Spor

[Yorum] Dramatik finalin kazananı Zambiya – Alper Akyüz

0

Futbolu bütün o yetenekler, taktikler ve mücadelesi yanında asıl izlenir kılan dram faktörü, Gabon ve Ekvator Ginesi tarafından ortaklaşa düzenlenen 2012 Afrika Kupasının dün akşamki finalinde fazlasıyla ön planda yer alarak izleyenlere tarihi bir akşam yaşattı. Fildişi Sahili ile Zambiya arasında oynanan finali hangi takım alırsa alsın diğeri açısından sembolik anlamda ciddi bir kayıp olacaktı. Zambiya için hem tarihinde ilk kez bu kupayı almak, hem de 1993’te bir kişi hariç bütün bir milli takımı kaybettikleri uçak kazasının meydana geldiği yerde, Gabon’un Libreville kentinde oynanan finali kazanmak önemliydi, üstelik kurtulan tek kişi de şu anda ülkenin futbol federasyonu başkanıydı. Fildişi Sahili ise Avrupa’nın önemli kulüplerinde oynayan yıldız oyuncuların oluşturduğu bir ‘altın nesil’e sahip olsa da bu nesil Afrika Kupasına sahip olamamıştı. Drogba’lı, Toure’li, Gervinho’lu, (Trabzonspor’dan) Zokora’lı, (Orduspor’dan) Gosso’lu, (Galatasaray’dan) Eboue’li, Keita’lı kadro Mısır, Kamerun, Nijerya ve Cezayir gibi güçlü takımların finallere gelemediği turnuvada sonunda kupaya kavuşmak istiyordu ve finale kadar maç kaybetmemek bir yana, beraberlik bile almadan ve gol yemeden gelmeyi başardılar. Buna karşın sadece tek bir oyuncusu Avrupa’da, o da İsviçre’nin Young Boys’unda oynayan Zambiya’nın grup aşamasında Afrika futbolunun güçlü ekiplerinden Senegal’i, daha sonra ise Gana’yı saf dışı bırakmış olması nedeniyle herkesin aklında ciddi bir şüphe vardı, ancak aynı takım grup maçlarında Libya’yla berabere de kalmıştı. Sonuçta çok çekişmeli geçse de normal süresi ve uzatmaları golsüz berabere biten maçta penaltılarda 8-7 üstün gelen Zambiya kupaya kavuştu.

Tabii Afrika futbolundan bahsedince mücadele eden ve organize eden ülkelerin sosyal ve politik koşulları dramı artırıyordu ve maçları yayınlayan Eurosport ekibi özellikle Dağhan Irak’ın sunduğu maçlarda bu ek bilgileri de dikkatimize getirdi. Özellikle Chelsea’den hırçın hareketleriyle tanıdığımız aşırı hırslı ve antipatik Didier Drogba ülkesinin en önde gelen figürlerinden biri ve bu gücünü geçen sene yaşanan iç savaş sonrasında adil bir barışın kurulması için akil insanlar komisyonunda yer aldığı ve savaşın taraflarından olan ülkenin zengin güney bölgesinden geliyor olmasına rağmen Afrika Kupası Eleme Grubu maçlarının göçmen ağırlıklı kuzeyde düzenlenmesi için devreye girdiği bilgisi kendisine ayrı bir sempati oluşmasını sağladı. Bunun dışında özellikle ev sahiplerinden Ekvator Ginesinin bir kabile diktatörlüğü olması, 1990’larda petrol bulunması sonrasında da zenginliğin sadece bu kabile içinde paylaşılıyor olması, eski bir İspanyol sömürgesi olan ülkeye başta İngiltere olmak üzere diğer Avrupalı petrol şirketlerinin girmek için darbeler örgütlemeye çalışmaları, şu andaki başkanın amcasını devirerek ve kurşuna dizerek konumuna gelmesi ve bütün kilit pozisyonlara eş-dost-hısım-akrabasını getirmesi gibi bir yakın tarihin futbola da yansıması vardı: federasyon başkanı kendi oğluydu, futbolun getireceği prestij için Brezilyalı futbolcuların getirilerek vatandaş yapılması sonucu ağırlıkla toplama bir takım oluşturulmuştu ve bu takım gruplardan çeyrek finale çıkmayı da başardı, ama aynı başarıyı seyircileri tribüne çekmekte gösteremedi. Bütün maçların oldukça bozuk bir zeminde oynanması ve sık yağan tropik yağmurların zemin koşullarını daha da zorlaştırması da oyun içinde sürprizlere neden oldu. Afrika Kupasını izlenmeye değer kılan başka bir faktör de tribünlerin renkliliği ve şenlikliliğiydi.

Final maçına geri dönecek olursak bütün bu dramların en yoğun yaşandığı maç da bu karşılama oldu. Tribünlerde organizatör ve karşılaşan ülkelerin devlet başkanları ve eşlerinin yanı sıra düzenleyici CAF başkanı yanı sıra FIFA ve UEFA başkanları gibi dünya futbolunun yöneticileri ve Pele, Eto’o gibi ünlü futbolcular da yerlerini almıştı. Zambiya’nın oyuncuları tanınmamış olsa da daha önce Afrika’daki Angola gibi bir milli takımı başarıya ulaştıran genç, Fransız, sarışın ve beyaz gömlekli (evet, bu imaj ayrıca önemli) Herve Renard star olarak öne çıkıyordu. Fildişi Sahilinin yıldızlarının ise başarı zorunluluğu nedeniyle gerilimleri yüzlerinden okunuyordu. Son üç kupanın sahibi olsa da bu kez finallere gelemeyen Mısır’daki El Ehli-El Mısri karşılaşması sonrası yaşanan katliam anısına bütün maçlar öncesi tekrarlanan bir dakikalık saygı duruşu da başka bir trajik gerçeği hatırlattı; Mısır finallere gelebilmiş olsa lig maçları o tarihte oynanmamış olacaktı ve 74 kişi ölmeyecekti.

Maçın başlamasıyla Zambiya yüklendi ve hemen ciddi bir kaç gol şansı elde ederek heybetli futbol tanrılarına karşı ele avuca sığmaz bir takım olduğunu hatırlattı. Fildişi Sahili de karşılık verdi, ancak bu ataklardan birisinde Zambiya’nın 34 yaşındaki savunma oyuncusu Musondo daha 10. dakikada sakatlandı ve sahayı ağlayarak terk etti; belki bir daha böylesi bir maçta oynayamayacaktı.

Bütün maç boyunca karşılıklı ataklar ve gol pozisyonları gol getirmedi, bu pozisyon nasıl kaçar diye izleyenlere saç baş yoldurdu, ancak bu şekilde geçen dakikalar daha çok Fildişi Sahilinin gerilimini ve üzerlerindeki baskıyı artırdı. Daha önce iki kere finale çıkan Fillerin şampiyonluğu her ikisinde de penaltılara kalmış, 1992’de ancak 11-10 kazanmışlar, 2006’da ise kaybetmişlerdi. Üstelik 2006’da Mısır’a kaybettikleri finalde Drogba oyun içinde de bir penaltı kaçırmıştı. Tarihin tekerrürü olasılığının yarattığı gerilim Drogba’nın bu final maçında da normal süre içinde bir penaltı kaçırmasına neden olacaktı. İş penaltılara kaldığında ise tarih penaltı atışları uzayan 1992 ile kaybedilen 2006’nın bir bileşimi şeklinde tekerrür edecekti. Her penaltı sırasında Zambiya takımı hep birlikte kendi şarkılarını söyledi, tribünler büyü ve totemlerini eksik etmedi. İlk 5’er penaltı sırasında her iki takım fire vermedi. Fildişi Sahili bir penaltıyı kaçırsa da Zambiya kalecisinin çizgiyi erken terk etmesi nedeniyle tekrarlanan vuruş bu sefer gol oldu. Fildişi Sahili’nin beşinci penaltısını Drogba kullandı ve bu sefer kaçırmadı. Buna karşın Zambiya’nın 5. penaltısını kaleci Mweene’nin kullanması kararı şaşırtıcı olsa da en soğukkanlı ve temiz gol de ondan geldi ve rakibinden samimi bir tebrik aldı. Skorlar 7-7’ye gelirken Zambiya’dan Sinkala inanılmaz güzellikte bir penaltı vuruşu kullanmıştı. Fildişi Sahilinden Kolo Toure topu dışarı attığında herşey bitti sanılsa da Zambiya’nın en yetenekli oyuncusu Kalaba da kaçıracak ve Fildişine bir şans daha verecekti. Ancak yine yıldızlardan Gervinho’nun kaçırması ve bu sefer Sunzu’nun affetmemesi üzerine Zambiya tarihinde ilk kez kupaya uzandı. Bu kayıp bu sefer kendilerini zafere hazırlamış ve inandırmış Fildişi Sahilleri için çok ağırdı.

Diğer kıta kupalarından farklı olarak iki senede bir düzenlenen Afrika Kupasının bir sonraki ayağı ise hemen gelecek sene, 2013’te Güney Afrika’da. Bunun nedeni ise Dünya Kupası ve Olimpiyat senelerine denk gelmemesi için tekli senelere kaydırılıyor olması. Fildişi Sahillerinin altın nesli için artık bu gerçekten de son şans olsa gerek. Ancak bu sefer başta ev sahibi Güney Afrika olmak üzere diğer güçlü rakiplerinden bir kısmı da büyük olasılıkla orada olacak. Zambiyalı futbolcuların (ve belki teknik direktörünün) ise Avrupalı kulüplerce kapışılacağına ise kesin gözüyle bakabiliriz; bu durumun milli takımın performansını nasıl etkileyeceğini de o zaman göreceğiz. Her halukarda Türkiye basınının ilgi göstermediği, Avrupa basınının ise oldukça Avrupamerkezci bir gözle izleyip yorum ve tahminler sunduğu Afrika Kupasını yeniden izlemek büyük bir zevk olacak.

More in Spor

You may also like

Comments

Comments are closed.