Dış Köşe

Türkiye, nükleercilerin yeni deneme tahtası – Pelin Cengiz

0

Mersin’in ardından Sinop’un da ölüm fermanı geçen hafta onaylandı. Japonya tarafından Sinop’ta Türkiye’nin ikinci nükleer santralinin yapımını öngören uluslararası anlaşma, son dönemde alışkanlık hâline getirildiği üzere, sabaha karşı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

Japon Mitsubishi Heavy Industries (MHE) Itochu Corp. ve Fransız şirketi GDF Suez 2013’te yapılan bir anlaşmayla santralin yapımını 22 milyar dolar bedelle üstlenmişti. Nükleer santral 4800 MW gücünde olacak ve MHE ile Fransız Areva şirketinin imal edecekleri Atmea-1 tipi reaktörlerle çalışacak. Yasanın kabulüyle santralin yapılması için en önemli adım olan yasal zemin sağlandı.

Japon nükleer endüstrisi, Fukushima nükleer felaketinden sonra riskli ve denenmemiş projeleri gelişmekte olan ülkelere ithal ederek piyasadaki yerini koruma gayretinde. Türkiye, Akkuyu’da olduğu gibi hiçbir ülkede onay almamış yüksek riskli bir teknolojiye ev sahipliği yapacak. Gerek Rusların Mersin’de yapacağı VVER-1200 model reaktör, gerekse Japonların Sinop’a yapacağı Atmea-1 model reaktör dünyada denenmedi, hiçbir yerde kullanılmadı, ilk defa Türkiye’de denenecek.

Greenpeace’in daha önce yaptığı açıklamaya göre, 2012’de Atmea-1 reaktörünün ana güvenlik özellikleri onaylandı ancak, Fransa Nükleer Güvenlik Otoritesi daha sonra bu onaylamanın sadece pratik açıdan güvenilir olduğunu ve geniş kapsamlı teknik inceleme barındırmadığını kaydetti. Bugüne dek hiçbir ülkede bu reaktörün kabul görmemiş olmasının nedeni de bu.

Atmea-1, sadece ticari kaygılar sebebiyle nükleer güvenlik kültürü olmayan, gelişmekte olan ülkelere satılmak amacıyla piyasaya sürülmeye çalışılıyor. Fransa ya da Japonya’da inşa edilmesi planı yok. Nükleer enerjinin hâlihazırda taşıdığı büyük risklere bir de yapılacak reaktörün hiç denenmemiş olması eklenince, risk katlanıyor.

Yeni nesil olarak ifade edilen reaktörlerin teknolojik ilerlemeden ziyade, güvenlik açısından yapılan eklemelerle tanımlandığını belirtmek lazım. Yani, yeni nesil denen nükleer santraller, 50-60 yıl önceki nükleer santrallerden temel olarak çok farklı değil.

Gelelim, Sinop’a nükleer santral yapacak şirketlerin siciline… ABD’nin California eyaletindeki San Onofrenükleer enerji santrali 2012’de kapatıldı, geçen yıl bir daha çalıştırılmamak üzere devre dışına alındı. Sebebi, yaşanan radyasyon sızıntısının radyoaktif su taşıyan buhar jeneratör tüplerine büyük zarar verdiğinin ortaya çıkması ve sonrasında devre dışına alınan santraldeki yenileme çalışmasının güvenilir sonuç vermemesi. Kapatma kararının nedeni Mitsubishi Heavy Industries’in yaptığı kısımlardaki ciddi başarısızlık.

2009-2011 arasındaki restorasyon çabaları sırasında santralin türbin ve borularının tamiri için 600 milyon dolardan fazla para harcanmış. San Onofre’nin söküm işlemleri 20 yıl sürecek ve toplam 4,4 milyar dolara mal olacak. Itochu ise santral yapan ya da inşa eden bir firma değil. Japonya’daki nükleer enerji ticareti yapan en büyük üçüncü firma.

Fransız Areva ise 2005’te Finlandiya’da bir nükleer santral inşaatına başladı, 2009’da inşaatın bitmesi gerekiyordu. Finlandiya’nın nükleer düzenleyici kurumu STUK, güvenlik açıklarının bir türlü giderilememesi nedeniyle santralin faaliyete geçmesine izin vermedi. Açılışı defalarca ertelenen santralin maliyeti 3,2 milyar eurodan 8,5 milyar euroya kadar yükseldi. Rus gazına bağımlılığı azaltma iddiasıyla 2005’te inşasına başlanan Olkiluoto reaktörü Finlandiya’nın başına bela oldu. Gecikmeden dolayı Finlandiya tahkime gitti, şu anda Areva ile mahkemelik.

Hem ABD’de hem de Finlandiya’da milyarlarca dolar yatırılan santrallerde olan bitenin Sinop’ta yaşanıp yaşanmayacağının garantisini kim verecek? Türkiye’yi nükleer santral mezarlığına çevirmeye, ülke kaynaklarını sonu belli olmayan projelerde heba etmeye kimin hakkı var? Her şeyden önemlisi Türkiye, pazar bulamayan nükleer endüstrisinin deneme tahtası mı?

Bu yazı taraf.com.tr/ den alınmıştır

21.pelin-cengiz

 

 

Pelin Cengiz

[email protected]

Kategori: Dış Köşe

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.