Dış Köşe

‘ABD, AB ve ötekiler rahatsız oluyorlarsa…’ – Ali Yurttagül

0

“Yolsuzluk yok, darbe var” algısı ve intikam duygularını tatmin için her türlü çılgınlığı göze almış ekibin basın özgürlüğünü ayaklar altına almaktan, Türkiye’yi rezil etmekten çekinmeyeceğini yaşadı dünya.

AKP artık Batı’ya değil Moskova, Tahran ve Doğu’ya bakıyor. Bu eksen kayması yeni değil ve Erdoğan ekibi tarafından açıkça savunuluyor. Cumhurbaşkanı’na yakın Hayrettin Karaman bakın ne diyor: “ABD, AB ve ötekiler rahatsız oluyorlarsa bu da Türkiye’nin doğru yolda olduğunu gösterir.” (Yeni Şafak 31 Ekim 2014) Hayrettin Hoca’nın AKP’nin tekrar Refah çizgisine dönen süreçte etkili, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarında, “yolsuzluk hırsızlık değildir” gibi fetvaları ile önemli olduğu için görüşlerine eğilmenin ışık tutucu olduğunu düşünüyoruz. Eksen kaymasının boyutuna ışık tutar amacı ile Türkiye’nin iki politik köşe taşına kısaca değinelim.

Biliyorsunuz 1949 yılında kurulan Kuzey Atlantik Anlaşması Teşkilatı (NATO) İkinci Cihan Savaşı sonrası kurulan iki bloklu dünya siyasi mimarisinde “Batı” cephenin savunma teşkilatıdır. Kurucu 12 ülke, özellikle İngiltere ilk yıllarda Rusya (Sovyetler) ile sorun olur diye Türkiye’nin NATO üyeliğine sıcak bakmamıştı. AB çevrelerinin bugün “imtiyazlı ortaklık” ile denediği gibi, CENTO ile Türkiye’yi NATO’ya bağlamak fakat üye olmasını, karar sürecinde etkinlik kazanmasını engellemek istemişlerdi. Celal Bayar ve Adnan Menderes’in kararlı tutumu ve her türlü askerî işbirliğini NATO üyeliği önkoşuluna bağlamaları ile üyelik mümkün oldu. Yakın tarihimize biraz yakından bakmak bu temel ve stratejik kararın Türkiye için önemini kavramak için yeterlidir. NATO, Türkiye savunma politikasının en önemli köşe taşlarından biridir.

NATO ile alınan bu temel karar Türkiye’yi Avrupa Konseyi kurucu üyesi yaptığı gibi, Avrupa’nın ekonomik ve siyasi yapılanmasında da tavır koymaya, alternatifler arasında karar vermeye zorlamıştı. Türkiye 1950’li yılların sonunda AB, – “Ortak Pazar” (AET) – lehine karar vermiş ve tarihin akışı bu kararın doğruluğunu teyit etmişti. Hikayenin seyrini uzunca anlatmaya gerek yok. EFTA ve COMECON artık tarih, İngiltere AB üyesi, Putin COMECON benzeri bir gümrük birliği için Ermenistan ve Kazakistan dışında kimseyi, Gürcistan’ı bile kazanamıyor. Bir kenara not edin lütfen, Rusya’nın da AB ile ortaklık anlaşması imzalaması zaman meselesi. Erdoğan’ın çevresindeki ekonomi “uzmanları” sayıları doğru okuyamadığı, Putin hayranı oldukları için Rusya’yı AB’ye alternatif olarak algılıyorlar. Her neyse, NATO Türkiye savunma politikasının köşe taşı ise, AB üyelik süreci ekonomide köşe taşıdır. AB sadece pazar olarak dış ticarette %50 gibi bir ağırlığı ile değil, sanayi ve hizmet sektörünün yapılanmasındaki yeri ile de Türkiye ekonomisi için hayatidir.

Bu günlerde AKP bu iki köşe taşını yıpratmakla meşgul. Bu partide tekrar “Batı” ile kavgalı, AB’yi “kültür”, başka bir deyimle “din” ekseninde algılayan, Türkiye’nin geleceğini “İslam birliğinde” gören bir ekip etkin. Akıl hocaları Karaman ‘Türkiye’de İranlaşma olmaz’ dese de, olası bu tür bir süreç için aynı yazıda bakın ne diyor: “Türkiye İran olma yolunda hızla ilerliyorsa bundan bir Müslümanın rahatsız olması mümkün değildir.” Hayrettin hoca gibi Cumhurbaşkanın akıl kaynaklarından Yiğit Bulut da farklı düşünmüyor. “Türkiye yıllarca ‘Batı’dan kopmayacağım’ diye Avrupa ve uzantılarının yükünü, pisliğini, külfetini çekti. Kendini kullandırdı, aşağılandı, hor görüldü. Bugün artık buna ihtiyacımız yok.” diyen Bulut “Avrupa ile vakit kaybetmeyerek ilişkiyi bitirip önüne bakacak…”  ve bloklar arası “denge” politikası güden bir Türkiye hayal ediyor. (Star 9/4/2014)

AKP artık iç ve dış politikasında bir NATO üyesi ve AB ile üyelik müzakereleri sürdüren bir ülke değil, köprüleri atmış izlenimi veriyor. Bu politikanın uzun sürmesi, toplumsal destek bulması mümkün değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin köşe taşlarını yeniden konumlandırmak isteyen, siyasi ve ekonomik faturası ağır bu maceranın duvara çarpması belki zaman alacak, kör bir ideoloji ürünü ve gerçeklere ters düştüğü için duvara çarpması kaçınılmaz.

Ali Yurttagül – Zaman

Kategori: Dış Köşe

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.