DoğaManşet

Bathonea’nın yanında kampüs konutları

Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi, İstanbul Küçükçekmece Gölü’nün güney kıyılarında yer alan antik “Bathonea” yerleşim alanını da kapsayan arazinin İstanbul Üniversitesi tarafından TOKİ’ye devredilmesi üzerine bir basın açıklaması yayınladı.

Bathonea_1

Neolitik dönemden Osmanlı dönemine kadar geniş bir zaman diliminin izlerini taşıyan Bathonea arkeolojik alanında 2009 yılından başlayan yüzey araştırmaları ve kazılarda Roma dönemine tarihlendirilen antik liman, yol, sur, büyük bir sarnıç vb. anıtsal yapı kalıntıların ortaya çıkarılmıştı.

Ören yeri olacağına Üniversite konutu olacak!

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 yılındaki Bathonea kazı sonuçlarını görünce araziyi kamulaştırarak ören yeri statüsüne almak istedi. Bu yönde raporlar hazırlandı, bilimsel gerekçeler belirlendi. Bakanlık, İstanbul’un ilk ören yeri için İstanbul Üniversitesi’ne de görüşünü sordu. Üniversite arazinin elinden çıkacağını anlayınca TOKİ ile anlaşma yolunu seçti. 9 Ocak’ta yapılan protokole göre TOKİ üniversitenin Çapa ve Cerrahpaşa’daki binalarını yenileyecek, Avcılar’daki kampüste sosyal tesisler yapacak, bunun karşılığında da üniversiteye ait 7 parsele konut inşa edecek.

Rektörlük açıklama yapmıştı 

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, bu haber ortaya çıktıktan sonra bir açıklama yapmış, Bathonea yerleşim alanını kapsayan 4440, 4441 ve 4450 parsel numaralı taşınmazların, “üzerinde özellikle herhangi bir yapı yapılması amacıyla TOKİ ye verilmediğini, daha büyük bir alan teşkil eden diğer parsellerin devamı niteliği taşıdığı için bir bütün olarak verildiğini” açıklamıştı.
Arkeologlar Derneği, önce sit alanı derecesi düşürülen, sonra sit kararı kaldırılan bölgede yapılması olası TOKİ inşaatlarının arkeolojik alanın da bulunduğu alana büyük zararlar vereceğini belirtiyor.

1. Derece sit alanıdır, inşaat kesinlikle yasaktır

Açıklamada şöyle deniyor:
“Arkeolojik yerleşmenin bulunduğu parselleri de içeren taşınmazın İstanbul Üniversitesi tarafından TOKİ’ye devredilmesi, bu alanın inşaata açılması tehlikesini doğurmuştur.

Arkeolojik önemi ve bir ören yeri olarak düzenlenmesi konusunda hiç bir akademik çevrenin kuşku duymadığı özgün arkeolojik kalıntıların bulunduğu bu yerde inşaat yapılması kabul edilemez. Alanın mülkiyetinin kime ait olduğuna bakılmaksızın, 2863 sayılı yasa ile güvence altına alındığı gibi, I. Derece Arkeolojik Sit Alanlarında inşaa faaliyetleri kesinlikle yasaktır. Ayrıca mülkiyet sahibi kurumun üniversite olması bu konuda daha duyarlı davranılması yönünde kamuoyunun beklentisini de yükseltmektedir.

Söz konusu parsellerden I. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmiş olanlarda bir yapılaşma teorik olarak mümkün değildir. III. Dereceden kurul kararı ile düşürülmüş parseller ise 1. Derece arkeolojik site yakınlığından dolayı koruma ilkeleri gereği yapılaşmaya açılamaz.

Arkeolojik SİT’lerin çevresiyle korunması gerekir

Nitekim, arkeolojik sitlerin çevreleri ile birlikte korunması gerekir ve bu alanlarda yapılaşmaya gidildiği takdirde ortaya çıkacak rant baskısı, alt yapı, yol vb. gereksinimlerin karşılanması, hiç kuşkusuz hemen yakınında bulunan Arkeolojik Siti de olumsuz etkileyecektir.”

Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi, batıya doğru genişleyen şehrin içinde kalmış olan antik yerleşimin TOKİ’ye devredilmek yerine arkeolojik kalıntıların sergilenmesi için açık hava müzesi görevi görmesi gerektiğinin altını çizdi:

“Ülkemizin ilk arkeoloji bölümlerinden birini bünyesinde barındıran, köklü ve pek çok konuda öncü İstanbul Üniversitesi’nin, sahip olduğu arazide yer alan bu arkeolojik sit alanının bilimsel olduğu kadar toplumsal olarak da değerlendirilmesinde daha korumacı ve destekleyici davranması; burada yürütülen çok disiplinli bilimsel çalışmaları destekleyerek ve kent yaşamına entegre ederek bilimin toplumsallaşmasına da katkı sağlaması beklenmektedir.“

(Yeşil Gazete)

Kategori: Doğa