıca 10. madde incelemesi yapılmasının erken ve gereksiz olduğunu savundu. Yüksel’in şerhinde, AİHS 10. maddenin ilk fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün belli şartlar altında kısıtlanabileceğinin açıkladığı, Şık örneğinde savcı rehin alan kişilerle veya PKK liderlerinden biriyle söyleşi yapmanın kovuşturma konusu olabileceği, henüz Türkiye’deki dava karara bağlanmamışken 10. maddenin ihlal edildiğine karar vermenin doğru olmayacağı gerekçeleriyle koyduğu şerhe rağmen, karar bire karşı altı oyla ihlal yönünde çıktı.

‘Karar, ceza veren yargıçların vicdanlarını da tartışmaya açıyor’

Av. Pekin ise yargıç Yüksel’le aynı kanıda değil. Sürecin başından beri ilk kez Ahmet Şık’ın savcı Mehmet Selim Kiraz’ı rehin alan eylemcilerle yaptığı röportajın doğru biçimde değerlendirildiğine vurgu yapan Tora Pekin şöyle konuştu: “Bugüne dek savcılar, ağır ceza mahkemesi, bölge adliye mahkemesi, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi tüm şu basit gerçeği – bence kasten- görmezden gelmişti: Ahmet’in yaptığı röportaj bir gazetecilik faaliyetidir. Bunu anlamak için Ahmet’in sorduğu soruları okumak bile yeterliydi. Mesela şunu: ‘Berkin Elvan’ın öldürülmesi kamuoyunun geniş kesimi tarafından zaten tepki toplamıştı. Cenazesine katılan yüz binlerce kişi de bu haksızlığa isyan etmişti. Eyleminiz bu meşru zemini ortadan kaldırmıyor mu?’

AİHM’nin bu somut gerçeği gördüğünü ve Ahmet Şık’ın sorularının uzlaşmaz doğasının eylemcilerle arasına koyduğu mesafeye işaret ederek, bunun gazetecilik olduğunu kayda geçirdiğini ifade eden Pekin şu ifadeleri kullandı: “Dilerim FETÖ/PDY sanığı bir savcının bu röportaj üzerinden attığı iftirayı gönüllü biçimde sahiplenen ve Ahmet’i ve dönemin Cumhuriyet’ini suçlayan yargıdaki ve medyadaki tüm savcı ve yargıçlar da aynı oranda mutsuzdurlar. Bu karar onların sadece hukukçu/gazeteci kimliklerini değil, vicdanlarını da tartışmaya açıyor.”

AİHM’in bu kararına tarafların itiraz hakkı bulunuyor. Üç ay içinde bir itiraz yapılırsa dosya AİHM Büyük Daire‘sinde görülecek ve Büyük Daire nihai kararı açıklayacak.

Şık: Yaptırıma gitmemeleri kararın hukuki değil, siyasi olduğunu gösteriyor

Kararı sosyal medya hesabından değerlendiren Ahmet Şık şunları söyledi: 

  • İHAM’ın kararlarının hukuki olması siyasi olduğu gerçeğinin üzerini örtemez. İHAM’dan çıkan göstermelik ihlal kararları, kendilerinden olmayanların/düşman bellediklerinin hukuki güvencesini gasp eden Saray Rejimine verilmiş bir güvencedir.
  • Koca bir ülkenin yurttaşlarına “hukuki güvenceniz olmadan birer rehine olarak yaşamaya devam edeceksiniz” demektir. İç hukuktan üstün olan İHAM kararlarının ilk derece mahkemeleri tarafından dahi tanınmadığı bir ülkeye yaptırıma gitmemeleri bunun kanıtıdır.
  • Özetle İHAM’ın itibarı, devlete çöreklenmiş bir mafyanın tetikçisi olan Türkiye yargısınınki kadardır.”

Yargıtay’daki dosyayı etkiler mi?

Yargıtay, Cumhuriyet davasında yargılanan sanıklarla ilgili beraat kararında, Ahmet Şık hakkındaki ‘örgüte yardım’ cezasını da bozmuş; ancak Terörle Mücadele Kanunu’nun “…Terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerinin hüviyetlerini açıklayanlar veya yayınla yanlar veya bu yolla kişileri hedef gösterenlere” yönelik 6’ıncı maddesinden cezalandırılmasını istemişti. Ancak İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi ilk kararında direnince, dosyanın tekrar döndüğü Yargıtay’ın bu kararı da göz önünde bulundurarak dosyayı değerlendirmesi bekleniyor.

Ne olmuştu?

Ahmet Şık, savcı Mehmet Kiraz’ı Çağlayan Adliyesi’nde öldüren DHKP/C militanları ve Kuzey Irak’ta Cemil Bayık ile yaptığı söyleşiler ile Rus Büyükelçi Karlov cinayetininden sonra yaptığı paylaşımlar sebebiyle üç örgütün (Fethullah Gülen cemaati, PKK, DHKP-C) propagandasını yapmakla suçlandığı davada 435 gün tutuklu kalmıştı

Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve çalışanlarıyla birlikte yargılandığı davada da hapis cezası alan Şık’ın bu cezası Yargıtay’da bozulmuş fakat ilk derece mahkeme kararında direnince dosya tekrar Yargıtay’a gitmişti. Yargıtay Başsavcılığı Şık’a verilen 7 yıl 6 aylık hapis cezasının bozulmasının da talep edildiği tebliğnameyi Şubat 2020’de Yargıtay 16. Ceza Dairesi‘ne gönderdi. Söz konusu daire de cezanın bozulması kararını tekrar ederse dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘na gidecek ve oradan çıkan karar uygulanacak.

Ahmet Şık daha önce de Fethullah Gülen cemaatiyle ilgili yazdığı kitap, henüz basıma girmeden o dönem çalıştığı Radikal gazetesine yapılan bir baskınla bilgisayar kopyalarına el konulmuş ve Oda TV davasında ‘cemaate yardım ve yataklık’tan bir yıla yakın tutuklu yargılanmıştı. AİHM, o davada Nedim Şener’le birlikte yargılanan Şık için yine ‘güvenlik ihlali yapıldığına ve ifade özgürlüğünün” kısıtlandığına karar vermiş; Türkiye’nin Şener’e 20 bin, Şık’a ise 10 bin Euro manevi tazminat ödemesini kararlaştırmıştı.

Karar dosyası için tıklayın

More in Türkiye