Dış Köşe

Türkleştiremediklerimizden misiniz? – Ufuk Uras

0

“Türk gibi kuvvetli”, “Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri” gibi çok anlamlı laflar ortalığı kaplamışken, ağırlıklı olarak MHP’li ve CHP’li bir kitle, bazı insanların kendilerini bu kimlikle ifade etmek istememesini bir türlü anlayamıyor. Neden acaba? Kendi kimliğinin bir gerçekliği olduğunu, diğerleri ise kendisine tabi değilse, hayali olduğu inancının kendisi değil midir zaten milliyetçiliğin esası?

Sencer Divitcioğlu, tarih çalışmalarında Türk sözcüğünün, Orta Asya’daki 12 boydan oluşan federasyonun adı olduğunu yazar.

Türk “budunu”nu tarihten azade sabit bir gerçeklik olarak millet diye tanımlayan, bilimin evrensel ilkelerinden habersiz, bazı YÖK standartlı üniversite hocaları bu saçma sapan tezlerinin ne kadar “ilmi” olduğunu anlatıp duruyorlar.

Dış Türklere ya da Irak’taki soydaşlara etnik vurgu yapıldığında sorun görmeyenler, ülke özelinde Türk sözcüğüne etnisite ötesi bir anlam yükleyerek, başkalarının kendi tariflerine uymalarını adeta emrediyorlar.

12 Eylül rejimin tarifleriyle sorunu olmayan bu zevat, tarif edilmekten artık gına gelen kesimlerin sesine soluğuna kulak tıkayabiliyorlar, tabii ki “ilmi” bir şekilde.

Bu tarifleri ortak kılmayı, herkesin kendini özgürce ifade edeceği bir zeminde anlaşmayı akıllarının köşesine getirmiyor bu ırkçı faşist çevre.

Bir an için onların tariflerinin doğru olduğunu varsaysak bile, “bu tarifi kabul etmeyenlere 12 Eylül teknikleri dışında ne yanıt üretiyorsunuz?” diye sorduğum her TV kanalında, bugüne kadar tek bir yanıt alabilmiş değilim.

İki kişi arasında iletişimin bile olabilmesi için seçilen kelimelerle, onlara verilen anlam konusunda bir oydaşma gerekir. Semiyolojinin (göstergebilim) esası bu keyfiyete dayanır.

Kendi tariflerinizi biteviye tekrar edeceğinize, farklı tariflerle müzakere ve uzlaşma yoluna gidebilmeyi kabul etmek için, herhalde siyasetin oksijeni olan demokrasiden biraz nasibinizi almanız gerekiyor.

Herkes kendileri gibi olmadan, kendi tariflerine biat ettirmeden rahata ermiyor bu faşist kafa yapısı. Sütçü süt satar da, Türkçü ne satar, alıcısı var mı?

Prokrustes yatağı gibi hayat kendilerine uymayınca, hayatı kafalarındaki şablona uydurmaya çalışmak ne büyük işkence.

Bulgaristan’da Todor Jivkov, “Bulgar devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Bulgar’dır,” deyince niye hemen zıplamıştınız; sizin kimliğiniz kimlik, canınız can da, başkalarınınki patlıcan mı?

Miloseviç’in, “Sırp ulusuyla Boşnak milliyetini eşit göremezsiniz,” anlayışına insanlık niye itiraz etmişti. Yugoslavya’da Tito politikalarına değil de, Miloseviç politikalarının yaşattığı tektipleşmeye itiraz edenler, kendi ülkelerinde Miloseviç politikalarını sıkılmadan savunabiliyorlar.

İsteyen istediğini savunabilir tabii ki, ama lütfen bu rezillikleri solculuk diye takdim etmeyin;

İttihat Terakki’nin 1911 Kongresi’nde aldığı Anadolu’yu Türkleştirme politikalarını solculuk deyip, solun ahlaki, vicdani, evrensel değerlerinin ırzına geçmeyin.

Herkes her ne kadar kafatası milliyetçiliğine karşı olduğunu söylese de, taskafa milliyetçilikle arasındaki farkı açıklayamıyor.

Milliyetçilik insanın ülkesini sevmesi değil, heterojen bir coğrafyayı homojenleştirme girişiminin adıdır.

Irkçılığa, şovenizme ve milliyetçiliğe karşı tutum almadan soldan bahsetmek söz konusu olamaz.

Gelin artık başkaları adına konuşma, tahayyüller, diller ve kültürler üzerinde hapishaneler inşa etme ısrarından vazgeçelim; anayasadaki yasakçı ve negatif düzenlemeleri kaldırıp, pozitifini yasalarla çözüme kavuşturalım.

Devlet toplumu şekillendirmesin, devleti toplumun rengârenk yapısı belirlesin. Göreceksiniz ki barış ve demokrasi toplumu bölmez, tam tersine bütünleşmenin sigortasıdır.

Ahmet Kaya’ya, bir TV’de, “Ne mutlu Türküm diyene, diyebilir misiniz?” diye sorduklarında, “Ben, mutlu bir Türk değilim ki,” demişti. Bırakınız mutluluğun tarifini başkaları adına yapmak yerine, insanın kendi tarifini kendisinin yapmasının zaten en büyük mutluluk olduğunu artık idrak edelim.

 

Ufuk Uras – Özgür Gündem

Kategori: Dış Köşe

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.